1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Kadın ve çocukların öldürülmesinde biz de aciz kalmaktayız
Kadın ve çocukların öldürülmesinde biz de aciz kalmaktayız

Kadın ve çocukların öldürülmesinde biz de aciz kalmaktayız

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu Şubesi üyesi avukat Gülistan Yalçındağ Gençer, son dönemde arazi anlaşmazlığı ve kan davası ile ilgili çatışmalarda kadın ve çocukların da öldürülmesini değerlendirirken, "Aslında ülkemizde, coğrafyamızda kadınlar kan davalarının önüne geçiyorken maalesef şu an katledilmekteler.

A+A-

Devletin bu cinayetlere ve kadın katliamlarına bakış açıları da ortada. Bu konuda yorum yapamıyoruz bile. Açıkçası biz de aciz kalmaktayız" dedi.

İHD Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu, toplumsal alanda ve aile içinde artış gösteren kadın katliamları ve yargı süreçlerinde verilen kararlara ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan komisyon üyesi avukat Gülistan Yalçındağ Gençer, her gün bu ülkenin farklı kentinde, ilçesinde ve köyünde kadınların katledilmelere, taciz ve tecavüzlere maruz kalırken çocukların da cinsel istismardan ve şiddetten nasibini aldıklarını belirterek, "3'üncü sayfa haberi şeklinde tezahür eden bir insanlık suçuna karşılık Aile ve Sosyal Palitikalar Bakanlığı'nın tedbirleri veya yaklaşımları ise son derece etkisiz ve yetersiz kalıyor" dedi.

6 YAŞINDAKİ ÇOCUĞA TECAVÜZÜN SANIĞINA İYİ HAL İNDİRİMİ UYGULANDI
Gençer, yargı erkinin devlet aklının en üst tezahürü olarak nasıl kararlara imza attıklarını hayretle ve öfke ile tanıklık ettiklerini belirterek, şöyle konuştu:

"19 Eylül 2013 tarihli kararında Siirt Ağır Ceza Mahkemesi, 2010 yılında Pervari'de 6 yaşındaki A.K.'ye tecavüzden yargılanan N.Ş.'ye iyi hal indirimi uygulamış ve 15 yıl hapis cezası vermiştir. Örgütlenme ve ifade özgürlüğüne, sokaklarda demokratik gösteri yapma hakkına suçmuş gibi yaklaşan ve her defasında muhaliflere artırımlı cezalar veren mahkemeler, fail erkek ise ve mağdur da çocuk ve kadın ise ceza indirimlerine başvurmaktan kaçınmıyor. Kadın katliamlarını şiddet değil, cinayet davası olarak ele alan mahkemelerden adil kararlar çıkmaması bizleri şaşırtmıyor. Nitekim boşanmak üzere olduğu eşi Abas Şahin tarafından öldürülen P.İ., davasında bakanlığın müdahil olma talebine karşılık, Bakırköy 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi davanın şiddet davası değil cinayet davası olduğu gerekçesiyle talebi redetti. Ancak, aynı mahkeme kadın katliamlarının zaten kadına yönelik şiddetin son merhalesi olduğunu unutmaktadır."

Yalçındağ Gençer, insan hakları savunucuları olarak bu toplumsal yıkımın önüne geçebilmek için tüm kamuoyunun dikkatini yargı erkleriyle korunan erkek zihniyetine çekmek istediklerini fade ederek, "Bu egemen zihniyet kendini var ettiği sürece maalesef kadın katliamları ve çocuk istismarları devam edecektir. AKP hükümeti ve yargı erki her zaman ifade ettiğimiz gibi kadın ve çocuğa yönelik şiddet suçunu insanlık suçu olarak ele almadığı ve caydırıcı cezalar verilmediği sürece sokakta, evde, işyerinde katledilen her bir kadının vebali kendi üzerlerinde olacaktır" dedi.

ACİZ KALMAKTAYIZ
Gazetecilerin son olarak Mardin'de olduğu gibi arazi anlaşmazlıkları ve kan davalarında artık kadın ve çocukların öldürüldüğünü ve bunun nedenini sorması üzerine Gençer, "Çok vahim çok düşündürücü bir şey. Aslında ülkemizde, coğrafyamızda kadınlar kan davalarının önüne geçiyorken malesef şu an katledilmekteler. Uzun yıllardır yaşanan bir savaş var bölgede. Sanıyorum savaşın sonuçlarından biridir bu da. Yani devletin bu cinayetlere ve kadın katliamlarına bakış açıları da ortada. Bu konada yorum yapamıyoruz bile. Açıkçası biz de aciz kalmaktayız"dedi.

KADIN VE ÇOCUKLARIN ÖLDÜRÜLMESİ ŞİDDETİN OLAĞANLAŞMASINA BAĞLIDIR
İHD avukatlarından Muhterem Süren ise, bölgede 30 yıla yakın bir savaşın sürdüğünü, şidet ortamının artık olağanlaşması, şiddet ortamı ile birlikte artık kadına şiddetin de olağan düzeye geldiğini belirtti. Süren, "Şiddetin olağan görüldüğü bir toplumda bir ortamda elbet artık kadına karşı direk silahlı eylemlerde bulunulmasının da herhangi bir gelenek veya göreneğin artık bunun önüne geçemeyeceği de ortadadır. Bizce bu tamamen şiddetin olağanlaşmasına bağlı bir durumdur" dedi.

HABERE YORUM KAT