1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Hukuk bürosunda kadın avukata taciz!
Hukuk bürosunda kadın avukata taciz!

Hukuk bürosunda kadın avukata taciz!

Kadına yönelik şiddetin bir boyutu olan “cinsel taciz” kadınlar açısından dile getirilmesi, mücadele edilmesi ve aşılması en zor olan şiddet biçimlerinden birini oluşturuyor.

A+A-
Yanında stajyer avukat olarak çalıştığı Avukat Sedat Y.nin tacizine iki hafta boyunca uğradığını belirten Aylin K., “Taciz zihniyetinin deşifre edilmesi gerekiyor” dedi. Avukat Sedat Y. ise olayın kendisine yönelik bir komplo olduğu iddiasında bulundu.
 
Kadına yönelik şiddetin en sık görülen biçimlerinden biri olan “cinsel taciz” diğer şiddet biçimlerinden ayrı olarak kabullenme, dile getirme, mücadele etme ve aşma süreçleri en zor olan şiddet biçimlerinden birini oluşturuyor. Bu şiddet biçiminde “Kadının beyanı esastır” ilkesi esas alınırken, yaşadıkları tacizler karşısında “Tacizi kanıtla” gibi söylemler ile karşı karşıya kalan kadınların büyük bir bölümü, bunu saklamak zorunda kalıyor. Uğradığı tacizi saklamayı ret eden, bunun toplum tarafından bilinmesi gerektiğine inanan ve taciz zihniyetinin deşifre edilmesi için girişimlerde bulunan mağdurlardan biri olan Aylin K., maruz kaldığı taciz olayını anlattı. Diyarbakır'da stajyer avukatlık yapan Aylin K. iki hafta boyunca tacize maruz kaldığını ifade etti. Diyarbakır'ın tanınmış avukatlarından Sedat Y'nin yanında 2013 Ağustos ayında stajyer avukatlık yapmaya başladığını ve bir süre kendisine yapılan fiziksel hareketlere anlam veremediğini belirten K., Sedat Y'nin konumu nedeni ile bunu kabullenmekte zorlandığını belirtti.
 
'Olayın taciz olduğunu kabullenmem zor oldu'
 
Aylin K., “Tacizi kabullenme aşaması da benim için zor bir süreçti. Avukat Sedat Y'nin yanında staj eğitimini almak için çalıştım. Kendisinin önceki süreçte milletvekilliği süreci, hala siyasete yakın olması ve yaşı gibi nedenlerden dolayı bir güven oluşturdu. Bende bu şekilde işe başladım” dedi. İlk başlarda Sedat Y.nin yaklaşımlarını anlamlandıramadığını kaydeden Aylin K., “Başlarda çok belirgin bir taciz yoktu, ne olduğu tam anlamlandıramıyordum. Taciz zaman içinde dozunu arttıran bir şekilde sistematik oldu aslında” diye konuştu. Tacizi kabullenmenin zor bir süreç olduğunun altını çizen K., çevresinde bulunan kadınlara bu durumu anlattıktan ve Y.'nin hareketlerinin dozunun artmasından sonra ne yaşandığını anlamlandırdığını kaydetti.
 
'Uzun süre kimseye anlatamadım'
 
İşten ayrılmak ve bu durumu çevresindeki insanlara anlatmanın çok zor bir süreç olduğuna dikkat çeken K., aylarca bunu yakın çevresindekiler dışında kimse ile paylaşamadığını söyledi. “İşten Eylül'ün 23′ünde ayrıldım. Ben işten ayrılırken Sedat Y, hiç bir şey söylemedi ve bir tepki vermedi. Bir tacizci, taciz ettiğini bilir. Daha fazlasıyla karşılaşmamak adına benim sessizce çekip gitmem onun açısından da bir kurtuluş oldu” diyen Aylin K., Sedat Y.'nin sekreterine de daha sonra yaşadığı tacizi söylediğini ve sekreterin bu duruma çok şaşırdığını kaydetti.
 
'Taciz hayatın bir çok alanında yaşanıyor'
 
Yaşadığı sürecin kendisi için bir sınav olduğunu söyleyen Aylin K., “Tacize uğradığını kabullenemeyen kadın vardır, dile getiremeyen kadın vardır yada tacizi kendi kafasında meşrulaştırabilen kadın vardır” dedi. Kadına yönelik tacizlerin, hayatın birçok alanında yaşandığına vurgu yapan K., bunun bir sınırının bulunmadığını söyledi. “Bunu aynı kurum içindeki arkadaşlarla paylaştım ve öncelikle süreci atlatmam gerekiyordu bu yaşadığım tacizi kabullenebilmem gerekiyordu, bu süreçte onların destekleri oldu. Bu benim için bir sıçrama oldu. Tacizi sadece söylemsel nitelikte tartışmakta kendi yaşamında bununla yüzleşme oldu benim için” diyen Aylin K., belli bir aşamadan sonra kabulleniş ve bunun teşhir edilmesini için mücadele etmeye başladığını ifade etti.
 
'Baro beni yargılanan konuma getirdi'
 
İrade noktasında ciddi bir kararlaşmaya gitmek zorunda kaldığını ve bunun kolay olmadığına işaret eden K.,
“İlk benim iradem önemliydi ve bunda irade gösterdikten sonra güç kendini getirecekti zaten. Bu çelişkiyi yaşadım ve kararı verdim” dedi. Sonraki süreçleri anlatan Aylin K., ilk etapta Baro'ya bir şikayet dilekçesi verdiğini ve bazı kurumlarla görüşmeye başlayarak Savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ifade etti. Baro'ya verdiği dilekçe ile ilgili süreci anlatan K., “İlk baroya söylediğimde inanmama ve şaşkınlık hali oldu. Sonraki aşamada aslında beni yargılanan konuma getirmeye başladılar. Baronun bir disiplin soruşturması açması gerekiyor bu konuda. Baroya öncelikle bir şikâyet dilekçesi verdim.
 
O dilekçeyle birlikte baro içinde görüşülmeye başlandı. Bir hafta sonra Savcılığa suç duyurusunun açılması için dilekçe verdim” diye konuştu. Baro'nun disiplin kurulunda özellikle kadın üyelerden oluşmasını talep ettiğini de sözlerine ekleyen K., “Fakat baroda bir kadın üye olduğu için yönetim kurulunda gerçekleşme ihtimalini çok kestiremedik. Sonuç olarak üç kişilik bir muhakkik komisyon kuruldu. Şu anda bu üç kişi bu soruşturmayı yürütecek, bir rapor hazırlanacak” dedi. Baro'daki durumun biraz daha ön soruşturma görevini göreceğini belirten K., kendileri ile kimsenin soruşturma öncesinde resmi bir görüşme yapmadığını ve yapılan görüşmelerin daha çok kişisel görüşmeler şeklinde geçtiğini belirtti.
 
'Özeleştiri verir ise vazgeçer misin?'
 
Baro'ya başvuruda bulunduğu ve yaptığı bireysel görüşmeler esnasında ilginç bir detaya değinen K., “Bu sürece gelene kadar çeşitli yerlerden uzlaşma yönünde talebi olanlar oldu. 'Eğer Sedat Bey gelip senden özür dilerse ya da bu konuyu konuşursanız ve özeleştiri verir ise yine de aynı kararlılıkla devam edecek misin? Yinede soruşturulmasını istiyor musun?' diye sorular da soruldu. Bana baro içinden ve baro yönetimi dışından kişiler de bunu bana diyenler arasında. Bu süreçte bir özür ya da bir özeleştirinin beni tatmin edip edemeyeceğine yönelik talepler oldu aslında” diye konuştu.
 
'Taciz kişisel bir mesele değil'
 
Kendisinin bu talepleri kabul etmediğinin altını çizen Aylin K., bu tacizi kişisel bir mesele olmadığını ve mağduriyetin kişisel bir anlam taşımadığı belirtti. “Bir iç rahatlaması şeklinde bir şeyde söz konusu olamaz bunun zemininde çok farklı şeyler yatıyor ve bunun sonuçları da çok farklı olacaktır. Çünkü toplumsal bir sorundur. Sonuçları da toplumsal olacaktır” diyen K., tacizcisinin hayatına 'Hiçbir şey olmamış gibi' devam ettiğine dikkat çekti. İnsanlara kendisine yapılan taciz olayını anlattığı zaman bir ispat istendiğini belirten K., “İspat meselesini çok gündeme getiriyorlar. Malum kişinin avukat olması benim avukat olmam yani ikimizin de hukuk camiası içinde yer almamız. Olayın tamamen yasal prosedür içinde işlemesi meşru olan zeminden sadece hukuki zemine kaydırılmaya çalışılan bir mesele var” diyerek, bu gibi durumlarda 'Kadın beyanının esas'ına işaret etti.
 
'Tehditkar bir üslup kullandı'
 
Savcılığa ve Baro'ya verdiği dilekçeden vazgeçmesi için Sedat Y'nin kendisine bir aracı gönderdiğini belirten Aylin K., hiçbir zaman bu suç duyurusundan vazgeçmeyeceğinin altını çizdi. Y'nin taciz olayının duyulması ardından, bu konuda kendisine destek olan kadın kurumları ve sosyal medya kullanıcılarına karşı tehditler savurduğunu ifade eden K., “Şu anda gerek baro üzerinden gerekse sosyal medyadan beni sahiplenen o kadın kurumları üzerinden sürekli bir saldırıya devam ediyor.
 
Tehditkâr bir üslupla sürekli 'böyle bir şey yok kaldırmazsanız sizi de dava edeceğim' gibi, onun dışında kendi çevresinde ki kişiler de sosyal medyada kurumlara tehdit içerikli saldırılar mesajlar atıyorlar” dedi. Tehditlere karşı direneceğinin altını çizen K., “Onun tehditleri çok belirleyici olmayacaktır. Ben bu sürece başlarken zaten o iç hesaplaşmamı yaşadım ve ben bu kararlılığı en başında göstererek başladım bu işe sonucu ne olursa olsun devam edeceğim. Yargılamadan bir şey çıkar mı umuduyla değil ama bunların bir şekilde kayda geçirilmesi gerektiğine inanıyorum” diye konuştu.
 
'Erkekliği mahkum etmek gerekiyor'
 
Y'nin ceza alması gerektiğini söyleyen K., alacağı cezanın hukuki anlamda bir öneminin bulunmadığını belirterek, “Asıl ceza kişisel bir cezada değil. Erkekliğin mahkûmiyeti olacak aslında. Bir kadının bedeni üzerinde tahakküm elde etmeye çalışan, bir kadının cinsel dokunulmazlığını kendi cinselliği üzerinden tatmin etmeye çalışıp ihlal eden erkekliği mahkûm etmek gerekiyor” dedi.
 
'Erkek dayanışması yaratıldı'
 
Toplum içinde yaşadığı sorunlara da değinen K., taciz olayının teşhir edilmemesi için baskılar da gördüğüne değinerek, “Aslında bir erkek dayanışması yaratılıyor.Yani tacize karşı sessiz kalanlar ve tacizi sahiplenenler olarak bir grup oluşuyor. Ve bu binlerce kez tacize ve tecavüze uğrayan kadının karşısına dikilen bir erkek egemenliği aslında” diye konuştu. Kadınlara çağrıda bulunarak, 'Kadın beyanının esas' alındığını hatırlatan K., kadınların taciz vakalarında susmamalarını istedi.
 
Tacizin kadınlara yönelik politik bir suç olduğuna dikkat çeken K., “Bu bağlamda herkesin kendini nerden yana tavır koyması gerektiği konusunda sorgulaması gerekiyor. Bu tarafta bir ezen var, bir iktidar var bir erkek egemenliği var birde bunun karşısında zayıf görülen her aşamada ezilen yok edilen kadınlar var” diye konuştu. Özellikle taciz gibi konularda erkek egemen zihniyetin devreye girerek, bu konuda 'Tarafsızlık' maskesi altında şahsiyet ve kurumların sessiz kaldığına işaret eden K., “Tarafsız olmaya çalışanlar böylece hukukun ortaya koyduğu ilkelere göre masumiyet karinesini ön plana çıkardığını düşünenler bu olayın bir tarafı olacaklar kesinlikle tarafsızlık maskesi altında kimsenin gizlenmemesini öneriyorum. Çünkü bu aşamada sessiz kalmak aynı teşhirin bir parçası olacak” dedi.
 
'Üstü örtülmeye çalışılıyor'
 
Adını vermek istemediği kurumların sürekli kendisinden ayrıntılar istediğini ve bu ayrıntılar ile çelişki yaratmaya çalıştığını, bu durumun kendisini yaraladığını belirten K., “Yazdıklarımın dışında neler yaşadığımı yaşamadığımı didik didik edip, tekrar tekrar kelime kelime sorgulanıp benim dilekçemde çelişkiler aranması ve bu olay 'siyasi bir komplodur' şeklinde olayın üstü örtülmeye çalışılıyor” dedi. Yeni Demokrat Kadın üyesi olduğunu ve bu konuda bir açıklama yayınladıklarını söyleyen K., “Bu olayı sahiplenmeye çalışan ve aslında o korku duvarlarını yıkan herkese karşı sürekli bir saldırı var. Bu saldırının arkasında aynı kararlılıkla duracağım bunu belirtmek istiyorum” diyerek bu olayın duyulması ve Y'nin gerçek yüzünün görülmesi gerektiğini belirtti.
 
Sedat Y: Olay siyasi bir komplo
 
Konu ile görüştüğümüz Sedat Y ise, olayın siyasi kişiliğine yönelik bir komplo olduğunu ve hiçbir temelinin bulunmadığını savundu. Sedat Y, “Olay henüz soruşturma aşamasında iken, Yeni Demokrat Kadın tarafından fotoğrafım ve isim ile soyismim yayınlandı. Hedef haline getirildim” diye konuştu. Kendisine yönelik bir kampanya yürütüldüğünü iddia eden Sedat Y, içinde yer aldığı siyasi kariyerini ve konumunu sıralayarak bunların da göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiği gibi bir savunmada bulunması dikkat çekti. 

HABERE YORUM KAT