1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. ‘Hükümet ve yargı cinayetlere çizgi çekti!’
‘Hükümet ve yargı cinayetlere çizgi çekti!’

‘Hükümet ve yargı cinayetlere çizgi çekti!’

"Cizre JİTEM Davası"nın görüldüğü Eskişehir'de iddia makamı, dava kapsamında yargılanan, aralarında emekli Albay Cemal Temizöz ve Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atağ'ın da bulunduğu 8 kişi hakkında beraat talebinde bulundu.

A+A-

Müdahil avukatlardan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, “Hükümet ve yargı geçmişte işlenen cinayetlere çizgi çekti” dedi. Müdahil avukatlardan Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi de davanın nakledilmesinin bu sonuca getireceğinin göstergesi olduğunu belirterek, “Bölgedeki mahkemeler böyle davaları yapacak güçte değilse sıradan vatandaşları da yargılayamaz, o halde adliyeleri bölgeden taşıyalım” diye konuştu. Mağdur yakınlarından Şefkiye Arslan da “Beraat etseler de katil oldukları gerçeğini değiştirmez. Ben yaşadıkça davacı olacağım” dedi.


Şırnak'ın Cizre ilçesinde 1993 ile 1995 yılları arasında 22 faili meçhul cinayetten sorumlu tutularak haklarında dava açılan ve aralarında emekli Albay Cemal Temizöz ve Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atağ'ın da bulunduğu 8 kişinin yargılanmasında iddia makamı sanıkların beraatını istedi.

"Güvenlik" gerekçesi ile Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından Diyarbakır’dan, Eskişehir'e nakledilen davanın duruşması geçtiğimiz gün Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Eskişehir'de görülün davaya, sanık ve müşteki avukatları ile mağdur ailelerin yakınları katıldı. Duruşmada yapılan kimlik tespitinin ardından iddia makamı tarafından mahkemeye mütaala sunuldu. İddia makamı, mütalaasında tüm sanıkların beraatını talep etti. İddia makamının mütalaasının ardından mahkeme heyeti, duruşmayı 5 Kasım 2015 tarihine erteledi. 


Dönemin TMK ile görevli Diyarbakır 6 Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada mahkeme mütalaa sunan iddia makamı, Albay Cemal Temizöz'ün sorgu ekibi kurduğu ve talimatlarıyla çok sayıda cinayet işlendiğini belirterek, Temizöz hakkında 5 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 100 yıl, JİTEM elemanları Adem Yakin hakkında 4. kez, Hıdır Altuğ hakkında 5 kez, Burhattin Kıyak hakkında 4 kez ve Abdulhakim Güven hakkında 3 kez müebbet hapis cezası istemişti. Dava dosyası kapsamında kimse tutuklu bulunmuyor. 


 ‘Hükümet ve yargı geçmişte işlenen cinayetlere çizgi çekti’


Söz konusu gelişmeyi Özgür Haber Gazetesi’ne değerlendiren dava avukatları ve mağdur yakınları söz konusu tutuma tepki gösterdi. Davanın müdahil avukatı ve Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, hükümet ve yargının el birliği ile fali meçhul davaları sıfırlayarak ortadan kaldırmaya çalıştığını belirterek, söz konusu tutumun da bu dönük olduğunu söyledi. Elçi şöyle devam etti: “Hükümet ve yargı el birliği ile faili meçhul davaları sıfırlıyor, ortadan kaldırıyor. Zaten Ergenekon, Balyoz ve diğer davaların hukuki prosedürler ve yasal hükümler zorlanarak düşmesinden sonra sıranın buraya geleceği belliydi.

Binlerce faili meçhul cinayete rağmen sınırlı sayıda soruşturma açılmıştı. Bunların başında da Albay Temizöz davası vardı. Diğer tüm davalar başka merkezlere nakledilmişti. Davaların naklinden de özel bir operasyon olduğu belliydi. Hükümet ve yargı el birliği ile geçmişte işlenen cinayetlere çizgi çektiler. Artık Türkiye’nin siyasal iktidarın geçmişle yüzleşme gibi bir gündemi kalmamıştır. Adalet mağdurlarının ve insan hakları savunucularının adalet arayışı devam edecektir.”


‘Bölge mahkemeleri yargılayamıyorsa, adliyeleri de taşıyalım!’


Davanın bir diğer müdahil avukatı ve Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi de söz konusu tutuma tepki göstererek şunları söyledi: “Bu dava da diğer birçok dava gibi siyasi sürece ve siyasi koşullara göre açılan davalardı. Deliller fazlası ile mevcuttur. Daha fazla kişinin öldürülme ihtimali vardı. Soruşturmaya daha derinlemesine gitseydi, daha çok kişinin dosyası da eklenirdi. Siyasi konjonktür nedeniyle hükümetin  ordu ile daha iyi ilişki kurması nedeniyle beraat isteme noktasına getirilmiştir. İç hukuk ve uluslar arası arenada davanın takipçisi olacağız.

Türkiye’de yeni bir iktidar gelerek el değiştirecek. Bundan sonraki hükümet ne yapar bilmiyoruz. Sadece yargının değil siyasi iktidarın arka çıkması sonucu bir tutumdur. Ya da yargının tek başına altından kalkacağını da düşünmüyoruz. Nakiller başladıktan sonra sağlıklı bir yargılamanın olmayacağını biliyorduk. Bölgedeki mahkemeler böyle davaları yapacak güçte değilse sıradan vatandaşları da yargılayamaz, o halde adliyeleri bölgeden taşıyalım. Bu tür davalara bakmayacaksa onları da Ahmet’i Mehmet’i yani sıradan vatandaşları da yargılamazsın”.
 

‘Beraat etseler de onların katil olduğu gerçeğini değiştirmez’
 

Mağdur aileler de yaşanan gelişmeye tepkili. 1993 yılında Cemal Temizöz ve ekibi tarafından kaçırılarak katledilen İhsan Aslan söz konusu dava dosyasında yer alan yurttaşlardan sadece biri. Aslan’ın eşi Şefkiye Arslan iddia makamının beraat talebine tepki göstererek, “Siz ne yaparsanız yapın bu eşimin Cemal ve diğerleri tarafından öldürüldüğü gerçeğini değiştiremeyecektir. Sonuna kadar hakkımı arayacağım ve hepsinden davacıyım. Gözümün önünde aldılar onu ve bağlayıp götürdüler. Ben yaşadıkça davanı peşini bırakmayacağım. Hepsi katildirler. Eşimin katilidirler” dedi.


İhsan Aslan’ın kaybedilme hikayesi


‘Taşlarla dövüp ellerini bağlayıp götürdüler’


1993 yılının Aralık ayı sonunda bir pazar günü sabah erken saatlerde panzerlerle Cudi Mahallesi'ne gelen askerler mahalledeki bütün erkekleri meydanda topladılar. Bir süre sonra askerler İhsan Arslan'ı serbest bırakıp mahalleyi terk ettiler ancak İhsan Arslan tam evine yaklaşmışken aralarında Kamil Atak, Kukel Atak, Ahmet Atak, Temer Atak, Rauf Atak ve Mehmet Nuri Binzet'in de bulunduğu 10-15 kişilik bir korucu grubu Arslan'ın önünü kesti ve ellerindeki taşlarla dövmeye başladılar. Aynı sabah gözaltına alınan Ali Karagöz'le ellerinden birbirlerine bağladıkları İhsan Arslan'ı götürmelerini engellemeye çalışan Şevkiye Arslan'ı da tartaklayarak uzaklaştırdılar.

Kucağındaki bebeğini komşusuna emanet eden Şevkiye Arslan peşlerinden koşarak takip etti ve eşiyle Ali Karagöz'ün Kukel Atak'ın evine götürüldüğünü gördü. O dönemde Kamil Atak ve kardeşi Kukel Atak'ın evinin altındaki sığınaklar bu tip yasadışı gözaltılar için kullanılmaktaydı. Şevkiye Arslan Kukel Atak'ın evine girdiklerini görünce koşarak evin kapısına dayanmak istedi ama üzerine köpekleri saldılar. Bunun üzerine kaçan Şevkiye Arslan Kamil Atak'ın kayınpederi Hacı Salih'in evine sığındı. Hacı Salih'e eşini bırakmaları için aracılık etmesi için yalvardı; İhsan Arslan'ın hayatı boyunca kimseye zarar vermediğini, hiçbir şeyle alakası olmadığını anlattı ama Hacı Salih elinden bir şey gelmeyeceğini söyledi.
 

 ‘Kadınlar öldürülseydi şimdi seni de öldürürdüm’
 

Şevkiye Arslan o sırada eve gelen Kamil Atak'a da "Allah rızası için kocamı bırak, o hiçbir şey yapmadı," diye yalvardı ancak İhsan Arslan henüz yarım saat önce gözaltına alınmış olmasına rağmen Kamil Atak "İhsan çoktan gitti, sen de kalk evine git, yemin ediyorum aşirette kadınlar öldürülseydi şimdi seni de öldürürdüm" dedi. Ne yapacağını bilemeyen Şevkiye Arslan eşinin kardeşi Yusuf Arslan'ın dükkânına giderek olanları anlattı. İhsan Arslan'ın bırakılması için bir sürü kişiyi araya sokmaya çalıştılar ama sonuç alamadılar. Yusuf Arslan Kamil Atak ve ailesine kardeşini bırakmaları için defalarca para verdi ama her seferinde bırakacağız deyip bırakmadılar. Olaydan birkaç gün sonra Kukel Atak'ın eşi Xece, Yusuf Arslan'ın dükkânına gelerek İhsan Arslan'ın üç gündür kendi evlerinin altında tutulduğunu, kendisini İhsan Arslan'a abdest alması için su verirken gören kocasının "niye namaz kılıyorsun ki yarım saatlik ömrün kaldı," dediğini anlattı.


‘Savcı dilekçeyi yırtıp attı’


Şevkiye Arslan'ın ifadesine göre olaydan bir yıl kadar sonra Kukel Atak karısını öldürdü ama olay reşit olmayan bir oğlu tarafından üstlenilerek kaza olarak gösterildi. Yine Şevkiye Arslan'ın ifadesine göre Abdurrahim'in (Abdulhekim de olabilir) eşi Fatma da Yusuf Arslan'a gelerek İhsan Arslan'ın cebindeki 3 bin Mark'ı karısına ulaştırmaları için Kamil Atak'ın adamlarına verdiğini, ama parayı alan kişilerin Şevkiye Arslan'a ulaştırmak yerine parayla eve televizyon aldığını anlattı ve daha sonra o da öldürüldü. İlerleyen günlerde Kamil Atak ve oğulları Şevkiye Arslan'ın evine gelerek "Bana oy verin İhsan'ı bırakayım," dedi.

Şevkiye Arslan tüm ailesine durumu anlatarak onları da oy vermeye ikna etti. Kamil Atak seçimleri kazandığı gün Yusuf Arslan bir koç alarak tebrik etmeye ve kardeşini sormaya gitti ancak Kamil Atak "Kardeşin elimden çıktı," dedi. Ertesi gün Şevkiye Arslan tekrar Kamil Atak'ın evine gitti ancak ısrarla kocasını sorunca Kamil Atak "Git yoksa seni de öldürürüm," diye karşılık verdi. Kamil Atak Şevkiye Arslan'ı öldürmekle tehdit edince kardeşi savcılık başvurusunu onun yapmasını istemedi. Cizre Savcılığına başvuruyu İhsan Arslan'ın kardeşi Yusuf Arslan ve amcasının oğlu Abdülcelil Arslan yaptı.

Ancak verdikleri dilekçeyi savcı yırtıp attı, işleme koymadı. Arslan ailesinden çeşitli kişileri tehdit eden korucular daha sonra Şevkiye Arslan'a şikâyetçi olmaması karşılığında para vermeyi de teklif etti ancak Şevkiye Arslan bu teklifi de reddederek olaydan iki ya da üç yıl sonra Cizre Emniyetine tekrar başvurdu ve sonrasında yine Kamil Atak'ın akrabaları tarafından ölümle tehdit edildi. Mehmet Nuri Binzet (Kamil Atak'ın kardeşi) 2009 yılında verdiği ifadede pek çok başka olayın yanı sıra İhsan Arslan'ın nasıl öldürüldüğünü de anlattı.

Bu haber toplam 4768 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler