1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. İnsansız dönüşüm olamaz
İnsansız dönüşüm olamaz

İnsansız dönüşüm olamaz

Sur’daki durumdan vazife çıkaran havuz medyasına tepki gösteren Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı, Sur’un demografik yapısının değiştirilmek istendiği ile ilgili spekülasyonlar olduğunu söyledi.

A+A-

TOKİ eliyle Sur’daki değişimin yaralı olmayacağını vurgulayan Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı Alan Yönetim Başkanı Nevin Soyukaya ise projenin yürütülmesi ile Sur’un tarihsel köklerinden kopabileceğini kaydetti.
 
AKP’ye yakın havuz medyasının Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesinde 22 günü geride bırakan sokağa çıkma yasağındaki fiili durumdan vazife çıkarıp, yıkılan ve hasar gören evlerle ilgili olarak TOKİ’i göreve çağıran manşetler atması, kentin demografik yapısına ve tarihsel köklerine dönük bir saldırı girişimi olarak değerlendirildi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı “Diyarbakır Surları UNESCO’nun Dünya Kültürel Mirası listesine girdi. Hele hele böyle de bir kazanım varken buna izin vermemizi kimse bizden beklemesin” dedi.

 

Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı Alan Yönetim Başkanı Nevin Soyukaya ise Müze Şehir kavramı ile kentin tarihsel köklerinden kopartılmak istendiğini belirterek “Sur içini yaratanların dışarı çıkarılıp, o kültürü bilmeyenlerin, o kültürden bihaber olanların oraya taşınması ve alınması, ya da sınıfsal değişiklik yaratarak alım gücü yüksek insanların o bölgeye sokulması demek, orayı her şeyiyle değiştirip dönüştürmektir, kişiliksizleştirmektir” diye konuştu.
 
Diyarbakır’ın sokağa çıkma yasağı süren merkez ilçesi Sur’da devam eden fiili durum, AKP’nin havuz medyasının durumdan vazife çıkarmasına neden oldu. 2013 yılında merkezi hükümetin yerel yönetimleri by-pass ederek, Sur’un bir bölümünü riskli alan gösterip, kentsel dönüşüm kararı, Sur’da süren çatışmalarda evlerin, sokakların. Okulların zarar görmesi ya da yıkılması gerekçe gösterilerek, yeniden gündeme getirildi. AKP medyası, konuyla ilgili olarak, Sur’u boydan boya yıkıp yeniden inşa etmesi için TOKİ’yi göreve davet etti.
 
Diyarbakır’ın İstanbul’daki “tarihi yarım ada”sına karşılık gelen tarihi ilçesi Sur’da, neredeyse 8 bin yıldır kesintisiz olarak insanoğlu yaşıyor. İlçede bin kadarı tescilli, 4 bini de Diyarbakır Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliği ile yürütülen kentsel dönüşüm planı kapsamında bulunan, yaklaşım 10 bir kadar bina bulunuyor. Zaten bir plan dahilinde tedrici olarak yürütülen kentsel dönüşüm planı varken, havuz medyasının bu türden haberlerle kenti manşete taşıması, Diyarbakır’ın tarihsel ve demografik kimliği ile yapısına bir saldırı olarak değerlendirildi.
 
Gazetemize açıklamalarda bulunan Diyarbakır Büyükşyehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı, uzun bir süredir Diyarbakır’ın kimliğini değiştirmek için yürütülen bir çaba ve proje olduğunu vurgulayıp “Bu Ankara’da özellikle geçmişten bu yana devletin yürüttüğü bir girişim ama AKP iktidarı döneminde bu proje daha fazla gündeme getirildi. Diyarbakır mücadeleci bir kent ve çok kültürlü, garklı kimliklerin bir arada buluştuğu önemli bir kent. Yanı başımızda Irak ve Suriye’deki durum dikkate alındığında aslında bölge açısından da Diyarbakır’ın çok önemli bir kent olduğunu söylemek lazım. Bu şehrin kimliğini değiştirmeye dönük birçok çaba oldu. Kent ormanlarının imara açılması, jandarma bölgesi yapılmak istenmesi, Sur içindeki kentsel dönüşüm, Lalebey, Alipaşa ve Hazreti Süleyman çevresinde kentsel dönüşüm istekleri uzun bir süredir gündeme getiriliyor. Ama biz sürekli bu protokolleri askıya aldırdık ve adım atılmasına izin vermedik” dedi.
 
Koruma Kurulu’nun, Sur’a ait özel bir koruma düzenlemesi ile belediye olarak yürüttükleri tüm bu çalışmaları yasal bir mevzuata kavuşturduğunu da vurgulayan Anlı “Bunlar ortada duruyorken aksine bir adım atılmasına izin vermeyeceğiz. Çok kararlıyız. Bundan 7 ay önce Diyarbakır Surları UNESCO’nun Dünya Kültürel Mirası listesine girdi. Hele hele böyle de bir kazanım varken buna izin vermemizi kimse bizden beklemesin. Bu konuda bizler de kentin tüm demokratik dinamikleri de halkıyla birlikte son derece hassastır. Halkımızı, sivil toplum örgütleri bu konuda mücadele yürütecektir. Dönem dönem bu ve benzeri konularda sosyal medyada ya da hükümete yakın Havuz Medyası’nda, çok ağır ama gerçeklikle de hiçbir alakası olmayan, yalan ve iftira haberler yürütülüyor. Bu aslında bu şehrin iradesine haksızlık ve saygısızlıktır. Belediye de bu konuda halkın iradesine sahip çıkacak, halkın haklarını korumak için sonuna kadar mücadele içinde olacaktır. Hiç kimse en ufak bir tereddüt yaşamasın. Bunun engellenmesi için yasal, demokratik ve iç ve uluslararası hukuktan da kaynaklanan tüm haklarımızı sonuna kadar koruyacağız. Nasıl ki şimdiye kadar izin vermedi isek bundan sonra da izin vermeyeceğiz. Kent Ormanı nasıl bu kentin ciğeri ise Surlar da bu şehrin yüreğidir. Bu yüreğe uzanan hiçbir ele izin vermeyeceğiz” diye konuştu.
 
Özellikle son dönemde Suriyeli mültecilerin de bölgeye dağıtılacağı yolunda kimi spekülasyonlar olduğunu da kaydeden Anlı, şöyle devam etti:
 
“Havuz medyasındaki bu haberleri de üstüne koyarsak, aklımıza bazı sorular geliyor. Acaba bu kentin kimliğini değiştirmek için yeni bir konsept mi yürütülecek. Demografik yapının değiştirilmesi için yoğun bir göç mü getirilmek isteniyor. Sur içi bölgesi bunun için pilot uygulama olarak mı gündeme getiriliyor. Ama bu şehirde insanlığın tarihi Amida Höyüğü’nde başladı. Bu bakımdan da bu şehirde hayatın başladığı yerde yani Sur içindeki duruşumuz, bu kent için en dik durduğumuz duruşumuz olacak. Özellikle şehrimizdeki insanlara ve kamuoyuna da şunu söylemek istiyorum. Bu şekildeki spekülatif haberler karşısında net bir tutum içinde olduğumuzu bilsinler. Bu kentin tüm dinamikleri de böyle duracaktır. Üstüne basarak söylüyorum, netiz, hassasız ve asla izin vermeyeceğiz” diye konuştu.
 
Bunun gibi spekülasyonların bazen belediyeye, bazen de kentin dinamiklerine dönük, sanki kent halkının kitlesel eleştirisi var gibi bir durumuma tahvil etmek isteyenler olduğunu belirten Anlı “Bu kentte Diclekent’te de Hamravat’ta da Bağlar’ında da Kaynartepe’sinde ve Fiskaya’sında da, villalarda yaşayan insanlar da aynı duyarlılık içindedir. Yüzde 80 halk desteği aldığımız bir şehirdir bu kent. Bu yüzden bugünlerde en çok ihtiyacımız olan şey birlik ve bütünlüktür. Bunu bozmaya, bunu en azından zayıflatmaya yönelik her çaba art niyetli bir çabadır. Bu konuda da hassasiyet gösterilmesini istiyoruz. Bugün bu kentte hayatı durdurma eylemi var. Halkın yüzde yüzü bu eyleme uyuyor. Kepenkler kapalı, kontaklar kapalı, okullar kapalı, bu son derece demokratik bir sivil itaatsizlik eylemidir. Bundan daha demokratik nasıl bir eylem yapılabilir ki. Bunu da hem kamuoyuna hem de Türkiye’de bir kısım basının yanlış yönlendirmeye çalıştığı, gerçeklerin görülmesi bakımından da dikkatle ele incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Neyse ki hala da namuslu kalemler, namuslu basın kuruluşları var, bunlar kamuoyuna tüm gerçekliği ile yansıyor. Ancak şu da bir gerçektir ki bu günlerde geçmişle kıyaslanmayacak şekilde savaş başka bir boyuta taşınmış, evrilmiştir. Bizler buna rağmen burada 30-40 yıldır demokrasi ve özgürlük mücadelesi verdi isek bundan sonra da en küçük bir tereddüt bile yaşamadan, gözümüzü kırpmadan bu mücadeleyi sürdürmekte kararlıyız” dedi.
 
Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı Alan Yönetim Başkanı Nevin Soyukaya ise haberde yer aldığı gibi “Halk TOKİ’yi istiyor” gibi durumun kesinlikle söz konusu olmadığını vurguladı. Sur’da bazı bölgeler için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eli ile 2013 yılında “riskli alan” ilan edilip, kentsel dönüşüm ile ilgili ilk girişimin yapıldığını dile getiren Soyukaya “O zaman da aynı argümanları savunduk ve oranın tarihi mekamların olduğunu, burada kentsel dönüşünden ziyade iyileştirmeler yapılarak insan odaklı bir yaklaşım sergilemek gerektiğini söyledik.

 

Şimdi yine mevcut durumu kullanarak yeniden kentsel dönüşümü gündeme getiriyorlar. Bir yandan da o bölgeden insanları boşaltıyorlar. Dolayısıyla insansız, sadece kendilerince tırnak içinde fiziki mekanları güzelleştirmeyi amaçlayan bir amaçlayan, aklına estiğince bir şehir yaratmayı amaçlayan bir plan peşindeler. Burası için bir de ‘Müze Şehir’ diyorlar ama bu da yanlış bir tanımdır. Çünkü şehirler yaşar, müzeler ise sadece sergi alanlarıdır. Bir kenti sergi alanına çeviremezsiniz. Yani müze tanımı öyle sunulduğu gibi çok matah bir tanım değildir. Müze Şehir yapacağız diyerek aslında binlerce yıldır yaşayan o şehrin öldürüleceği anlaşılmalıdır. Müze şehir, insanı olmayan sadece tarihi yapıları olan, sözde güzelleştirilmiş ama aslında ticarileştirilmiş, parlayan, fanusun içindeki bir kent anlamına gelir. Böylesi bir dönüşümle aslında dönüştürülmüş bir kent olmaz, uygulamaya maruz kalan o kent yok olur” diye konuştu.
 
Hukuken kentsel dönüşüm ile ilgili de merkezi hükümetin bazı engelleri bulunduğuna işaret eden Soyukaya, şöyle devam etti:
 
“Kentsel dönüşüm kararını alırken, orayı riskli alan ettiler ama elleri o kadar güçlü değil. Çünkü orası UNESCO’nun dünya mirası listesinin içindedir. Sur içi ile ilgili de birinci derecede kentsel sit alanıdır ve koruma amaçlı planı da vardır. Sur içi ayrıca tampon bölgedir. Miras alanının en yakın tampon bölgesidir,. Dolayısıyla da Sur içinin böyle aklına estiği gibi TOKT tarzı ya da ona benzer sadece fiziki alanları dönüştürmeye dönük bir uygulamaya maruz bırakılamaz. Sur içinin mutlaka insan odaklı projelerle iyileştirilmesi gerekiyor.

 

Dolayısıyla oranın demografik yapısının değiştirilmesi de düşünülemez. Çünkü Sur içini yaratanların dışarı çıkarılıp, o kültürü bilmeyenlerin, o kültürden bihaber olanların oraya taşınması ve alınması, ya da sınıfsal değişiklik yaratarak alım gücü yüksek insanların o bölgeye sokulması demek, orayı her şeyiyle değiştirip dönüştürmektir, kişiliksizleştirmektir, çünkü kentlerin de kişilikleri vardır. Bu tutum o kenti tarihinden, köklerinden koparmaktır. Belleğini silmektir. Toplumsal bellek değiştirilemez. Sur içi bu kentin toplumsal belleğidir. Bir toplumsal belleği de o kadar değiştirip dönüştürmek böyle kolay olmamalıdır. Bu arzu uluslar arası kurallara da aykırıdır. Oranın değiştirilmesi öyle kolay olmaz dolayısıyla”

HABERE YORUM KAT