1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Konuşarak ve müzakere ederek çözüme ulaşılır
Konuşarak ve müzakere ederek çözüme ulaşılır

Konuşarak ve müzakere ederek çözüme ulaşılır

Ensaroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çözüm sürecinin savaş psikolojisiyle, savaşçı tutumları ve pozisyonları devam ettirerek ya da güç mücadelesiyle sürdürülemeyeceğini, yönetilemeyeceğini söyledi

A+A-

Çatışmalı sorunlara yönelik çözüm süreçlerinde tarafların güç kaybına uğramak istemediklerine işaret eden Ensaroğlu, "Bu anlaşılır birşeydir. Ama hem toplumda infiale yol açacak hem de karşı tarafta tepki ve rahatsızlığa yol açacak ya da çözümü isteyen tarafın elini zayıflatacak tutumlardan, söylemlerden uzak durmak gerekir" diye konuştu.

Ensaroğlu, şöyle devam etti: "Hükümetten bir yetkili kalkıp da somut olarak bir BDP yetkilisi hakkında hakaret içeren, aşağılayıcı laflar ettiği zaman ya da bunlar üzerinde baskıyı artırıcı bir operasyon talimatı verdiği zaman bunun çözüm sürecine katkısı ne olacaksa, tersi de öyle olur. BDP, PKK ya da diğer aktörlerin de hem toplumda rahatsızlığa ve tepkiye hem de sorunu birlikte çözecekleri aktörlerde sıkıntıya yol açacak söylem ve tutumlardan kaçınmaları çözüm sürecinin temel gereğidir. Yıllardan beri 15 Ağustos var. Ama kalkıp da silahsızlanmanın, eylemsizliğin ve silahlı unsurların yurt dışına çekilmesinin, sorunun çözümün demokratik yöntemlerle konuşulduğu bir dönemde eğer silahlı mücadelenin, silahlı örgütün kuruluş gününü bayram ilan ediyorsanız, doğal olarak toplum sizin barıştan, çözümden yana samimiyetinizi sorgulamaya başlar.''

Diyarbakır'da ''Kürdistan Gençlik Hareketi'' adlı dernek kurulduğuna da değinen Ensaroğlu, ''Bütün yerleşim merkezlerinin köy isimlerinin eski adlarının iadesine yönelik çalışmalar sürdürülüyorken, Kürdistan isimli dernek kurmak ki bu belli, bu Türkiye Cumhuriyeti mevzuatının izin vermediği bir şeydir. Böyle bir dernek kurduğunuz zaman ilgililer de buna izin vermeyecek. Ardından hemen başlayacaksınız propagandaya 'işte hükümet çözüm sürecinde samimi değil' diye. Toplum gerizekalı değil, kimse toplumu aptal yerine koymasın. Hükümetin samimi olup olmaması başka bir şey ama sen bu dönemde böyle bir isimle dernek kurmaya yelteniyorsan, sen aksine süreci provoke ediyorsun demektir."

Bu tür girişimlerin son derece yanlış olduğunu ve süreci sıkıntıya sokacak gelişmeler olduğunu dile getiren Ensaroğlu, bu nedenle tarafların bundan kaçınması barış ve çözüm sürecinin sabırla, serinkanlılıkla, soğukkanlılıkla yürütmesi gerektiğini kaydetti.

Ensaroğlu, "Önemli olan Türkiye'nin gerçekten demokratikleşmesi ve sorunu karşılıklı tartışarak, müzakere ederek, konuşarak çözme yoluna geri dönülmeyecek bir biçimde girmiş olmasıdır. Bence buna bakmak ve buna yoğunlaşmak gerekiyor" şeklinde konuştu.

Önemli olan şiddete evrilmemesi
Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun ise Diyarbakır'da Kürdistan adlı bir derneğin kurulmasında herhangi bir problem bulunmadığını savunarak, "Daha önce de Kürt ismiyle KÜRTKAV adlı tüzel kişilik kazanmış bir kuruluş vardı. Şimdi de Kürdistan ismiyle kazanmış bir kuruluş. Bu isimlerden hareketle herhangi bir korku, endişe yaymaya gerek yok. Bu tür isimlerin kullanılması, bu isimlerle tüzel kişiliklerin kurulması aslında Türkiye'de bir normalleşme sürecine girdiğimizi gösteriyor. Kurulması normalleşme, kurulmaması değil" diye konuştu.

Bunu normal karşıladığını kaydeden Coşkun, örgütün 15 Ağustos'ta yapacağı etkinliklerin de beklenen bir şey olduğunu belirterek, "Önemli olan bunların şiddete evrilmemesidir. Çözüm sürecini daha geniş ele almak lazım. Önemli olan tarafların sürecin ilerlemesi konusunda iradelerini ortaya koymaları ve bunu ilerletmeleridir" dedi.

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Sedat Yurttaş ise yaşanan son gelişmelerin çözüm sürecinin olumsuz etkilememesi gereken adımlar olduğunu, örgütün yıllardır 15 Ağustos'u bu şekilde kutladığını bildirdi.

Bunun yeni bir olgu olmadığını aktaran Yurttaş, şöyle konuştu:

"Daha önce belki kutladığında daha geniş müdahaleler oluyordu, şimdi şiddet gösterisine dönüşmediği sürece zaten müdahale de olmaz. Bunu çözüm sürecini engelleyecek bir unsur olarak değerlendirmemek gerekiyor. Diğer taraftan Kürdistan çocuklara konulabilecek isim haline geldi. Kurumlarda kullanılmasının da bu süreci tıkamaktan ziyade sürecin işlevinin bir tankı gibi değerlendirmek doğru olur. O yüzden 15 Ağustos kutlaması ya da Kürdistan isimli bir dernek kurulması sürecin işlediğine işaret koymak gerekiyor."

Süreç yoluna girdi
AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Aydın Altaç da çözüm sürecinin son derece hassas olduğunu belirterek, bu konuda her kesimin, siyasi partinin, sivil toplum örgütünün gereken hasasiyeti göstererek, herkesin sorumluluk sahibi olduğunu bilmesinin gerektiğini söyledi.

"Bu noktalara kolay gelinmedi. Bu duruma gelmek için ağır bedeller ödendi" diyen Altaç, bu saatten sonra bedel ödenmesini istemediklerini vurguladı.

Altaç, şunları kaydetti:  "Bölgede sözde asayiş birimlerinin kurulması, PKK örgütünün silahlı mücadeleye başlamasının yıl dönümünün kutlaması provokasyonları beraberinde getirmektedir. Olabilecek provokasyonların sürece zarar vereceğini herkesin bilmesi gerekiyor. Eğer süreç bundan zarar görürse milletimizin sürece zarar verenlerden hesap soracağının bilinmesi lazım. Herkesin katkı sunması gerekiyor."

Herkesin itidalli olması gerektiğini ifade eden Altaç, hassas bir süreçten geçildiğini, sürecin sadece Türkiye değil, Ortadoğu açısından da önem arz ettiğini belirtti.

Bu haber toplam 10103 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT