1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. İş kadını Aktar: Türkiye'de kadın statüsü değişsin
İş kadını Aktar: Türkiye'de kadın statüsü değişsin

İş kadını Aktar: Türkiye'de kadın statüsü değişsin

Diyarbakırlı iş kadını Aktar, Türkiye'de her 100 girişimciden sadece 7'sinin kadın olduğunu belirterek bunun değişmesini gerektiğini söyledi.

A+A-

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) İş Dünyası'nda Kadın Komisyonu Başkan Yardımcılığına seçilen, Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (GÜNSİAD) ilk kadın yönetim kurulu üyesi 29 yaşındaki Reyhan Aktar, 21'nci Yüzyıl'daki Türkiye'de kadın statüsünün artık değişmesi gerektiğini söyledi.

Kadınların nüfusun yarısını oluşturmalarına rağmen bu oranda seslerini duyuramadıklarını belirten Aktar, "Türkiye'deki her 100 girişimciden sadece 7'si kadın. Türkiye'nin 2023 hedefini koyanlar, yüzde 38 olan kadın istihdamını artırmak zorunda. 'Bölgeye, bir çivi çakandan değil, doğru çiviyi doğru yerde çakandan Allah razı olsun' diyebileceğimiz bir sürece girdik. Bizler artık şunu söylüyoruz; 'Bıyıklı kadınlarımız, bıyıklarını çıkarabilirler" dedi.

Diyarbakır İş Kadınları Derneği (DİKKAD) üyesi ve başkan yardımcısı, GÜNSİAD'ın ilk kadın yönetim kurulu üyesi olan Mali müşavir Reyhan Aktar, Çukurova Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden 2006 yılında mezun oldu. Dicle Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde yüksek lisans yapan Aktar, 2 Temuz'da TÜRKONFED'in de İş Dünyası'nda Kadın Komisyon'u başkan yardımcılığına getirildi. Uzun yıllar aradan sonra bu göreve gelen ikinci Diyarbakırlı işkadını olan Aktar, Türkiye'de kadın statüsünün artık değişmesi, iş hayatında daha fazla söz sahibi olması gerektiğini ve siyasette de yeterli düzeyde temsiliyeti savunuyor.

"TÜRKİYE'DEKİ HER 100 GİRİŞİMCİDEN SADECE 7'Sİ KADIN"

TÜRKONFED İş Dünyası'nda Kadın Komisyonu olarak, 2 çalışmayı temel hedef olarak aldıklarını ifade eden Aktar, şöyle konuştu:

"Bunlardan biri; kadın istihdamını, iş gücünün arttırılmasına yönelik hem hukuki, hem de finansal düzenlemelere yönelik olacak. Bir diğer çalışmamız da parlamentoda kadın sayısının artması olacak. Aslında ikinci hedefimiz de birinci hedefimizi destekler nitelikte. Çünkü artık kadın siyasetine yönelik daha fazla çalışma yapılması gerektiğine inanıyoruz. Burda kayıt dışı ekonominin en aksak yanı olarak, kadın istihdamı olduğunu düşünüyoruz. Türkiye'de her 100 girişimciden sadece 7'si kadın. Bu kadınlarımızın kullandığı ortalama kredi miktarı ise 35 bin liradır. Bizler bu 35 bin lirayı yatırım tutarı olarak görmüyoruz. Bu 35 bin lirayı, fakir fukaralıktan kurtarma olarak görüyoruz. Bu tutarın arttırılması gerektiğini düşünüyorum. Her kim koymuşsa koysun, ister bu hükümet ister sonraki hükümetler olsun, güzel bir 2023 vizyonu ve hedefi koymuşlar. Eğer bu hedeflere ulaşmak istiyorsak ki bu hedeflerle ilgili kişi başı 25 bin dolarlık bir milli gelirden bahsediyoruz. Bu hedefe ulaşmak için belirlenen kadın istihdamının yüzde 38'lik düzeyi malesef yeterli gelmemekte. Ancak bizler bu hedeflere, kadın istihdamını artırarak ulaşacağımızı düşünüyoruz. Bunun için hem bölgesel, hem de ulusal düzeyde çalışmalar yapıyoruz."

DİYARBAKIR'DA 120 KADINA GİRİŞİMCİ, 40 KADINA BÜRO ELEMANI EĞİTİMİ

DİKKAD olarak bölgedeki, özellikle de Diyarbakır'daki kadınların iş yaşamına katılımı için çeşitli projeleri hayata geçirdiklerini belirten Aktar, şöyle devam etti:

"Birçok proje gerçekleştirdik. Bunlardan biri, 40 kadını büro elemanı olarak yetiştirme programıydı. Bu program iş garantiliydi. Kurs sonunda sertifika alan kadınlarımız çeşitli işlere yerleştirildi. Bununla birlikte 120 kadına girişimcilik eğitimi verdik. Bunlardan 114'ü girişimcilik sertifikası aldı. Girişimciliği ciddi anlamda önemsiyoruz. Özellikle kadın girişimciliğini önemsiyoruz. Çünkü kadın istihdamında yaratılan yüzde 5'lik bir artış, yoksullukta yüzde 15'lik bir azalış. Yani sizin kadın istihdamındaki her bir birim için, yoksullukta 3 katı düzeyinde etki etmekte. Bu yüzden kadın istihdamını önemli buluyoruz ve girişimciliğini önemli buluyoruz. İstihdam düzeyinde de zaten artık pastayı oluşturanlar, yapılan araştırmalarda da görülmüştür ki, sadece girişimcilerimizden oluşmakta. Girişimci sayımızın artmasıyla bu sağlanabilir hedefler olmakta."

"ÇÖZÜM SÜRECİNDE EN GÜZEL TEMİNAT ANAYASAL GÜVENCEDİR"

Devam eden çözüm sürecinin ekonomiyi nasıl etkileyeceğini de değerlendiren Aktar, sürecin ekonomiye yansımasından önce huzur ortamına yansımasını beklediklerini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Ekonomiye yansımasından önce, huzur ortamına yansıması olarak kabul ediyoruz, bölgede yaşayanlar olarak. En kötü barış bile en haklı bir savaştan iyidir. Biz barışın her türlüsünü istiyoruz. Barışla birlikte sağlanacak huzurun ancak uzun vadede sağlanacak bir teminatla yatırımcıyı bölgeye çekeceğimizi düşünüyoruz. Yatırımcıyı kısa vadeli çözümlerle bölgeye çekmemiz mümkün değil. Bunun için en güzel teminatın da anayasal süreç olduğunu düşünüyoruz. Anayasal süreçle birlikte yatırımları bölgeye çekebileceğimizi, aynı zamanda aksayan altyapı çalışmalarının da en kısa zamanda tamamlanması gerektiğini düşünüyoruz."

"DOĞRU ÇİVİYİ DOĞRU YERDE ÇAKANDAN ALLAH RAZI OLSUN"

Kısa vadede getiri sağlayan projelerin, uzun vadede kente büyük maliyet getirdiğine tanık olduklarını belirten Reyhan Aktar, Literatürde 'pozitif özgürlük' denilen anlayış bulunduğunu kaydederek şöyle dedi:

"Yani birine bir şey yapabilmesi için gerekli imkan ve araçları sunmuyorsanız, o halde orada özgürlükten bahsetmenin anlamı yoktur. Şimdi bugüne kadar yapılan çalışmalar için, 'Bir çivi çakandan Allah razı olsun' dedik. Ama süreç o süreç değil. Gerek yatırım teşviklyeri, gerekse diğer projelerde, bizler kısa vadelerde getiri sağlayabileceğimiz yatırım ve projelerin uzun vadede bu kente maliyet olarak döndüğünü gördük. O halde, bir çivi çakandan değil de, doğru çiviyi doğru yerde çakandan allah razı olsun diyebileceğimiz bir sürece girdiğimize inanıyorum. Bunun da illaki çözüm süreciyle olabileceğine inanıyoruz. Bunun için de otoriter bir devlette, yurttaşlarımız ahlaki ve zihinsel potansiyellerini geliştiremezler. Bizim hem eğitim çalışmalarında, hem diğer çalışmalarda sağlanacak çözüm sürecinin, üzerimizdeki otoritenin kalkması, hem zihinsel anlamda hem diğer anlamlarda çok güzel şeylerin ortaya çıkacağından eminim."

"BIYIKLI KADINLARIMIZ, ARTIK BIYIKLARINI ÇIKARABİLİRLER"

Bölge ve Türkiye'deki kadınların söz sahibi olduğunu ancak bunun yeterli düzeyde olmadığını savunan Aktar, şöyle konuştu:

"Kadınlarımız daha fazla söz sahibi ama hala daha yeterli bir düzeyde değiliz. Türkiye'nin yüzde 50'sini oluşturan bir kitleyiz. Ama hala yüzde 50 oranında sesimiz çıkmıyor. İşin açıkçası, bizim beylerin, kadın-erkek eşitliği konusunda çok samimi olmadıklarını düşünüyorum. Elbet bir çok ayağı var ama bir ayağının bu samimiyetsizlik olduğunu düşünüyorum. Gerek STK'larımızda veya iş yaşamımızda görüyoruz. Samimiyet dediğimiz şey, kadın hakları konusunda dediğimiz şey, kendi eşinizde, kızınızda uygulanabilirliliğidir. Eğer uygulanmıyorsa ki, uygulanmamasıdır, biz kadınları geride bırakan şey budur. Bunu doğru bulmuyoruz. Bir kere samimiyetin ortaya konulması gerekir. Söylemsel desteklerin değil, eylemsel desteklerin ortaya konulması gerekir. 21'nci yüzyılda erkek egemenliğinin ve bakış açısının hakim olduğu iş dünyası, sona eriyor. Bugün dünya literatüründe atena doktirininden bahsediliyor. Bu doktirin gerek iş ve siyasal yaşamın da artık feminel bakış tarzdaki yaklaşımlarının daha başarılı olduğunu savunan bir doktirindir. Bizler artık şunu söylüyoruz, bıyıklı kadınlarımız, bıyıklarını çıkarabilirler. ve tam tersine erkeklerimiz de, iş hayatında başarıda daha feminel bir bakışa sahip olmaları gerekiyor. Yada kendi yönetim kadrolarında, bu feminel bakış açısını sergileyebilecek bir uygulamaya geçebilirler. Yani bugün eşbaşkanlık dediğimiz sistemler var, yönetim kadrolarında, genel müdürlüklerde bir erkek, bir kadının yeralması. İşte bu iki bakış açısının senkronize edilmesidir. Yani başarı, bu iki bakışın senteziyle yola çıkacaktır. 21'nci yüzyılın yönetim anlayışı artık kadınlardan yana olacağını düşünüyorum."

HABERE YORUM KAT