1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Kürtler Papa'ya mektup verdi
Kürtler Papa'ya mektup verdi

Kürtler Papa'ya mektup verdi

Vatikan'da Papa Francesco ile konuşan Diyarbakır Kırklar Meclisi adına yazılan ve Sur eski Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş tarafından verilmekte olan mektupta Türkiye, Irak, İran ve Suriye'deki Kürtlerin 'boyunduruk altında' oldukları görüşü savunuldu.

A+A-
Mektupta, "Hz. İsa nasıl Tanrı tarafından kendisine bahşedilen yüksek mertebenin misyonunu yayma uğruna çarmıha gerilmeyi göze aldıysa, Kürt halkı da kendisine Tanrı tarafından bahşedilen bir kimlik ve kimliğin bir neticesi olarak kendi diline ve kültürüne sahip çıkmak uğruna tarihsel süreç boyunca çeşitli acılara katlanmıştır" söylendi .
 
Diyarbakır'dan Papa Francesco'yu ziyaret eden ilk heyet olan 'Diyarbakır Kırklar Meclisi'nin Papa'ya verdiği mektupta Kürt sorununa yer verildi. Bölgede ilk defa çok fazla dilli belediyeciliği başlatmasıyla tanınan merkez Sur İlçesi Belediye eski Başkanı Abdullah Demirbaş tarafından oluşturulan, her din ve etnik kimlikten kişilerin bulunduğu 'Kırklar Meclisi' heyeti 14 Mayıs'ta Vatikan'da protokolde kendilerine ayrılan bölümde Papa Francesco ile haftalık ayinden akabinde görüştü.
 
Görüşmeye, Ortadoğu'nun en çok büyük Ermeni Kilisesi olarak önde gelen Surp Giragos Ermeni Kilisesi Vakfı Başkanı Ergün Ayık, Süryani Meryem Temel Kilisesi Başkanı Can Şakarer, Keldani Kilisesi Vakfı Başkanı Yusuf Karadayı, Türkmen Alevi Dedesi Hasan Baykut, Din Adamları ve Yardımlaşma Derneği (DİAY-DER) Başkanı Zahit Çiftkuran, Bokark Şeyhi Nakşi Sayar, 1925 Kürt isyanının lideri Şeyh Said'in torunu Muhammed Akar ve Kuzey Irak'taki Duhok Belediye Başkanı Şevket Muhammet Osman yer aldı . Görüşme esnasında Papa Francesco, iki defa "Diyarbakır'dan gelen heyeti selamlıyorum" diye belirtti .
 
Sur eski Belediye başkanı Abdullah Demirbaş heyetle beraber hazırladıkları, Kırklar Meclisi'nin kuruluş amacı ve çalışmaları, Diyarbakır Surlarının UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınması ve Kürtler'in yaşadığı acılara değinilen 2 sayfalık ayrıntılı mektubu Papa Francesco'ya verdi.
 
"PAPA 6. PAUL'UN BAŞLATTIĞI MİSYONUN PARÇASIYIZ"
 
Abdullah Demirbaş imzasıyla Papa I. Franciscus'a verilmekte olan ve "Papa Hazretleri I. Francesco" diye başlayan, Papa 6'ncı Paul tarafından başlatılan Dinler arası Diyalog için Papalık Konseyi misyonunun bir parçası oldukları belirtilen mektupta şu ifadeler katıldı :
 
"Çok Aziz Peder, İnançta babamız Hz. İbrahim'in manevi bahçesinin değişik renk ve kokularından oluşmuş bir çiçek demeti olarak sizlere saygı ve sevgimizi sunmaya geldik. Üç çok büyük dinin asırlar boyunca kardeşçe hüküm sürdüğü Mezopotamya toprakları üzerinde yaşamını sürdüren halklarımızın (Süryani, Yezidi, Hıristiyan, Müslüman, Keldani, Ermeni, Kürt, Türk, Arap) size en içten selamlarını getirdik. Taşıdığınız görevin bir misyonu olarak içinde bulunduğunuz yoğun gündeminiz içinde bize vakit ayırdığınız için zatıalilerinize en derin şükranlarımı sunarım. Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan Dinler arası Diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonun bir parçası olarak, bendeniz ve faaliyet arkadaşlarımın yaşadığımız topraklar üzerinde geliştirmek istediğimiz birkaç hususu zatıalinizle paylaşmaktan şeref duyarım."
 
"HZ. İSA'NIN ÇARMIHA GERİLMESİ GİBİ KÜRTLER DE ACI ÇEKTİ"
 
İsa peygamberin misyonunu yayma uğruna çarmıha gerilmeyi göze aldığı gibi Kürtler'in de dil ve kültürüne sahip çıkmak uğruna tarihsel süreç boyunca çeşitli acılara katlandığı savunulan mektupta şu şekilde devam edildi:
 
"Öncelikle malumuz üzeredir dört ayrı ülkenin (Türkiye, Irak, İran, Suriye) boyunduruğu altında yaşamını sürdüren Kürt halkı tarih boyunca çeşitli acılara maruz kalmıştır. Hazreti İsa nasıl Tanrı tarafından kendisine bahş edilen yüksek mertebenin misyonunu yayma uğruna çarmıha gerilmeyi göze aldıysa, Kürt halkı da kendisine tanrı tarafından bahşedilen bir kimlik ve kimliğin bir neticesi olarak kendi diline ve kültürüne sahip çıkmak uğruna tarihsel süreç boyunca çeşitli acılara katlanmıştır.
 
İçinde bulunduğumuz çağda bütün toplumların bir arada yaşalmalarının yegane kaynağının dinler ve kültürler arası diyalogdan geçtiğinin bilincinde olduğumuzu belirtmek isterim. Doğup büyüdüğümüz yer olan Diyarbakır tarih boyunca çeşitli dinlerin, inançların ve halkların hüküm sürdüğü, kadim bir kenttir. Halen Süryani, Keldani, Hıristiyan, Müslüman ve Yahudilerin bir arada yaşadığı dünya üzerindeki yegane kentlerden biridir.
 
Bu anlamıyla çok fazla dinli, çok fazla dilli ve çok fazla kültürlü yapısıyla ön plana çıkmaktadır. Bu zenginliğin bilinciyle Belediye Başkanlığını yürüttüğüm dönem süreci içerisinde belediye hizmetlerinin çok fazla dilli ve çok fazla kültürlü olarak sunulması için belediye meclisimizde karar aldık ve meclis üyelerimiz yıllardır maruz kaldığımız tek tipleştirici zihniyetin gayri insanı tutumu sonucunda görevden alındık. Tanrıya şükürler olsun ki, sonraki seçimlerde halkımızın ezici bir desteğiyle bu görev yeniden ben denize bahşedildi ve bu sorumluluk bilinciyle de doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam ediyoruz."
 
'KÜLTÜRLER SOKAĞI' PROJESİNE DESTEK ÇAĞRISI
 
Demirbaş, mektubunda Diyarbakır'da hüküm devam eden , sürdürülen kadim din kardeşliğinin bir nişanesi olarak kilise, cami ve havranın bir arada olduğu kültürler sokağı projesini Belediye Başkanlığı yaptığım zamanda geliştirdiğini, Vatikan'ın destekleri ile bu projenin çok fazla daha çok büyük anlam kazanacağı savunuldu. Mektupta şu şekilde devam edildi:
 
"Yine Roma İmparatorluğu döneminde gercekleşen ve yaklaşık olarak 9000 senesi aşkın bir geçmişe sahip olan Diyarbakır Surları dini ve kültürel diyaloğa tanıklık etmiş ve ihtişamlı bir şekilde bugüne bu değerleri taşımıştır. Bunun öneminin farkında olarak geçtiğimiz sene içinde Diyarbakır'ın ün yapmış olan Sivil Toplum Örgütleri ve Belediyeleri olarak '2013 senesi Diyarbakır Surları Yılı Olsun' kampanyası ile bu kadim değerin UNESCO Dünya Mirası kapsamına alınması lazım geleni zatıalinizle paylaşmak isterim.
 
Böylesine mühim ve kadim bir değerin bir devletin ulusal politikalarına terk edilmekten ziyade kendine has kimliğiyle uluslarüstü bir değer taşıması gerektiği inancındayım. Bendeniz Belediye Başkanlığı yaptığım Sur ilçesinde Belediye bünyesinde farklı inanç, mezhep, etnik ve dezavantajlı grupların bir araya gelerek oluşturduğu Kırklar Meclisini kurduk. Meclis, Süryani, Keldani, Ermeni, Müslüman, Hıristiyan inançlarının temscilerinin yanında kadınların, gençlerin ve toplumun farklı kesimlerini temsilen kanaat önderlerinden oluşmaktadır. Kırklar Meclisi ile Dinler arası Diyalog için, Papalık Konseyi çalışmalarınıza bir nebze olsun katkı sağladığımız inancındayım. Dünya üzerinde bütün inanç ve kültürler için bir barış köprüsü modeli olarak öngördüğümüz bu çalışmayı sizinle paylaşmaktan şeref duyşmakta ve farkl bir heyecan yaşamaktayız. Yaşadığımız coğrafya üzerinde tarih boyunca hüküm devam eden tüm dinlerin, dillerin ve kültürlerin çektiği acıların bir nişanesi olarak Ortak Vicdan Anıtı yaptık.
 
DİYARBAKIR'A DAVET
 
Biz barışın yolunun ne bir kesimin diğer kesimleri kendine adapte etmeye çalışmasından, ne de bir kesimin diğer kesimlere adapte olmasından geçtiğini düşünmekteyiz. Biz barışın yolunun zenginlik kaynağı olan farklılıkların birlikteliğinden geçtiğinin şiarıyla hizmetlerimizi sürdürmekteyiz. Her çeşitliliği bir zenginlik olarak algılamakta ve bu kapsamda dinler ve kültürler arası diyaloga ehemmiyet vermekteyiz. Bu diyalogun gelişmesi ve geniş bir tabana yayılması anlamında kadim kentimize yapacağınız bir ziyaret bizlere ışık olacaktır. En derin ve içten saygılarımla."
 
Bu haber toplam 3546 defa okunmuştur
Etiketler : , , ,

HABERE YORUM KAT