1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Lafla cezaevleri boşalmıyor
Lafla cezaevleri boşalmıyor

Lafla cezaevleri boşalmıyor

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Cezaevleri boşalacak" demenin kolay olduğunu belirterek, "Ama lafla cezaevleri boşalmıyor."

A+A-

Hasta tutsaklara ilişkin bir iyi niyet can çekişen süreç açısından olumlu olacaktır. Bunları görmezden gelen hükümet cezaevlerini nasıl boşaltacak. Genel af tartışması Başbakan'ın iradesi dışında çünkü kendisinin böyle bir isteği yok. Hasta tutsaklar bile çıkamıyorken kim senin lafınla heyecanlanacak ki" şeklinde konuştu.

Demirtaş, partisinin grup toplantısındaki konuşmasına Paris'te yaşamını yitiren sanatçı Ahmet Kaya'yı anarak başladı.

Sembolleşmiş bir isim olması vesilesiyle Ahmet Kaya'nın Başbakan Erdoğan'ın gündeminde olduğunun altını çizen Demirtaş, "Ahmet Kaya bu ülkede yaşanan benzeri trajedilerin ne ilki ne de sonuncusudur. Şimdi deniyor ya uzun yıllardır vatanına hasret olan sürgün olan sanatçılar, 37 yıldır vatanına gelemeyen sanatçılar diye tabi bunlar trajedidir. Bunların acısından yaşadığı trajediden utanç duymak ve özür dilemek elbette ki bir erdemdir. Bunların bir gün yaşanması gerekiyordu. Ahmet Kaya ve onun gibiler bu ülkede onuru ile sanatını yapan herkes gibi bu ülkenin demokrasi harcına katkı sunmuş herkes gibi bu devletten bir özür alacakları var. Başbakan ya hesap hatası yapıyor ya matematiği zayıf. 37 yıldır hasret koyanlar nasıl hesap verecek diyor. Bunun 12 yılı senin döneminde geçmiştir. Bu nasıl bir hesap anlamadı. Sen bu üçte birin hesabını ver" şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır ziyaretini gerçekleştirdiği bir sırada cezaevlerinden sürgünlerin de yaşandığına değinen Demirtaş, şöyle konuştu:

"Bu toplum aptal bir toplum değildir. Sürgünler için Diyarbakır'da ağlarken, 300 mahkumu binlerce kilometre uzaktaki bir cezaevine gönderiyorsan, senin sürgün anlayışında yanlışlık ve bir sakatlık var. Bir yandan sürgünler gelsin diyorsun bir yandan kendi elinle cezaevine koyduğun insanları sürüyorsun. Adalet Bakanlığı'ndan bu konuda açıklama bekliyoruz. Gerekçesi nedir? Neye yer açıyorsunuz? Bu kadar siyasi tutsak yetmedi mi? Yeni operasyonlar ve tutuklamalar için yer mi açıyorsunuz? Başbakan'ın cezaevlerinin boşalacağını söylemesi bu mudur? Yeni siyasi operasyonlarla mı bu çözüm sürecini yapacaksınız. Kürt olduğu için, Kürdistan dediği için tutsaklar içeridedir. Sen onların kullandığı sözcükleri Diyarbakır'da kullanırken onları da sürüyorsun. Özellikle hasta tutsaklar açısından en büyük gerilimi yaratacak sonuçlar doğurabilir. 160 ölümcül hasta tutsak serbest bırakılmayı bekliyor. Cezaevleri toplumun en hassas olduğu yerlerdir. Cezaevleriyle ilgili somut bir şey yapılmazsa hiçbir şey ilerlemez. Bu nutukların hepsi suya yazılmış yazı gibidir. Cezaevinden cenaze çıkarsa yaratmaya çalıştığınız umut Tuzla buz olur."

İNSANLAR YAŞAM MÜCADELESİ VERİYORLAR
Demirtaş, cezaevlerinde yapılan uygulamaların savaş uygulaması olduğunu savunarak, iki eli ve ayağı olmayan tutsakların hücrede tutulduğunu dile getirdi. Demirtaş, Başbakan'ın hasta tutsakların serbest kalmasına ilişkin bir mesaj vermesi durumunda savcıların hemen görevini yapacağını belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:

"İktidar buna ilişkin tek bir cümle kurmadığı için bu insanlar yaşam mücadelesi veriyorlar. Sürecin başından beri konuştuğumuz en hassas konular hasta tutuklular ve siyasi tutuklulardır. Hükümet bu konuda kimseye taahhütte bulunmadım diyemez. Bu yerine getirilmesi gereken bir meseledir. Bu konudaki taahhütlerini yerine getirmediler. Defalarca bu konu Adalet Bakanlığı ile görüşülmüştür. Cezaevlerindeki bu drama artık sona verilmeli. "Cezaevleri boşalacak' demek kolaydır. Ama lafla cezaevleri boşalmıyor. Hasta tutsaklara ilişkin bir iyi niyet can çekişen süreç açısından olumlu olacaktır. Bunları görmezden gelen hükümet cezaevlerini nasıl boşaltacak. Genel af tartışması Başbakan'ın iradesi dışında çünkü kendisinin böyle bir isteği yok.

Hasta tutsaklar bile çıkamıyorken kim senin lafınla heyecanlanacak ki. Devlet ve vatandaşın aracısız, doğrudan yüz yüze temasa geçtikleri ender yerlerden birisidir cezaevleri. Devlet neyse cezaevlerinde ortaya çıkar. Devlet cezaevlerinde kendini saklayamaz. Türkiye'nin hangi cezaevine giderseniz gidin orada insan onurunun ayaklar altına alındığını görürsünüz. Biz vatandaş kanunlar karşısında cezaevine özgürlüğünü kaybeden şekilde düşmekle devlet karşısında onurunu kaybetmez. Türkiye cezaevlerinde işte bunlar yaşanıyor. Pozantı'da çocuklara yapılanlar bir devletin ne kadar alçalabileceğinin göstergesiydi. Oradaki yöneticiler ve gardiyanlar şahsında bir yönetimin ne kadar alçalabileceğinin göstergesiydi. Bunlar asla bir toplumda göz ardı edilmeyecek hassas konulardır. Bunu görmeyelim, onların ailelerinin yaşadığı dramı unutalım diyenler kendini kandırmış olur."

HABERE YORUM KAT