1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Molozlar için suç duyurusu
Molozlar için suç duyurusu

Molozlar için suç duyurusu

Binlerce yıllık tarihi yapıların bulunduğu Sur’da çatışmalar nedeniyle yakılıp yıkılan kilise, cami, han, hamam ile yüzlerce ev ve iş yerinden geriye kalan molozlar, Dicle Nehri'nin kenarında bulunan Dicle Üniversitesi'ne ait boş araziye gelişi güzel dökülüyor.

A+A-

Diyarbakır’ın 98 günden bu yana sokağa çıkma yasağı süren tarihi Sur ilçesinden çıkan molozlarda deliller olduğunu ve bu delillerin de nehre dökülerek yok edilmek istendiğini belirten, yakınlarını kaybedenlerin aileleri, suç duyurusunda bulundu.

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde 98 gündür devam eden sokağa çıkma yasağı, kalkmak bilmiyor. Sur’dan son günlerde kamyonlarla molozlar taşınıp; Dicle Nehri’ne dökülüyor. Bu molozlar ise Sur’daki çatışmalarla yaşamını yitiren ve halen de cenazeleri alınamayan aileleri tedirgin etti ve harekete geçirdi.

Sur’daki çatışmalarda öldürülen ve cenazeleri halen de teslim edilemeyen ya da alınamayan kişilerin yakınları, dün bu duruma dikkat çekmek ve ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunmak üzere Sümerpark Resepsiyon Salonu’nda toplandı. Ailelere İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Raci bilici de destek verdi.

Aileler adına yapılan açıklama öncesinde konuşan Bilici, Cizre'de devletin büyük bir vahşet uyguladığını ve insanlığa karşı suç işlendiğini söyledi. Cizre'de yaptıkları incelemelerde günlerce delilerin karartılmak istenmesine rağmen hala birçok yerde insanlara ait parçalar bulunduğunu ifade eden Bilici, böyle bir durumla Sur'da da karşı karşıya kaldıklarını kaydetti.

Bölge kentlerinde çok kirli bir savaş yürütüldüğünü söyleyen Bilici "Sur'da imha edilmiş insan bedenleri, yıkılmış binalar, tarihi yapıların molozları Dicle Üniversitesi'nin arazisine dökülüyor. Orada insanların cenazeleri var. Deliler Cizre'de olduğu gibi yok edilmek isteniyor" dedi.

Sur'daki bu duruma karşı suç duyurusunda bulunacaklarını ve bu vahşete sessiz kalamayacaklarını söyleyen Bilici, yapılan bu uygulama bir insan hakkı ihlalli olduğunu ifade etti.

Deliller Dicle Nehri'nin kenarına dökülüyor

Ardından aileler adına Rozerin Çukur'un yakını Abdurrahman Karakoç, hazırlanan basın metnini okudu. Silopi, Cizre gibi Sur'da yakılıp yıkılarak harabeye dönüştürüldüğünü dile getiren Karakoç, ilçede çocuk yaşta evlatlarını katlettiklerini ve cansız bedenlerini yıkıntılar arasında bıraktıklarını söyledi. Karakoç, "Son günlerde yakıp yıkılarak harabeye dönüştürdükleri kentimizin son kalıntılarını birçok katliama tanıklık etmiş Dicle Nehri kıyısına gömerek imha etmektedir" dedi.

Cenazelerimize ulaşmadığımız için endişeliyiz

Karakoç, "90'lı yıllarda insanlarımızı faili meçhul adı altında öldürülerek bedenlerini nehir kenarlarına asit kuyularına, toplu mezarlara atan aynı zihniyet günümüzde de yöntem değişerek Cizre'de içinde ceset tespit edilen yerleşim yeri hafriyatını Dicle Nehri'ne döktükleri gibi, abluka altındaki Sur'da bulunan çocuklarımızın cansız bedenlerine ulaşamadığımız için endişe içindeyiz" dedi. Karakoç, adli makamlara Sur'dan molozların taşınmasına bir an önce dur demesi için çağrıda bulundu. Aileler yaptıkları açıklamanın ardından Diyarbakır Adliyesi'ne giderek, suç duyurusunda bulundu.

Neler oluyor?

Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde 96 gününü geride bırakan sokağa çıkma yasakları ile birlikte devam eden çatışmalar, binlerce yıllık tarihi yapıların bulunduğu ilçede yıkılmasına neden oldu. Çatışmalar nedeniyle yakılıp yıkılan kilise, cami, han, hamam ile yüzlerce ev ve iş yerinden geriye kalan molozlar Devlet Su İşleri ve Karayolları Bölge Müdürlüğü'ne ait kamyonlar ile Dicle Nehri’nin kenarında bulunan Dicle Üniversitesi'ne ait boş araziye gelişi güzel dökülüyor.

Kuran'dan kitaba her şey var

Moloz olarak taşınanlar arasında bin bir türlü eşya bulunuyor. Loğ taşı, kaşık, seccade, parçalanmış ev telefonu, yastık, yorgan, terlik, ayakkabı, sıvı yağ, elbise, battaniye, halı, okul kitapları ve daha birçok eşya bulunuyor. Molozlar arasında parçalanmış ve yaprakları savrulan Kuran-ı Kerim ise adeta yaşanan şiddeti gözler önüne seriyor. Sur'da evleri yakılıp, yakılan yurttaşların hatıraları, yazıları, anıları da molozlar arasında bulunuyor. Etrafa saçılmış fotoğraflar arasında bir düğün fotoğrafı, aile fotoğrafı, çok eski bir fotoğraf karesinde bir anne ve çocuklarının fotoğrafı bulunuyor. Getirilen hafriyatın görünmemesi ve fazla dikkat çekmemesi için iş makineleriyle etrafa dağıtılıp ardından silindir ile üzerinden geçiliyor.

 

(Mahmut Oral)

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler