
Kürt Açılımı ve Nabucco
15 Ekim 2009 10:33CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül'ün, Mart ayında İran gezisine çıkarken sarf ettiği "Kürt sorununda iyi şeyler olacak" sözünden sonra Türkiye yepyeni bir sürece girdi.
CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül'ün, Mart ayında İran gezisine çıkarken sarf ettiği "Kürt sorununda iyi şeyler olacak" sözünden sonra Türkiye yepyeni bir sürece girdi. Ak Parti hükümetinin Kürt açılımı olarak nitelendirdiği çalışma, adını demokratik açılım, son olarak da Milli Birlik Projesi olarak değiştirse de, özünde Kürt sorununun yer aldığı bu çalışma, aylardır ülke gündeminin ilk sırasında yer alıyor.
Hem de adına Ergenekon denen süreci ikinci plana atarak... Yıllarca devlet içinde çok başlılığın yaşandığı, partilerin iktidar olduğu ancak asla muktedir olamadığı Türkiye'de, adına Ergenekon denilen sürecin patlaması birçok tabuyu yerle bir etti. Değişimin dinamikleri ilk iş olarak Devletin derinliklerindeki kirliliğe neşter vurmayı uygun görmüştü. Devamında da aylardır tartıştığımız Kürt sorunu odaklı süreç gelişti.
Başbakan Erdoğan birçok konuşmasında bunun bir Devlet projesi olduğunu, AK Partinin projesi olmadığını belirtedursun, MHP ve CHP bu süreci hep dış dinamiklerle ilişkilendirdi ve hatta biraz daha öteye giderek bunun bir "bölme projesi" olduğu noktasında görüş beyan etti. Peki, bu süreç gerçekten de dış dinamiklerin dayattığı bir politikanın mı uzantısıdır? Bu soruya makul bir cevap verebilmek için Ortadoğu'da yaşanan son gelişmelere bakmak lazım. Nabucco doğal gaz boru hattı Türkiye'deki değişim sürecini tetikleyen en önemli birkaç gelişmenin başında geliyor. Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol boru hattı Kafkaslardaki bütün dengeleri değiştirmişti. Nabucco doğal gaz boru hattı da Ortadoğu'nun dengelerini değiştirecek. Avrupa'nın enerjisini temin edecek olan doğal gaz boru hattının üçte ikisi Türkiye'den geçiyor. Ve bu enerjinin istikrarlı bir şekilde transferi için üzerinden geçtiği toprakların güvende olması gerekiyor.
Daha farklı bir ifadeyle, boru hatlarının geçtiği ülke, kendi güvenliğini başkalarına garanti ettiriyor. Özetle; bu ülkenin istikrarlı ve güvenli bir ülke olmasını istemeyen, çok başlılıktan ve kaostan nemalanan dış dinamikler, artık bu toprakların güvenli ve istikrarlı olmasını istiyor. Ergenekon ve Kürt Açılımı gibi süreçlerin birden bire Türkiye gündemine girmesinin özünde yatan gelişme kanımca bu... İşte bu süreç bizi bambaşka bir geleceğe götürecek. İnsanların ölmediği, kan ve gözyaşının olmadığı, insanlarının daha mutlu ve daha zengin yaşadığı, hep hayal ettiğimiz demokrasinin yerleşik hale geleceği bir geleceğe... CHP ve MHP bu sürece alabildiğince karşı çıkıp iktidarı kıyasıya eleştirip bölücülükle suçluyor.
Tıpkı DTP'lilere yaptıkları gibi... Kürt Sorununun çözümüne dair geliştirilen süreçten memnun olmadığını her fırsatta dillendiren bir diğer siyasi parti de DTP... 2003-2005 yılları arasında AB uyum süreci çerçevesinde hızlı bir değişim yaşayan Türkiye, şimdi çok daha radikal bir değişim sürecine girdi.
Bu süreçte CHP ve MHP'nin oyunbozanlığını anlamak hiç de güç değil. Anlaşılması güç olan ise CHP-MHP muhalefeti karşısında hükümetin elini güçlendirmesi, cesaretlendirmesi gereken, 86 yıllık bir önyargıya sahip Türk kamuoyunu korkulardan uzaklaştırması gereken DTP'nin de sürecin karşısında durması... Kürtlerin selameti açısından köklü değişiklikler getirmesi beklenen bu sürecin, mevcut eksikliklerine ve hatta çelişkilerine rağmen desteklenmesi, çözüm sürecinde atılacak adımların zamana yayılması gibi beklenti içerisinde olunması gerektiğini düşünüyorum. Zira süreç sonunda en büyük kazanç ve mutluluk, yıllardır böylesi bir beklenti içerisinde olan Kürtlerin olacaktır.
Taner ÖZBAY
TV21 Genel Müdürü


SON HAFTANIN SKORU



Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya

































