1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Mide kanseri teşhisinde altın yöntem
Mide kanseri teşhisinde altın yöntem

Mide kanseri teşhisinde altın yöntem

Mideye uygulanan gastroskopi işlemi, birçok mide rahatsızlığının ve mide kanserinin teşhisinde tıp dünyası tarafından altın yöntem olarak kullanılıyor.

A+A-
Ucunda ışıklı bir kamera bulunan gastroskop cihazı ile yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağını görüntüleyen gastroskopi işlemi, gastrit, ülser, reflü gibi birçok mide rahatsızlığının ve mide kanserinin erken teşhisinde altın yöntem olarak biliniyor.
 
Mide rahatsızlığı yaşayan hastaları gastroskopi işleminden korkmamaları konusunda uyaran Avrasya Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Coşkun Görmüş, “Ülkemizde devlet ve özel olmak üzere her hastane tarafından gastroskopi işlemleri çok yaygın bir şekilde uygulanabilmekte. Kanser yönündeki tanıyı koyabilmemiz için elimizdeki altın standart yöntem budur. Eğer hekim tarafından önerilmiş ise hastaların bunu korkmadan, çekinmeden ve zaman kaybetmeden yaptırması gerekir” dedi.
 
GASTROSKOPİ NASIL UYGULANIYOR?
 
Gastroskopi işleminin yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağını görüntüleme işlemi olduğunu söyleyen Op. Dr. Görmüş, işlemi şu sözlerle anlattı:
 
“Bize başvuran hastalarımız genellikle midede uzun zamandan beri ekşime, yanma, yemek yedikten sonra hazımsızlık, yemek yedikten sonra mideden gelen ekşi su şeklinde tarif edilen reflüden yakınıyorlar. Bu şikayetlerle başvuran hastalarımıza gastroskopi işlemini öneriyoruz.
 
Gastroskopi adını verdiğimiz işlem kamera sistemi yardımıyla yemek borusundan başlayarak mide ve on iki parmak bağırsağının görüntülenmesi işlemidir. Bunu yaptığımız kamera sistemi bizim net bir şekilde bu saydığımız üç boşluğun yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağının içerisinde oluşabilecek lezyonların ayrıntılı bir şekilde görünmesine, müdahale edilmesine ve tanısının konulmasına, aynı zamanda gerekli biyopsilerin alınmasında bize imkan sağlamaktadır.”
 
Gastroskopi işleminin yarı steril bir odada gerçekleştiğini belirten Op. Dr. Coşkun Görmüş, “İşlemi yarı steril bir odada uyguluyoruz. Bu alanda hastalara uyguladığımız işlemde hastalara yarı bayıltma uyguluyoruz ve böylelikle hastanın yapılan işleme karşı tepkisiz hale getirilmesini sağlamış oluyoruz. Bu anestezi ile hastalarımız rahat bir şekilde endoskopilerini olabiliyorlar. Dolayısıyla korkulacak bir işlem değil. Herkesin gönül rahatlığı ile yaptırabileceği, alınan bu yarı narkoz ile olayı daha sonra hatırlamayacağı bir işlem” ifadelerini kullandı.
 
GASTROSKOPİ SONRASI TEŞHİS EDİLEN HASTALIKLAR
 
Gastroskopi sonrası ülser, reflü ve kansere kadar birçok hastalığın teşhis edilebildiğini ifade eden Op. Dr. Görmüş, “Uygulanan işlem ile yemek borusu içerisinde olabilen herhangi bir lezyonu tespit edebiliyoruz. Yemek borusu ile midenin birleşim yeri olan alanda genellikle reflüye sebep olan bir kapak fonksiyonu yapan bir kas tabakası vardır. Bu kas tabakasında oluşabilen gevşeklikler nedeniyle bu reflüler veya mide fıtıklarını görebilme şansımız olabiliyor.
 
Gastrit, ülser, mide kanseri gibi birçok rahatsızlığı teşhis ediyoruz. Reflü, eğer mide ile on iki parmak bağırsağı arasındaki kas tabakasının gevşemesi sonucu oluşmuşsa ona yönelik bir takım ilaçlar öneriyoruz. Hastanın sosyal yaşantısını, beslenme durumlarını değiştiriyoruz. Ama reflü, oluşmuş bir mide fıtığına bağlı ise onun tedavisi cerrahi oluyor. Sadece ilaç tedavisi yetmiyor. On iki parmak bağırsağında oluşan ülseri de görebiliyoruz. İşlem sırasında biyopsi alıp onları patolojik tanıya gönderme imkânımız da var.
 
Biyopsiyi gördüğümüz şüpheli lezyonlarda midenin herhangi bir yerinde, yemek borusunda ya da on iki parmak bağırsağında gördüğümüz şüpheli lezyonların patolojik tanısını koymak ve sonrasında hastaya uygulanacak tedaviyi belirleyebilmek adına yaptığımız bir işlemdir. Sonucuna göre de hastaya midesindeki rahatsızlığa göre bir tedavi ya da mide kanseri açısından şüpheli bir durum görüyorsak ona göre cerrahi bir uygulama yapıyoruz” dedi.
Bu haber toplam 6692 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT