1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. ‘Kamulaştırma’ kararı yargıya taşınıyor
‘Kamulaştırma’ kararı yargıya taşınıyor

‘Kamulaştırma’ kararı yargıya taşınıyor

Sur ve Silopi için Bakanlar Kurulu kararı ile alınan "acele kamulaştırma" kararının ulusal ve uluslararası hukukun bertaraf edildiğini belirten hukukçular, Anayasa'nın 46'ıncı maddesinin ilk fıkrasında “devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde kamulaştırmaya yetkilidir” denildiğini ancak bu kararda kamu yararından ziyade rantiyecilerin yararının söz konusu olduğunu ileri sürüldü.

A+A-

Kamulaştırılan yerlerin maliklerinin 25 Mart'tan itibaren 30 gün içinde yürütmeyi durdurma istemi ile Danıştay’a dava açmalarını öneren hukukçular, konuyu gündemlerine aldıklarını ve yargıya taşıyacaklarının altını çizdi.
 
Sokağa çıkma yasakları ve çatışmalar nedeniyle yıkılan Şırnak'ın Silopi ilçesi ile Diyarbakır'ın tarihi Su ilçesinin birçok bölgesinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kamulaştırılmasına hukukçular tepki geldi. Kamulaştırma kararının hukuku bertaraf etme anlamına geldiğini belirten hukukçular, yaşanan hukuksuzluğu yargıya taşıyacaklarını söyledi.
 
Özgürlükçü Hukukçular Derneği üyesi avukat Nuray Özdoğan, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı Sur, Silopi ve Cizre gibi yerlerde özel harekat polislerinin binaları özel olarak hedef alarak kullanılmaz hale getirdiğini gözlemlediklerini belirterek, bölgelerdeki yıkımın politik olarak önceden planlandığını ileri sürdü. Kamulaştırma kararına ilişkin konuşan Özdoğan, “Şiddet yolu ile yerinden etme politikasının uygulandığı, insanların evlerini terke zorlandığı, evlere geri dönüşü olanaksızlaştırma amaçlı evlerin bilinçli olarak tahrip edildiği ve Sur ve Silopi için alınan bu kararın alt yapısının bu şekilde oluşturulduğu anlaşılmaktadır” dedi.
 
“Kararda kamunun değil AKP'nin yararı söz konusudur”
 
‘Acele kamulaştırma’ kararı ile ulusal ve uluslararası hukukun bertaraf edildiğinin altını çizen Özdoğan, şöyle devam etti:
 
“Anayasa'nın 13. ve 35. maddesinde korunan mülkiyet hakkının ortadan kaldıran Bakanlar Kurulu kararında açık bir gerekçe belirtilmemiştir. Bu hali ile de karar hukuka aykırılık taşımaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa ve Kamulaştırma Yasası'nda ile şimdiye kadarki tüm yargı içtihatlarında yer aldığı üzere kamulaştırmanın ön koşulu kamu yararıdır. Diyarbakır halkının yararını gözetmeyen, devletin güvenlik politikasının uygulanması amaçlı kararda kamu yararı yoktur. Ancak hükümetin ve rantiyecilerin yararı söz konusudur”
 
“Belediyelere yetki veren düzenleme de askıya alındı”
 
Türkiye’nin ulusal ve uluslararası yasal düzenlemeler ile Anayasa hükümlerine aykırı şekilde Bakanlar Kurulu kararları ile yönetildiğine dikkat çeken Özdoğan, 5393 sayılı Belediye Kanunu 73. maddesinde yer alan kentsel dönüşüm konusunda belediyelere yetki veren düzenlemelerin de askıya alındığını söyledi. Hükümetin yerel yönetimleri yok sayan bir tutum içerisinde olduğunu dile getiren Özdoğan, ÖHD'li avukatlar olarak konuyu gündemlerine aldıklarını ve önümüzdeki günlerde yargıya taşıyacaklarını söyledi.
 
“Kamu yararı olmayan durumlarda kamulaştırma yapılamaz”
 
25 Mart 2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan iki ayrı Bakanlar Kurulu kararı ile Sur'da 365 ada üzerindeki yüzlerce parsel ile Silopi'de ise 349 ada üzerinde yine yüzlerce parsel taşınmazın riskli alan ilan edilerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın talebi üzerine Kamulaştırma Kanunu'nun 27'nci maddesine dayanılarak "acele kamulaştırılmasına" karar verildiğini hatırlatan avukat Arif Ali Cangı da, görünürde hukuka uygun bir işlem gibi görünse de durumun böyle olmadığını vurguladı. Cangı, şunları aktardı:
 
“Anayasanın 46'ıncı maddesinin ilk fıkrasında ‘devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde kamulaştırmaya yetkilidir’ denmektedir. Dolayısıyla kamulaştırma işleminin amaç unsurunu ‘kamu yararı’ kavramı oluşturmaktadır. Kamu yararının gerektirmediği durumlarda kamulaştırma yapılamaz. Mülkiyet hakkının sınırlandırılması, kamu yararının gerekli olması halinde Anayasa’ya (madde 13 ve 35) uygun olarak, yasayla sınırlandırılabilir. Mülkiyet hakkının kamulaştırma yoluyla kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır”
 
“30 gün içinde Danıştay'a dava açın”
 
Bakanlar Kurulu kararında ne bir kamu yararı açıklaması ne de acelecilik nedeninin yer aldığını belirten Cangı, “Bence Bakanlar Kurulu'nun acele kamulaştırma kararlarında kamu yararı ve kamulaştırmanın acele yapılmasının unsurları bulunmamaktadır, mülkiyet hakkının özüne dokunulmaktadır. Kamulaştırılan yerlerin maliklerinin 25 Mart'tan itibaren 30 gün içinde yürütmeyi durdurma istemi Danıştay'a dava açmalarını öneririm” diye seslendi.
 
“Meclis'ten izin alınmalıdır”
 
Avukat Erdal Doğan ise Sur'daki "kamulaştırma" yönteminin hukuk dahilinde olmadığını belirterek, Sur'un kamulaştırılması için Meclis'ten izin alınması gerektiğini söyledi. UNESCO tarafından korunma altına alınan bir bölgenin kamulaştırma adı altında yok edilemeyeceğini belirten Doğan, bu bölgeye geri dönüşü olmayan zararların verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirtti. “Bir ilçenin büyük bir kısmını ancak savaş durumlarında bu şekilde gasp edebilirsiniz” diyen Doğan, bu uygulamaya derhal son verilmesini istedi. 

HABERE YORUM KAT