1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Her iki tarafa da tahkim edilmiş ateşkes çağrısı
Her iki tarafa da tahkim edilmiş ateşkes çağrısı

Her iki tarafa da tahkim edilmiş ateşkes çağrısı

İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, bölge yaşanan ölümlerin son bulması için her iki tarafa tahkim edilmiş ateşkes çağrısı yaptı.

A+A-

 Bilici, Öcalan'a yönelik derinleştirilen tecridin bir an önce kaldırılmasını istedi.İHD ve kayıp yakınlarının "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" sloganı ile her hafta düzenlediği oturma eyleminin 347'incisi Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi.

Eyleme, İHD Diyarbakır Şubesi yönetici ve üyeleri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, Suruç'taki patlamada yaralanan SGDF'li gençler, kayıp yakınları ve insan hakları aktivistleri katıldı. Eylemde, 1988 yılında Şırnak'ın Silopi ilçesine bağlı Bozalan köyü Karuğ mezrasında, sivil giyimli kişiler tarafından götürülen ve kendisinden bir daha haber alınamayan İsa Soysal'ın akıbeti soruldu.
 
Tahkim edilmiş ateşkes çağrısı


Soysal'ın kaybediliş hikayesi paylaşılmadan önce konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, bölge yaşanan ölümlerin son bulması için her iki tarafa tahkim edilmiş ateşkes çağrısı yaparak, Öcalan'a yönelik derinleştirilen tecridin bir an önce kaldırılmasını istedi.


Ardından konuşan İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp ve Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu üyesi Nigar Kocaman, 1988 yılında Şırnak'ın Silopi ilçesi Bozalan köyü Karuğ mezrasında yaşayan ve sivil giyimli kişiler tarafından zorla evden alınıp kaybettirilen İsa Soysal'ın hikayesini anlattı. Kocaman şunları belirtti:


 “Evli ve üç çocuk babası İsa Soysal, 1988 sonbaharında Silopi'ye bağlı Bozalan köyünün Karox (Karuğ) mezrasındaki evine gelen sivil giyimli kişiler tarafından zorla götürüldü ve bir daha kendisinden haber alınamadı. Soysal, tarım ve hayvancılıkla uğraşıyordu ve daha önce hiç gözaltına alınmamıştı.

Eve gelen kimliği bilinmeyen sivil iki kişi, 'Seninle işimiz var, Diyarbakır'a gideceğiz' diyerek Soysal'ı köyden götürür. O günden itibaren Soysal'dan bir daha haber alamayan ailesi, 10 gün kadar bekledikten sonra, Cizre İlçe Jandarma Komutanlığı'na giderek İsa'nın kayıp olduğunu, orada olup olmadığını sordu ancak olumsuz cevap aldı. Kardeşi başta olmak üzere ailesi ve yakınları polis, hastane, hapishanelerden Soysal'ı sordular. Gelen ihbarlar üzerine Soysal ailesi, Irak'taki hastane ve hapishanelerde de Soysal'ı aradı ancak hiçbir sonuç çıkmadı."
 
Aile o dönem korktuğu için başvuru yapmadı


Aile ve köy halkı üzerindeki baskının ertesi yıllarda da devam ettiğini ve 1994 yılında köyün boşaltıldığını belirten Kocaman, Soysal'ın ailesinin o dönem korktuğu için 2009 yılına kadar şikayette bulunamadığını aktardı. Kocaman, 2008 yılında gazeteci Faruk Arslan'ın kaleme aldığı "Karakutu: Ergenekon'un Karanlık İsmi Tuncay Güney" adlı kitabında Tuncay Güney'in, 1990'lı yıllarında öldürülen birçok kişinin Silopi Botaş Askeri Tesisleri'ne gömülmüş olduğu beyanının yer alması üzerine Şırnak Barosu'nun, Silopi Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunarak bahsi geçen yerlerde kazı yapılmasını talep ettiğini söyledi.


Soysal'ın kardeşi Musa Soysal'ında, 54 kişinin öldürüldüğü ya da zorla kaybedildiği iddiasıyla 57 kişi tarafından açılan soruşturmaya dahil olma talebiyle başvuru yaptığını belirten Kocaman, "2009 yılının Mart ayında Botaş Askeri Tesislerinde (eski adıyla Sinan Lokantası) yapılan kazılarda kemik ve giysi parçalarına ulaşıldı. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda, çıkarılan tüm kemiklerin hayvan kemiği olduğu, kumaş parçalarının ise DNA incelemesine cevap vermediği belirtildi” diye belirtti.


Yapılan konuşmaların ardından oturma eylemi yapıldı.

Bu haber toplam 4564 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler