1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Karakoç: Federatif yapı Türkiye’yi huzura kavuşturur
Karakoç: Federatif yapı Türkiye’yi huzura kavuşturur

Karakoç: Federatif yapı Türkiye’yi huzura kavuşturur

Hak-Par Genel Başkanı Refik Karakoç, beraberindeki İl Başkanı ve PM üyeleriyle gazeteye nezaket ziyaretinde bulundu, gazetemizin bağımsız ve tarafsız yayın politikasından ötürü Genel Yayın Yönetmenimiz Engin Öztürk’e teşekkür etti.

A+A-

Hak-Par Genel Başkanı Refik Karakoç, beraberindeki Hak-Par Diyarbakır İl Başkanı Vasıf Kahraman, Hak-Par Parti Meclisi (PM) Üyeleri Ahmet Kaymak, Paşa Akdoğan, Behçet Tektekin ve Ramazan Eren ile birlikte gazetemize nezaket ziyaretinde bulundu, gazetemizin bağımsız ve tarafsız yayın politikasından ötürü Genel Yayın Yönetmenimiz Engin Öztürk’e teşekkür etti.

Hak ve Özgürlükler Partisi (Hak-Par) Genel Başkanı Refik Karakoç, koyu sohbet ortamında başta Kürt sorunu olmak üzere gündemdeki ve güncel konuları gazetemize değerlendirdi. Kürt sorununun, bir devletin veya Ortadoğu’nun bir sorunu olmaktan çıktığını ve dünyanın en başta gelen sorunlardan biri haline geldiğini dile getiren Karakoç, bu kadar boyutlanan sorunun çözümünün şart olduğunu söyledi.

İLK ADIMI PKK ATABİLİR!

Hak-Par olarak Kürt sorununu parti programlarına aldıklarını ve çözümünün Türkiye’de demokrasi içerisinde olabileceğini kaydeden Karakoç, ilk olarak şiddetin durması gerektiğini savundu. Bunun için ilk adımı da PKK’nın atabileceğini belirterek, “Ben silahları bırakıyorum ben demokratik zeminde normal siyaset yolum açılsın’ diyerek silahları bırakabilirse devleti futbol tabiriyle kontrpiye bırakır” dedi.

 “OHAL’DEN YARARLANARAK MUHALİF SESLER SUSTURULMAYA ÇALIŞILIYOR”

 “Şimdi bu demokratik zeminde siyaset hesabımız çok net olacak ve biz bundan sonra kitlelere biz çok ciddi tarzda her türlü iş ve eylemlikle anlatacağız” diyen Karakoç, son günlerde Diyarbakır başta olmak üzere bütün Türkiye’de çok ciddi haksızlıkların yaşandığını iddiasında bulundu. Hak ve Özgürlükler Partisi (Hak-Par) Genel Başkanı Refik Karakoç, birçok konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:

 “Yani olağan üstü hal durumundan yararlanarak bundan istifade ederek hükümet mualif bütün sesleri susturmaya çalışıyor. Yani FETO ögrütlenmesi altında tüm mualifleri yenmek istiyor. Bu arada çok ciddi bir şekilde haksızlığa uğrayacak insanlar var. Kamu çalışanları başta olmak üzere.

 “DARBEYE KARŞI ÇIKIP BİLDİRİ YAYINLAYAN İLK PARTİYİZ”

Biz bunu tahmin etmiştik, zaten darbeye ilk karşı çıkan bildiri yayınlayan ilk partiyiz. Darbe günü saat 11 de biz, “Bu bir darbedir, her türlü darbeye biz karşıyız. Darbeler hiç bir zaman tasvip edilmez. Yönetimde kim olursa olsun yeterki seçimle demokrasiyle gelsin. Kısmen de gelmiş olsun darbelerle indirilmesi yanlıştır” demiştik ve ondan sonra bütün bildirilerimizde dedik ki hükümet darbe taşebbüsü kırılmasından sonra mutlaka demokratik kurallar çerçevesinde uluslar arası hukuk çerçevesinde suçlu olanları arayıp bulmalı.
 
“OHAL SON BULMALI”

Mesela şuanda onbinlerce öğretmen hangi olaya karıştığı bilinmemeksizin sürgün edilmesi söz konusu görevden alınması söz konusu ya da FETO hareketiyle alakası olmayan insanlar bir takım dolaylı ilişkileri olmuşsa bile farkına varmadan farkındalık olmadan olmuş ilişkilere dayanarak insanları mağdur etmek doğru siyasi tavır değildir. Şimdi hukuk uygularsanız uluslararası hukuka demokratik kurallar içerisinde bunları ayrıt etmek mümkündür.

Diyelim ki Bank Asya Fettullah Gülen’in bankasıdır. Şimdi bu bankanın hizmet vermek için faliyet göstermesi için devlet izin verdi sıradan bir vatandaş olarak şimdi bende gidip o bankada işlem yapmış olabilirim. Eğer sırf orada bir işlemin oldu bir hesabın oldu diye sizlerede o gruba sokarlarsa o büyük bir haksızlıktır, bunların yapılmaması lazım ya da diyelim ki FETO için çıkarılan kanun hükmüyle alakalı herkese uygulama kullanmak duydugumuz kadarıyla KESK bünyesinde ya da öğretmen camiasına uygulama durumu var. Burada çok insanın mağdur olacağı bellidir. Bu gibi durumlarda hukuki araştırmalar yapılmalı demokratik işleyiş içerisinde doğru olanı yanlış olanı suçlu ve suçsuzu ayırmak gerekir biz bunda uyarıcı oluyoruz. Bu bakımdan OHAL’ın son bulması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bu durumu bu noktaya gelmesinde hükümetin herkesten daha çok suçu var.

 “BENDE BÜYÜK MAĞDURİYET YAŞADIM”

Geçmişte biz selam verdik diye yardım ve yataklıktan ceza evine girdik. Ben cezaevine girdiğim zaman yani normalde mahkeme süreci bitinceye kadar bir devlet memurunun Üçte iki maaş alması gerekiyordu, beraat ederse normal yaşama devam ediyordu beraat etmez ise gereken cezayı kesiyorlardı. Ben içeri atıldıktan iki ay sonra üçte iki maaşım kesiliyor, oda sonradan taleb ediyorlar eşimden ondan sonra ben çıkınca kadromu telhis ediyorlar alın size mağduriyet. Ben bunları yaşadığım için diyorum ayrıt etmek gerekiyor. şimdi bu haliyle birlikte belliki yaş ile kuru yanacak bunların askariye indirilmesi lazım bu anlamdada bizim partideki hukukçular bir arayış içerisin de hazırlık içerisin de bugunle yarına bu durumlarla ilgili sıkıntı yaşayacak haksızlığa ugrayacak suça bulaşmamış ne kadar kamu çalışanı varsa partimizce onlara hukuki yardım yapma kararımız var.

 “TÜRKİYE BARZANİ’YLE YAKINLAŞMADA GEÇ BİLE KALDI”

Süreçte yoğun olaylar var. Güney Kürdistan’da gelişmeler var, bağımsızlık yolunda Barzani özellikle süreci götürüyor, ona karşı çıkan hareketler partiler var bizzat kürdistandaki partiler var. İran’ın desteğiyle engellemeye çalışıyorlar dolaylı olarak Türkiye’de bu konuda huzursuz belki Suriye Kürdistan’ı aslında Kürt sorunuyla ilgilidir. Türkiye’nin Barzani’yle yakınlaşmada geç kaldı, Türkiye’nin esas çıkarı Barzani ile barışık olmaktır. Güney Kürdistan’ın her türlü içerisine girip Türkiye’nin bütçesini yüzde 65’ni karşılayan enerjisini en ucuz yoldan temin etmek. Dolayısıylı Kürtlerin hak hukukuna saygı gösterilmesi gerekiyor.

Başlangıçta aşiret reisi şu bu dediler ama soradan birazcık her halde gelişen olaylar onların aklını başına getirdi de Güney Kürdistan’ı yani Barzani ile ilişkileri geliştirdiler. Biz o ilişkilerin daha sağlıklı gitmesiyle Kürtlerin hak hukuku konusunda Türkiye’nin kendi içindeki Kürtlerin de hak hukukunu ileri boyutlara taşımasını doğru ve gerekli buluyoruz. Biz onlarla ilgili dogru olan şeyleri konuşup destekliyorsak aynı şeyleri onlarda yapmalı. Türkiye’deki Kürtlerin sorununun çözümünde nitekim doğru olana sahip çıkar yanlış olana karşı çıkar nitekim Barzani’de bunu yapıyor. Hiç bir sıkıntıda yok böylede olması gerekir. Kürtlerin her bir dört parçadan birlikteliği sağlayıp, parçalar arası diyoloğuda korumaları bunun için en önemli konulardan birtanesidir.

 “SİYASİ BOYUT ÖNE ÇIKMADAN EKONOMİK BOYUT ÇÜZÜM BULMAZ”

Başbakanın Diyarbakır için bir yatırım ve yeni bir başlangıçtan bahsetmesi, bu konuda birçok madde sıralamasıyla ilgili olarak şu söylenebilir. Bu kaçıncı açıklama kaçıncı paket kaçıncı yatırım işin siyasi boyutunu öne çıkarmadığınız zaman ekonomik boyut tek başına sorunu çözmüyor, yani Türkiye’de ki sorun ekonomik bir sorun değil siyasi bir sorundur. Önce siyaset yaparak sorunun çözümüne bir formüle etmeleri gerekiyor. Bu formülün problemlerini de ekonomik boyutlarını, haksızlık boyutlarını çözerek birlikte sorunu çözmeleri gerekir, onun için bu paketler sonuç vermez. Ne yaparsanız yapın siz siyaset yapıp sorunu çözmemişseniz bir takım ekonomik paketler, yardımlar, yatırımlar, tasarruflarla sırf güvenlik boyutunu öne çıkararak sermayeyi koruyamazsınız. Sermaye huzur ister, sakinlik ister onun için son zamanlarda bu şiddet ortamının yogunlaştığı bu dönemlerde.

 “ŞUANKİ DEVLET POLİTİKASI PKK’YE İNSAN KAYNAĞI YARATIYOR”

Kürdistan’ın yüzde 80 sermayesi göç etti gitti. Biz bu arada gözlemliyoruz, fark etmiyoruz ama hayatın içerisine baktığımız zaman bunu görebiliyoruz. Birikimi olan işyeri olan sermayesi olan birçok insan göç etti gitti. Onun için biz ısrarla söylüyoruz devlet güvenlikçi politika izlediği sürece bir arpa boyu yol alamayacaktır. Bu izlenen politikalarından vazgeçmesi gerekir. Bizim dediğimiz gibi daha çok demokrasi daha çok hukuk üzerinde devlet daha çok ısrarla durursa PKK’nin de yapabileceği çok şey yok. Ancak şu andaki devlet politikası PKK’ye zemin hazırlıyor daha çok insan kaynakları yaratıyor ve bunu hala göremediler.

 “BEŞ NOLU CEZAEVİ ADETA PKK’NIN KADROSUNU OLUŞTURDU”

Yani beş nolu ceza evinde Kürt gençlerine Kürt siyasetçilerine uygulanan o insanlık dışı o çağ dışı dünyanın hiç bir yerinde görülmemiş işgencelerle uygulamalar PKK’nin adeta kadrosunu oluşturdu. Devamında da aynı şeyler yapıldı, bunun için güvenlik politikaları denendi. Bu güvenlik politikalarının durması gerekiyor bizim önerimiz o ve güvenlik politikasıyla sorunu çözemezsiniz, çözüm daha çok demokrasi daha çok hukuk çerçevesinde olur ve bu devlet tarzda bir siyaset izlerse, Kürtlerinde belirli oranda legal siyasi zemine açılması yönünde zaten defalarca ortaya koymuştur ki bu yol açılırsa PKK’nin de kaynakların da azalma olduğu gibi PKK’nin kendini sorgulaması da neden olur.

 “DEVLET DEVLETLİĞİNİ YAPSIN”

Yanlışta ısrarın sonuna kadar götürülmesi doğru değildir. Devletin demokrasi çerçevesinde çözüm araması gerekiyor. Sorgulamada yapın, önleminizi alın buna kimsenin bir diyeceği yok, ama geçmişte bugünden biraz daha akıllı davranılıyor, geçmişte herkes eşittir şeklinde muamele görüyor ama bugün aynı şeyleri söyleyemeyiz. Bizim söylediğimiz devlet silah bıraksın değil, devlet devletliğini yapsın, haksızlık yapan yanlış yapan, yanlışta ısrar eden her kesime eşit demokratik çerçevede devletliğini yapsın. Suçluyu bulsun getirsin yargılatsın, suçluyu biliyorsa eğer engellesin, devletin elinde dünya kadar teknik var onları kullansın engellesin sınırlarını korusun. Kürtler anayasaya kesinlikle girmelidir.

 “KÜRTLER KENDİ FEDERAL DEVLETİ, ORTAK FEDERASYON OLURSA DİĞER ÜLKELER GİBİ BİZ BU SORUNU ÇÖZEBİLİRİZ”

Ne yaparlarsa yapsınlar bugünden yarına Ortadoğu’da bir Kürt sorunu bir devletin sorunu olmaktan çıktı, dünyanın sorunu olarak en başta gelen sorunlardan biri oldu. Bugün Amerikada, Rusyada, Çinde bütün dünya Ortadoğu’da Kürt sorununu ilgili bir proje siyasi çizgi sahibidirler takipçisidirler dolayısıyla sorun bu kadar boyutlandı ve çözümü şarttır. O bakımdan biz bunu programımıza koyduğumuz gibi Kürt sorunu, bu ülkede demokrasi içerisinde çözülebilir, Türklerle oturup konuşalım bir demokratik federasyon yapalım, çünkü günümüzde artık bütün üniter devletler böylesi sorunlar yaşadılar hepsi de üniter yapıdan federatif yapıya geçerek bu sorunlarını çözdüler.

İngiltere, İspanya, Çekoslovakya böyle yaptı en son Bosna Hersek, Irak böyle yaparak geçtiler, yani federal çözüm bu çok dilli çok meshepli en uygun çözüm sürecidir ve bizde onu diyoruz Türkiye’de demokratik federasyon olursa Kürtler kendi federal devleti, ortak federasyon olursa diğer ülkeler gibi biz bu sorunu çözebiliriz. Bu Başkanlık sisteminde de, parlamenter sistem içerisinde de çözümünün olması mümkündür sadece Fransa yarı başkanlık sistemi ile yürütülüyor. Yani parlamenter sistem içerisinde bu mümkündür.

 “FEDERATİF BİR YAPI TÜRKİYEYİ HUZURA KAVUŞTURUR”

İdari yapısını değiştirebiliriz ülkenin yani Türkiye Avrupa yerel yönetim şartını imzalarsa zaten önemli bir adım atmış olur. Bu mümkün ve doğru bir çözümdür bu ülke için, bizim parti programımızda da bu var. Yani net çözüm diyoruz ki; federatif bir yapı Türkiyeyi huzura kavuşturur. Sınırlala değişiklik, yani biz Türkiyeye sınırları değişsin demiyoruz, Türkiye sınırları içerisinde ama temel hak ve özgürlüklerinin korunabilecekleri bir yönetim sistemi.

 “SURİYE SORUNU DA BÖYLE ÇÖZÜLEBİLİR”

Bu mümkün ve Suriye içinde aynı çözümü söylüyoruz, ortak varılacak bir kararla Suriye sorunu çözülebilinir. Yani Şiiler bir tarafta Sunniler bir tarafta Kürtler bir tarafta diğer azınlıklar isterlerse onlarında temel hak ve özgürlüklerini korunacak bir şekilde çözebilinir. Nitekim şu an Irak fedaral devletinde Kürt federasyonunda beş tane resmi dil var.

 “İÇ GÜVENLİK FEDARAL YAPIYA; DIŞİŞLERİ VE SAVUNMA ORTAK DEVLETE AİTTİR”

Federatif yapı dediğiniz zaman, alt yapısıyla idare sistemiyle güvenliğiyle içişlerini bütün konularıyla federal devletin kendisi ilgileniyor. Federal yapı dışişleri ve savunmanın dışında diğer bütün işler federal devlete kalıyor. İç güvenliğini kendisi sağlıyor ve kendi görevidir. Dışişleri ve savunma Federal devlete yani ortak devlete aittir bütün federal yapılarda durum budur.

 “ÖZERK YÖNETİMİN NE OLDUĞUNU BİLEN YOK, DÜNYADA ÖRNEĞİ YOK”

Aslında o kendi ordusunu istiyenlerde federasyonu istemiyorlardı, onlar demokratik özerklik çerçevesinde bunları söylüyorlardı, sapla samanı karıştırıyorlardı. Özerk yönetimin ne oldugunu bilen yok; Yani dünyada örneği yok ve siyasi çözüm ya otonomla olur federalist yapı ya da bağımsızlıkla olur ve biz bunu programımıza koyduk ve bundan dolayı mahkeme açıldı ve Hak-Par bu konuda beraat etti, ama bugün olsa beraat etmez mümkün değil. Yani biz bugün kendi programımızı bir daha götürüp içişlerine verirsek bu programla alakalı kesinlikle dava açılır. Ama biz daha önce açılan davada beraat etmişiz yani bu konuda Hak-Par’ın ciddi bir kazanımı var. Federatif bir yapı Türkiye’de federasyonla sorunlarını çözebileceğini söyleyen tek partiyiz şuanda ve devlek kurumları nezlinde de tescil yaptık anayasada açılan en son dava lehimize sonuçlandı ve siyasi hayatımıza devam ediyoruz.

 “ÖCALAN, ‘SİLAHLARI BIRAKIN’ DEDİ KAALE ALINMADI”

Yapılan son açlık grevi yanlış bir eylem olduğunu söylüyoruz, açlık grevleri ulvi davalar için yapılır yani Abdullah Öcalan İmralı’da belki çok daha rahat koşullarda cezaevinde tutulurken onun için açlık grevi yapılmaz. Kürdistan yakılıp, yıkılmasın diye gençler ölmesin diye yapılır. Yani 8 bin tane insanın göz göre göre barikat ve hendek savaşlarında vefat eden insanlar için açlık grevi yapmıyorsunuz, Abdullah Öcalan’ın görüşmesi için yapılan siyasete ben şaşıyorum. Nitekim bir zamanlar gidindi gelindi, devletle görüşmeleri oldu ve siz son zamanlarda Öcalan’ın yaptığı önerileri kaale almıyorsunuz, Abdullah Öcalan, ‘Silahları bırakın’ dedi. O zaman bunu başka bir amaç için kullanıyorsunuz. Ama gördügümüz şey şu ki halk bu süreci iyice anladı ve destek vermiyor, eskiden biz temel hak ve özgürlükler için açlık grevi yaptığımız zaman binlerce insan akıyordu insanlar gönülden destekliyordu.

 “YÜZDE 80-90 ORANINDA KÜRT HALKI, ‘BARIŞÇIL BİR ÇÖZÜM İSTİYORUZ’ DEDİ”

Bugün halkın içinde gezdiğiniz zaman bana göre yüzde 80’lik bir kesimi bizim düşündüğümüzü düşünüyor. Fakat işin içinde ölüm var iken işin içinde silah var iken insanların kafasına silah dayatılıyorken insanların normal birşey yapması mümkün değildir. Mesela 1989 seçiminde benim liseden bir arkadaşım muhtardı beni köyüne davet etti, oturduk yemek yedik dedi size oy verelim biz ayrıldıktan sonra sabah erkenden bizim büromuza geldi ve ben anladım dedim akşam misafirlerin mi vardı? dedim. Nerden biliyorsun diye cevap verdi. Tahmin ettim biliyordum. Biz ayrıldıktan sonra silahlı bir ekip gidiyor ve bu köyde oy çıkarsa biz yakacaz bu köyü diyorlar. Şu anda iş adamları, esnaflarımız gidip dolaşalım bizim düşündügümüz gibi düşünüyorlar zeten çözüm sürecide bunları beyan ediyordu. Yüzde 80-90 oranında Kürt halkı dedi ki “Biz demokratik bir çözüm barışçıl bir çözüm istiyoruz” 80 milletvekiline oy verildi 7 Haziranda... Ama silah var iken ölüm var iken öldürmek var iken tehdit var iken insanlar normal davranış biçimi sergileyemiyor.

 “HAKPAR GÜÇLENİYOR”

Dolayısıyla dediğim gibi düşünce bazında çok yüksek kitlemiz olmasına rağmen bunu oya çevirmek öyle kolay değil evet bizim derdimiz bu konuda. Biz derdimizi tek tek insanlara anlatacağız. Şimdi İlçelerde teşkilatlarımızı güçlendiriyoruz. Mahalle mahalle ve sokak sokak bunları anlatacağız, gönüldaşlarımızından, dostlardan sevenlerden bağımsız medyadan, televizyon ve gazetelerden destek istiyoruz”    

REFİK KARAKOÇ KİMDİR?

2006 yılında katıldığı Hak ve Özgürlükler Partisi’nde (HAK-PAR) tam 10 yıl sonra 24 Nisan 2016 tarihinde düzenlenen olağanüstü kongrede HAKPAR Genel Başkanlığa seçilen, aydın, yazar ve elbette yılların siyasetçisi Refik Karakoç; 1953 yılında Peygamberler diyarı olarak bilinen Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde dünyaya geldi. Eğitimini tamamladıktan sonra demokratik örgütlenmelerde aktif yer aldı. 1981–1983 yılları arasında meşhur 5nolu cezaevinde de yatanlardan birisiydi. Tahliye olduktan sonra siyasete atıldı ve sırasıyla; SHP, HEP, DP, DDP, DBP içerisinde yer aldı. Siyasi yasaklar aldı,  son olarak HAKPAR’da siyasetini sürdürdü.

(Abdulsamet Karaş)

HABERE YORUM KAT