1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Kore Gazisi Kılıç: Şans eseri ölmedim
Kore Gazisi Kılıç: Şans eseri ölmedim

Kore Gazisi Kılıç: Şans eseri ölmedim

Diyarbakır’ın Çermik ilçesinin tek Kore Gazisi olan 85 yaşındaki Hacı Şıh Zülfükar Kılıç, o günleri anlattı.

A+A-

Kore'ye parasızlıktan gönüllü olarak gittiğini kaydeden Kılıç, şans eseri hayatını kaybetmediğini söyledi.Diyarbakır’ın Çermik ilçesinin tek Kore Gazisi Hacı Şıh Zülfükar Kılıç, o günleri anlattı.

Hatırladıkça hüzünlenen Gazi Kılıç (85), Kore'ye gönüllü olarak gittiğini kaydetti. Kore’ye 4 bin 500 kişi gittiklerini, 2 bin kişi olarak döndüklerini kaydeden Gazi Kılıç, “Atılan bombadan seken şarapnel parçaları arabama isabet emesi ile ölümden döndüm. Bu nedenle de yargılandım. Şans eseri ölmedim” dedi.
 
Gidiş hikayesi


Kore Savaşı sırasında 1950'den 1953'e kadar Birleşmiş Milletler Ordusunun komutası altında savaşmış olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kutup Yıldızı Tugayı içerisinde kendisinin yer aldığını, bundan gurur duyduğunu anlatan Hacı Şıh Zülfükar Kılıç, askerliğini ve Kore'ye gidiş hikâyesini anlattı.
 
“Parasız pulsuzdum”


İstanbul Selimiye Kışlasında Ordunat Bölüğü’nde askerliğini yaptığını anlatan Kılıç, o zamanlarda askerliğin 3 yıl yapıldığını belirtti. O yıllarda parasız pulsuz olduğunu, hatta askerliğini yaparken, askeri berbere gittiğini parasının olmaması nedeniyle kendisini tıraş etmediklerini ifade etti.
 
Kızdım Kore’ye Gönüllü Yazıldım


Kendisinin bu duruma çok kızdığını anlatan Kore Gazisi Kılıç, O sırada Kore savaşına katılacak askerleri belirlediklerini, kendisinin de dilekçe vererek Kore'ye gönüllü gitmeye karar verdiğini anlattı.


Bölük Komutanının çok iyi bir insan olduğunu, kendisini çok sevdiğini ve gitmesini istemediğini söyleyen Kılıç sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:


 “Ben ısrar edince bir şey yapamadı. Hemen Kore'ye gitmek üzere gemiden yola çıktık. Kore'de 1 yıl kaldım. Şans eseri hayatımı kaybetmedim. Gerçekten ateş içerisindeydik. Bir defasında 11 araçlık bir konvoyla gidiyorduk. Bomba attılar. Arkamı döndüm baktığımda konvoy tamamen yok olmuştu. Ben öndeydim. Şarapnel parçaları arabama isabet etti. Yara almadan kurtuldum. Burada çok şehit verdik. Beni (niye bir şey olmadı) diye mahkemeye vereceklerini söylediler. Buradaki Elazığlı Yüzbaşı olan komutanım bana sahip çıktı ve konvoyda olduklarını söyledi. Bunun üzerine Mahkemeye vermediler.


Kore’de adeta destan yazdık. 4 bin 500 kişi gittik, 2 bin kişi döndük. Kore’den Japonya’ya gittik, oradan da gemilerle ülkeye döndük. İlçede yaşayan tek Kore gazisi benim. Bu bana gurur veriyor. O zaman olanaklar bu kadar ileri değildi. Gerektiğinde boğaz boğaza süngüyle savaştık. Şimdi teknolojik silahlar kullanılıyor.


Savaşın hiçbir ülkeye yarar getirmeyeceğini, barışın her şeyin üstünde olduğu bir gerçek. İnsanlar ölmesin. Huzur içerisinde insanlar yaşasın. Bugün çıkan savaşları gerçekten anlamsız buluyorum. Savaş acı demektir. Topraktan ayrılmak demektir. Ailelerin parçalanması demektir. İnsanların boş yere hayattan kopmak demektir. Allah hiçbir ülkeye savaş yaşatmasın. O günler bir daha geri gelmesin.”
 
Kore savaşı


II. Dünya Savaşı'nın bitip Soğuk Savaş'ın başlamasıyla Türkiye, uluslararası ortamda kendini yalnız buldu. II. Dünya Savaşı'nda tarafsız kalarak bütünlüğünü Almanya'ya karşı korumuş; ancak savaş sonrasında Sovyetler Birliği'nin Doğu Anadolu'da toprak ve Boğazlar'da üs ve ortak savunma talepleriyle karşılaştığı iddia edildi. Böylece Sovyet tehdidine karşı müttefik arayan Türkiye Batı Bloğu'na ve Amerika'ya yaklaşmaya başladı.


Türkiye, NATO'ya girişini hızlandırmak için başlayan Kore Savaşı'na birlikler göndermiştir. Özellikle sol kesimler tarafından "Türk gencinin kanının Amerika'ya satılması" şeklinde eleştirilen bu davranış, Türkiye ile Batı Bloğu arasındaki yakınlaştırmayı hızlandırmış ve 18 Şubat 1952'de Türkiye bir NATO üyesi olmuştur.


Türkiye Cumhuriyeti, başlangıçta Kore’ye topçu taburu takviyeli bir piyade alayı göndermeyi düşündüğü halde, sonradan bu birliğin bir tugay seviyesinde olmasına karar verdi.


Her biri üç taburdan oluşan üç piyade alayı, bir topçu taburu, bir istihkâm bölüğü, bir uçaksavar bataryası, bir ordu donatım bölüğü, bir ulaştırma bölüğü, bir tanksavar takımı ve bir depo bölüğünden oluşuyordu.


Gönüllü olanlardan seçilmiş olan bu tugay 259 subay, 18 askeri memur, 4 sivil memur, 395 astsubay, 4414 erbaş ve er olmak üzere 5090 kişiydi. Tugay komutanlığına Tuğgeneral Tahsin Yazıcı seçilmişti.

 

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler