1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Mehmet Salih Erpolat, Çermik'te konferans verdi
Mehmet Salih Erpolat, Çermik'te konferans verdi

Mehmet Salih Erpolat, Çermik'te konferans verdi

Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Yrd. Doç.Dr. Mehmet Salih Erpolat, Çermik Kaymakamlığı çok amaçlı salonunda “Osmanlıda Sancaklar ve Çermik Sancağı” konulu bir konferans verdi.

A+A-

Kalkınma Bakanlığının katkıları ve Diyarbakır Valiliğinin koordinatörlüğü ile Sosyal Destek Programı (SODES) kapsamında Çermik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Okuyoruz, Geziyoruz, Öğreniyoruz”  projesi doğrultusunda yaklaşık iki haftadan beridir birçok Bilge Çermik’e gelerek çeşitli konularda konferanslar verdi.  

Bu proje çerçevesinde, D.Ü. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Mehmet Salih Erpolat da Çermik’e gelerek, “Osmanlıda Sancaklar ve Çermik Sancağı”  konulu bir konferans verdi. Konferansa; Çermik İlçe Kaymakamı Remzi Demir, Belediye Başkan Vekili Hamdullah Işık, İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Bozdoğan ile çok sayıda Öğretmen ve Öğrenciler katıldı.  

Yrd. Doç.Dr. Mehmet Salih Erpolat, Osmanlı Devletinde Dört çeşit sancak yönetim şekli bulunduğunu, bunların; Klasik Sancak Yönetimi, Ayan Sancak Yönetimi, Hükümet Sancak Yönetimi ve Yurtluk Ocaklık Sancak Yönetimi olduğunu belirerek. Sancaklar ile ilgili şu açıklamalarda bulundu;  

“Osmanlıda Klasik Sancak beyleri İstanbul’dan Divan-ı Hümayun tarafından yani bugünkü bakanlar kuruluna benzer birim tarafından atanırdı. Klasik Sancak Beyliği günümüzdeki Vali veya Kaymakam statüsündeydi. Bu Sancak Beylerinin görev süreleri 3 yılı aşmazdı. Bunun nedeni ise devletin ve toplumun huzuru için Beylerin halk ile fazla içli dışlı olmamaları içindi.

Ayan Sancak Beyliği;  Yerli nüfuz sahiplerine, kendi bölgelerinde idare yetkisi verilerek memleket idaresinde emniyeti sağlamaktı. Hükümet Sancak Beyliği; Osmanlı Devleti'nin siyasi yönden hareketli olan hudut bölgelerinde bulunmaktaydı. Bunun en önemli sebebi, bu bölgelerdeki yerli beylerin nüfuzundan faydalanmak ve merkezi otoriteyi bir ölçüde bu beyler vasıtasıyla korumak ve tesis etmekti.

Yurtluk-Ocaklık Sancaklar ise; Osmanlının yüksek hâkimiyetini tanıyanlara ve zaman zaman devlete yardım edenlere ödül olarak verilen yönetim şeklidir. Çermik Sancağının ilk Beyi Şah Ali Paşa’dır. Şah Ali Paşa, Çaldıran Savaşında Gönüllü olarak Osmanlıya yardım ettiği için kendisine Çermik Sancağı Beyliği ödül olarak verilmiştir. Yurtluk Ocaklık Sancak yönetiminde, Sancak Beyi hayatta olduğu sürece Beylik kendisinde kalırdı. Vefatından sonra Çocuğuna veya ailesinden birine geçerdi. Ancak Sancak Beyi devlete karşı bir suç işlediği durumda, gerekli cezai müeyyideye çarptırılır fakat Beylik yine oğluna, kardeşine veya yeğenine geçerdi” 

Yrd.Doç.Dr. Erpolat, Osmanlı döneminde, Çermik’e bağlı 55 Köy olduğunu, bunlardan bazılarının gayrimüslimlere ait olduğunu ifade ederek şöyle devam etti; “Osmanlıda Irk ayırımı yapılmazdı. Şu Türk’tür, şu Kürt’tür, Boşnak’tır, Arap’tır v.s. ayırımcılık yapılmazdı. Sadece dini taksimat yapılırdı. Müslim-Gayrimüslim... Çermik merkezinde bile 16.yy da mahalle ismi yoktur. Müslümanlara ait ve Gayrimüslimlere ait yerler diye iki kısma ayrılırdı. Müslüman olmayanlar ister Hristiyan ister Yahudi ister başka dinden veya ateist olsun; bunların hepsine gayrimüslim denilirdi. Bir Rum, şayet Müslüman olmuşsa Ona da Müslüman denilirdi.”  

Mehmet Salih Erpolat, Osmanlı döneminde Çermik’e bağlı iki köyde Peygamberimizin soyundan gelen Seyitlerin yaşadığını belirtti. Bu köylerin biri “Seyyid Cafer”  diğeri Signag Köyleri olduklarını, Seyyid Cafer’in bugünkü Şeyhler Köyü olduğunu Signag’ında şimdiki Sinek Köyü olduğunu açıkladı.  

Osmanlı döneminde, Seyitlere büyük saygı gösterildiğini ifade eden Doç.Dr. Erpolat sözlerini şöyle sürdürdü;  
“Ehlibeyt”ten yani Hz. Muhammedin soyundan gelen Seyitler, askerlikten ve vergiden muaf tutulurlardı. Ayrıca bunlar Savaşlara çağrılmazdı. Bunun sebebi ise Peygamberimizin soyunun devam etmesi düşüncesinden kaynaklanmaktaydı. Ancak savaşa katılmaya çok gönüllü olanlar kendi arzusuyla katılabilirlerdi.” 

Osmanlı devletinde kırsal köy kesiminde tarım arazilerini hiç bir mazeret bildirmeden 3 yıl üst üste ekim yapmaksızın boş bırakan çiftçilerden  “Çift Bozan” vergisi alındığını belirten Yrd. Doç.Dr. Erpolat, Osmanlının üretime büyük önem verdiğini bu nedenle, üretimi terk edip başka memleketlere giden şahısların 15 yıla kadar yakalandığı yerden tekrar eski yerlerine gönderildiğini ve bu şahıslardan “Çift Bozan” adı altında bir vergi alındığını ifade etti.  
 

HABERE YORUM KAT