1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. İtalyanların Altın Ses’i Özgür Haberi ziyaret etti
İtalyanların Altın Ses’i Özgür Haberi ziyaret etti

İtalyanların Altın Ses’i Özgür Haberi ziyaret etti

İtalya’da düzenlenecek olan ‘Avrupa’dan Kürdistan’a’ isimli bir konser öncesinde Diyarbakır’ın ziyaret eden Kürt kültür ve sanatı ile dengbejlik geleneği üzerine araştırmalar yapıp tarih ve kültür gezisi turlarına katılan Di­yar­ba­kır Gü­zel Sa­nat­lar Li­se­si me­zunu Mardin Derik doğumlu dünyaca ünlü soprano Pervin Çakar, gazetemizi ziyaret etti.

A+A-

İtalyanların ‘altın ses’ diye hitap ettikleri Çakar, Mardin’den İtalya’ya oradan dünyaya uzanan hikâyesini konuştuk.
 
Konuşmak, sohbet etmek için Özgür Haber’i seçen dünyaca ünlü soprano Pervin Çakar, İtalya’da 10 senedir yaşadığını anlattı.

 

Çalışmalarını İtalya ve Avrupa’da sürdürdüğünü anlatan Çakar, bu süre zarfında pek çok önemli tiyatro ve operalarda yer aldığını dile getirdi. Önemli opera yarışmalarında ödüller kazandığını, kendisine büyük ustalar tarafından onur ödülleri verildiğini anımsatan Çakar, aynı zamanda ‘En İyi Kadın Sesi’ ödülünün de sahibi.
 
Çakar’a yurttaş eşlik ediyor


İki hafta önce Diyarbakır’da gelen ve ay sonuna kadar kentte, bölgede olacak olan Pervin Çakar, bu süre zarfında kültür sanat üzerine çalışmalar, araştırmalar yapacak. Diyarbakır’da çalışmalarında ve araştırmalarında kendisine özellikle tarihi yapı, eser ve kültür gezilerinde avukat Sedat Yurttaş eşlik ediyor. 
 
Diyarbakır Güzel Sanatlardan Çıktı


İtalya’nın en önemli festivallerinden birine üç Kürt sanatçı olarak katılacaklarını dile getirerek söze giren Çakar, böylesine büyük bir organizasyona katılıp müzikseverlere Kürtçe müzik ziyafeti verecekleri için çok mutlu olduklarını söyledi. İşte Özgür Haber’in sorularını içtenlikle cevaplayan Pervin Çakar ile kahve tadında sohbetimiz;
 
Özgür Haber: Mardin doğumlusunuz ve opera ve klasik müzikle ilk karşılaşmanız nasıl oldu?


Lisede kazandığım bir kompozisyon yarışmasında bana Maria Callas CD’si hediye edilmesinden sonra opera ile tanıştım. Diyarbakır Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nde okudum ve buranın yetenek sınavını da halk müziği söyleyerek kazandım. Klasik müziğin varlığından lisedeyken haberim oldu. Daha sonra Ankara Gazi Üniversitesi Müzik Öğretmenliği bölümüne girdim. Diyarbakır’da ya da çevre illerde okumak istemiyordum. Bir an önce farklı şehirler keşfetmek arzusundaydım. İlk defa opera izlediğimde 20 yaşındaydım.

Tiyatrodan döndükten sonra, yıllar önce bana hediye edilen Maria Callas CD’si aklıma geldi. İlk bursumla CD çalar alıp o muhteşem sesi dinledim ve âşık oldum. Opera şarkıcısı olmaya Maria Callas’ı dinledikten sonra karar verdim.
 
Özgür Haber: İtalya’ya nasıl gittiniz?


Okul bittikten sonra Ankara Operası’nda sözleşmeli sanatçı olarak çalışmaya başladım. Bir gün İtalyan bir opera menajeri geldi tiyatroya. Sesimi dinledi ve çok beğendi. İtalya’ya gitmemi teklif etti; ben de kabul ettim ve hayallerimin peşinden gittim. 2004 yılıydı... Elbette kolay değildi; sancılı bir dönemdi benim için. Önce Diyarbakır’dan, sonra da Türkiye’den ayrıldım.
 
“Yıllarca, ezilmiş bir halkın sesi olmak için var olduğumu düşündüm”


Özgür Haber: Sesinizi, nefesinizi çok iyi kullanıyorsunuz. Bu noktaya gelmenizde kimlerin katkısı oldu?
 
-Şanslıyım, iyi bir hocam vardı. Fakat müziğin duygusunu kimse size öğretmiyor. Onu kendiniz keşfetmelisiniz. Ben, geldiğim toprakların bana fazlasıyla güç verdiğine inandım. “Mezopotamya’nın sırrı” diyorum buna.

 

Yıllarca, ezilmiş bir halkın sesi olmak için var olduğumu düşündüm. Zengin bir kültüre sahibiz ve bu sesimize, kalbimize de yansıyor. Bu noktaya gelmemde elbette Ankara’da çalıştığım Oylun Erdayı ile İtalya’daki hocalarımın çok katkısı oldu. Özellikle teknik anlamda beni yetiştirdiler.
 
Michela Sburlati, Lella Cuberli


Özgür Haber: İtalya’daki öğrencilik yıllarınızdan söz edebilir misiniz biraz?


2005’te Accademia D’arte Lirica’da eğitim almaya başladım. Daha sonra Perugia Devlet Konservatuvarı’nı en yüksek puanla bitirdim ve iki yıl master yaptım.

 

Michela Sburlati, Lella Cuberli gibi önemli insanlarla çalıştım. Pek çok ünlü opera sanatçısı ile masterclass çalışmalarına katıldım; özel dersler aldım. Ders aldığım insanlar arasında Montserrat Caballe, Lella Cuberli, Luciana Serra, Tiziana Fabricini, Veriano Lucchetti, Mietta Sighele ve Sergio Bertocchi de var.
 
 “Garsonluk, barmenlik, çevirmenlik, turist rehberliği yaptım”
Özgür Haber: İtalya’da ne tür zorluklarla karşılaştınız?


İtalya’ya geldikten sonra iki yıl İtalyan Hükümeti’nin verdiği sanat bursundan yararlandım. Daha sonra bu bursa tekrar başvurmadım. Kendi paramı kendim kazanmak istedim.

 

Garsonluk, barmenlik, çevirmenlik, turist rehberliği yaptım. Ayakta durmak zor olsa da bunu başardım. Türkiye’ye geri dönmeyi düşündüğüm zamanlar oldu ama aştığım zorluklar adına bundan vazgeçtim. Yeteneğime ve kendime güvenim sonsuzdu.
 
Özgür Haber: Birçok yerde düzenlenen yarışmalarında dereceler aldınız ve özel anlarınız onları yaşadıklarını anlatır mısınız?


En çok Leyla Gencer adına düzenlenen yarışmadan etkilendim. Uçakla İstanbul’a geliyordum yarışma için. Kapatmama rağmen havalandırmadan soğuk hava geliyordu.

 

Hostese opera şarkıcısı olduğumu ve Leyla Gencer Şan Yarışması için İstanbul’a gittiğimi söylediğimde çok heyecanlanmış ve soğuktan sesimi kaybetmemem için yerimi değiştirip bana battaniye vermişti.

 

Ayrıca Maria Caniglia Opera Yarışması’nda aldığım birincilik benim için büyük bir anı. Yarışma sonunda dünyaca ünlü mezzosoprano Teresa Berganza’nın koşarak yanıma gelip bana sarılması beni çok mutlu etmişti. Montserrat Caballe Opera Yarışması’nın sonunda sesimi Bayan Caballe’ye dinlettiğim anı da unutamıyorum.
 
Avrupa’dan Kürdistan’a isimi konser büyük ses getirecek
Özgür Haber-İtalya’da önemli festival var demiştiniz sohbetin başında, Kürt sanatçılar olarak katılacağınızı söylediğiniz Avrupa’dan Kürdistan’a isimli konserden söz eder misiniz?
 
İtalya’da 31 Temmuz’da çok önemli bir festival var ve İtalya’da Toskana bölgesinde Monte Puf Cano’da ve bende bununla ilgili davet aldım.

 

Avrupa’dan Kürdistan’a isimli bir konser olacak. Bu konserin içinde tabiî ki opera aryalarından Kürt müziğine dayanan eserler var, eserleri izleyeceğiz, seslendireceğiz. Bir nevi Kürt müziği Kürt kültürü olacak bu festivalde. Bizde Kürt müziği ve kültürünü tanıtacağız.

 

Bu festivalde ayrıca Kürt sanatçı Hevi Dilara da olacak. Dilara, hem sanatçı, hem şair-yazar ve pek çok alanda önemli görevlerde yer almış birisidir. Kendisi Roma’da yaşamaktadır. Hatta Roma Kürt film festivalinin gerçekleşmesinde önemli bir yeri vardır. Bunun dışında Ayten İnan arkadaşımız vardır. Oda Paris’te yaşamaktadır.

 

Kürt piyanisttir. Üçümüz birlikte hem konser, şiir anlatımlı, tiyatro Kürt anlatımlı bir kültür şöleni olacak. Bunun için heyecanlıyız. Bir günlük bir etkinlik olacak, bunun daha önce konuşmuştuk festivalin yetkilileriyle belki, daha farklı yerlerde de yapılabilir düşüncesi doğmuştu. İşte Kobane’den sonra yurtdışındaki yerlerin fazlasıyla Kürtlere değer ve önem vermesi hatta bunun dışında Kürt sanatçıları arayış içerisine girmeleri dikkat çekicidir.
 
Yazının devamını yarınki gazetemizden okuyabilirsiniz….


Not: İki bölümden oluşan söyleşinin ikinci bölümünde, Pervin Çakar’ın; Rojava Bölgesindeki savaşın kültür sanata üzerinde yarattığı etkiyi, Türkiye ve Diyarbakır ile ilgili projelerini, Kürt kurumlarının kültür sanata biçtiği değeri, dengbejlik geleneğiyle ilgili düşünceleri yer alacak.

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler