1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. 'Kadınların sesi yükseldikçe savaşın sesi kesilecektir'
'Kadınların sesi yükseldikçe savaşın sesi kesilecektir'

'Kadınların sesi yükseldikçe savaşın sesi kesilecektir'

AKP hükümetinin devreye koyduğu topyekun savaş konsepti ve Güney Kürdistan'ın Zergelê köyüne yapılan sivil katliamına tepki gösteren Diyarbakır'daki kadın kurumları, Zergelê'de yapılan katliamın bir kimlik katliamı olduğunu belirterek, kadınların sesi çıktığı oranda savaş çığırtkanlığının sesinin de kesileceğini ve bunun için de kadın örgütlerinin bir çatı altında toplanıp eşgüdümlü eylemsellikler yapılması gerektiğini söyledi.

A+A-

AKP hükümetinin savaş politikaları ile Türk savaş uçaklarının Kandil'in Zergelê köyünü bombalaması sonucu aralarında hamile kadın ve çocukların da bulunduğu 8 kişinin yaşamını yitirdiği, çok sayıda kişinin de yaralandığı katliama, tepkiler gelmeye devam ediyor.

Katliama tepki gösteren Diyarbakır'daki kadın kurumları, AKP'nin savaş politikalarına karşı Türkiyeli kadınlarla duracaklarını kaydetti. Selis Kadın Derneği Başkan Azize Abiş, devlet yetkilileri tarafından katliamın ardından yapılan ve sivil halkın öldürülmediği yönündeki açıklamalara tepki göstererek, görüntülere rağmen yaşananları görmezlikten gelen bir anlayışın hakim olduğunu söyledi.
 
'Kadınların sesi çıktıkça savaşın sesi kesilir'


"Bu şekilde bütün halk gerçekliğini, sivilleri yok sayan, barışı görmezlikten gelip savaş çığırtkanlığı yapan bir devlet ve eril zihniyetle karşı karşıyayız. Bu yaklaşımlardan hızla uzaklaşmaları gerektiğini belirtiyoruz" diyen Abiş, kendi egolarını tatmin etmek için sivil halka ve Medya Savunma Alanları'na yapılan saldırıların kabul edilemez olduğunu vurguladı. Kürdistanlı olarak Türkiyeli kadınlara çağrı yaptıklarını kaydeden Abiş, şunları aktardı: "Bu savaşa ve yapılan saldırılara 'dur' demek için sesimizi yükseltmemiz gerekir. İleriki aşamalarda bir heyetle Zergelê köyünü ziyaret etme yönünde bir yaklaşım sergileyeceğiz." Savaşı durduracak olan kişilerin yine kadınlar olduğuna dikkat çeken Abiş, kadınların sesi çıktığı oranda savaş çığırtkanlığının sesinin de kesileceğini söyledi.
 
'Zergelê katliamı bir kimlik katliamıdır'


Kadın Eğitim-Pisikolojik Danışmanlık ve Rehabilitasyon Merkezi (EPİDEM) Sosyologu Neslihan Başak da, Türk ordusunun saldırı ve katliam girişimlerinin sadece Zergelê köyü ile sınırlı olmadığını belirterek, yıllardır bu tür katliamların yapıldığına işaret etti. Zergelê katliamının bir kimlik katliamı olduğunu ifade eden Başak, bu savaşın durdurulması için kadın örgütlerinin bir çatı altında toplanıp eşgüdümlü eylemsellikler yapılması gerektiğini dile getirdi.
Kürt toplumunda yaşanan aşiret kavgalarının kadının ortaya attığı bir beyaz tülbentle son bulduğunu hatırlatan Başak, kadınların öncülüğünde bu savaşın durdurabileceğini söyledi. Başak, buna ilişkin kadın kurumlarıyla devlete geri adım attıracak nitelikli bir program tartışlarını söyledi. Başak, "Bu mücadeleyi kadınlar yükseltti, bu savaşı da kadınlar bitirecek. Her ne kadar iktidar katliamlara karşı bizi susturmaya çalışsa da kadınlar susmayarak barışı konuşacak" dedi.
 
'AKP katliamın üstünü örtme peşinde'


Amida Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyologu Ezgi Yalçın ise, başkanlığı kaybeden ve tedirgin olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kürtlerin ilerlemesini durdurma çabası içerisinde olduğunu dile getirdi. Savaş ortamlarında en fazla kadınların etkilendiğini söyleyen Yalçın, AKP'nin Zergelê katliamının üstünü örtme peşinde olduğunu belirtti. Yalçın, yetkililerin katliamla ilgili yaptığı açıklamaya "Bugün bakıyorsun çıkıp rahatlıkla 'Hayır, köyü biz vurmadık bu yalan bir haber' diyebiliyorlar. Ölen canların fotolarına da 'fotomontaj' diyebilecek kadar gözleri kararmış durumda" diyerek tepki gösterdi.
 
'Bir kez daha neden savaş kararının alındığını sorgulamak lazım'


Kongreya Jinen Azad (KJA) Yürütme Kurulu Üyesi Ayla Akat Ata, AKP hükümetinin savaşa gerekçe yarattığını belirterek, 21 Ağustos 2011 tarihinde de savaş uçakları tarafından bombalanan Kortek köyünde 4'ü çocuk 7 kişilik ailenin katledildiğini hatırlattı. Ata, şöyle devam etti: "O gün Solin bebek yaşamını yitirdi. Bugün hamile kadının yaşamını yitirdiği bir katliam gerçekleştirildi. Bu noktada savaşta ısrar zihniyetini sorgulamak gerekiyor. Neden bir kez daha topyekun savaş kararının alındığını sorgulamak gerekiyor."


Yapılan operasyonlarla bir çatışma zeminin hazırlandığına işaret eden Ata, böyle bir çatışma zemininde en çok zararı sivillerin göreceğini söyledi. Bu nedenle toplumda vicdanı olan herkesi var olan savaşa karşı bir tutum sahibi olmaya çağıran Ata, aksi takdirde halkları bir arada yaşayamaz duruma getirecek devlet politikalarının sonuç aldığı dönem olacağına işaret etti. AKP hükümeti tarafından devreye konulan savaş konseptinin karşısında halkın bir barış duruşu sergilemesi gerektiğine dikkat çeken Ata, özellikle kadınların bu duruşa öncülük etmesi gerektiği ifade etti. 

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler