1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Külliyede Kürdlerden Oluşan Bir Kürd Seksiyonu, Elzemdir
Külliyede Kürdlerden Oluşan Bir Kürd Seksiyonu, Elzemdir

Külliyede Kürdlerden Oluşan Bir Kürd Seksiyonu, Elzemdir

Siyasi Analist ,Yazar ve Siyasetçi Mahmut Şimşek,Külliyede Kürdlerden oluşan bir Kürd Seksiyonunun elzem olduğunu söyledi.

A+A-

Siyasi Analist ,Yazar ve Siyasetçi Mahmut Şimşek,  Diyarbakır Güncel Gazetesi Yayın Yönetmeni Volkan Eser'in konuğu oldu.

Diyarbakırın ve Bölgenin, iş, siyaset ve sivil platformlarında tanınan bir şahsiyet.  Ak Parti  11. Dönem (2009-2014 ) İGM (İl Genel Meclis) Üyeliği yaptı. 26. Dönem Milletvekili Aday Adayı. Siyasi Analizlerinde net, objektif ve önermeleriyle tanınan bir Kürt Aydını. Siyasete, ibadet derecesinde halka hizmet olarak bakan bir Siyasetçi. Demokratik Kürt cenahında ismine ve düşüncelerine saygı duyulan bir siyasetçi, bir kanaat insanı... Mahmut Şimşek’in bugün partisinde bir görevi olmasa da parti adına konuşmasa da  Gazete, dergi ve Ulusal Televizyonlarda Bölge ve  ülke sorunlarını, Kürt haklarını, Başkanlık konularını en sık dile getiren bir Aktivist, bir Kanaat İnsanı olarak sahada görülmektedir. Şimşek halen İSAV(İktisadi ve Sosyal Araştırmalar Vakfı) Diyarbakır Şube Başkanıdır.

Şimşek ile AB’yi, iç politikayı ve Kürtleri konuştuk. İşte o röportajımız.

-15 Temmuzun’dan sonra bir de gergin 16 Nisan Referandumu süreci yaşadık. Sizce, Türkiye bütünleşiyor mu? Kutuplaşıyor mu?

- Başkanlık Sistemine giden ilk adım, Evet. Hayır diyenlere de Hayırlı olsun. Dediğiniz gibi, 15 Temmuz göğüslendikten sonra, 16 Nisan Sistem değişikliği asıl kimilerine zor gelebilir. Kutuplaşmalar antagonzma (uzlaşmaz) değil, kolay çözülür. Yüzyıllık laik-milliyetçi Bürokrasi‘inin sinsi direnişi gibi, devlet içine sızmış, halkla buluşmaya çalışan Fetö olgusu tedirginlik vermekte. Ama hormonlu siyaset, lokal mezhepsel kutuplaşmalar, dün de vardı. Yarın da olacak. 

-Bu öngörünüzü biraz açar mısınız?

- Şuna herkes kadar inanıyorum. Halklarımız Başkanlık sistemine ve bir arada yaşamaya uyumlu. Yeni sistemin alt yapısı, uyum yasaları, yeni bir Anayasa’ya doğru evirildikçe yeni sistem daha iyi anlaşılacak. Vatandaşların demokrasinin ortak paydasında buluşması sağlamlaşacaktır. Özgürlük ve Barış yolunu çıkmaz sokaklara sürükleyenler, bundan böyle halkın barikatına çarpacak. Bu referandum sonuçları yeni bir yaşamın ilk adımıdır. Bunu halklar bedel ödeye ödeye anladı. Sadece çıkarını gözetenler anlamak istemiyor.

-Nasıl yani?

-Devran değişti. Çözüm süreciyle,15 Temmuzla, 16 Nisan Referandumuyla, hafızalar yenilendi. İhanetçilerden çok halkların evlatları meydanlardaydı. Çoğumuz hatırlarız. Darbeciler her kapıya geldiğinde şapkalarını alıp giden siyasi liderleri seyrederek büyüdük. İlk defa ama, bu defa darbeciler kapıya dayandığında bir lider çıktı. Halkımız alanlara! dedi. Bir toplumsal direniş sergiledi. 15 Temmuz bu anlamda bize iki güzel çıkış yolu sundu. Biri; 15 Temmuz Darbe önleme günü olduğu kadar, Başkanlık sisteminin alanlarda tescillendiği gündür. Liderlik kabiliyetinin ve cesaretinin halkla test edildiği gündür. Bir liderin kitlelere; sokağa çıkın, derken, Onun da kitlelere doğru sokağa çıkmayı bildiği gündür. Direnerek, bedel ödenerek ilk kez bir darbe önlendi. Diğeri ise, Parlamentarist Sistemi Başkanlık sistemiyle değiştirmek için, yeni bir Anayasa, reformlar gerektirmektedir, buda 2019 seçimleri dahil, üç beş yıl bir hazırlık evresi alır.

-Bu darbe neye, kime karşıydı?

-Her darbe halka ve halkın liderine karşıdır. Bu darbe de doğrudan sayın Erdoğan’a karşı idi.

-Erdoğan önce Fetö’nün sonra Batı devletlerinin neden baş düşmanı haline geldi, Son AKPM kararına ne diyorsunuz?

- Besle Kargayı oysun gözünü, derler ya… Feto, Türkiye’nin Humeynisi olmak istedi. Pkk’nin mobil ve hendek- çukur saldırılarına paralel Batı’nın aleni Anti Erdoğan bayrağını açması manidardı. Erdoğan, mecburen PanTürkist bir elbise giydi. AKPM kararına gelince;  kurucu üyesi olduğumuz ve sanırım 47 ülkeden oluşan Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM)’nin bu kararı bizi aday üyelikten değil, belki demokrasi liginden düşürür. Yaptırım gücü yok. İşkenceyi Önleme Komitesi, AHİM, Venedik komitesi, İHK, Parlamenterler Asamblesi gibi siyasi ve hukuki kurulları bizi izlemeye alır, almış, bu doğrudur. Ama Türkiye’nin yaptığı tüm reformları bir yumurtaya koyup duvara çarpmak isteyen ruh haliyle açıklamalarına bakmayın. Çoğu diplomatik salvolardır. AKPM Türkiye’yi düzeltemez, Türkiye kendi kendini düzeltecektir. Bu kararın ise birkaç nedeni var, biri çok önemli ve bana göre unutulmamalı…

-Hangisi efendim?

- Bu kararın nedeni ABD (Avrupa Birleşik Devletleri)nin verdiği ev ödevini yapmamak, Pkk’ye sert davranmaktan falan değil. Hedef Sayın Erdoğandır. Futur Türkiyesidir, geleceğin Türkyesidir. Bu konudaki fikrim 2005den bu yana hiç değişmedi. Şöyle bir değerlendirme yapın; üzerinden 5-6 yıl geçmiş, Erdoğanlı, Erdoğansız ABD üyesi bir Türkiye düşünün…

-Yani?

-Avrupa Birleşik Devletleri (ABD) nin bugünkü seçim yasalarına göre lider ülke olma ihtimali muhtemel bir Türkiye var olacak karşılarında.  

-Bu nasıl olur?

-Avrupa Birleşik Devletleri için konuşlanan ve hiç acelesi olmayan, ABD’in yönetim ve seçim yasaları ile ilgilenenler, ne dediğimi iyi anlıyorlardır.

-Biraz açar mısınız?

-Şu anda nüfus oranıyla otomatik olarak Türkiye ve İngiltere’yi üye saysanız, ABD 28 devlet... Ve Türkiye, ilk dört büyükler arasındadır. Bugünkü Türkiye’nin ekonomisi eskisi gibi çok kötü değil. Niteliksel sıkıntıları olsa da giderilebilir eksiklikleriyle ABD üyeliğine hazır. Ama ABD Türkiye’yi kabule hazır değil. Birleşmiş Milletlerde, Dünya beşten büyüktür, diyen bir lider, Üyelikten sonra muhtelif oturumlarında; Avrupa dörtten büyüktür, diyebilecek, yani ekonomik, politik ve güvenlik politikalarında diğer üyeleri etkileyebilecek bir alternatif ülke olur. Şimdi size sorsam, Avrupalı liderler bu gelişmenin önünü kesmek isterler mi? İsterler.

-Çarpıcı bir bakış, peki Bölge Kürtlerine ve Kürt siyasetçilere bir sözünüz olur mu?

-Demokrasi gereği herkesin ideolojik ve politik özgürlüğüne saygı duyarım. Lakin, her Kürd, bundan böyle yeni sisteme hazırlanırken, 12 Ağustos 2005 Diyarbakır da başlayan Kürd reformlarını, Çözüm Sürecini, 15 Temmuz 2016 ve 16 Nisan 2017 arasındaki Erdoğan siyaseti kadar, PKK siyasetini, PKK, Hdp ve paydaşlarının siyasetini de gözden geçirmeli. Yani Kürdler büyük düşünmeli. Demokratik ve ulusal demokratik haklar siyasetinde hedef nedir? Devlet nedir? Demokratik özerklik nedir? Demokrasi de bir arada yaşamak nedir, nasıldır? Demokrasilerde silahlı parti olur mu, olmaz mı? Bu çocuklar neden öldürülüyor, öldürülmeye aday? Bu ve bunun gibi basit ama ciddi soruları kendine soran her Kürd ve her Kürd siyasetmedarı, bu soruların hiç birinin cevabının Kürdistani olmadığını ama demokrasinin kurumsallaşmasıyla alakalı masum Kürd haklarını içerdiğini görür. Erdoğan düşmanlığını yapan siyaseti de tedavülden kaldırır ve siyasi demokrasi mücadelesine katılır. Bu nedenle hiç bir Kürd, silahlı eylemlere itibar etmez. Aleme nizam veren kızıl elma’cı Yalçın Küçük, Doğu Perinçek gibilere, koşarcasına devlet kademelerine yeniden yönelen Kemalistlerin,  Fetö’cüların değirmenine su taşımamalı. Sayın Erdoğanı veya partilerin siyasetini ideolojik olarak eleştirmeleri normal. Yüzyıllık hantal parlementarist siyasetin göçmesini engellemek, yeni politik çatışmalara ve Erdoğan düşmanlığının izini sürmek, yeni Demokrasiye ve Kürd Haklarına ancak zarar verir.

-Devletin ve Partisinin başına geçen sayın Erdoğan Kürtlere ne verebilir?

-Kürdler ne istiyor bu önemli. Sayın Erdoğan Kürd kartının gerek Parti içinde, gerek iç siyasette ve gerekse uluslar arası ekonomik politik platformlarda nasıl bir kazanım ve kayıp olacağını şüphesiz çok iyi biliyor. Son Hindistan seyahatindeki kanaat insanı gibi şahsiyetleri ve ülke genelinde Yerelde ve yerinde yönetimin adaletli şeffaflığını esas almalıdır. Külliyede Kürdlerden oluşan bir Kürd Seksiyonu, elzemdir. Başkanlık sisteminden Hakem Devlet, Hakim Başkan kast edilecekse, Kürd Haklarının Demokratik çerçevesi çizilmelidir. Çok uluslu bir ulus devlette Başkanlık sisteminin, yeni bir Anayasasının nasıl olması gerektiğini, Barış ve özgürlüğün silahsız ekilip biçilecek demokratik haklar olduğunun pratiği net ve anlaşılır sunulmalıdır. Silahsız Kürd partileri ve diğer sivil kesimlerinin Başkanlık siyasetine aksiyon olarak katkıları ve  Kürd Partileri Platformu (KPP) ile yine Kürd Sivil Platformların(KSP) çalışma ve çabaları önemsenmeli. Başkanın Kürdlerle 2019 dan önceki ara evrede işi zor.

-Kürt siyasetçilerini, partilerini size sorsam…

-Şüphesiz herkes doğru bildiğini başkasına zarar vermeden yapabilmeli. Kürdistani mi, yoksa demokratik birlikten yana mı, taktik ve stratejisini net anlatabilmeli.Türkiye Kürdlerinin ekserisi demokratik birlik içinde yaşamak istiyor. Ne yazık ki, sürdürülebilir ilişkilerde devlet hep isteksiz ve güvensiz ve somurtkan kalmıştır. Kürdler de mazlum, mağdur ve denilebilir ki, inatçı.

-Kürdlerin Ulusal Birliği neden yok sizce?

-Ulusal Burjuvazisi oluşmamış, oluşmasına da doğrusu izin verilmemiş. Ulusal Burjuvazisi olmayanın Ulusal Birliği de kolay kolay oluşmaz. Halkın içine radikal ümmet ya da kapitalizmin sol (şekal) düşünceleri de karışınca hafsanallah. Kimse kimseyi anlamak bile istemiyor. Devletsiz olduklarından, diplomasisiz siyaset yaptıklarından, dostlukla diplomasiyi karıştırdıklarından hemen kırılganlaşabiliyorlar. Duygusaldırlar. Demokrasi, Kürd siyaset ağalarının hesabına gelmiyor 15 Temmuz Darbe teşebbüsüne karşı alanlara, diyaloglara, kısaca Barış sofrasına giden yollara, Hüdapar kadar, gelmeyi beceremediler. Kürd Halkın ekseriyeti, Siyasetçilerinin sektarlığı yüzünden 15 Temmuzu seyrettiler. 16 Nisanda da ilişkileri sertleştirerek heba ettiler.

-Peki, İktidarın, devletin sağa kaymasına ne diyorsunuz?

-Çözüm Süreci, 23 Temmuz 2015 de Pkk’nin devlet tanımaz tavırları nedeniyle masa devrildi. 16 Nisan 2017ye gidilirken iktidarın batıda milliyetçi oylara hatta Pantürkizme oynayarak ittifak arayışı tek şansıydı.  Ak parti MHP’ye doğru adeta itildi. 16 Nisandaki Referandumun Hayırcıları tamamen Anti Erdoğan siyasetini yaptılar. Referandum sandığına koalisyonlarla gidildi. Ama iki taraf sandıktan çıkacaktı. Bir taraf kazanacak bir taraf kaybedecekti. Yüzyıllık rejim değişiyordu. Yüzde 50 nokta 001 rakamını bulmak, her türlü değişimi başlatmaktı. Siyaset yüzdeyüz matematikti. Sheakspere’ın dediği gibi; Olmak ya da olmamak. Bütün mesele buydu.

-Gözleminiz çok yerinde ve çarpıcı. Sizce dünden bugüne Fetö nasıl gelişti?

- Bir devlet ve sistemini düşünün. Nato beyinli darbecileri, her on yılda bir Kutsal Ordu kılığıyla gelmiş, yaşamı alt üst etmiş ve gitmiş. Bu iktidar geldiğinde ise, kimi belediye personeli hariç, devlet bürokrasisi yok. Şimdiler de olduğu gibi devletin her alanında bürokrata ihtiyacı var mıydı? Vardı. Asker, polis, ekonomist, sağlık, din, hukuk, eğitimci vs. Tümüyle bu alanlarda kendini sunabilen belirleyici ve yarı legal 40 yıllık Fetö örgütlemesinin sakin kravatsız kravatlı adamları vardı. Kadroları devlet hayatının her alanında uyumlu büyümeyi sinsice sürdürdü.

-Peki, nasıl kurtulunacak?

-Askeri bir tanım var, isterseniz biraz sivilleştirelim; Yapılan yapılmayan her işten artık Başkan sorumlu olacaksa; 1966 değil, ama 1985 den bu yana gelmiş geçmiş tüm Generaller, Bakanlar, Valiler, Emniyet müdürleri mercek altına alınmalı. Kürdlerle ilgili, Pkk ve çevresini manipüle eden, yakın olaylar çizelgesine mutlaka bakılmalı. Habur sürecinin zehirlenmesi ve karşı şovenizmi kışkırtma hamleleri takvimine ve yetkililerine bakılmalı. Roboski katliamını kim yaptırdı. Pkk yi şehirlere yönelten KCK tutuklanmalarını ve kışkırtmalarını tetikleyenlere, İlk ciddi seviyeli Oslo görüşmelerinin Mit içinde kimlerce deşifre edildiğine bakılmalı. Araçlı eylemlerin eski yeni failleri. Bölgede üst düzey Asker ve polis kurmaylarının eylemler esnasında yaptıkları ve yaptırdıkları insanlık dışı muameleleri incelenmeli. 15 Temmuzdan sonra bölgede yakalanan üst düzey Birlik komutanları ve polis müdürlerinin Pkk ile beraber silah sevkiyatını ve çukur savaşını başlatıp başlatmadığını? Ya da Pkk’nın hendek, çukur savaşına hangi gerekçeyle ikna edildiği, Gezi olaylarını kışkırtanlar, 7 şubat Mit krizi, 17-25 Aralık girişimi, Rus Uçağının düşürülmesi,  23 Temmuz Pkk baş kaldırısının arkasındaki iç ve destekçiler incelenmeli. Bunlar Tren gibi uzayıp gider ve yıllar alır.

 

-Epeyce oldu ama bir ulusal kanalda çok önemli bir belirleme yaptınız. “AK Partinin kalemi Roboski de kırıldı” gibi bir belirlemeniz olmuştu…

-Sanırım, bu sohbetimin Videosu YouTube’da var; Ak partinin kalemi Roboski’de kırılmaya çalışıldı.”dediğimi sanıyorum. O görüşteyim. Dönemin Hava Kuvvet komutanı Korgeneral Öztürk komutasında olanlar incelendiğinde mutlaka suçlunun ayak izlerine rastlanacaktır. Darbe hazırlığında olan elbette ülke içinde devlete karşı müttefik arar. Roboski katliamı ile Fetocular Pkk yı yanına çekmeye mi çalıştı? Roboski ve Hirant Dink olaylarının aydınlanması diğer olayları ülkede ve bölgede ip gibi ard arda dizer. Devletten çok iktidar, Başkanlık, Yeni Demokrasi yolunda aklanır. Kürd ve Ermeni vatandaşlarıyla oluşmuş göreceli kırgınlığını giderir. Güven veren bir devlet olur. Roboski, Hirant ve benzeri olayların altından 15 Temmuz Hainlerinin çıkacağına inanıyorum. Sayın Devlet Başkanının bu iradeyi gösterme zamanı diye düşünüyorum.

-Sizce Fetö örgütü ne idi bundan böyle ne olur?

-Fetö bu devletti kırk yıldır Türk İslam cübbesi ile ama bir Anakonda gibi sabırla yutmaya hazırlandı. 15 Temmuzda kuşatıldığını anladığında, zehirli katil Kobra’ya dönüştü. Kaybedeceğini anlar anlamaz saklanarak yine Anakonda’ya dönüşmeye çalışıyor ve hatasız   gününü bekliyor. Fetö ulusal ve uluslararası siyasi bir virüstür artık. Devlet yapılanmasından ayrışması çok uzun zaman alacak.

-Fetullah ölürse ne olur?

-Amerika ve Avrupa için Feto ölür, Çeto gelir…

-Kayyumların atanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Ben seçimle gelen seçimle gider, ilkesi ile demokrasiyi tanırım. Sanki bu Belediyeleri seçilenlerle mi yönetiyordu. Pkk de kendisinin atadığı illegal Kayyumlarla 4 dönem Belediyeleri yönetti. Bunu da sağır Sultan biliyordu. Çukur Hendek kalkışmasından sonra Devlet bu gidişata izin vermiyorum, dedi.

-Sizce getirilenler doğru tercihler mi?

- Eleştirilerimi önermeli yaptığımı bilirsiniz.  Atama resmi tercih. Kadroları kurma biçimi hala aşure. Bu Kayyumların, iki yıl sonraki seçimlerde bu riski almış iktidara ve bölgeye getirisi ne olur? Beni ilgilendiren budur. Belediyelere sunulan ek bütçe ve Bakanlıklarla koordinasyonu toplamında yapılan hizmetler halkın gözünden değil, yüreğinden geçmeli. Kayyumlar kötü intiba yaratmamalı. 2019 seçimleri Bölgede nal toplama seçimleri olmamalı. Burası benim, şurası senin… Herkes sussun…  Asayiş berkemal demekle olmuyor. Halkın içinde yaşayan yerel, aktif, sevilen sivil kadroları gören, tanıyan var mı? Örneğin, Kayyumlar, neden, Belediyelerinde seçilmiş Ak Partili Belediye Meclis Üyelerinden faydalanmayı hiç hatırlamazlar. Size bir hatırlatma yapayım. 2007-2009 yılları arasında SUR Belediyesine de Kayyum atamıştık. Şu an Fetö tutuklusu olan vali Ahmet Aydın, o dönem Diyarbakır’da vali yardımcısıydı ve Kayyum olarak atanmıştı. 30 Mart 2009 da yapılan Belediye seçimlerinde iki yıl kayyumla yönetilen SUR Belediyesinin akıbetini ilimiz ve bölge kayyumlarına hatırlatacak, bir Genel Merkezimiz ve Vekillerimiz var. Lakin, 22 Mayıs günü, Sayın Başkan Erdoğan Kayyumlara dadanmış zararlıları süratle ayıklamalı…

-Yerinde ve cesur bir hatırlatma. Bundan sonra partiler, siyasetçiler, halk nasıl yaşar?

-Başkanlık sistemi yasaları ve seçim şekli er geç seçmenin siyasi yaşamını iki partili olmaya yönlendirecek. Yeni Başkanlık sistemi, yeni siyaset; Yeni Anayasasını ve İleri Demokrasi havuzlarında genel ve yerel alt yapılarını, Yerel İl ve Genel Meclislerini kurar. Yukarıda değindiğim gibi seçmen de iki büyük partide toplanır. Siyasetçilerimiz iş takipçisi, tehdit unsuru sayılmaktan ve töhmetten kurtulur. Başkan işleriyle Meclislerin vekilleri de yasama ile ilgilenir. 

-Sayın Erdoğan partinin başına gelmesini nasıl buluyorsunuz?

-Şeref türbininde oturarak sahada takımınızı yönetemezsiniz. Hele 2019 Genel seçimlerini 16 Nisan Referandumunun rövanşına çevirecekler.  Kürdlerin olmasını umut ettikleri Gezi Hortlağını uyandırma ihtimalini zorluyorlar. Bu seçim yüzyıllık statükocularla yenilikçilerin son karşılaşması olacak. Dönüş zamanında tam isabet var. Parti içi hastalıkları da mutlaka tedaviye almalı. Devlet Başkanı kitabın içinden değil, halkın içinden geçeni görüyor ve öyle davranıyor. Kürdler zaten onun bu tavrını seviyor ve güven duyuyor. Herkesi demokrasisinin kapsama alanına çağıran yeni bir mesaj duyma zamanı. Başkanlıkta yeni Anayasal garantiye ihtiyaç duymaları savsaklanmamalı. Referandumda asa yapılan Pan Türkist politika terk edilerek yeniden muhafazakâr, demokrat bir ortam yaratılmalı. Yeni Yüzler, Yeni Düşünce İnsanları sahada hizmet için görülmeli. Başkanlık Sisteminin lider odaklı, uzman kadrolu, kitlelere dayalı, bir sistem olarak donatılması zorunludur. Ben sahada olan, Gözlem ve Analiz yapan bir siyasetçisiyim. 2019 Seçimlerine kadar Yeni Gezi direnişleri olabilir. Kürdler, kendilerini Gezi varakparelerine gayri demokratik günlerin Koçbaşı olarak kullandırtmamalı.  

-Aktif, siyaseti düşünüyor musunuz?

-Benim için liyakat esastır.

-Teşekkürler, sayın Şimşek. Hem Türkiyeli hem Kürt Aydını hem Ak partili olarak her zaman sağduyulu ve cesaretle siyaset üreten düşünceleriniz takdire şayandır. Son Sözünüz ne olur?

-Kötü Siyasetçi ve kötü siyaset biter ama, Halk bitmez

DİYARBAKIR GÜNCEL GAZETESİ

VOLKAN ESER

HABERE YORUM KAT