1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Kamu Hukukçusundan kuvvetler ayrılığı açıklaması
Kamu Hukukçusundan kuvvetler ayrılığı açıklaması

Kamu Hukukçusundan kuvvetler ayrılığı açıklaması

DİYARBAKIR - Dicle Üniversitesi (DÜ) Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Vahap Coşkun, son dönemlerde Başbakan'ın ortaya attığı kuvvetler ayrılığı ilkesi ile açıklamalarda bulunarak, “Başbakan bu sözü eğer yargının, hukukilik denetimini yapmaktan ziyade, yerindelik denetimi yapan bir organ haline dönüştüğü bağlamında söylüyorsa bu eleştirinin bir mantığı var. Ancak, kuvvetler ayrılığının kendisinden şikayet etmenin demokrasi ile bağdaşır bir tarafı yok” dedi.

A+A-

DÜ hukuk fakültesi binasında İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Coşkun, sağlıklı bir demokrasi yönetiminin oluşabilmesi için, yönetim sistemi ne olursa olsun, bu anlamda mutlaka her üç gücün birbirinden ayrı olması ve birbirini denetliyor olması gerektiğini savundu. Coşkun, kuvvetler ayrılığına karşı bir tutum takınarak demokratik bir sistemi işletebilmenin mümkün olmadığını söyledi. DÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Vahap Coşkun, “Başbakan'ın sözleri çeşitli açılardan irdelenebilir ve çeşitli yönlere çekilebilir sözler.

Dolayısıyla bu konuda görüşler ifade edilirken, hangi maksatla söylendiği çok açık bir şekilde ortaya konulmalı ve farklı anlamlara yol açabilecek ifadelerden kesinlikle kaçınılmalı” diye konuştu. Bu yolla başkanlık sistemi talep ediliyorsa, bu sistemde de güçlerin bir arada olmasının söz konusu olmadığını ifade eden Coşkun, aksine başkanlık sisteminin, güçlerin birbirinden çok açık bir şekilde ayrıldığı bir sistemi ifade ettiğini kaydetti. Coşkun, “Türkiye'de yasama ile yürütmenin birbirinin içine geçtiği, yürütmeyi kontrol eden gücün aynı zamanda yasamayı da kontrol ettiği bir gerçek. Oysa Başkanlık Sistemi'nde bu ayrım çok daha net ortaya çıkıyor.

Yasama ile yürütme birbirinden tamamen farklı. Dolayısıyla bu talep her üç gücün bir arada bulunmasını içeren bir talep ise bunun başkanlık sistemi ile de bir ilgisi yok. Eğer Amerika Birleşik Devletleri'ndeki gibi bir sistem düşünülüyorsa, burada her üç gücün birbirinden ayrı olduğunu görüyoruz. Aslında, AK Parti'nin ortaya koyduğu başkanlık sisteminin, şu ana kadar dünyada herhangi bir eşi benzeri yok. Tamamıyla Türkiye'ye ilişkin bir başkanlık sistemi öneriliyor” şeklinde konuştu.

ABD'deki gibi başkanlık sisteminin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için birtakım şartlar gerektiğini dile getiren Coşkun, yerel yönetimlerin tamamıyla Adem-i Merkeziyetçi bir tarzda örgütlenmesi, partilerin gevşek partiler olması, yasama, yürütme, yargının tamamıyla birbirinden ayrılması gibi şartların olması gerektiğini savundu. Coşkun, “Ancak AK Parti'nin önerdiği sistemde bu temel öğelerin birbirinden ayrılması söz konusu değil. Bu nedenle burada ortaya atılan başkanlık sisteminin, dünyadaki sistemlerden ziyade, Türkiye'ye özgü bir sistem olduğunu söylemek mümkün.

Ancak, bu önerinin şu an itibari ile parlamentodan geçmesi mümkün görünmüyor. AK Parti'nin bu sistemi en azından halk oyuna götürebilmesi için bile 330 milletvekili oyuna ihtiyacı var oysa, 325 milletvekili bulunuyor. Diğer taraftan parlamentoda grubu bulunan diğer üç parti ise, Başkanlık Sistemine kesinlikle karşı olduklarını ifade ediyorlar. Dolayısıyla bu konjüktör içerisinde bir değişiklik yapmak çok zor görünüyor” ifadelerini kullandı.

“AK PARTİ BAŞKANLIK SİSTEMİNDEN ZİYADE YARI BAŞKANLIK SİSTEMİ İSTİYOR”

AK Parti'nin bir başkanlık sisteminden ziyade, bir yarı başkanlık sistemini arzu ettiğini iddia eden Coşkun, AK Parti'nin başkanlık sistemini gösterip diğer partileri bir yarı başkanlık üzerinde bir mutabakata çekmeye çalıştığını kaydetti. Coşkun, “Yoksa böyle bir başkanlık sisteminin uygulanabilmesi mümkün değil. Türkiye'de önerilen şekliyle bir başkanlık sistemi bir tek adamlık yaratmasa bile, demokratik değil otoriter eğilimleri olan bir yönetim sistemi meydana getirebilir. Bunun, bu şekli ile Türk siyasi hayatı tarafından kabul edileceği kanaatinde değilim” dedi.

Parlamenter sistem, yarı başkanlık sistem ya da başkanlık sisteminin her üçünün de demokrasi ile uyuşan sistemler olduğunun altını çizen Coşkun, gerekenler yerine getirilirse her üç sisteminde demokrasi ile çatışan bir tarafının olmadığını anlattı. Coşkun, “Dolayısıyla başkanlık sitemi, otomatik bir şekilde, bir tek adamlığa götürür demek doğru değildir. Ancak, siz bir başkanlık sisteminin sağlıklı bir şekilde sağlamak istiyorsanız, yasama, yürütme ve yargı arasındaki kesin ayrımı çok ciddi bir manada ortaya koymak, ve bunu gereklerini yerine getirmek gerekir. Ancak, yasama, yürütme ve yargıyı kendinize bağlarsanız, Başkanlık Sisteminin bir demokratik sisteme dönüşmesi söz konusu olmaz” şeklinde konuştu.

HABERE YORUM KAT