1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Kanlı Salı.. O Gece Diyarbakır'da ne oldu?
Kanlı Salı.. O Gece Diyarbakır'da ne oldu?

Kanlı Salı.. O Gece Diyarbakır'da ne oldu?

Diyarbakır'da 7 Ekim gecesi IŞİD'i protesto eden eylemcilerle HÜDA-PAR'lılar arasında başlayan taşlı, sopalı, satırlı kavgada bir süre sonra silahlar çekildi. Saatlerce süren sokak çatışmalarında toplam 10 kişi can verdi. Ölenlerin 5'inin HÜDA-PAR üye ve sempatizanı olduğu belirtiliyor.

A+A-
Radikal'de yayınlanan haberde, Diyarbakır'da pazartesi gecesi başlayıp 3 gün süren eylemlerde çoğunluğu PKK -HÜDA-PAR taraftarları arasındaki çatışmalar nedeniyle 10 kişi hayatını kaybetti. Kentte, 12 Eylül askeri darbesinin ardından ilk kez sokağa çıkma yasağı uygulandı. 
 
90'lı yıllarda 'Türk Hizbullahı' olarak bilinen örgütün, başta Batman olmak üzere pek çok ilde silah ve satırlarla giriştiği suikast eylemleri, bölgenin üzerine bir kabus gibi çökmüş; “Hizbullah'ın devletle birlikte çalıştığını” söyleyen PKK'nın da misilleme eylemlerine girişmesiyle toplamda 1000'i aşkın kişi hayatını kaybetmişti. O karanlık günlerin yarattığı acı tabloyu hatırlayanlar, Diyarbakır'da salı gecesi yaşananlardan büyük endişe duymuş olmalı. Peki salı gecesi ne oldu? Arkasında 10 cansız beden, tahrip olmuş bina ve araçlar ile dehşet verici söylentiler bırakan o karanlık gecede olaylar nasıl gelişti? 
 
Doğan Haber Ajansı ve Hürriyet muhabirleri başta olmak üzere, o gece Diyarbakır'da yaşananlara ilişkin açık kaynaklardan elde edilen bilgileri kullanarak, salı gecesinin bir olaylar tablosunu çıkarmaya çalıştık… 
 
 
7 EKİM: KANLI SALI! 
Olaylar, IŞİD saldırılarını protesto gösterileriyle başladı. 6 Ekim akşamı Ankara 'da toplanan Halkların Demokrasi Partisi'nin (HDP) Merkez Yürütme Kurulu aldığı kararı yazılı açıklamayla duyurdu. Açıklamada, Kobani'de durumun son derece kritik olduğu belirtilerek, “Kobani'de yaşanan katliam girişimine karşı 7'den 70'e bütün halklarımızı sokağa, alan tutmaya ve harekete geçmeye çağırıyoruz. Bütün uluslararası kurumlar, demokratik kitle örgütleri, emek ve meslek örgütleri, kadın ve gençlik örgütleri, demokratik güçler Kobani'de yaşanan vahşete karşı harekete geçmelidir. Bundan böyle her yer Kobani'dir. Kobani'deki kuşatma ve vahşi saldırganlık son bulana kadar süresiz direnişe çağırıyoruz” denildi. 
 
Aynı saatlerde Diyarbakır'da ise Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) halkı Suruç'a gitmeye davet etti. HDP ve DBP'den yapılan çağrıların ardından, Diyarbakır'da göstericiler parti binaları önünde toplanmaya başladı. Merkez Bağlar, Sur, Yenişehir ve Kayapınar ilçelerinde protestocuların bazıları ateşler yakıp yolları barikatlarla kapattı. Gösterilere polis ekipleri gaz bombası ve tazyikli su ile müdahale etmeye başladı ve olaylar kısa sürede tüm kente yayıldı. Banka şubeleri ile ATM'lere tahrip edildi, bazı işyerlerine molotof kokteyli ve taş atıldı. 
 
Eylemler ertesi gün de sürdü ve göstericiler, akşam saatlerine doğru kentin merkezi konumundaki Yenişehir ilçesinin Ofis Semti'ne indi. Ekinciler Caddesi'ni trafik levhaları, çöp konteynerleri ve taşlarla kapatan gruplara polis zaman zaman gaz bombası ve basınçlı suyla müdahale etti. Olayların tırmanması üzerine esnaf kepeklerini kapatırken, halk da evlerine çekildi. Havanın kararmasıyla birlikte ise kentin her yerinde gösteriler ve olaylar yaşanmaya başladı. Yenişehir, Bağlar ve Sur ilçelerinde bazı işyerlerinde yangınlar çıktı. Göstericiler de pek çok cadde ve ara sokakta araç lastikleri yakınca kentin üzerini duman bulutu sardı. 
 
 
KARŞILIKLI ATEŞ AÇILDI 
Olaylar devam ederken, Hür Dava Partisi'ne (HÜDA-PAR) yakınlığı ile bilinen Peygamber Sevdalıları Platformu üyesi Cami-Der'in Sur ilçesi Fatihpaşa Mahallesi'nde bulunan şubesine molotoflu saldırı düzenlendi. Aynı saatlerde Bağlar ilçesi Sento Caddesi'nde bulunan ve yine Peygamber Sevdalıları Platformu üyesi olan Köy-Der önünde de göstericiler toplanmaya başladı. Köy-Der üyesi olup kurban eti dağıtanlar ise saldırıyı duyunca dernek binasına geri geldi. Bu sırada yine Bağlar'da bulunan Yusufi-Der'e de göstericiler saldırıda bulundu. İddiaya göre, Köy-Der'e geri dönenler ile peşlerinden gelen göstericiler arasında arbede çıktı. Taşlı ve satırlı çatışmanın ardından silahlar da kullanılmaya başlandı. Göstericiler tabancalarla, dernek binasındakiler pompalı tüfeklerle ateş açtı. 
 
Saatlerce süren çatışmada hem göstericilerden hem de HÜDA-PAR'a yakın dernek üyelerinden ölenler oldu. HÜDA-PAR'a yakın gruptan 5 kişi hayatını kaybetti; Turan Yavaş, Hüseyin Ahmet Dağkak, Hasan Gökgöz ile Riyad Güneş silahla vurularak öldürüldü. Ancak HÜDA-PAR yetkilileri, öldürülenlerden Hasan Gökgöz, Riyad Güneş ve Hüseyin Ahmet Dağkak'ın saldırıdan korunmak için girdikleri binanın 3'üncü katından saldırganlar tarafından aşağı atıldığını, üzerlerinden ise daha sonra otomobille geçildiğini ve başları ezilerek öldürüldüğünü iddia etti. Göstericilerden de 4 kişi buradaki çatışmada yaşamını yitirdi. 55 yaşındaki Mahmut Enez ise Bağlar'da yolda yürürken silahla vurularak öldürüldü. Enez'in HÜDA-PAR ile ilgisi bulunmadığı belirtildi. 
 
 
İKİ TARAF DA BİRBİRİNİ SUÇLUYOR 
90'lı yıllarda Hizbullah örgütünün kanlı saldırıları ve PKK'nın bu saldırılara karşı giriştiği misillemeler sonucunda 1000'i aşkın kişi hayatını kaybetmişti. Bu durum, iki grup arasında Salı gecesi 10 kişinin can vermesine neden olan çatışmaların kolay yatışmayabileceği endişesine de yol açıyor. 
 
 
DBP: HİZBULKONTRA 11 KİŞİYİ ÖLDÜRDÜ 
DBP Diyarbakır İl Başkanı Zübeyde Zümrüt, “Doğrudan Hizbullah yani Hizbulkontra tarafından Diyarbakır'da dört kişi öldürüldü” derken, PKK'ya yakın kaynaklar ise Diyarbakır'a ek olarak Mardin Dargeçit'te 2, Batman'da 1, Kızıltepe'de de 1 kişinin ölümünden doğrudan Hizbullah'ın sorumlu olduğunu, toplamda 11 kişinin olaylar sırasında hayatını kaybettiğini ileri sürüyor. Zümrüt, “Kobani'ye destek amacıyla olayların başladığı gece halk bir bütün olarak sokağa inmişti, protesto yapıyordu. Mahmudiye Camisi'nde toplanan kalabalık tekbir getirerek saldırmaya başladı. Saldıranlar Hizbullah ile bağlantılı kişilerdi. Partinin dört çalışanını bu saldırı sonucu kaybettik” açıklamasını yaptı. Zümrüt, “Saldıran grup, saldırı sırasında uzun namlulu silah ve sopa kullanıyordu. Ki biz ise IŞİD'e karşı bir protesto düzenliyorduk. Neden sivil insanları hedef aldılar anlayamadık. Ortada ateş açacak bir durum yoktu. Çünkü yıllardır bu halk sokaklarda sadece kendi savunmasını taşlarla yapıyor. Ancak, kardeşle kardeşin karşı karşıya getirilmesine de karşıyız. Birileri bu gelişmeleri farklı yerlere çekmeye çalışıyor, buna izin vermeyeceğiz. Bizim meselemiz Kobani'dir” diyerek, “Olayların devam etmesini istemedikleri” vurgusunu da yaptı. 
 
 
HÜDA-PAR: PARTİMİZİN 5 ÜYESİ ÖLDÜRÜLDÜ 
HÜDA-PAR Genel Başkan Yardımcısı Abdurrahman Cens ise, “6 Ekim Pazartesi gecesi, sanki tek bir yerden düğmeye basılmışçasına, yedi il ve ilçe teşkilatımıza yönelik saldırılar başladı. Parti teşkilatlarımıza yönelik aralıksız süren saldırılar bir süre sonra üyelerimizin iş yerlerine, evlerine de yöneldi. Nihayetinde saldırılarda silah da kullanılmaya başlandı. Sonuç olarak 5'i parti üyemiz, toplam 10 mütedeyyin insan öldürüldü” diyor. 
 
Cens, “Diyarbakır'da çarşaflı eşiyle olaylar sırasında sokakta bulunan bir kişinin de hayatını kaybettiğini tespit ettik. Diyarbakır dışındaki öldürülmelerle ilgili ulaştığımız bilgiye göre de Van ve Adana bir kişi, Kızıltepe'de de yabancı uyruklu iki kişi PKK'lılar tarafından katledildi” iddiasında bulundu. 
 
Cens, 'bundan sonrası' için ise şunları söylüyor: 
 
“Şu ana kadar HDP- DBP tarafıyla bir temasımız olmadı. Biz bir siyasi partiyiz ve muhatabımız DBP'dir, Demokratik Toplum Kongresi değil. Şunun da iyi anlaşılması gerekir ki olayları onlar başlattı, bizim yaptığımız ise nefs-i müdafaa. Ki bazı kişilerin öldürülmesinden sorumlu tutulmayı da kesinlikle kabul etmiyoruz. Biz kendimizi savunduk, kimseyi de öldürmedik. Saldırılar sürerse de kendimizi savunmaya devam edeceğiz. Hangi aşamada olursa olunsun, gelinen nokta ne kadar acı olursa olsun, kanın durmasından, akmamasından yanayız. Kanın akmasının durduğu anda seviniriz. Bir siyasi parti olarak, üyelerimiz öldürülmüş olsa da 'Ben intikam alacağım' diye bir söylemimiz olamaz. Cenazelere bile ailelerden başka kimse gitmedi. Parti olarak da temsilcilerimizi gönderdik, kitlemizin cenazelere katılmasına izin vermedik.”
 
Kaynak: RADİKAL

HABERE YORUM KAT