1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Kentli hakkı insan hakkıdır
Kentli hakkı insan hakkıdır

Kentli hakkı insan hakkıdır

Kentli Hakkı Forumu'nda kentli hakkının bir insan hakkı olduğu görüşü öne çıktı. Kentlilik bilinci, yerel yönetimler hakkı ve bunun denetlenmesi, yerel kaynakların kullanımı gibi konularda çalışmalar yapılmasının gerekliliğine işaret edilen forumda, Kentli Haklar Meclisi'nin kurulması gerekti ifade edildi.

A+A-
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin kentin sorunlarını masaya yatırmak ve çözüm önerileri almak için başlattığı 2015-2019 Stratejik Forumları devam ediyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda yapılan “Kentli Hakları Forumu” pek çok uzmanı ve yurttaşı bir araya getirdi. Kentlilik bilinci, yerel yönetimler hakkı ve bunun denetlenmesi, yerel kaynakların kullanımı gibi pek çok konuda görüşlerin öne çıktığı forumda, kentli hakkının bir insan hakkı olduğu görüşü öne çıktı.
 
Forumun açış konuşmasını yapan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı, kentli haklarının dünyada yükselen bir değer olduğunu, dünyadaki pek çok ülkenin, kentleri ile tanındığını söyledi. Anlı, Diyarbakır'ın dünyanın sayılı tarihi ve kültürel varlıklarına sahip olduğunu, 33 medeniyetin izlerinin görüldüğünü, günümüz itibariyle de bölgenin siyaset, ticaret ve sosyal merkezi olması dolayısıyla bir dünya kenti olmayı hak etiğini ifade etti.
 
Herkes kentin sahibidir
 
On yıllardır yaşanan pek çok soruna karşın bugün kentin pozitif yanlarını ortaya çıkarmanın önemine değinen Anlı, “Biz artık kentimizde homojen bir yapıdan söz edemiyoruz. Sur, Bağlar ve Diclekent'i aynı şekilde değerlendiremiyoruz. Artık her ilçe ayrı bir dünyadır” dedi. Anlı, “Herkesin kendini şehrin sahibi gördüğü bir şehir hayal ediyoruz. Bütün kimliklerin, dinlerin, engellilerin, kadınların ve çocukların kendini kentin sahibi olarak gördüğü bir hayal bu” diye konuştu.
 
Farklılıklarımızla birlikte yaşamak
 
Anlı'nın konuşmasının ardından İHD Yönetim Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Abdurrahim Özmen ve Baro Başkanı Tahir Elçi'nin moderatörlüğünü yaptığı foruma geçildi. Yrd. Doç. Dr. Abdurrahim Özmen, Büyükşehir Belediyesine sunmak üzere İHD olarak yaklaşık 3 aydır kentli haklarının ihlali konusunda bir rapor hazırladıklarını ancak belediyenin böylesi bir forum düzenleyerek daha şimdiden işlerini kolaylaştırdığını söyledi. Kentli haklarının insanın kendini yeniden üretmesi bakımından son derece önemli mekanlar olduğunu ifade eden Özmen, “Çünkü kentler farklılıklarımızla birlikte yaşamanın zorunlu ve kaçınılmaz olduğu yerlerdir. Çok sayıda farklı insanın bir arada bulunduğu yerlerdir” dedi.
 
Kentli hakkı kavramı eskiye dayanıyor
 
Baro Başkanı Tahir Elçi ise kentli haklarının hak kavramı içinde ele alındığını ve insan hakkı olduğunu söyledi. Elçi, 1948 İnsan Hakları Bildirgesi'nin temel bir belge olduğunu söyleyerek, daha sonraları hakları daha da somutlaştıran uluslararası kurumlar ve anlaşmaların ortaya çıktığını söyledi.
 
Avrupa Kentli Haklar Bildirgesi'nin bu konseyin bir belgesi olduğuna dikkat çeken Elçi, “Avrupa Konseyi, Türkiye'nin de tarafı olduğu 48 ülkenin yer aldığı bir yapıdır. Bu konseyin en temel belgelerinden biri de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'dir ki, 1950'li yıllarda üye devletlerin üzerinde uzlaşabildiği hakları; temel haklar; yaşam hakkı, siyaset yapma hakkını içermekteydi. Ama daha sonra üçüncül haklar olarak da ele alınan hak kategorisi çerçevesi gelişmiştir. Günümüzde 'dayanışma hakları' olarak bilinen 'barış hakkı', 'bilgi edinme hakkı' gibi haklar ortaya çıkmıştır. Tabii kentli haklar bildirgesi, yerel yönetimlerin imzasına açılmıştır” dedi.
 
Yerel yönetimler hakkı
 
Kürtlerin olağanüstü şartlar altında da olsa bir kentlileşme süreci yaşadığına dikkat çeken Elçi, aslında kentli haklarının Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra ortaya çıktığını belirtti. Elçi konuşmasını şöyle sürdürdü: “Dolayısı ile bizim de temel bir belgeye ihtiyacımız var. Binlerce insanın zorunlu göçe maruz kaldığı çok önemli şehir sorunları yaşadık. Bu sorunları can alıcı yoğunlukta yaşayan kent ise, Kürtlerin en büyük şehirlerinden Diyarbakır oldu. Bu nedenle Avrupa Kentli Haklar Bildirgesi oldukça önemlidir. Bu belgede katılım, kültürel haklar, spor, trafik, gıda gibi pek çok konuda haklar ele alınıyor. Tüm bunları kapsayan 'yerel yönetimler hakkı' diye bir hak ortaya çıkmaktadır. Tüm dünyada da bu durum artık kentleri, yerel yönetimleri daha özerk bir yapılanmaya doğru götürmektedir.”
 
Önce denetim yapılmalı
 
Moderatörlerin konuşmasının ardından söz alan öğretmen Şeyhmus Güneş, Diyarbakır'da acil olarak yapılması gereken işler olduğunu söyleyerek, “Ben sık sık Avrupa'ya gidiyorum. Orada gözlemlediğim öncelikli şey 'denetim'di. Yani sen orada kendi başına başkasını rahatsız edecek bir işe girişemezsin. Bunu yaptığında denetim ve cezai müeyyide ile karşılaşıyorsun” dedi. Aynı zamanda halkın da yerel yönetimleri denetlemesi gerektiğine vurgu yapan Güneş, engelliler, yaşlılar ve yoksullarla ilgili pek çok konuda gönüllü olarak çalışmaya hazır olduğunu söyledi.
 
Mehdi Perinçek ise, kentli haklarının muhatabının yerel yönetimler olduğunu söyleyerek, “Hakkın öznesi, hakkın muhatabı, hak ihlalini tespit mekanizması ve müeyyidelerin uygulayıcısı minvalinde bu konuya bütünlükle bakmak gerekiyor. Amed Belediyesi 'Yetkilendirilmiş Bağımsız Kentli Haklar Adalet Meclisi'ni de bir çalışma alanı olarak öne koyacak mı?” dedi.
 
Kentin envanteri yok
 
Diyarbakır Kültür Turizm Derneği Başkanı Kenan Aksu da, kentte kültür, turizm, ticaret gibi pek çok alanda envanter çıkarılmadığını söyledi. Aksu, “Kentimizin envanterinin çıkarılması lazım. Buraya bir yatırım yapıldığı zaman memlekete bir katkı sunuyorsa yatırım yapılmalı. 200 bin dolarlık alışveriş merkezleri açılıyor. Bunun üretimle ilgisi yok” dedi. Aksu, STK'ların dünyada siyasileri ve yerel yönetimleri yöneten ve bilgilendiren kurumlar olduğunu belirterek şöyle konuştu:
 
“STK'lara güç verilmesi gerekir. STK'lar etkin değil. Diyarbakır'da 2 bin STK, 180 bin de üyesi var. Bu kişilere yerel yönetimlerde yetki ve vazife verilmesi gerekiyor” dedi. Aksu, nüfusun yüzde 60'ının genç olduğuna dikkat çekerek, 450 bin gencin işsiz-güçsüz sokaklarda ne yapacağını bilemez halde dolaştığını söyledi. Hindistan'da her sene 200 bin gencin Amerika'ya gönderilerek iletişim-bilişim konusunda eğitildiğini belirten Aksu, “Hindistan şu anda dünyaya bilgi satıyor” dedi. Geçmişte biz bunu yaptık, çadır kurduk, 40 bin imza topladık ve o şeyi açtırmadık. Her köşe başında açılan marketler ile ilgili kimsenin söyleyeceği bir söz yok bunlar hep kentlilik bilinci ile ilgilidir.”
 
Kaynaklar yerelde kalmalı
 
Medeni Akkaya ise, Avrupa Kentli Hakları Bildirgesi'nde en çok ifade edilen konunun yerel, doğal kaynakların yerel yönetimlere devri olduğunu söyleyerek, “Ancak barajlardan elde edilen gelirlerin, yeraltı kaynaklarının paylaşılması merkezi hükümetin takdirindedir. Dolayısıyla kentli hakları derken her eşit, özgür yurttaşın eşit haklara sahip olduğu ve eşit şekilde paylaştırılması gerekmektedir” dedi.
 
Forum boyunca pek çok konunun öne çıktığını ifade eden moderatör Abdurrahim Özmen, “Çalışanların kendi alanları konusunda bilgi birikimi sorunu, hizmetlerin denetlenmesi sorunu, uyuşturucu sorunu, yoksullukla mücadele, kentdaşları kente dahil etme sorunu, kentli ile barış içinde yaşama, 21 Plakanın kullanımı sorunu, çalışanların liyakat esaslı olması, trafik ve park sorunu gibi pek çok başlık öne çıkıyor” dedi. Özmen, kentli haklarının sürdürülebilirliği için Kentli Haklar Meclisi'nin kurulması gerektiğini söyledi. Özmen, sağlık ve eğitimin yerel yönetimlerce denetlenmesi ve yürütülmesi ve yeraltı ve yerüstü kaynaklarının gelirlerinin yerel yönetimlere devri için çalışmaların en kısa süre içinde başlatılması gerektiğine dikkat çekti.
 
Yönetime katılacağız, hesap da soracağız
 
Moderatör Tahir Elçi de, “Kürt toplumu özerklik talep ediyor, kendini yönetmek istiyor. Böyle siyasal bir talep var günümüz dünyasında. Eninde sonunda özerkliğin, yani yaşadığımız yerden kendimizi yönetme hakkımızın sağlanacağını düşünüyorum” dedi. Elçi şöyle devam etti: “Kürtler kendi coğrafyasında kendini yönetme hakkına kavuşacaktır. Buna hiç şüphe yok. Özerkliği belli ölçülerde sağladığımızı söyleyebiliriz. Bugünkü yasal ve idari imkanlar çerçevesinde kendimizi yönetme imkanını elde etmişiz. Dolayısıyla bunu değerlendirmemiz önemlidir. Şüphesiz yöneticilerimizi seçeceğiz, yönetime katılacağız ama aynı zamanda hesap da soracağız.”
 
Bu haber toplam 4852 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT