1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 'Kürtler kendi kendilerini yönetecek'
'Kürtler kendi kendilerini yönetecek'

'Kürtler kendi kendilerini yönetecek'

Tutuklu bulunan Sur ve Silvan Belediyesi kadın eşbaşkanları, cezaevinden yazdıkları mektupta, özyönetim beyanlarına ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenirken Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fiili başkanlık sistemine ise kimsenin ses çıkartmadığını belirtti.

A+A-

Eşbaşkanlar "Kürtler kendi kendilerini yönetecek, bu statüyü elde edene kadar da direnmeye devam edecektir" mesajı verdi.

Özyönetim ilan ettikleri gerekçesiyle tutuklanan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Sur ve Silvan İlçe Eşbaşkanları Yüksel Bodakçı ile Fatma Şık Barut, tutuklu bulundukları Sincan Cezaevi'nden gönderdikleri mektupta, bir yandan cezaevindeki hak ihlallerini aktarırken, diğer yandan duygu ve düşüncelerini iletti.

'2 ay ağır tecrit uygulandı'

Siyasetçi kadınların cezaevine konulmasının başlı başına bir hak ihlali olduğunu belirten eşbaşkanlar, kendilerine yönelik 2 ay boyunca ağır tecrit uygulandığını yazdı. Hiçbir sosyal faaliyete çıkarılmadıklarını vurgulayan eşbaşkanlar, tecridin hala devam ettiğini kaydetti. Cezaevinde gardiyanların ırkçı tavırlarına maruz kaldıklarını ifade eden eşbaşkanlar, kapılarına 'Ata' yazılarak kendilerine, "PKK'lı" denildiğini vurguladı.

'Hastaneye gitmiyorlar'

Cezaevinde yaşanan sağlık sorunlarının da had safhada olduğunu anlatan eşbaşkanlar, "Hastaneye gitmek işkence. X-ray cihazının hassas olması nedeniyle neredeyse soyunarak geçebiliyoruz. Askerler arasında kelepçelenerek dar bir ringin içinde havasız bir şekilde hastaneye gidiyoruz. Hakaretlere maruz kaldığımız için hastaneye gitmeme kararı aldık" bilgisini paylaştı.

'Katliamları izlemek kahredici'

Bölgedeki savaşın cezaevine yansımalarını da değerlendiren eşbaşkanlar, savaşın insanı, en çok da kadını ürperten bir kelime olduğunu belirterek şunları yazdı:

"Savaş kadının yarattığı binlerce yıllık değerleri yok ediyor. Bir kadın ve bir anne olarak cezaevinden savaşı izlemek ve buna karşı bir şey yapamamak çok acı bir şey. Taybet Ana'da somutlaşan o kareyi buradan izlemek kahredici. Çocukların ve gençlerin ölümlerini izlemek bir kadın yüreğinin kaldırabileceği acılar değil."

'Direnen kadınlara savaş açıldı'

Eşbaşkanlar, bu durumun başta kadınlar olmak üzere toplumun tamamını derinden etkilediğini belirterek, "AKP kadının toplumda yükselen gücünü gördüğü için kadınlara yönelik bir savaş konsepti başlattı. Çıplak bedenlerimizin teşhir edilmesi, cenazelerimizin günlerce yerde bırakılması, kadınların zindanlara atılması, kadınlara karşı bir savaşın başladığının göstergesidir" ifadelerini kullandı.

'Sur binlerce yıldır direniyor'

Eşbaşkanlar Sur ve Cizre’de yaşanlara ilişkin şunları dile getirdi: "Sur binlerce yıllık tarihi ile hep direnen bir kenttir. Bugün oraya savaş açanlar talancı ve kapitalizmin zihniyetine sahiptir. Kürt halkı bundan sonra da yerlerini rantçılara vermemelidir. 'Bizler kendi kendimizi yöneteceğiz' dedik yaralarımızı beraber sarıp el ele verip yaşamımızı beraber öreceğiz. Bu kapsamda direnen Kürt halkını selamlıyoruz"

'Türkiye'de hukuk egemenlerin tekelinde'

Öz yönetim beyanlarına ağırlaştırılmış müebbet istenirken Erdoğan'ın fili dikta başkanlık sistemine karşı herkesin sus pus olduğuna dikkat çeken eşbaşkanlar, demokratik zihniyetin olmadığı toplum, ülke ve devletlerde adalet ve hukukun işlemeyeceğini ve hukukun her zaman egemenlerin tekelinde olacağını belirtti. Türkiye'de yaşanan durumun da böyle olduğuna işaret eden eşbaşkanlar, "Hal böyle olunca ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken öz yönetim beyanlarına katılanlara ağırlaştırılmış müebbet istenebiliniyor" ifadelerini kullandı.

Diktaya karşı direniş

Kürt halkının AKP'nin dikta rejimine karşı direndiğini ifade eden eşbaşkanlar halk direnişine ilişkin son olarak şunları kaydetti: "Kürtlerin kendi kendini yönetme istemine büyük bedeller ödetmeye çalışıyorlar. Şehirler talan edilerek, yakılıp yıkılarak, insanlar göç ettirilerek, katledilerek, bu meşruiyetin önüne geçmeye çalışıyorlar. Yıllar sonra bunların hepsi insanlık suçu olarak kayıtlara geçecek. Kürtler kendi kendilerini yönetecek, öz yönetimlerini oluşturacak. Demokratik anayasa çerçevesinde bu hak ve statüyü elde edene kadar da her şeye rağmen direnmeye devam edecektir. Burada Türk halkı ve diğer halkların da bu meşru demokratik mücadeleye katkı sunması elzemdir."

HABERE YORUM KAT