1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Hukukun üstünlüğüne darbe vurulmuştur
Hukukun üstünlüğüne darbe vurulmuştur

Hukukun üstünlüğüne darbe vurulmuştur

Diyarbakır Barosu'ndan, yolsuzluk soruşturmasına yönelik basın açıklaması yapıldı.

A+A-
Diyarbakır Barosu Başkanı Av.Tahir Elçi tarafından yapılan yazılı açıklamada,  İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan “yolsuzluk ve rüşvet” soruşturmasından sonra Başbakan tarafından yapılan açıklamalar, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları tarafından yapılan idari işlem ve düzenlemeler;  yasal ve anayasal hükümler ile hukuk devleti ilkelerini açıkça ihlal etmiştir. Son bir kaç gündür yaşananlar, zaten hayli zayıf olan “yargının bağımsızlığı” ve ”idarenin hesap verebilirliğinin” sonunu getirmiş, “hukukunun üstünlüğü” çabalarına da onarılması güç bir darbe vurmuştur.  
 
Soruşturma kapsamında bazı Bakanların yakınları, yakın çalışanları, üst düzey kamu kurumu yöneticisi bürokratların gözaltına alınmasıyla Başbakan'ın kamuoyuna yansıyan açıklamaları, bir hukuk devletinde tanık olunmayacak şekilde soruşturmayı yönlendirme,etkileme ve engelleme niteliğinde ve  yasaların açık hükümlerini ihlal edici olmuştur. Ardından başta İstanbul Emniyet Müdürlüğü olmak üzere,doğrudan veya dolaylı şekilde başlatılan soruşturmayla bağlantılı olarak onlarca kolluk görevlisi/Emniyet müdür,amir veya memurunun görev yerleri değiştirilmiş,yürüttükleri işlerden el çektirilmiştir. Üst düzey kamu görevlilerine,hatta bazı Bakanlara kadar sirayet ettiği belirtilen bir “rüşvet ve yolsuzluk” soruşturmasından sonra başta Başbakan olmak üzere Yürütme erkinin tutumu ve uygulamasına dünyanın hiç bir demokratik ülkesinde bu güne kadar tanık olunmamıştır. 
 
Öte yandan Adalet ve İçişleri Bakanlıkları tarafından 21 Aralık 2013 tarihinde 28858 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Adli Kolluk Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle”  2005 yılında  yürürlüğe giren “Adli Kolluk Yönetmeliğinde” bir dizi değişiklik öngören bir düzenleme yoluna gidilmiştir.  Yapılan değişiklikle; Avrupa Birliğine (AB) üyelik sürecinde savcılık kurumunun güçlendirilmesi,suçla etkin mücadelenin sağlanması bakımından getirilen bazı düzenlemelerin ortadan kaldırılmaya yol açılmıştır. Buna göre, soruşturmayı yürütmekle görevli adli kolluğun amiri durumundaki cumhuriyet savcısının yetki ve otoritesi bertaraf edilmiş, kolluk amiri tanımı değiştirilerek, soruşturmalarda adli görevi olan savcının yanı sıra, idari görevleri bulunan Başsavcı, Emniyet Müdürü ve İl Valisi veya İlçe Kaymakamına da yetki ve görevler verilerek, soruşturmalarda kriminal/adli değerlendirmenin yanı sıra bir nevi idari/siyasi bir değerlendirme yapmanın yolu açılmıştır. Böylellikle Adalet ve İçişleri Bakanlığına,diğer bir ifadeyle Yürütmeye bağlı Başsavcı,Emniyet Müdürü ve Valilerin hükümeti rahatsız edecek veya kimi üst düzey bürokrat ve hükümet üyelerinin sorumluluğuna yol açabilecek soruşturmaların engellenmesi sağlanabilecektir. 
 
Bir suç işlenmesi durumunda soruşturma usulünü ve cumhuriyet savcılarının yetkileri Ceza Muhakemesi Kanunun 160 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre soruşturma yetki ve sorumluluğu cumhuriyet savcısına ait olup, cumhuriyet savcısı  kolluğun amiridir. Yeni düzenleme soruşturtmanın gizliliğini ortadan kaldırmış, idari/siyasi yetkililerin soruşturmalara her türlü müdahalesinin yolunu açmıştır. Bu düzenleme hayli zayıf olan yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkeleri onarılmaz bir yara almıştır.  
 
Yargı ve polis teşkilatı içinde oluştuğu belirtilen bir gruplaşma/klikleşme veya cemaatleşmeyi ortadan kaldırmanın yolu, adli soruşturmalara daha fazla idari siyasi müdahalenin yolunu açma, yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkelernin tünüyle ortadan kaldırma olmamalıdır. Yine yıllardır, “politik” ve “fiikirsel” niteliği olan “devletin ülkesiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine”, “anayasal düzene karşı suçlar” gibi soruşturmalarda her türlü zulme ve hukuksuzluğa sessiz kalan,hatta savunuculuğunu yapanların bu gün kendilerine dokunan bir soruşturma ve bazı kolluk görevlilerinin uygun olmayan davranışlarına karşı öfkeli tepkileri dikkat çekici olmuştur. 
 
Diyarbakır Barosu, her koşulda demokrasinin,insan haklarının  ve hukukun üstünlüğü ilkelerine aykırı uygulamaların karşısında yer alacaktır. Anayasal ve yasal hükümlere açıkça aykırı, hukuk devleti ilkelerini ortadan kaldıran ve idarenin hesap verebilirliğinin sonunu getiren Adalet ve İçişleri Bakanlıkları tarafından 21 Aralık 2013 tarihinde yürülüğe giren Yönetmelik hükümlerinin iptali amacıyla Diyarbakır Barosu olarak Danıştay'da iptal davası açacağımızı da kamuoyuna  duyurmak isteriz. 
 

HABERE YORUM KAT