1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Kürt seçmeni BDP'ye hangi mesajı verdi?
Kürt seçmeni BDP'ye hangi mesajı verdi?

Kürt seçmeni BDP'ye hangi mesajı verdi?

30 Mart yerel seçimlerinin şüphesiz en çok merak eden sonuçlarından birisi BDP'nin Kürdistan'da göstereceği performans.

A+A-

Bu seçimi farklı kılan bir özelliği ise; 17 Aralık operasyonu, yolsuzluk, kaset, şantaj, ve en önemlisi ise yürütülen barış müzakereleri gölgesinde sandığa ne gibi yansıması olur düşünceleriydi.

Aslında 2014 yerel seçimleri, yerellikten çok genel seçim havasında geçti. Çünkü yerel yönetimlerin sorunlarından ya da hizmetinden daha çok yolsuzluk, kaset, montaj ve tapeler söylemlerinin gölgesinden sürdürüldü. Bu durum mitinglerde genel başkanlarının konuşmalarının büyük bir bölümünün bu minvalde geçmesinin ana etkeniydi.

2014 yerel seçimleri; Kürt siyasi hareketinin legal partisinin yürütücüsü olan BDP'nin seçim sonucundaki başarı ve başarısızlığı birkaç farklı açıdan değerlendirilebilir. Resmi olmayan rakamlara göre BDP elindeki birçok mevcut belediyeleri korurken; buna yeni olan belediyeleri de kattı. Bitlis, Ağrı, Mardin gibi. Urfa da hatırı bir oy almasına rağmen kaybetti. Burada AĞRI iline dair özel bir parantez açayım. Seçim AKP'nin 15 kez itiraz etmesine rağmen sonuç her seferinde de BDP lehine sonuçlanınca, 16 kez yapılan itiraz da ise her türlü hilenin devreye sokmasıyla bu sonuç en son İl Seçim Kurulu tarafından iptal edildi.

Diğer taraftan ise BDP'nin bundan önceki seçime göre Diyarbakır, Şırnak, Hakkâri, Batman ,Mardin ve Siirt gibi illerde ise oy düşüşü yaşadı. Yani bu sonuçtan yola çıkarak da BDP son yerel seçimde hem kazananı hem de kaybedeni olmuştur sonucu çıkartılabilir. Bir önceki seçime göre oy oranına ulaşmadı.  Oyların seçmenleri tarafından tatmin edici bir sonuca ulaşamadı. En azından psikolojik sınırın yüzde yetmişlerde olmasını beklerken, birçok yerde bu sınırın altında olması seçmen nazarında sindirilebilir bir başarı olarak görülmedi. Buna  karşın kazanılan belediye sayısında dikkate değer bir artış oldu yine de. Bütün bu sonuçlar Kürt siyasi hareketi cephesinde ne anlama geliyor peki.

Öncelikle bir önceki seçime göre BDP'nin elindeki mevcut belediyelerde oy kaybına uğraması daha da önemlisi ki kanımca en önemli sorunda bura yatıyor. Yani seçmenin sandığa gitmemesi olayı. Bu oran Türkiye geneli çok yüksek olmasına rağmen Kürdistan bölgesinin bazı illerinde bu orana ulaşma gerçekleşmemiştir. Öncelikle bu durumu nasıl okunmak gerekir sorusu var önümüzde.

Daha önce AKP bizzat Kürdistan bölgesinde halkın karşısına hizmet mi? yoksa kimlik mi? diye çıkınca bölgede birçok yeri kaybetti ya da birçok yerde ciddi bir oy kaybı yaşadı. Kanımca bir zaman AKP'nin düştüğü duruma BDP'de düştü. Özellikle halka rağmen merkezden atamaların yapması ve hizmetin dışında salt kimliksel bir yaklaşımda bulunması seçmeninin sandığa gitmesinin yolunu kapattı.

Bugün sadece Diyarbakır'da iki yüz bin den fazla seçmenin sandığa gitmemesi bunun bariz bir göstergesidir. BDP'nin genel siyasetteki başarısı maalesef yerel yönetimlere indirgendiğinde aynı başarıya ulaşmamıştır. Özerkliğin yerelden başladığı anlayışında yola çıkarak BDP belediyeleri halkın istediği doğrultuda istenilen başarıyı maalesef yakalayamamıştır.

Aday seçimleri sürecinde BDP Seçim Komisyonunun ciddi hatalar yapmakla birlikte; ön seçimde adaylar belirlenecek denilmesine ve bunu bazı yerlerde uygulanmasına rağmen bazı yerlerde ise daha çok Diyarbakır, Şırnak, Mardin ve Hakkâri illerinde ise bu doğrultuda yaklaşılmamış, neredeyse atama usulüyle adaylar belirlenmiştir. Bilinmeyen, daha çok tanınmayan, nerden ve nasıl geldiği de çok bilinmeyen adayların halkın karşısına çıkartılması, elbette ciddi bir sorun olarak da sandığa yansımıştır. Elindeki birçok belediyeyi korumuşsa da bunun en önemli sebebi de Pkk ve Öcalan faktörüdür. Bu iki önemli etken seçmen nazarında kuvvetli bir saygı ve güven duygusuna sahip olduklarındandır. 

Yine bu duruma dair en yalın değerlendirme ise  KCK Yürütme Konseyi eski başkanı ve Genel Başkanlık Konseyi üyesi Murat Karayılan'dan geldi. Karayılan özetle  "Halkımızın seçimlerde ortaya koyduğu tutum çok önemlidir. Önemli bir sonuç elde etmiştir. Ancak bu seçimde başarı olduğu gibi, halkımızın uyarısı da vardır. Halkımız siyasetçileri ve çalışanları uyarmıştır. Özellikle Amed, Batman ve (Hakkari) Colemerg'deki sonuçlar bunun göstergesidir. Bunu herkesin iyi okuması gerekmektedir. Bundan yola çıkarak kendi açımızdan eksiklikleri doğru tespit etmeli ve bu temelde doğru yaklaşmalıyız."

Yukarıda belirttiğim gibi, bu seçimin kaybedeni kadar kazananı da BDP olmuştur. Her ne kadar istatistiksel olarak oy kaybına uğramışsa da politik anlamda bu seçimin kazanan tarafı olmuştur. 17 Aralık süreci, yolsuzluk, kaset siyaseti dışında kendi politik gündemini oluşturarak bu bağlamda siyasetini sürdürmüştür. Seçimlere girerken BDP, biri büyükşehir yedisi il olmak üzere toplam sekiz belediyeyi yönetiyordu.

30 Mart'ın ardından BDP elindeki hiçbir belediyeyi kaybetmedi, üzerine üç yeni belediye ekleyerek, yöneteceği belediye sayısını 11′e çıkarttı. Bugün BDP, üç büyükşehir (Diyarbakır, Mardin ve Van) ve sekiz şehirde Ağrı'yı da sayarsak (Batman, Siirt, Mardin, Şırnak, Hakkâri, Bitlis ve Iğdır)  yerel iktidar olarak oldukça geniş bir alanı yönetecek duruma geldi.

Nihayetinde BDP bu seçimin hem kaybedeni hem de kazananı olmuştur. Sonuçlar bize BDP belediyelerinin hizmet anlayışındaki eski paradigmayı terk edip yeni paradigma ile halkla daha fazla bütünleşen ve halkı yönetimin merkezine koyan bir anlayışta hareket etmesini gösterdi. Yine en nihayetinde bu seçimin yegane galibi Öcalan olmuştur. Ortaya koyduğu barış perspektifiyle Türkiye halkalarının bunu kabul ettiğini seçim sonucuyla kanıtlanmıştır.

HABERE YORUM KAT