1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Kot ve türbanla sınıfa girdiler!
Kot ve türbanla sınıfa girdiler!

Kot ve türbanla sınıfa girdiler!

Eğitim-Bir-Sen'li öğretmenler, Kılık ve Kıyafet Yönetmeliği'ni protesto etmek için ülke genelinde derslere kravatsız, kot pantolon ve türbanla girdi. Eğitim-Bir-Sen şube yöneticileri ve üyeleri, derse girmeden önce belirledikleri okulların önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.

A+A-

Eğitim Bir-Sen üyeleri, Diyarbakır'da MEB'in Kılık Kıyafet Yönetmeliği'ni protesto etti ve kamusal alanda başörtüsüne özgürlük istedi. Öğretmenler, derslere sivil kıyafetle girerek sivil itaatsizlik başlatırken, Eğitim-Bir-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Memiş ve yönetim kurulu üyeleri de basın açıklaması yaparak başörtüsü yasağını kınadı.

1980 askeri darbesinin ürünü olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ek madde 19'da “Devlet memurları, kanun, tüzük ve yönetmeliklerin öngördüğü kılık ve kıyafet kurallarına uymak mecburiyetindedirler” hükmünden hareketle hazırlanmış olan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik'teki akla zarar kuralların uygulanmasına devam edildiğini anlatan Memiş, devlet memurlarına adeta üniformalı asker muamelesi yapıldığını kaydetti.

'DEVLET EN BÜYÜK ŞİDDETİ UYGULUYOR'

Memiş,” Öğrencilerin kılık ve kıyafet yönetmeliği değişmiş, tek tipçilikten vazgeçilmiş, imam hatip okullarında bütün derslerde, diğer okullarda sadece Kur'an-ı Kerim dersinde başörtüsü serbestisi içerecek şekilde serbest kıyafet hakkı tanınmışken, öğretmen adaylarına staj dönemlerinde serbest kıyafetle okula gitme hakları iade edilmişken, eğitim çalışanlarının saçıyla, bıyığıyla, ense tıraşıyla, favorisiyle, pantolonunun kumaşıyla ilgilenilmesini kesinlikle doğru bulmuyoruz.

Ülkemizde 1930 yılında seçme, 1934 yılında seçilme hakkı verilen kadınların 2013 yılında hala ne giyeceklerine karar verme hakları yok. Şiddetle mücadele konusunda kampanyalar başlatan devlet, ne yazık ki en büyük şiddeti, başörtüsü yasağıyla kadınlara kendisi uygulamaktadır. Başarıyı, gelişmeyi ve değişimi zihinsel bir süreç olmaktan ziyade dış görünüşe endeksleyen bu çarpık bakış açısının tedavülden kalkma zamanı gelmiş ve geçmektedir. “ dedi.

'İNSAN TABİATINA AYKIRIDIR'

Darbe dönemlerinin dayatması olan kamu çalışanlarına kılık ve kıyafet zorunluluğu insan tabiatına aykırı olduğuna dikkat çeken Memiş,yönetmeliğin darbe dönemi anlayışını çağrıştırdığını dile getirdi. Memiş,” Yönetmelik, “Bıyık tabiî olarak bırakılır, uzunluğu üst dudak boyunu geçemez, üstten alınmaz, yanlar üst dudak hizasında olur, alt uçları dudak hizasından kesilir. Kravat takılır, kravatı örtecek şekilde balıkçı yaka veya benzeri süveterler giyilmez.

Hizmet gereğine uygun olarak verilmişse tek tip elbise giyilir” demektedir. Yönetmeliğin resmettiği hükümler, anlamsızlığı dolayısıyla şu an zaten çoğunlukla uygulanmamaktadır. Kadınlara, “Ayakkabılar ve çizmeler sade, normal topuklu, boyalı, görev mahallinde baş daima açık, saçlar düzgün taranmış veya toplanmış, tırnaklar normal kesilmiş olur” şeklinde getirilen yaptırımların da pratikte hiçbir değeri yoktur. Toplumu eğiten, çocuklarımızı geleceğe hazırlayan öğretmenlerin ne giyeceğine ve nasıl giyineceğine dair sınırlar çizen ama başörtüsü yasağı hariç bütün sınırları geçersiz olan bu yönetmelik bir an önce değiştirilmelidir. “ şeklinde konuştu.

'DEVLET İNANÇLA KAVGA ETMEYİ BIRAKSIN'

“Devlet, vatandaşıyla, halkın inançlarıyla kavga etmeyi artık bir kenara bırakmalıdır. İnsanlarını tanımlamayı değil, tanımayı seçmelidir.” diyen Memiş, olağanüstü dönemlerin oluşturduğu psikolojik baskılardan ve bıraktığı tortulardan bir an önce kurtulmak istediklerini anlattı.

Memiş,şöyle devam etti :”Darbe dönemindeymişiz gibi ilkel başörtüsü yasağı yönetmeliklerden hala tamamen kazınmamıştır. Halk, nasıl giyinileceğini, saçların nasıl taranacağını, başın örtülü mü açık mı olunacağını belirlesinler diye hiçbir zaman otoriteye yetki vermemiştir. Kimse kendisine verilmeyen yetkiyi kullanmaya kalkmasın. Halk, despotlaşan yönetimlerin insan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan yaptırımlarını ortadan kaldırsın diye demokratik hakkını kullanmış ve mevcut iktidarı iş başına getirmiştir. İktidar kendisinden beklenileni yerine getirmeli ve yasakları meşrulaştıracak adımlar yerine halkı özgürleştirecek adımlar atmalıdır.
 
'BU DAYATMALARA UYMAYACAĞIZ'
 
Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik'in acilen değiştirilmesini, kamuda çalışan kadınlara başı açık olacak şeklinde dayatma yapılmamasını, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine (CEDAW) aykırı olan başörtüsü yasağının tamamen kaldırılmasını istediklerini kaydeden Memiş,darbe dönemlerinin dayatmalarına uymayacaklarını söyledi.

Memiş,sözlerini şöyle tamamladı :” İnsan onurunu ve tercihlerini hiçe sayan yaptırımlar zorla yasal çerçeveye oturtulmuş olabilir ama bu yaptırımları asla meşru görmüyoruz. TBMM önünde kılık ve kıyafet yönetmeliğine dair Memur-Sen Konfederasyonu olarak başlattığımız itirazı, Eğitim-Bir-Sen olarak 81 ilde “Kılık-Kıyafet Özgürlüğü ve Başörtüsü Yasağına Hayır” çıkışımızla devam ettirdik. Bugün ise, Eğitim-Bir-Sen olarak bir adım daha atarak, sivil itaatsizlik gösteriyor, hükümete, darbe döneminin izlerini silmesi çağrımızı yineliyoruz.”

Bu haber toplam 8620 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT