1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Jitem suç örgütü
Jitem suç örgütü

Jitem suç örgütü

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 1992 yılında öldürülen yazar Musa Anter cinayetine ilişkin hazırlanan iddianamede, JİTEM'in yapısı ayrıntılı olarak anlatıldı.

A+A-

Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun, iddianamede, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da aralarında bulunduğu 4 kişi hakkında 'Taammüden adam öldürmek' suçundan ağırlaştırılmış ömürboyu, 'Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik' suçundan da 20 yıla kadar hapis cezası istedi. Savcı iddiadamede, "Örgütlenmenin suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgüte üye olma suçlarını oluşturduğu sonucuna varılmıştır. JİTEM adı altında teşkil edilen suç örgütünün yasadışı faaliyetlerini Susurluk'ta meydana gelen kazadan sonra azalttığı, şüphelilerin Diyarbakır'daki görevlerinin sona ermesi ile örgütle bağlantılarının kesilmesi nedeniyle bu suç yönünden eylemlerinin zaman aşımına uğramış olması nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir" ifadelerini kullandı.

Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun'un, 20 Eylül 1992 tarihinde yazar Musa Anter'in öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun ise yaralanmasına ilişkin hazırladığı iddianame, 7'inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, olayla ilgili geçen yıl Şırnak'ın Kumçatı Beldesi'nde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, hakkında yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı. İddianamede sanıklar hakkında, 'Taammüden adam öldürmekten' ağırlaştırılmış ömürboyu, 'Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvikten' de 20 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede yazar Musa Anter maktül, Orhan Miroğlu ise mağdur olarak yer aldı.

'BİR NUMARALI ŞÜPHELİ YEŞİL'

İddianamede, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım 1 numaralı şüpheli olarak yer aldı. 28 Mart 2012 tarihinde hakkında yakalama kararı çıkarılan Yıldırım'ın, Bingöl'ün Solhan İlçesi'ne bağlı Yenidal Köyü'nde ikamet ettiği belirtildi. İddianamede deliller arasında Jandarma Genel Komutanlığı'nın JİTEM'in kuruluşu, işleyişi, görevlileri hakkındaki yazısının da bulunduğu belirtildi.

'JİTEM, İÇİŞLERİ BAKANI ONAYIYLA KURULDU'

İddianamedenin giriş kısmında "JİTEM'in kuruluşu ve yapısı" başlığı altında Jandarma Genel Komutanlığı'nın 2012 yılında gönderdiği yazıya yer verildi. Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı'nın 1987 tarihinde, İçişleri Bakanı onayıyla kurulduğu belirtilen iddianamede, yapının 1988 yılında güçlendirilerek isminin 'Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı' olarak değiştirildiği belirtildi. İddianamede, 1990 yılında İstihbarat Grup Komutanlığı olarak Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Van'da toplam 4 grubun Genelkurmay oluruyla kurulduğu belirtildi. Güçlendirilme ve isim değişikliğinin geçici görev ve deneme şartıyla yapıldığı bildirilen iddianamede, "Mayıs 1990'da geçici ve deneme maksatlı başlatılan uygulamaya son verilerek 30 Kasım 1997'ye kadar görev yapan bu yeni yapının teşkil edildiği" ifadeleri kullanıldı.

AYGAN: SUBAYLAR ÖZEL HARP DAİRESİNE BAĞLIDIR

İddianamede, Abdülkadir Aygan olarak bilinen şüphelilerden Aziz Turan'ın, Ergenekon davasında 'Kıskaç' ismiyle ifadesi alınan gizli tanığa e-posta yoluyla gönderdiği mesaja da yer verildi. Aygan iddianameye yansıyan mesajında şöyle dedi:

"Veli Küçük, Arif Doğan, Abdülkerim Kırca, Ali Yıldız teşkilatın ilk çekirdek kadrosu arasında yerini almışlar. OHAL bölgesinde görev yapan paşalardan, Hulusi Sayın, Hikmet Köksal, Hasan Kundakçı ve Necati Özgen bu teşkilatı terörle mücadele adı altında yönlendirmiş, desteklemiştir. Teşkilatta görev yapan subaylar dönüşümlü olarak görevi, birbirlerine devrederler. Bunlar Türkiye'de Özel Harp Dairesi'ne bağlıdır."

'İŞKENCE VE İNFAZ'

JİTEM Komutanı'nın bazen bizzat sorguya katıldığını ve işkence yaptığını belirten Aygan, şöyle devam etti:

"Sorgu odasındaki herkes işkenceye katılmak zorundadır. Orada duygusallığa yer yoktur. İşkence yapmayan personele şüphe ile bakılır. Sorguda işkence sınırsızdır. Kaba dayak, Filistin askısı, ayaklarından tavana asma, ayaklara araba lastiği bağlanıp tavana asma, çıplak vücudunda sigara söndürme, üzerine soğuk su dökülmesi, günlerce aç ve susuz bırakmak, tehdit, şantaj, küfür ve hakaret gibi yöntemler uygulanır. İşkenceli sorguda istenilen bilgi alındıktan sonra, kablo veya iple boğulmak veya arazide kafasına kurşun sıkılmak suretiyle infaz edilirdi. Öldürülen kişi ya halka korku salmak maksadıyla açık araziye çuval içerisinde atılır, ya da rastgele kazılan bir toprak çukura gömülürdü. Bazen cesedin bulunmaması için Göle veya nehre ağırlık bağlanıp atılırdı."

'PKK ANTER'DEN 20 MİLYON TL İSTEDİ'

İddianamede, olayı ayrıntılı bir şekilde anlatan Savcı, PKK'nın Musa Anter'den vergi istediğini ve tehdit edildiğini belirtti. Anter'in evlatlık olarak aldığı Süphan Mete'nin otopsi sırasında verdiği ifade de iddianamede yer aldı. Mete, 1995 yılında verdiği ifadede, Musa Anter'in OHAL Bölge Valisi Hayri Kozakçıoğlu ile alkol alması, Nevruz'da ateş yakarak askerler ile birlikte ateşin üzerinden atlaması nedeniyle PKK tarafından suçlandığını söyledi. PKK'nın Anter'den yardım adı altında 5 milyon TL istediğini belirten Süphan Mete, bu parayı ödememesi üzerine cezalı olarak daha sonra kendisinden 20 Milyon TL istendiğini söyledi.

SAVCI: YARGISIZ İNFAZLAR 1990'DAN SONRA SIKLAŞTI

İddianamenin sonuç kısmında 'PKK ile Mücadele' ibaresinin 1990 yılında kaldırılmasına rağmen Jandarma İstihbarat Grup Komutanlıkları'nın fiilen JİTEM kısaltmasını kullanmaya devam ettikleri belirtilerek şöyle denildi:

"Soruşturmaya konu yargısız infazlar bu tarihten sonra sıkça gerçekleşmiştir. PKK ile ilişkisi olduğu düşünülen, ihbar edilen, çocuğu pkk'ya katılmış olan çok kişi yasadışı olarak ve hileler kullanılarak alınmış, Saraykapı'daki JİTEM karargahına götürülmüş, işkence ile sorguladıktan sonra infaz edilmiştir. Suikastlar düzenlenmiş, araçlara bomba yerleştirilerek patlatılmış, şahıslara gözdağı verilmiştir. Bölgede bazıları başa çıkamadığı hasmını JİTEM'e, bazıları PKK'ya ispiyonlayarak öldürülmesini sağlamıştır. Bu şekilde bölgede faili meçhul cinayetler artmıştır. Yargısız infazların artması, bölge insanının devletten soğumasına ve dağa gidenlerin sayısının artmasına neden olmuştur. Musa Anter ve Vedat Aydın gibi tanınan,sevilen kişilerin öldürülmesi örgüt tarafından suistimal edilerek halk silahlı isyana teşvik edilmiştir."

'JİTEM SUÇ ÖRGÜTÜ'

İddianamede Yargıtay 8'inci Ceza Dairesi'nin Susurluk sanıklarıyla ilgili verdiği karara atıf yapan Savcı Osman Coşkun şunları kaydetti:

"Örgütlenmenin suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgüte üye olma suçlarını oluşturduğu sonucuna varılmıştır. JİTEM adı altında teşkil edilen suç örgütünün, yasadışı faaliyetlerini Susurluk'ta meydana gelen kazadan sonra azalttığı, şüphelilerin Diyarbakır'daki görevlerinin sona ermesi ile örgütle bağlantılarının kesilmesi nedeniyle bu suç yönünden eylemlerinin zaman aşımına uğramış olması nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir."

HABERE YORUM KAT