1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. İyi polis Diyarbakır'da
İyi polis Diyarbakır'da

İyi polis Diyarbakır'da

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün Diyarbakır'a sürpriz bir ziyarette bulundu.

A+A-

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nde yaptığı konuşmada Kılıçdaroğlu, bol bol AK Parti'den şikayet etti ve Kürtlerin CHP'ye neden oy vermediğini anlayamadığını söyledi.

Kemal Bey'in sebebi ziyaretini açığa vuran sözler ise cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili olan kısımdı. Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın dayatmacı bir aday olduğunu, demokrasiyi içine sindiremediğini, çözüm sürecini de yürütemeyeceğini uzun uzun anlattıktan sonra, Kürtlerin Erdoğan'ı desteklememesini istedi. Tabii Diyarbakır'a eli boş gelmemişti Kemal Bey; çözüm sürecinin yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirterek, Kürt hareketine duymak istediği küçük bir hediye sundu.

Bu ziyaretten Kürt hareketinin etkilendiğini söylemek pek de mümkün değil, zira CHP'nin, Kürt tarafını Erdoğan karşıtı cepheye çekmek istediğinin farkındalar. Dolayısıyla yakaladıkları tarihi bir fırsatı CHP'nin birkaç ucuz söylemiyle tepeleyecek kadar maceracı değil Kürtler. Kemal Bey'in ve temsil ettiği cephenin Kürt siyasetine kökten karşı olduklarının bilincindeler.

CHP'nin siyasal iktidar kadar değişime açık olmadığını da biliyorlar. MHP ile ittifak yapan bir CHP'yle Kürt hareketinin yakınlık kurması düşünülemez bile. Aynı cephede yer almaları mümkün değil. Kürtleri değil HDP, Öcalan bile MHP'nin peşine takamaz. Kürt tabanı ne cemaat tabanına, ne MHP'yle işbirliği yapan CHP tabanına benziyor. Bu iki uç kesim arasındaki mesafeyi Gezi ve 17 Aralık sürecinde kısmen de olsa daraltmayı başarmış olabilirler, ancak buna Kürtleri eklemeleri imkansız.

Bu durum Kürt siyaseti içinde CHP'yle ittifaka sıcak bakan isimlerin olmadığı anlamına da gelmiyor tabii. HDP yöneticilerinin çoğu CHP'lilerle aynı ideolojik kökenden, siyasi tecrübeden geliyor. Fakat Kürt siyasetini belirleyen damar özünde bu cepheye köklü olarak karşı. Öcalan'ın siyasi hayatı Kemalizme ve sola karşı radikal eleştiriler üretmekle geçti.

Devleti ve sistemi çok iyi tanıyor. CHP'nin arkasındaki paralel devlet gerçeğini en iyi bilen Öcalan'dır. Bu cephenin asıl hedefinin çözüm süreci olduğunu da biliyor. Öcalan'ın kendisinin de aktörü olduğu çözüm sürecini bozmak isteyen bir cepheyle yakınlaşması söz konusu bile olamaz.

Öcalan'ı gözden düşürmek için şantaj kasetleri hazırlayan, yazı dizileri yayınlayanlar, bugün cemaat, CHP ve MHP ittifakı içinde yer alıyor zaten. Kürt hareketinin böyle bir cepheye katılması kabul edelim ki pek akılcı bir beklenti değil.

Tabii bu gerçeğe rağmen Kürt siyaseti içine sızan paralellerin, Kürt hareketini Erdoğan karşıtı cephenin peşine takmak için büyük çaba sarf ettikleri de gözden kaçmasın. Erdoğan düşmanlığını körükleyerek Kürt siyasetini karşıt cepheye sürüklemeye çalışıyorlar.

Kürt sokağında Öcalan'ın kuyusunu kazıyorlar. Son zamanlarda da Öcalan'ın Erdoğan'dan korktuğu ve "devletin elçisi" olduğu propagandasını yapıyorlar.

Fakat şu ana kadar çözüm sürecini bozmayı başaramadılar. Kürt siyasetini Gezi ve 17 Aralık'taki darbe girişiminin bir parçası haline getiremediler. Bundan sonra da başarabileceklerini sanmıyorum.

Ama bu, Kürtleri Erdoğan karşıtı cepheye çekmek için uğraşmaktan vazgeçecekleri anlamına gelmiyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun Diyarbakır ziyaretini de bu kapsamda değerlendiriyorum. Bazen operasyonla, bazen de Kılıçdaroğlu gibi iyi polis rolüyle Diyarbakır'a kadar gidip Kürtleri ikna etmeye çalışıyorlar. Ancak bu saatten sonra Diyarbakır'ı kandırmak kolay değil; Kürtler, kuzuyu kurda teslim edecek ya da kendilerini kurda teslim edecek kadar saf değiller.

 

Kurtuluş Tayiz

Etiketler : , ,

HABERE YORUM KAT