11 Aralık 2016 Pazar
  • Diyarbakır6 °C
  • İstanbul12 °C
  • Ankara8 °C
  • Antalya19 °C
  • İzmir13 °C
  • IMKB
    0.00
    %
  • Altın
    129,876
    %0.20
  • Dolar
    3,4745
    %0.90
  • Euro
    3,6641
    %0.14

'Nasılsa yok olup gideceğim bari küpümü doldunayım'

Nasılsa yok olup gideceğim bari küpümü doldunayım

09 Ağustos 2008 18:42

Sivri dili eleştirileri ve biraz da sempatik tavırlarıyla ekranda olmayı başaran Çağlayan, televizyon seyretmeyi, "dünyanın en boş işi" olarak tanımlıyor.

Sevinç Özaslan'ın röportajı

İlk yarışmayla kazandığı ününü hâlâ devam ettiren Çağlayan, bir gün bu değirmenin suyunun kesileceğinin farkında:

"Herkes gibi ben de yok olup gideceğim. Akarken küpümü neden doldurmayayım?"

Şu anda televizyon ekranlarında beş farklı yarışma var. Zamanla reytingleri azalacak diye beklenirken, yarışmalara ilgi her geçen gün biraz daha artıyor. Sadece gençler değil, anne-babalar da umutlarını artık bunlara bağladı. Güzel şarkı söyleyen, iyi dans eden çocuklarını sevinç gözyaşlarıyla izliyorlar. Pop star yarışmalarından bugüne kadar birçok yarışmacı ve jüri üyesi geldi geçti. Ama bu yarışmalar en çok Armağan Çağlayan’ın işine yaradı. Herkes gitti, bir tek o kaldı! İlk yarışmayla kazandığı ününü hâlâ devam ettiriyor. Kışın pop, yazın da roman havasında izleyicinin karşısına çıktı, çıkmaya devam edecek. Ancak bir gün bu değirmenin suyunun kesileceğinin farkında; “Herkes gibi ben de yok olup gideceğim. Akarken küpümü neden doldurmayayım?” diyor. Pop stardan önce de reytingi yüksek birçok programa imza atan, sivri dili, ukala tavırları, eleştirileri ve sempatisiyle izleyicileri ekrana toplamayı başaran Armağan Çağlayan’ın televizyon eğlencesi konusundaki fikri çok ilginç: “Televizyon seyretmek bence dünyanın en boş işi.”

Star yarışmalarının nabzı yaz sezonunda bile yüksek. Ne olacak bu işlerin sonu?

Seyircinin ilgisi azalmadığı sürece bunlar böyle devam eder. Tıpkı diziler gibi. Seyirci talep ettiği sürece olacak. Çünkü seyircinin dedikodu duygusuna hitap ediyor. Konuşacak başka bir şeyimiz yok ki. Kültür seviyesi düşük çocuklar yetişiyor.

Seyirciler mi talep ediyor, yoksa yapımcılar mı doymadı?

Seyirciler doymadı. Televizyonda seyredilmeyen hiçbir şey yapılmaz. İzleyicinin ilgisi azalınca, kanal da artık ben bu işi yapmam diyecek. Ama şunun da etkisi var; televizyonlarda artık yeni bir şey çıkmıyor. Sadece Türkiye’de değil, dünyada durum böyle. Dünyada da televizyonculuk tıkandı. Biz de zaten televizyona yatırım yapılmaz.

Bu kadar çok star yarışmasına ihtiyaç var mı?

Televizyon seyretmek bir ihtiyaç mı? Bence dünyanın en boş işi. İnsan ihtiyaç duyduğu için eğlenmez mi? Evet ama şöyle eğlenir. Bir hafta çok yorulursunuz. Cuma ya da cumartesi gecesi, iki saat dışarı çıkarsınız. Her gece mi insan bir kutuya bakar! 7 saat, 5 saat… Ama bütün bunların kökeninde eğitim sorunu var. İnsanlar kendi başlarına yapacak bir şey bulamıyor. Açıp kitap okumayı bilmiyor, tek başına yapacağı bir hobisi yok, canı sıkılıyor.

Peki siz sıkılmadınız mı?

Herkes gitti, bir ben kaldım değil mi… Sıkılmadım diyemem. Herkes yaptığı işten sıkılıyor. Ama para kazanmak zorundayım. Bizim yaptığımız meslek gelip geçici bir şey. Popüler kültür insanı yiyip bitiriyor. Benden önce kimler vardı, popüler kültürün içinde yok olup gitti, ben de yok olup gideceğim. E şimdi akarken küpümü neden doldurmayayım!

Yok olup gitmek sizi üzmeyecek mi?

Hayır. Ben sanatçı değilim ki! Bir sanatçı için bu çok kötü bir şey olabilir. Bir sanat eseri verirsiniz, yıllar sonra hatırlanmazsınız, o kötü bir şey. Benim işim suya yazı yazmak. Başka bir su gelir, akar gider o yazı. Popüler kültürün içindeki herkes bunu kabul etmeli. Hiçbirimiz ilelebet yaşayamayız.

Jüri tartışmalarının reyting için bilerek hazırlanan sahneler olduğu söyleniyor... Bunlara inanalım mı?

Bir kere hiçbir şey oraya planlanarak çıkılmıyor. Planlamak için yarışmacıyı da içine katmak zorundasınız. Eğer bir senaryo olsaydı, elenen yarışmacılar konuşabilirdi. Hiçbiri bir şey dedi mi bugüne kadar? Oraya her jüri kendi kişiliğiyle oturuyor. Görev dağılımı söz konusu değil.

Ama ateş olmayan yerden duman çıkmaz ki…

Türk halkı giderek daha septik oldu. Hiçbir şeye inanmıyor. En garip tarafı da o. Televizyonda gördüğü hiçbir şeye inanmıyor, ama televizyon seyretmeye devam ediyor. Nedense çok güvensiz ve şüpheci olduk. Bu kadar septik ya da şüpheci olmamızı gerektirecek bir şey yok.

Siz bir proje olarak mı düşünüldünüz?

Bütün dünyada jüri üyeleri üç kişiydi. Ben de televizyoncu gözü iyi bir fikir olabilir diye düşündüm. Yapımcımızın aklına çok yattı, ‘o zaman sen otur’ dedi. Neyi planlayayım ki...

Neden oyun yapalım dediniz ya, reyting önemli değil mi?

Reyting önemli bir kıstas ama neyin reyting aldığı konusunda hiç kimse bir şey bilmiyor. Bunu bilen şimdiye kadar trilyoner olurdu zaten. Sadece bir duygu var; bu tutar diyorsunuz; bazen tutuyor bazen tutmuyor.

Tartışmalar bayağı tutturuyor işte…

Eskiden tutturuyordu. Artık o kadar önemli olmadığını düşünüyorum. Artık Türk halkını o kadar sert şeyler seyretmekten haz etmediğini düşünüyorum. Romantik diziler daha çok seyredilmeye başlandı ya da komplo teorileri üzerine yapılan şeyler izleniyor.

Popstar mağdurları diye bir dernek kuruldu kısa bir süre önce. Ne hissettiniz?

Hakikaten o çocukların kafalarının biraz kıt olduğunu düşünüyorum. Eğer böyle bir dernek kurulacaksa, bu derneğe üye olma hakkı ilk yarışmacılarındır. Çünkü başlarına ne geleceğini bilmiyorlardı. Firdevsler, Abidinler, Bayhanlar… Çocukların dünyası, hayatı değişti… Ama sonrakiler kendileri geldiler bile bile. Ünlü olmak için. Ben demedim ki gelin diye.

Neden mağdur olduklarını düşünüyorlar?

Televizyona çıkıyorsunuz iyikötü bir ün kazanıyorsunuz. Bir süre sonra yaşam seviyeniz biraz yükseliyor. Sonra para kazanamıyorsunuz, tekrar kendi çöplüğünüze dönmek zorunda kalıyorsunuz. İnsanda bunu kaldıracak alt yapı yoksa kötü bir travma bence. Ünlüünsüz, yarı ünlüyarı ünsüz karmakarışık bir ruh hali. Şöyle mağdur olacaklarını düşünüyorlar; ünlü olacaktık olamadık. E ben sana ünlü olup, cebine para koymayı vaat etmedim.

Zaman zaman ‘gençlerin hayalleriyle oynuyoruz’ hissine kapılıyor musunuz?

Herkes kendisinden sorumludur. Bir tek ilk yarışmacılara karşı bir sorumluluk ve suçluluk hissettim. Ondan sonrası hiç umurum değil. O zaman onlarla beraber benim de hayatım değişti. Rüyamda Bayhan şarkı söylüyor, ben kanter içinde uyanıyordum. O zaman 38 yaşındaydım. Zor kaldırdım şöhreti, onlar daha çok zorlanmıştır.

Şimdi şöhretinizle aranız nasıl?

Şimdiki aklım olsa asla yapmazdım. Artık çok geç. Çocuklar da bu durumda kalıyor. Sokağa çıkamıyorsunuz, pazara, gidemiyorsunuz, alışveriş yapamıyorsunuz. E o zaman bana para kazandırmayan şöhreti ne yapayım. Şimdi şöhretsem eğer para kazanacağım. İleride daha iyi bir hayat kuracağım kendime. Meğerse kalabalıklarına arasına karışmak dünyanın en büyük lüksüymüş.

Negatif özellikleriyle ön plana çıkan ve şöhret olan birisiniz. Sivri dilli, eleştiren, ukala, üst perdeden konuşan… Şöhret olma yolunda aslında bunlar eksi şeylerdir. Oysa sizin çok işinize yaradı…

Bu doğru ama şimdi yine ukalalık yapayım. Onun altı boş olmadığı için devam etti.

Sürekli eleştirmek enerjinizi tüketmiyor mu?

Eğer ben onlara gördüklerimi söylemezsem daha büyük bir kötülük yapmış olurum. İyileri de söylüyorum. Ben normal hayatta da bardağın hep boş tarafını görürüm.

Bu sizin insanlarla ve işinizle ilişkinizi zorlaştırmıyor mu?

Hayır. Çünkü benim çevremde olanlar beni tanıyor zaten. Zaten çevremde çok insan da yoktur. Çok konuşmayı sevmem.

“Bir süre sonra galiba hep beraber, bütün değer yargılarımızı kaybedip, popüler kültürün esiri olarak hayatımıza devam edeceğiz. Öyle görünüyor.” demişsiniz bir röportajınızda. Bu sürecin içinde olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Benle beraber, herkes o sürecin içinde. Herkes değer yargılarını kaybetti, kaybetmeye devam ediyoruz. Daha da eskiyi arıyoruz. Daha materyalist, daha maddeci, daha paraya dayalı bir sistemde yaşamaya başladık. Artık herkes işim var diyor. Bu da önemli bir değer yargısını kaybetmek değil midir? Ben artık annemi, babamı görmeye daha az gidiyorum. Yaşadığımız sitelerde kimse aşure yapmıyor. Eskiden bize ayıp gelen şey, artık ayıp gelmiyor.

Okunma Sayısı : 704

PUAN DURUMU

1.Medipol Başakşehir1495032
2.Beşiktaş1495032
Detaylı Puan Tablosu>>
LİNKLER
Güvenli bir şekilde paykasa satın alın!
Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya
<-- end Facebook video code--> <--end kaynak-->
Yukarı Çık