1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Kırmızı çizgilerle konuşulmalı
Kırmızı çizgilerle konuşulmalı

Kırmızı çizgilerle konuşulmalı

Diyarbakır'da gazetecilerle bir araya gelen BDP Eş Başkanı Gültan Kışanak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kışanak, bu süreçte demokratikleşme, yeniden yapılanma, toplumsal konsensüs oluşturma, reformlar yapmak gibi konuları konuşurken, artık kırmızı çizgilerden çok bahsetmemek gerektiğine dikkat çekti

A+A-

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Başkanı Gültan Kışanak, Sümer Park'ta Diyarbakır'da görev yapan gazeteciler ile bir araya gelerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. 

İmralı'da Abdullah Öcalan ile görüşme için şu an Adalet Bakanlığı'na bir başvurunun yapılmadığını anlatan Kışanak, Öcalan ile görüşmelerin normalleşmesi gerektiğini ifade etti. Kışanak, “Öcalan ile görüşmede çok özel çok spesifik bir mesaj vermesini beklemek yerine bu süreci ilerlenmesi konusunda yapılması gereken bir çalışma olarak bakmak gerekiyor. Devletin ilgili heyetleri de Öcalan ile temaslarını sürdürüyor. Çünkü sorun sadece silahlı unsurlarının sınır dışına çekilmesi değildir. Sorun, barışın kalıcı bir şekilde tesis edilmesidir. Bunu önemli bir çalışma olduğunu ve herkes farkında idrakinde olarak sürece yaklaşmalı. Silahlı unsurlarının sınır dışına çekilmesi, çok büyük bir güven arttırıcılığı oluşturdu. Türkiye'de kalıcı barışı, demokratikleşmeyi çözümü konuşmak için çok büyük fırsatlar yaratmıştır ve buna bir ilk adım olarak bakmak gerekir. Bundan sonraki süreci nasıl ilerleteceğiz ve neler yapmamız gerekenleri tartışmamız gerekiyor” dedi.

'Görüşme normalleşmeli'

Kışanak, “Bu süreçte doğal olarak Öcalan ile temaslar olacaktır. Hatta bundan sonra, sadece partimizin heyetleri değil, başka heyetlerin gitmesi daha doğru olandır. Gazeteciler, akil insanlar heyeti, kurulan çözüm süreci komisyonu üyeleri, düzenlediğimiz barış konferansının ardında oluşan heyet ve barışa çözümü kafa yoran herkesin Öcalan ile görüşmeyi gidebilmeli. Bu kesimlerin Öcalan ile görüşmesiyle sürecin daha sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlar. Bu yüzden İmralı'ya gidişi normalleştiren bir yaklaşımı ele almak lazım. BDP olarak, İmralı ile görüşme konusunda partimizden kim görüşmeye gidecek diye bir tartışma yapmıyoruz. İsimler boyutu çok da üzerinden durulması gereken bir konu değildir. Önemli olan bu görüşmelerin yapılmasıdır. Gerekli gördüğümüzde bir heyet İmralı'ya gidecek ama isim konusunda partimizin herhangi bir gündemi yoktur. Şu an Adalet Bakanlığı'ndan İmralı'ya gitmek için başvuran bir heyetimiz yok” diye konuştu.

'Yanlışta ısrar etmek fayda getirmez'

Bu süreçte demokratikleşme, yeniden yapılanma, toplumsal konsensüs oluşturma, reformlar yapmak gibi konuları konuşurken, artık kırmızı çizgilerden artık çok bahsetmemek gerektiğine dikkat çeken BDP Eş Başkanı Kışanak, “Bu sadece bize değil, diğer partiler için de geçerli bir durumdur. Kırmızı çizgilerle yola çıkarsanız, ne ortaklaşabilirsiniz, ne reformları yapabilirsiniz. BDP olarak, kırmızı çizgilerle çok konuşmuyoruz. Türkiye artık mevcut seçim barajıyla bir seçime gitmemeli. Bunun hiçbir meşruiyeti kalmamıştır. Yüzde 10'luk seçim barajında ısrar etmek, siyaseti kilitleme anlamına gelir. Hiçbir meşruiyeti kalmayan, çeşitli siyasal alanda bulunan herkesin yanlış bulduğu bir yanlışta ısrar etmek, kimseye fayda getirmez. Bunun artık zamanı geldi ve geçiyor” dedi.

'Uygun model tartışılmalı'

“Önümüzde seçim takvimleri var” diyen Kışanak şöyle konuştu;

“Seçim barajı konusunu, tartışma konusu yapmadan en hızlı şekilde gündeme alıp değiştirmek gerekiyor. Terörle Mücadele Yasası'nın kaldırılması yönünde çalışmaların başlatılması gerekiyor. Bunlar artık Türkiye'nin gündeminde herkesin ortaklaştığı konulardır. AKP, CHP ve BDP'nin çok rahatlıkla söylediği Avrupa Birliği'nin yerel yönetimler için özerlik şartıyla ilgili çekincelerin kaldırılması konusu var. Türkiye buna zaten imza atmış. Yerel yönetimlere yetki vermek, özerliği sunmak demokrasinin vazgeçilmez kriteridir. Spekülatif tartışmaları yapmak yerine Türkiye için uygun modeli tartışmak gerekiyor. Bu yönetim, federasyon, eyalet sistemi, özerlik gibi çok çeşitli formüller tartışılabilinir fakat biz henüz bu formülleri konuşma noktasına gelmemişiz. Biz ilkesel olarak barajın olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Herhangi bir oranda sınırlanabilinecek bir durum değildir. Hiçbir şekilde barajın olmaması gerekiyor. Çeşitli gerekçelerle baraja ihtiyacımız var deniliyorsa, demokrasiyi zorlamayacak bir orana indirilmeli. Bu oran yüzde 3 veya en fazla yüzde 5 olabilir.”

'PKK neden değil sonuçtur'

Çözüm süreciyle birlikte ülkede oluşan son gelişmeleri de gazetecilerle paylaşan Kışanak şu şekilde devam etti;

“Çok uzun süredir elinde silah bulunduranlar dahi herkesin silahlı devrin sona erdiğini söylüyor. Bu konuda farklı bir yaklaşım yok. Sorun silahı tamamen devreden çıkarabilecek, bir demokratikleşme programını açığa çıkarabilecek miyiz yoksa soyut bir şekilde örgüt silah bıraksın teranelerine devam mı edeceğiz? Ne yazık ki Türkiye kamuoyunda bu tür uçuk şeyler alıcı buluyor. Yani giderken silahlarını bırakıp gitsen gibi söylemler oldu. Böylesine komik bir şey olabilir mi? Çatışmalar canımızı yakıyor. Her gün ölümler oluyor, bunun yarattığı acının travması çok derin. Ama bunu çözmek çok daha kolay. Asıl zorlandığımız kısım, demokratikleşme durumudur. Biz ne yazık ki, eşitlik ve özgürlük konusunda herkes kendine göre bir yöntem belirlemiş. PKK bir neden değildir, bir sonuçtur. Nedeni tekçi devlet, özgürlüklerin olmaması gibi zihniyetidir. Bu nedenleri konuşmamız gerekiyor. İşin zor olan kısmına geldik. İkinci aşamanın daha zor olacağının farkındayım. Çünkü sorunun kaynağı burada. Kimse burada bir şey almıyor ve vermiyor. Evrensel hukuk normu, insan hakları kriterleri, demokrasinin zorunlulukları vardır. Bütün bunları gözeterek yapılaması gerekenleri yapalım. Bu bir al ver konusunda öte bir şeydi. Türkiye artık karar vermelidir. Demokratik bir ülke mi olacaktır, yoksa bu kargaşaya kaosa devam mı edecek. Buna karar vermesi gerek ve kamuoyunun da destek vermesi gerekiyor. Kimse artık gerekçeler ortaya dökmesin.”

'Kimse kimseyi bahane etmesin'

Kışanak, “CHP, demokrasiye destek vereceğini belirtiyor ama AKP'nin otoriter bir rejim getirmesinden korktuğunu gerekçe gösteriyor. AKP, CHP ve MHP'yi bahane ediyor. Kimse kimseyi bahane göstermesin. Halk, artık kimin demokrasinin yanında olduğunu kimin karşı olduğunu çok iyi bir şekilde görüyor. Halkımız bunun gereğini de önümüzdeki seçimlerde yapacaktır. Siyasi partilerin birbirine bahane göstererek, demokrasiye yazık ediyorlar. Herkes kendinden sorumludur. AKP reform yapacaksa yapsın. CHP ve MHP'yi bahane göstermesin” dedi.

HABERE YORUM KAT