
Kadri Göral'ın hayatından kesitler 3.Bölüm
15 Ocak 2012 Pazar 00:15Diyarbakır'ın canlı tarihi büyük üstad araştırmacı, şair ve yazar Mimar Kadri Göral'ın hayatı ve gün yüzüne çıkmamış harika Diyarbakır anıları serisi 3.bölüm... Diyarbakır'ın bugüne kadar bilinmeyen gün yüzüne çıkmamış yönleri ve tarihini "Cevahir Çıkını" adlı eserinde toplayan M.Kadri Göral'ın hayatından kesitler-röportaj başlığıyla yayınladığımız yazı dizisinin 3.bölümünü sizlerle paylaşıyoruz..
Diyarbakır'da insanlar genellikle ailelerinin adı ile kendini tanıtırdı. Sizin aileniz hangi adla bilinirdi? Ailenizden biraz bahsedermisiniz?
“Ağacı çek köküne bak!” denildiği için eskiden insanların biribirini tanımasında ailelere verilen adlar çok önem arz ederdi. Bazı aileler Kolsuz Mehmet Ağagil, Atçı Nezirgil, Cemil Paşagil, İskender Paşagil gibi babalarının veya dedelerinin adıyla anılırlardı. Bazı aileler Güldamlasıgil, Altunufağıgil, Çıte-pıtegil gibi ailenin taşıdığı özelliğe binaen verilmiş adlarla anılırlardı. Bazı aileler de Mahir Ustagil, Berber Veysigil, Kunduracı Rafigil, Resimci Süleyman Efendigil, Bahçeci Şahingil gibi aile reisinin yaptığı işle anılırlardı.
Bizim ailemize dedemizin adıyla anıldığımız zaman “Hacı Paşagil” denilirdi. Babamın adıyla anıldığımız zaman “Oturakçı Mehemet Efendigil” denilirdi. İlkokulda iken “oturakçı” nın ne manaya geldiğini bilmiyordum. Bir gün Başöğretmenimiz rahmetli Hayri YILMAZ sınıfa girdi ve hepimize kimin çocuğu olduğumuzu sordu. Sıra bana gelince ben de:
-Sipahi Pazarı'ndaki Mehmet GÖRAL'ın oğluyum. Deyince Başöğretmenimiz:
-Oooo! Bizim oturahçi Mehemet Efendinin oğlisan heee! Dedi. Ben işittiğim bu tabir karşısında şaşıp kalmıştım. Tenefüste arkadaşlarım:
-Kadri! Senin baban oturak mı satıyor? Benim küçük kardeşime de bir oturak getirirmisin? Diye takılmaya başladılar. Ben:
-Hayır! Dedikçe onlar:
-Başöğretmen öyle demedi mi? Diye üstüme üstüme geldiler.
Eve dönünce ilk işim anneme:
-Anne! Babam oturak mı satıyor? Diye sordum. Annem:
-Yok oğlum! Hiç görmedin mi? Baban halı, kilim, yatak, yorgan, palas ve keçe gibi şeyler satıyor dedi. Ben :
-Başöğretmenimiz babam için “oturakçı” dedi deyince. Annem:
| Sene 1952…Babam Mehmet GÖRAL- Eniştem Sabahattin SAVCI, Küçük ablam ve Ben (Kıvırcık kuzu) |
-Oturak demek lazımlık demektir. Lazım veya levazım denilen ihtiyaç maddelerini sattığı için lazımlıkçı yani oturakçı diyorlar. Senin baban tüccardır. Diyerek merakımı gidermişti.
Laf lafı açmışken ailelere verilen adlarla ilgili olarak yapılmış bir sohbeti okuyucularımıza aktarmak istiyorum:
Bundan birkaç yıl önce Diyarbakır'da birkaç aile bir araya gelerek Sayın Mıgırdıç Margosyan'ı bir sabah kahvealtısında ağırlamışlar. Sohbet sırasında söz Diyarbakır'da yaşamış Ermeni ailelere gelince ablam da Mıgırdıç Bey'e:
-Bundan 50 yıl kadar önce bizim bağ komşusu Ermeni bir aile vardı. Demiş. Sayın Mıgırdıç:
-Hangi adla anıldıklarını söylerseniz muhakkak tanırım. Demiş. Ablam da lakabı aynen söylemekten utandığı için biraz politik davranarak:
-Karpuzgiller. Deyince Mıgırdıç Bey kahkahayı basmış ve:
-Çok kibarsınız hanımefendi! Onlar karpuzgiller değil “Karpuzgötgil” dir. Demiş.


SON HAFTANIN SKORU



Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya


































































