
Kadri Göral'dan "Gül Şehri Diyarbakır" açıklaması
24 Mart 2011 Perşembe 08:49Dicle Üniversitesi tarafından düzenlenecek olan “Gül Şehri Diyarbakır” konulu sempozyum haberine yönelik endişelerini Diyarbakırlı şair, yazar ve mimar M. Kadri GÖRAL şu sözlerle dile getirdi:
“Dicle Üniversitesi'nin Diyarbakır'ın sahip olduğu değerlerden birini daha gündeme taşıyacağı haberi her Diyarbakırlı gibi beni de sevindirdi.
Fakat geçmişte yapılan halktan kopuk sempozyumları hatırlayınca bu sevincim fazla uzun sürmedi. Çünkü geçmişte olduğu gibi bu sempozyumda da
Diyarbakır'ı rüyasında bile görmemiş akademisyenler Diyarbakır'a gelip bildiriler sunacaklarsa,
O bildiriler sempozyum yapıldıktan aylar sonra kuşe kağıtlara basılarak kitaplaşacaksa,
O kitaplar sadece makam ve mevki sahibi kişilere dağıtılacaksa,
Sempozyumda konuşulanlardan ve yazılanlardan halkın haberi olmayacaksa bunun adına “sempozyum” denilemez.
Bunun adına Diyarbakırlı'ların deyimiyle denilse denilse “Biz bize hayran, biz bize kurban” denilir.
Dilerim sempozyum tertip komitesi bu tahminimde beni yanıltır ve gül gibi bir sempozyum gerçekleştirerek hepimizin yüzünü güldürür.
Söz “gül” den açılmışken Diyarbakır'ın tarihini ve kültürünü konu alan 264 sayfalık Cevahir Çıkını adlı kitabımda yer alan güllerle ilgili bölümü buraya aktarıyorum:
GÜL BAHÇELERİ
Peygamber efendimizin çocukluğunda süs bitkileri yetiştirmeye meraklı olduğunu ve özellikle gülleri çok sevdiğini bilen Diyarbakırlı'lar gül ve çiçek yetiştirmeyi efendimizin hatırasına hürmet olarak sayarlar ve güller içinde O'nun adı ile anılan “Mehemmedi gülü” ne ayrı bir önem ve değer verirlerdi.
Tarihçi Usman ETİ, güllerle ilgili 1930 lu yıllarda kaleme aldığı bir yazısında Diyarbakır'da valilikçe süs bitkileri sergisi açıldığını, evler arasında gül ve çiçek yetiştirme yarışmalarının tertiplendiğini anlatmakta ve:
“Diyarbekirliler gül ve çiçek yetiştirmeye çok önem vermektedirler. Şehrin hemen bütün evlerinde avlular, havuz başları, muhtelif çiçeklerle süslüdür. Şehirde 25 türlü gül yetiştirilir. Şehir dışındaki bahçelerde geniş menekşe tarlaları vardır. Mevsiminde kilolarla menekşe kurusu satılır. Çiçek ve menekşe şurupları, çayları ve bilhassa “Şarab-ı Harir” adı verilen şurup yalnız Diyarbakır'a mahsustur.” Demektedir.
İbrahim TOKAY'da:
“Diyarbakır halkı zevk-i selim sahibi ve ehli tabiat olduklarından herkesin evinde ufak veya büyük çiçek bahçesi; mis gibi gülleri, baygın menekşesi vardır. Salonlarında havuzlu fiskiyeler etrafında çiçek saksıları dizilidir.” Diye yazmaktadır.
Diyarbakır evlerinde saksılarda yetişen güller sur dışına çıkıldığında Gülistana dönüşürdü. O günleri yaşayanlar o güzellikleri günümüze şöyle aktarmaktdırlar:
"İkişer üçer dönümlük “Gülistanlar”. Vaktiyle gül bahçelerinin inkişaf ettiği Mayıs ayında birçok kibar aileler “Gülistanlar” ın latif manzaralarını temaşa eylemek üzere şehir etrafındaki bahçelere gidip eğlenirlerdi. Bir taraftan gül kokulu saf ve temiz havayı süzüp ciğerlerine çekerler diğer taraftan da bediî zevklerini bi hakkın temin ederlerdi. Muntazam güllüklere malik bahçe sahiplerinin bu kibar ailelere hediye namıyla takdim eyledikledikleri gül buketlerine karşılık olarak aileler tarafından bahçivanlara bahşiş suretiyle para vermek cari idi. Düğünlerde, mevlütlerde, berber dükkanlarında gülsüyu rağbetle kullanılmakta idi. Gümüşten mamul “gülapdanlık” larla düğün ve mevlütlerde halk üzerine “gülsuyu” serpmek adedi vardı."
Günümüzde ise “Güller kadar temiz ve güzel bir Diyarbakır efendisi” olan Ferit PAMUKÇU ağabeyimiz kendi imkanları dahilinde tesis ettiği bir “Gülistan” da gül yetiştirme geleneğini sürdürmenin gayreti içersinde bulunmaktadır.
M.Kadri GÖRAL… Cevahir Çıkını



SON HAFTANIN SKORU



Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya


































































