
"Kutsal Nehir DİCLE" (Kadri Göral yazı dizisi)
22 Aralık 2011 Perşembe 10:50Diyarbakır Dicle'siz, Dicle Diyarbakır'sız anılmaz.
Dicle Irmağı “Cennetten çıkıp gene Cennete giden ırmak” tır. Uzunluğu 1900 kilometredir. Fırat Nehri ile birleşerek Basra körfezine dökülmeden önce “Şatt-ül areb” adını almaktadır. Şat “Büyük ırmak” demektir. Diyarbakır surlarının Dicle nehri tarafına açılan kapısının adı da “Şat kapısıdır.”
Dicle'nin yatağı derin, kıyıları dik ve dayanıklıdır. Lice'nin 3 saat yukarısında Birklin- Zülkarneyn mağarasından kaynayan Birklin Suyu'nu Delucan mevkii yanlarında alarak güneye doğru kıvrıla kıvrıla akar. Dicle nehri, Ergani'de iken denizden 1220 m. yüksekliktedir, Diyarbekir önlerine geldiğinde denizden yüksekliği 660 m. ye düşer. O kadar hızlı akması bu yüzdendir. Huriler, bakırlı toprakları kemirerek gelen dik sahilli ve hırçın suya tıpkı Sümer'de olduğu gibi İDİGNA diyorlarmış. Bunun için kimi tarihçiler “Dicle'nin asıl adı ok manasına gelen Diğle'dir.” derler. Avrupalılar Tigre, Samiler Dikle yapmışlardır. Kimi tarihçiler de Akad'lıların Diklât ve Dikle dediklerini söylerler.
Etiler'ce Tanrı olarak tanınan Dicle nehri, Kumarbi efsanesinde “Aranzah” adı ile bir “Tanrı” olarak geçer. Dicle nehrinin ilk adı ön Türkçede Aşur dur. (Aşur: Toprakları ziraate elverişli eden akarsu) Dicle için “Aşur'un önünden akan su” da denilmektedir. Fransızca Tigre, eski Farsca Tigra, Süryanca Diglat ya da Diglath.
Mitolojiye göre Medes, “Su Perisi” annesinin babası “Kaplan"la birleştiği bu nehre kaplan manasındaki “Tigris” adını vermiş. İngilizce ve Almancada Dicle'nin adı Tigris, İbranicede “Kaplan” manasında Hiddekel (Hidegel), Yunanca “Kaplan Nehir”, Ermenice Deklath, Arapça Dicla. Bütün bu adların Sümerce “Ulu Irmak” anlamındaki Tig-gal kelimesinden geldiği sanılmaktadır. Zevra'da Dicle Nehri'nin adlarındandır.
Dicle'nin malum olan isimlerinden biri de “Efrem- Evren” dir. Evren, ejder ve büyük yılana denir. Çermik'teki bir akarsu “Sinek çayı” adını taşımaktadır. Snake: (sneyk) Yılan.
Bu kutsal Dicle nehri için B. Akagündüz:
“Aylı bir gece idi. Dicle'nin aylı gecesi ne demektir? Bunu anlamak için benim gibi bir çok aylı geceler, Diyarbakır havasıyla mest olmak gerektir” demektedir.
Eskiden Cizre'de Dicle'ye “Kocapınar” denildiği gibi Mehmet Emin YURDAKUL da yazdığı bir şiirinde Dicle'ye “ULU IRMAK” diye hitap etmektedir.
Parla, yüksel, ey Dicle; arzın ulu ırmağı!
Ey şanlarla sallanan asırların kucağı
Nehirlerin sultanı!
Sen, Allah'ın öğdüğü dört ırmağın birisin
Ebediyyet dağından Şark'a inmiş perisin.
…………
Senin tatlı nağmende bir mûsikî, şiir var,
Her dalgandan rûhumuz mu'cizeli ses duyar;
Sanki bize dinletir: Mezâmir'i, Kur'an'ı.
Sen ebedi ma'bedin yükselttiği sadâsın;
Öksüzlere ninnisin, gariblere duâsın.
Diyerek Dicle'nin kudsiyetini mısralara dökmüştür.
Bir kolunun “Cennet” ten çıktığına ve Allah'a giden yol olduğuna inanılan Dicle nehrine Kurban Bayramı'ndan bir gün önce yani Arefe günü, Ongözlü Köprü'nün üzerinden Tanrı'ya ulaştırılmak üzere kağıtlara yazılı dilekler atılırdı.
Adem ile Havva'nın, günahlarından arınmak için çenelerine kadar Dicle nehrine daldıkları ve 40 gün yıkandıkları rivayet edilir. Bu rivayete göre, Adem, Havva'ya Dicle nehrinde 40 gün bir taş üzerinde oturmasını tavsiye ederken kendisi de benzeri şeyleri yaparak Ürdün ırmağına girmiş. Suda bulunan bütün canlılar Adem'in çevresini sarmış ve onun için yas tutmuşlardır. Böylece Ürdünn ırmağı sakinleşmiş ve akıntı durmuştur. (Ürdünn mecazi manada “bir büyük ırmak” demektir. Dicle'nin bir adı Şatt olup Şatt da “büyük ırmak” demektir.)
Hz. Ali efendimiz de Şatt'ı övmüştür. Vaftizci Yahya'ya bağlılıklarıyla tanınan Hıristiyan Seba Tarikatı üyeleri de elbiseli olarak girdikleri Dicle'de yıkanmakla tüm günahlarından arındıklarına inanırlarmış. Hz. İsa'nın da dünyaya yeniden geldiğinde Ürdünn nehrinde yıkanacağı söylenmektedir.
Dicle Nehri'nin üzerinde 1065 te Mervaniler zamanında on gözlü olarak kesme ve moloz taşlarla yapılan 120 m. – 164m uzunluğundaki “Ongözlü köprü” Anadoluda saptanan en eski İslam dönemi köprüsüdür.
Dicle Nehri, aşıkların biribirine gönderme yaptığı manilerin dizelerinde de gönülden gönüle akıp gitmektedir.
Oğlan:
Dicle gibi ak güzel
Gül menekşe tak güzel
Ben sokaktan geçerken
Pencereden bak güzel
Kız:
Dicle gibi akamam
Her çiçeğe bakamam
Babam beni öldürür
Pencereden bakamam…
Oğlan:
Dicle etrafı bostan
Bir ziyan gelmez dosttan
Aklım başımdan gider
Seni düşündüğüm an.
Sözlerini değerli öğretmenlerimizden Erdoğan AYKAL'ın yazdığı bestesini de Tevfik AYKAL hocamızın yaptığı “Ziya Gökalp Lisesi Marşı”nı öğrencilik yıllarımızda söylerken Dicle ile coşar, Dicle ile taşardık.
Kalbimizde Dicle'nin hür ve asil bestesi
Yükselir ufuklarda gençliğin çelik sesi
Doğunun ilim adı kabiliyet destesi
Sarsılmaz bir kaledir Ziya Gökalp Lisesi
Amacımız bu yurda lâyık evlat olmaktır.
Ay yıldız gölgesinde yaşayıp kalkınmaktır.
Bu şerefle herkesin alnı açık ve aktır.
Kalplerde şelaledir Ziya Gökalp Lisesi.
Dicle nehrinin balığı, karpuzu da meşhur olup keleği onlardan daha meşhurdur. Yalnız Diyarbakır'da “Kelek” diye kavunun hamına demezler. Kelek; sal olup eşya ve insan taşımak üzere “el Cezire” nehirlerinde bilhassa Dicle nehrinde kullanılır. Sal üstüne bir veya iki oda da yerleştirilebilir. Keleği şöylece tanımlayabiliriz:
Keçi, koyun derilerini tulum halinde çıkarırlar bacak, boyun taraflarını sımsıkı bağlarlar, tulumu bir yerinden üfüre üfüre şişirirler, şişirilmiş tulumları yanyana, arka arkaya dizer çatarlar; üstüne yük koyarlar veya binerler, ucunda el kadarcık bir kanad bulunan adına kürek dedikleri uzun sırıkla kâh nehrin dibindeki toprağı iterek kâh suyu itmeye çalışarak hareket ettirirler. Yüzdürmek için iki ile altı adam lazımdır.
M. Kadri GÖRAL'ın CEVAHİR ÇIKINI adlı kitabından alıntıdır.


SON HAFTANIN SKORU



Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya


































































