1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Marmara depreminin 14. yılı
Marmara depreminin 14. yılı

Marmara depreminin 14. yılı

DİYARBAKIR- Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Diyarbakır Şubesi'nce Marmara depreminin 14. yıl dönümünde duyarlılık çağrısı yapıldı.

A+A-

Marmara depreminin 14. yıl dönümü dolayısıyla İMO Diyarbakır Şubesi Konferans Salonu'nda  İMO Diyarbakır Şubesi Sekreter Üyesi Ahmet Kaşan, Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu ülke topraklarının ve nüfusunun büyük bir bölümünün deprem tehlikesi altında olduğunu söyledi.

Kaşan, 1999 depremlerinin devlet için bir milat olarak kabul edildiğini ifade ederek şöyle konuştu:

"Nitelikli ve güvenli yapı üretimi, yapı denetimi ve ilgili mevzuat tartışma gündeminin ilk sırasında kendisine yer açtı, yapı üretim süreci bileşenlerinin görev sorumlulukları,  deprem esnasında ve sonrasında nelerin yapılması gerektiğine dair pek çok bilinmez, sorun olarak varlığını hissetti. Bugünün kritik sorusu, depremlerden gerekli dersin alınıp alınmadığıdır. 1999 depremlerinden ders çıkartılıp çıkartılmadığının turnusolü Van depremi olmuştur, Van depreminin siyasi erk nezdindeki etkisini öğrenmek için yeni bir deprem meydana gelmesi mi beklenecektir? Ülke kamuoyu merak ve kaygıyla bu sorunun yanıtını aramaktadır”

Kaşan, meslek odalarının, toplumsal sorumluluğu gereği mesleki uygulamaların niteliğini yükseltmek amacıyla üyelerinin sicilini tuttuğunu, üyelerin mesleki faaliyetlerinin kayıt altında bulundurduğunu kaydetti. Odaların, yapı üretim sürecinin kanayan yarası olarak kabul edilen “imzacılığın” önüne geçmeye, üyelerinin ayıplı, kusurlu iş yapmasını önlemeye, sahte mühendisliği önlemeye çalıştıklarını savunan Kaşan,"Hal böyleyken, Hükümet, yapı denetim mevzuatı ve meslek odalarının çalışma esaslarını belirleyen kanun ve yönetmeliklerde pek çok değişiklik gerçekleştirmiştir. Bu değişikliklerin, Üye-Meslek Odası bağının kopması dışında, yapı denetiminde ve nitelikli yapı üretiminde telafi edilemez olumsuz sonuçlara sebebiyet vereceği açıktır. Nitekim, mevzuat değişiklikleri neticesinde denetim sisteminde zafiyete yol açıldı, sahte mühendisler ile değişik nedenlerle mesleki faaliyette bulunmaya haiz olmayan mühendisler çoğaldı” şeklinde konuştu.

Ülkemizde yaklaşık yirmi milyon yapı bulunduğunu ancak stokun ayrıntılı bir envanterinin çıkarılmadığı için depremde bir bütün olarak nasıl bir davranış sergileneceğinin  bilinmediğini dile getiren Kaşan 'şöyle devam etti:

"Bilinen, mevcut binaların yüzde 67`sinin ruhsatsız, yüzde 60'ının 20 yaşından büyük olduğudur. Bu veriler, kentsel dönüşüm projelerinin kamuoyu nezdinde meşruluğunu ve kabul edilebilirliğini sağlamış, uygulama başlamıştır. Uzun yıllar deprem önlemleri adı altında herhangi bir girişimde bulunmayan, adeta insanları kaderleriyle baş başa bırakan siyasi iktidar, kentsel dönüşüm projelerini tek çözüm yolu olarak gündemine almıştır. Depreme karşı kentlerimizi, binalarımızı hazır hale getirmek iddiasıyla başlatılan kentsel dönüşüm projelerinin bu amaca ne kadar hizmet edeceği tam bir muammaya işaret etmekte, kamu binalarının akıbeti ise belirsizliğini korumaktadır. Kamu kurumları arasındaki iletişimsizlik, bilgi karmaşası bizleri kaygılandırmaktadır”

Gazetecilerin Diyarbakır'da yaptıkları bir çalışma olup olmadığı sorusu üzerine Kaşan, 2000 yıllarında yapılmış olan bir çalışmanın olduğunu ve bu çalışmada yaklaşık binaların yüzde 80'nine yakınında yapı ruhsatı bulunmadığını söyledi. Kaşan, şuan da yapılan bir çalışmanın olmadığını bir çalışma yapılabilmesi için, odaları, üniversitenin ve valiliğin koordineli çalışmasıyla mümkün olabileceğni sözlerine ekledi.

Etiketler : , , ,

HABERE YORUM KAT