1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Mazlum Der’den çağrı: “Çatışma değil müzakere”
Mazlum Der’den çağrı: “Çatışma değil müzakere”

Mazlum Der’den çağrı: “Çatışma değil müzakere”

Mazlum Der Diyarbakır Şubesi, yazçılı bir açıklama yaparak, son dönemde giderek daha fazla can alan çatışmaların durmasını istedi.

A+A-

Açıklamada “Yeniden; çatışma değil müzakere, savaş değil barış” çağrısı yapıldı.


Mazlum Der Diyarbakır Şubesi’nden yapılan yazılı açıklamada, Diyarbakır’da merkez Sur ilçesinde devam eden sokağa çıkma yasağına, 11 Aralık 2015 tarihinde verilen 16 saatlik ara dışında 2 Aralık’tan bu yana kesintisiz olarak devam edildiğine dikkat çekildi.


Çatışmalı sürecin başladığı Suruç katliamından bugüne kadar yüzlerce sivil, bir o kadar örgüt üyesi ve yüzlerce güvenlik görevlisinin yaşamını yitirdiği vurgulayan açıklamada “Çok daha fazlası yaralanmış ve operasyon, çatışma ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle yüz binlerce insanın hayatı asgari yaşam koşullarının altına inmiş, insanlar kendi yurtlarında göçmen, muhacir konuma düşmüşlerdir.

 

Kürtlerin hak sorununun çözümü noktasında devlet tarafından on yıllardır denenen güvenlikçi politikalardan sonuç alınamadığı ve güvenlik eksenli politikaların toplumdaki kutuplaştırmayı artırmak, sorunu derinleştirmekten başka bir netice vermediği çok büyük acılarla pratize edilmesine rağmen içinde bulunduğumuz zamanda halen aynı tarz yaklaşımla sonuç alınmaya çalışılmaktadır.  Bunun yanında hak arama yöntemi olarak silahlı şiddet yolu her zaman mağduriyet doğurmaktadır bu nedenle silahlı şiddet bir hak arama yöntemi olmaktan çıkarılmalı ve sivil siyaset alabildiğine zorlanmalıdır”


Dernek olarak,  çatışmalı ortamın sebep olacağı sonuçlar ile ilgili olarak her fırsatta tarafları uyarmaya, sorunun diyalog ve müzakere ile çözümünün halen mümkün olduğunu ifade etmeye çalıştıkları belirtilen açıklamada, şöyle devam edildi:


“Zira çatışmalı ortam sadece çatışan tarafları değil taraf olmak istemediği halde çatışmanın yaşandığı yerde bunun bir parçası olan insanların gündelik hayatlarını idame ettirememelerine, can ve mal güvenliklerinin ortadan kalkmasına neden olmaktadır.

 

Nitekim Diyarbakır Sur’da çatışmanın devam ettiği 6 Ocak 2016 tarihinde, İsmetpaşa İlköğretim Okulu öğretmeni Mevlüde KETANİ, Yenişehir'deki apartmanın 6. katında, başına isabet eden mermiyle ağır yaralanmıştır.

 

Önceki tarihlerde ise Dicle Üniversitesi yerleşkesinde bulunan öğrenci yurdu ile çeşitli fakülte binalarına kurşunların isabet etmiş olması karşısında çatışmaların sadece yaşandığı yerde değil çok daha geniş bir çevrede en temel hak olan yaşam hakkını nasıl ipotek altına aldığı görülmektedir. Hiç şüphesiz vatandaşlarının can ve mal başta olmak üzere tüm haklarını korumak devletin asli yükümlülüklerindendir. Meydana gelen çatışmalı ortam ve çatışmalı ortamın dışına taşan eylemlerde zarar görenlerin sorumluluğu da devlettedir”


İlan edilen sokağa çıkma yasağı kapsamında, Sur ilçe sakinlerinin yapılan operasyonlarda ve çatışmalarda kullanılan ağır silahlar, tank ve helikopter destekli müdahaleler nedeniyle gündelik yaşamlarının kabusa döndüğüne dikkat çekilen açıklamada şöyle devam edildi:


“Sur ilçesi sakinlerinin yanında gün boyunca şehir geneline yayılan çatışma, top ve patlama sesleri nedeniyle bütün şehir halkı ciddi bir korku ve endişe içinde yaşamaktadır. Öte yandan savaşın, çatışmanın dahi bir hukukunun olduğu ancak taraflarca çoğu zaman kendilerini bağlı saydıkları hukukun ihlal edilmesi bir yana çatışma hukukunun dahi ihlal edildiği görülmektedir. Nitekim YDGH mensubu olduğu belirtilen, çatışmalarda yaşamını yitiren Mesut SEvitek, Ramazan Öğün ve İsa Oran’ın cenazeleri 18 gündür ailelerine teslim edilmemektedir.

 

Cenazelerin resimlerinin emniyet mensuplarına ait olduğu iddia edilen sosyal medya hesaplarından servis edildiğinin ve cenazelerin emniyetçe güvenliğin alındığı bir mevkide olduğunu öne sürülmesi karşısında teslim edilmemesi bir zulümdür. Cenazelerin teslimi hususunda tarafımızdan ve diğer bazı sivil toplum örgütleri tarafından gerçekleştirilen girişimlerden henüz bir sonuç alınamamıştır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki ölüm ideolojiyi sıfırlayandır. Bu nedenle hangi harekete, dine veya ideolojiye mensup olursa olsun kişinin, öldüğü zaman insani bir şekilde cenazesinin defni için gerekli her türlü kolaylığı sağlamak herkesimin yükümlülüğüdür”


Mazlum Der olarak taraflara çağrı yapılan açıklamada, taraflardan talepler de şöyle sıralandı:


“Her fırsatta ifade ettiğimiz gibi bugün de PKK ve bağlantılı unsurlardan çatışmaları sivil alandan uzaklaştırmasını, Tarafların bir an önce çatışma ve operasyonları durdurmalarını, mücadele alanı olarak sivil siyaseti tercih etmelerini ve çözüm masasına dönmelerini, Devletin Kürtlerin hak sorunu ile ilgili olarak atması gereken adımları mevcut ortamdan bağımsız olarak atmasını, Sokağa çıkma yasaklarının toplu bir cezalandırmaya dönüştüğü görülerek bu uygulamadan vazgeçilmesini, Her iki tarafın da çatışma hukuku ve insancıl hukuka riayet ederek sivillerin hakları konusunda daha özenli davranmalarını, Halen ailelerine teslim edilmemiş cenazelerin teslim alınabilmesi için geçici de olsa sokağa çıkma yasağının kaldırılmasını, bu mümkün değilse cenazelerin devlet tarafından teslimini, bu da mümkün değilse taraflarca çatışmaya ara verilerek sivil toplum örgütleri tarafından cenazelerin teslim alınabilmesi için gerekli ortamın sağlanmasını talep ediyoruz”

Bu haber toplam 459 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler