1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. İki farklı 23 Nisan
İki farklı 23 Nisan

İki farklı 23 Nisan

Birçoğumuz, her kıtası “Bugün 23 Nisan hep neşeyle doluyor insan” diye sonlanan şiiri anımsar.

A+A-

Her yıl 23 Nisan'da birçoğumuz günün adını anarken gülümseyerek şiirin bu kısmını söyleriz. Peki ya çocuk işçiler? Onlar 23 Nisan’ı nasıl yaşıyor? Diyarbakır’da, 23 Nisan Çocuk Bayramı, törenle, eğlencelerle kutlanırken, maddi durumu iyi olmayan ailelerin çocukları ise günlerini çalışarak geçirmek zorunda kaldı. Bu durum iki farklı 23 Nisan gününü ortaya koydu.
 
Diyarbakır’da 23 Nisan için Valilik önünde kutlama töreni düzenlendi. Törende çocuklar tarafından günün anlam ve önemini anlatan şiirler okundu, halk oyunları, jimnastik, wushu ve dans gösterileriyle çocuklar gününü gün yaptı. Tören alanında anne ve babalarıyla bulunan çocuklarda buna eşlik ederek doyasıya eğlendi. Tören alanında bunlar yaşanırken, diğer taraftan Anıtpark çevresinde sakız, mendil, simit satan çocuklar, tartı ve el arabalarıyla hamallık yapmak zorunda kalan çocuklar da vardı.
 
Fakirliğin gözü çıksın
 
Hatta sanayi sitesinde arabaların altına girerek ağır işlerde çalışan elleri yüzleri yağdan kararmış ancak çocuk gözleriyle ‘ben çocuğum’ diye haykıran nice çocuklarda maddi durumları iyi olmayan aile bütçelerine katkıda bulunmak için küçük bedenlerindeki var güçleriyle çalışmasını sürdürüyordu.
 
Birçoğumuz, her kıtası “Bugün 23 Nisan hep neşeyle doluyor insan” diye sonlanan şiiri anımsar. Her yıl 23 Nisan'da birçoğumuz günün adını anarken gülümseyerek şiirin bu kısmını söyleriz. Peki ya çocuk işçiler? Onlar 23 Nisan’ı nasıl yaşıyor? Diyarbakır’da, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, törenle, eğlencelerle kutlanırken, maddi durumu iyi olmayan ailelerin çocukları ise günlerini çalışarak geçirmek zorunda kaldı. Bu durum iki farklı 23 Nisan gününü ortaya koydu.
 
 
Diyarbakır’da, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle tören düzenlendi. Diyarbakır Valiliği önünde düzenlenen törene, Vali Hüseyin Aksoy, eşi Hülya Aksoy, Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, askeri erkan, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
 
“Müreffeh bir Türkiye’nin barış içinde bir dünyanın kurulmasında önemli roller üstleneceklerdir”
 
Tören, saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı okunması ile başladı. Ardından açılış konuşmasını yapan İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Aslan, “Çocuklara armağan edilen tek evrensel bayrak olma özelliğini taşıyan 23 Nisan’ın geleceğimizin, çocuklarımızın ve gençlerimizin omuzlarında yükseleceğine olan güçlü inancın da bir ifadesidir. İnanıyorum ki, yarınlarımızı temsil eden çocuklarımız geçmişten aldıkları güçle, geleceği şekillendirecek, müreffeh bir Türkiye’nin barış içinde bir dünyanın kurulmasında önemli roller üstleneceklerdir” dedi.
 
“Mevlana, Ahmet Arif, Cahit Sıktı’lar Bir Zamanlar Sizler Gibi Çocuktu”
 
Konuşmasında öğrencilere seslenen Aslan, “Sizler bu günün küçükleri, yarınlarımızın büyüklerisiniz. Geleceğimiz sizlere emanet. Hangi makam ve rütbede olursanız olun, hangi iş ve meslekte olursanız olun, yüreğiniz daima insan sevgisiyle dolu olsun. Unutmayın ki Mevlanalar, Yunus Emre’ler, Ahmet Arif’ler, Ali Emiriler, Cahit Sıktı’lar da sizler gibi bir zamanlar çocuktu. Bugün bizlerin bulunduğu bu görevlerde yarın sizler yer alacaksınız. Bugün burada coşkunuzu paylaşan büyüklerimiz sizden; araştıran, düşünen, üreten, ahlaki ve insani değerlere sahip insanlar olarak yetişmenizi beklemektedirler. Dünün çocukları yine dün yetişip büyük işler başardı. Biz de bu büyük başarıları çoğaltıp bu vatanı, vatanlar içinde en büyük vatan, bu milleti de milletler içinde en büyük millet yapmayı en yüce görev olarak bilmekteyiz. Bunu da başaracak olanlar bugünün çocukları olan sizlersiniz” dedi.
 
“Sevgimizi veremediğimiz öğrencimize bilgimizi asla veremeyiz”
 
 
“Geleceğimiz elinizdeki bu yavrularımıza emanet” diyerek Meslektaşlarına de seslenen Milli Eğitim Müdürü Hasan Aslan, “Geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklarımız sizlere emanet. Şunu hiçbir zaman unutmayın ki; sevgimizi veremediğimiz öğrencimize bilgimizi asla veremeyiz ve kendi çocuklarımız için neyi hayal ediyorsak öğrencilerimiz için aynı şeyleri hayal ettiğimiz sürece görevimizi hakkıyla yerine getirmiş oluruz. Bizim mesleğimizin hammaddesi olan çok değerli olan çocuklar ve sevgidir. En kıymetli varlığımız olan ve en anlamlı bayramımızın armağan edildiği çocuklarımızı sevgiyle yoğurmalıyız. En büyük arzumuz, çocuklarımızın güvenli ve sağlıklı ortamlarda, iyi eğitim alarak, topluma yararlı özgür bireyler olarak yetişmeleridir. Yarının büyükleri olacak çocuklarımızın milli, ahlaki ve evrensel hedefleri benimsemeleri en büyük temennimizdir” şeklinde konuştu.
 
 
 “Ecdadın bizlere bıraktığı en büyük servet Milli Egemenliktir” sözleriyle anne ve babalara da seslenen Aslan, “Bizler çocuklarımıza özgürlüklerle dolu, eşit, adaletli ve güzel yarınlar bırakmak istiyorsak en büyük görevimiz bu servete sahip çıkmak olmalıdır. Bize bırakılan bu serveti daha güzel bir şekilde yarınlara taşımak, asıl sahibi olan çocuklarımıza ulaştırmak ve onlara mutlu yarınlar bırakmak istiyorsak, onların geleceğini teminat altına alacak olan Cumhuriyet değerlerini korumak, demokrasi ile zenginleştirerek sahip çıkmak zorundayız. Tüm dünya milletleri ve çocuklarımızın hiçbir zaman savaş kan ve acı görmemesi dileğiyle, tüm Milletimizin Ulusal Egemenlik Bayramı’nı ve çocuklarımızın ‘Çocuk Bayramını’ kutluyorum” diye konuştu.
 
 
Konuşmasını ‘Memleket İsterim’ Şiiriyle Tamamladı
 
 
Milli Eğitim Müdürü Aslan konuşmasını Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘Memleket İsterim’ isimli şiiriyle tamamladı. Konuşmanın ardından öğrenciler tarafından günün anlam ve önemini anlatan şiirler okunup, halk oyunları, jimnastik, wushu ve dans gösterileri yapıldı. Bazı vatandaşlar gösterilere bulundukları yerlerden eşlik etti.
 
Bisiklet Dağıtımı Yapıldı
 
Tören, Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan “Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı” ve “Toplumda Fiziksel Aktivitenin Arttırılması Projesi” kapsamında Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından Diyarbakır’a gönderilen 4 bin 258 adet bisikletin dağıtılması ile sona erdi.
 
Fakirliğin Gözü Çıksın
 
Diyarbakır’da 23 Nisan için tören alanında bunlar yaşanırken, diğer taraftan Anıtpark çevresinde sakız, mendil, simit satan çocuklar, tartı ve el arabalarıyla hamallık yapmak zorunda kalan çocuklar, hatta sanayi sitesinde arabaların altına girerek ağır işlerde çalışan elleri yüzleri yağdan kararmış ancak çocuk gözleriyle ‘ben çocuğum’ diye haykıran nice çocuklarda maddi durumları iyi olmayan aile bütçelerine katkıda bulunmak için küçük bedenlerindeki var güçleriyle çalışmasını sürdürüyordu.
 
 
Çocuk İşçiler Bayramı Çalışarak Geçirdi
 
 
Diyarbakır’da yaşıtları 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlarken, onlar bayramlarını çalışarak geçirdi. Bunlardan bazıları Diyarbakır Oto Sanayi sitesinde çalışan çocuklar ve bu çocuklar 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, yaşıtları gibi etkinliklerde eğlenerek değil, çalışarak geçirdi. Ağır işlerde çalışan çocukların hayatları da sözleri de yürek burktu. Çocuk işçilerden 12 yaşındaki Ramazan Baş, ağabeyleri işsiz olduğu için okulu bırakmak zorunda kaldığını belirterek, kaportacıda takım sildiğini ve bayramda da çalıştığını kaydetti.
 
“Çalışmak Zor Bir Şey”
 
15 yaşındaki Baran Aktan, mesleğinin bobinajcılık olduğunu ve ekmek parası için okulu bıraktığını belirterek, “Evde kimse çalışmıyordu. Eve kimse bakamıyordu. Çalışmak zor bir şey. Okulu bıraktığıma pişmanım. Ekmeğimizi taştan çıkarıyoruz. Okula gidenler çalışıp, hayatını kurtaracak ama biz sürüne sürüne çalışacağız” dedi.
 
Diğer çocuklar gibi maddi durumu olmadığını dile getiren 15 yaşındaki Mehmet Kılıç, “23 Nisan’da da çalışıyoruz. 8.sınıftan sonra okulu bıraktım. Biz ekmek paramızın peşindeyiz” diye konuştu.
 
Sanayi sitesinde çaycılık yapan 12 yaşındaki Sadık Reyan ise okula gitmediğini belirterek, “Okulumuzu yıktılar. Sur içinde kalıyorduk. İzin vermezler ama 23 Nisan törenlerine gidersem bayrak sallayacağım. Atatürk’ün bayrağını sallarım. Kaportacı olmayı düşünüyordum ama dayımın çırağı kaçtığı için dayım ‘Gel yardım et’ dedi. Ben de onun yanına geldim” ifadelerinde bulundu.
 
“Kazandıklarımla Ekmek Alıyorum, Biz Yiyoruz”
 
Tartıcı Yusuf ise henüz 7 yaşında ancak çalışmak zorunda olduğunu belirtiyor. “Babam çalışmıyor iş yok, bende kazandıklarım ile ekmek alıyorum, biz yiyoruz” diyor. Sabahtan akşam karanlığına kadar, ders başında, oyun parkında, park ve oyun alanında olması gerekirken, “Tartalım abi” diyerek ailesi ve kendisi için rızık arıyor.
 
“Biz Zengin Değiliz Çalışmak Zorundayız”
 
Simitçi Mehmet Şirin ise okuldan arda kalan zamanlarında simit sattığını ve küçük de olsa aile bütçesine katkıda bulunduğunu belirtiyor. Ailesinin kendi kazandığı parayı yeniden kendisine okul kıyafeti, harçlığı ve kırtasiye giderleri gibi harcamalara harcadığını söyleyen Şirin, simitlerini Diyarbakır’ın tüm semtlerinde dolaşarak sattığını söylüyor. Yaşıtları gibi kendisinin de oyun alanlarında oynamak istediğini anlatan Şirin, “Biz zengin değiliz, çalışmak zorundayız. Babam çalıştığı ancak kiramıza yetiyor. Bende kendi harçlığımı çıkarıyorum” diyerek kalan simitlerini satmak için uzaklaşıyor. 
 
“Kendilerini ve Trafiği Tehlikeye Sokuyorlar”
 
Bazı çocuklarda özellikle Suriyeliler de trafik ışıklarının bulunduğu noktalarda dilenmeye devam ediyor. Alanın tüm tedbirlere rağmen bir türlü engellenemeyen çocuklar kimi zaman kendilerini ve trafiği tehlikeye de soktuğu anlar oluyor.

 

(Engin Öztürk- Şehmus Kızılaslan)
 
 

HABERE YORUM KAT