1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. 'KOAH' ta en büyük düşman sigaradır
'KOAH' ta en büyük düşman sigaradır

'KOAH' ta en büyük düşman sigaradır

Dünyada en çok ölüme neden olan hastalıkların başında gelen Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı'nda (KOAH) Diyarbakır'da ürküten artış gözlendi.

A+A-

Diyarbakır ve bölge başta olmak üzere tüm Türkiye'yide etkisi altına alan KOAH hakkında topluma uyarılarda bulunan Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Egemen Bıçakçı, ''Dünyanın en çok ölüme neden olan hastalıklarından biri olan KOAH'tan dünya genelinde 3 milyon kişi yaşamını kaybetti. 2004 yılında dünya genelinde KOAH'lı hasta sayısı 64 milyonken bu sayı her geçen yıl daha da artıyor. Ayrıca, KOAH hastalarının yüzde 90'a yakını az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden geliyor. Öte yandan ilimiz ve bölgemizde de bu hastalık yaygın durumda. Hastalığı tetikleyen baş aktör ise sigara.'' dedi.

KOAH'ta ölüm oranının, AIDS kadar yüksek olduğunu da aktaran Bıçakçı, AIDS nedeniyle her yıl 2 milyon 866 bin hastanın öldüğünü, KOAH'tan ölen hasta sayısının ise 2 milyon 672 bin olduğunu vurguladı ve şöyle konuştu:

''Şu an için en sık ölüme neden olan hastalıklar arasında 6'ncı sırada olan KOAH'ın, 2015-2020 yılları arasında 3'üncü sıraya yükseleceği tahmin edilmektedir. Hastalık kroniktir ve tedaviye rağmen ilerleyici bir karakteri vardır. Başka bir önemli konu ise hastalığın sadece akciğerleri etkilemekle kalmayıp bitkinlik, yorgunluk, duygu bozuklukları, uyku bozuklukları, mental problemler, iş gücü kaybı ve sosyal yaşamda önemli kısıtlamalara neden olmasıdır. Hastalık başlangıçta sabahları öksürük, balgam ve tükürme ile başlar. Bu öksürük, balgam ve tükürme, hastayı kısmen rahatlatır. İlerleyen yıllarda bu şikâyetlere nefes darlığı ve göğüste hırıltı hissi eklenir. Nefes darlığı özellikle egzersizle birlikte hissedilir. Hasta efor sarf ederken çabuk tükenir, nefesini yetiremediğinden şikâyet eder. Şikâyetlerin şiddetlendiği aylarca sürebilen alevlenme dönemleri gelişir.''

Bunun bir hastalık olduğunun çoğunlukla fark edilemediğini, tıbbi yardımın genellikle aranmadığını belirten Bıçakçı, ''Hekim olarak pratikte gördüğümüz tıbbi yardımın, ancak alevlenme dönemleri çok şiddetlendiğinde, birey nefes alamaz hale geldiğinde arandığıdır ki, bu dönemde hastalık çoktan ileri evrelere ulaşmış olur'' dedi.

Erken teşhisle kontrol altında tutulur

İleri evrelerde hastalığı kontrol altına almanın güç olduğunu vurgulayan Bıçakçı, şu bilgileri verdi: ''Ayrıca son dönemde hastanın da sabrı tükenmiş, dayanma gücü azalmıştır. Bu şikâyetlerin önemsenmemesi nedeniyle özellikle ülkemizde yeni tanı konmuş hastaların büyük çoğunluğu ileri evrelerdeki hastalardır. Hastalık ilerledikçe hastanın günlük aktiviteleri, çabuk tükenme, bitkinlik, nefes darlığı ve uykusuzluk nedeniyle giderek kısıtlanır, sonunda oksijene ve yatağa bağımlı, bakıma muhtaç hale gelir.

Üstelik hasta giderek artan sıklıkta acil servise başvurmak zorunda kalır ve hayati tehlikesi olduğundan hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi gerekir. Bu olaylar, hastanın ve yakınlarının sosyal yaşamlarını son derece olumsuz yönde etkiler. KOAH hastalığında tedavinin püf noktası, hastalığın erken teşhisi, sigaranın bırakılması, hava kirliliği ve kötü çalışma koşulları gibi çevresel etkenlerden uzaklaşmak ve bir göğüs hastalıkları uzmanının kontrolü ve takibinde olmaktır.''

Bu haber toplam 6510 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT