1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. 'Hedef gönüllü kan bağışına geçmek'
'Hedef gönüllü kan bağışına geçmek'

'Hedef gönüllü kan bağışına geçmek'

Dicle Üniversitesi Hastaneleri Bölge Kan Merkezi Müdürü Prof. Dr. Saim Dayan, Türkiye'de ihtiyaç duyulan kanın ancak %80'inin gönüllü kan bağışı ile karşılanabildiğini söyledi.

A+A-
Dayan, bu nedenle çoğu zaman kana kan dediğimiz takas sistemi ile “zorunlu kan bağışı” işlemine başvurulmak zorunda kalındığını belirterek, tüm çabalarının zorunlu kan bağışı olan takas sistemine son vermek ve yüzde yüz “gönüllü kan bağışına” geçmek olduğunu vurguladı.
 
Dicle Üniversitesi Hastaneleri Bölge Kan Merkezi Müdürü Prof. Dr. Saim Dayan, Bölge Kan Merkezi'nin işleyişini hakkında açıklamalarda bulundu. 
 
 
Dayan, “Bölge Kan Merkezi kapsamında faaliyetlerini sürdürmekte olan Dicle Üniversitesi Hastaneleri kan merkezi, Diyarbakır başta olmak üzere bölge genelinde yaklaşık 10 milyonluk bir nüfusa hizmet verdiğini belirten Prof. Dr. Saim Dayan;” Bölge kan merkezimiz bünyesinde aynı zamanda transfüzyon merkezini de barındırmaktadır. Bölge Kan Merkezimizde kan bağışı işleminin yanı sıra eritrosit süspansiyonu, taze donmuş plazma, randomtrombosit süspansiyonu, afereztrombosit süspansiyonu, yıkanmış eritrosit süspansiyonu, kriyopresipitat gibi bazı kan ürünleri de hazırlanmaktadır.
 
 
Bölge kan merkezimiz 24 saat esasına göre hizmet vermektedir. Mesai saatleri içerisinde yapılan tüm iş ve işlemler mesai saatleri dışında ve tatil günlerinde de yapılmaktadır. Bu yönüyle merkezimiz Türkiye'deki nadir kan merkezlerinden birisidir. Genelde kan merkezlerinde mesai saatleri dışında birçok işlem yapılmadığı gibi mesai saatleri içerisinde kan bağışı gibi rutin işlemler dahi randevu alınarak yapılmaktadır. Bu açıdan eşdeğerleri ile karşılaştırıldığında kan merkezimiz bölgemize son derece önemli bir hizmet sunmuş olmaktadır” dedi.
 
 
Prof. Dr. Saim Dayan ayrıca, Kan bankacılığı ve kan nakli ile ilgili olarak zaman zaman herkesin merak ettiği konular ile halen hastalıkları nedeniyle kan ve kan ürünü almakta olan hastaları ilgilendiren konulardaki soruları şöyle cevapladı;
 
 
Eskiden “kan transfüzyonu” yerine “kan nakli” tanımı kullanılırdı. Bu açıdan bakıldığında
kan nakli bir doku nakli midir?
 
 
Evet kan nakli tam anlamıyla bir doku naklidir. Doku naklinde karşılaşılan mahsurların ve sorunların çoğu kan naklinde de söz konusudur. Dolayısıyla nasıl ki doku nakillerinde karar verilirken ince elenip sık dokunuyorsa, kan transfüzyonu kararı verilirken de aynen öyle ince eleyip sık dokumalı ve en doğru karar verilmelidir. Kan nakli iki ucu keskin bıçak gibidir. Yararı olduğu kadar zararı da söz konusudur. Karar verirken kar zarar hesabının mutlaka yapılması gerekir. Bir ünite kan nakli ile elde edilen yarar tıbbi tedaviler ile de elde edilebileceğinden dolayı bir ünitelik nakil kararları genellikle doğru verilmiş kararlar değildir.
 
 
Kimler kan bağışında bulunabilir?
 
 
18- 65 yaş arasında, ağırlığı 50 kg ve üzerinde olan her sağlıklı birey kan bağışında bulunabilir.
 
 
Bağışlanan bir torba kanın miktarı ne kadardır?
 
 
Bağışlanan kan yarım litreden azdır veortalama 450 ml'dir. Vücudumuzda ortalama 5 litre kan olduğuna göre bu miktar kolaylıkla tolere edilebilecek bir miktardır.
 
 
Düzenli kan bağışında bulunanlar açısından iki kan verme arasında ne kadar zaman olmalı ve bir yıl boyunca bir bağışçı kaç kez kan bağışı yapabilir?
 
 
İki bağış arasında en az iki ay süre olmalı, erkekler bir yıl boyunca en fazla dört kez, kadınlar ise üç kez kan bağışında bulunabilirler.
 
 
Normal şartlarda kan bağışı ne kadar zamanımızı alır?
 
 
Kayıt kabul, sorgulama, muayene, kan verme ve ikram işlemleri yaklaşık olarak 35 dakika sürmektedir. Kan verme süresi ortalama 10 dakika sürmektedir. Aferez cihazları ile trombosit verme işlemi ise ortalama 45-90 dakika kadar sürmektedir.
 
 
Gönüllü kan bağışı dışında para karşılığı kan vermenin sakıncaları nelerdir?
 
 
Para veya benzeri maddi menfaatler karşılığında kan bağışında bulunan şahısların genel özelliklerine bakıldığında bu şahısların bu işi meslek haline getirdikleri ve çoğunun enfeksiyonbulaşı açısından riskli insanlar olduğu bilinmektedir. Bu nedenle para karşılığı kan bağışlayanlara itibar edilmemelidir.
 
 
Neden bazı hastalara kan ve kan ürünlerilökosit filtresinden geçirilerek veriliyor?
Kan kanseri ve talasemi hastalarının bir çoğu yaşamları boyunca sık sık kan nakli yaptırmak zorundadırlar. Bu nakiller sonucunda lökosit dediğimiz akyuvarlara karşı hastaların vücudunda bazı antikorlar gelişir. Bunlar da daha sonra yapılan kan nakillerinde hastalarda ateş yükselmesine neden olurlar.
 
 
Ayrıca akyuvarlar CMV gibi bazı mikropları bünyelerinde barındıklarından bu enfeksiyonun bulaşmasına da neden olurlar. CMV enfeksiyonu bağışıklık sistemi iyi olmayan kanserli hastalarda büyük sorunlar yaratır. Bu nedenlerden dolayı sık sık kan nakli yapılmaya aday olan hastalara kan verilirken lökosit filtrelerinin mutlaka kullanılması ve bu tür hastalar ile yakınlarının da sağlık kurumundan bunu talep etmeleri gerekir.
 
 
Kan ışınlama işlemi nedir? Hangi durumlarda yapılır?
 
 
Akrabaların bağışladığı kanlar ile bağışıklık sistemi baskılanmış kanserli hastalara verilen kanların ışınlanması gerekir.
 
 
Kan bankacılığında artık sıkça duymaya başladığımız Aferezişleminden bahseder misiniz?
Aferez; kan bağışçısından kanının, hasta için gerekli olan bölümünün (eritrosit, trombosit veya plazma) cihazlar aracılığı ile alınıp, ihtiyaç duyulmayan bölümünün bağışçıya geri verilmesi işlemidir.
 
 
Halk arasında “beyaz kan”ifadesi ile kastedilen ürün nedir?
 
 
Kanımızın içeriğinde üç çeşit hücre vardır. Bunlar alyuvarlar, akyuvarlar ve kan pulcuklarıdır. Kan pulcuklarının tıbbi adı trombosittir. Bunlar vücudumuzda kanamayı önleyen hücrelerdir. Genellikle kanamalı ve kanserli hastaların tedavisinde kullanılırlar. İki farklı yöntem ile elde edilirler. Bunlardan birisi bağışlanan normal kandan elde edilen ve adına randomtrombosit denileni, diğeri ise bağışçılardan aferez dediğimiz cihazlarla  elde edilen afereztrombosit süspansiyonudur. Aferez yöntemi ile elde edilenin kalitesi ve ürün düzeyi çok daha yüksektir. Genellikle aferez yöntemi ile elde edilen bir ünite afereztrombosit, bağışlanan normal kandan elde edilen 7 ünite randomtrombosite eşdeğerdir.
 
 
Akraba ve birinci derece yakınlardan kan almak sakıncalı mıdır?
 
 
Halk arasında akrabalardan kan almanın daha yararlı olacağı düşüncesi hakimdir. Oysa özellikle birinci derece yakınlardan kan almak tıbben mahzurludur. Alınan kanın içeriğindeki lenfosit olarak tanımlanan akyuvarların normalde vücudun bağışıklık sistemi tarafından imha edilmesi gerekir. Ancak birinci derece yakınlardan alınan kanların içeriğindeki lenfositleri vücudumuz doku benzerliği nedeni ile kendi hücresi zannederek ortadan kaldırmaz. Kendi hücresi zannedilip imha edilmeyen bu lenfositler daha sonra çoğalıp vücudun çeşitli organlarına saldırarak ağır bir hastalık olan GraftVersus Host hastalığına neden olurlar.
 
 
Bu durumu önlemek için akrabalardan alınan kanların ışınlanması gerekir.
Kanların taranmasına rağmen kan ve kan ürünü nakli ile enfeksiyon bulaşabilir mi?
Ülkemizde bağışlanan kanlarda Hepatit B, Hepatit C, Frengi ve AIDS testleri çalışılmaktadır. Bu test sonuçlarında sorun olduğu takdirde öncelikle doğrulama testleri yapılmakta, bilahare durum kan bağışçılarına mektup ve SMS ile haber verilerek tedaviye yönlendirilmektedirler.
 
 
Ancak bu testlerin sonucuna bakarak bu hastalıklar açısından kanların yüzde yüz güvenli olduğu söylenemez. Bu emniyet açığı ülkemiz dahil dünyadaki her ülke için geçerlidir. Bu dört enfeksiyona ait testlerin emniyet açığı bir yana kan nakli ile bulaşabilen ve pratikte test etme imkanı olmayan yüzlerce tür enfeksiyonun kan nakli ile bulaşabilme ihtimali söz konusudur. Ayrıca bu gün için henüz tanımlanmamış ve bilmediğimiz bir takım enfeksiyonların da bulaşması mümkündür.
 
 
Test yapılıp sorunsuz kabul edilen kanlarla da Hepatit ve AIDS bulaşma riskinin her zaman mümkün olabileceğinin bilinmesi gerekir. Bu dünyanın her tarafında böyledir. Bu yüzden kan nakli yapılacak hastalara bu sakıncalar anlatılarak nakil öncesi kendilerinden bu riski kabul ettiklerine dair Transfüzyon Bilgilendirilmiş Onam Formunu imzalamaları istenir.
Enfeksiyonlar açısından yüzde yüz güvenli kan nakli söz konusu olmadığına göre enfeksiyonbulaşımı en aza indirebilmek için ne tür önlemler alınabilir?
 
 
Bu durumda alınacak en önemli önlem; kan bağışçılarının enfeksiyonlar ve özellikle de cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar açısından çok iyi sorgulanmaları ve eğer risk söz konusu ise kan bağışlamaktan men edilmeleridir.
 
 
Tüm tedbirlere rağmen hastaya yanlış kan verilme olasılığı var mı? İlave ne tür tedbirler alınabilir? Yanlış kan verildiğinde hastada ortaya çıkan belirtiler nelerdir?
 
 
Tüm tedbirlere rağmen insan kaynaklı hatalardan dolayı kan nakillerinde 100 binde bir ölüm vakası görülmektedir. Yanlış kan naklini önlemek için; hastaların isim yerine protokol numarası üzerinden tanımlanmaları ve damara takılan kan torbası üzerindeki kan grubunun hasta kan grubu ile aynı olup olmadığının hasta ve yakınları tarafından da kontrol edilmesi çok önemlidir. Yanlış kan nakli yapılan hastalarda üşüme, titreme, ateş, solunum sıkıntısı, göğüste ağırlık hissi, yüzde kızarıklık, bel ağrısı, tansiyon düşüklüğü, nabızda hızlanma ve kırmızı renkte idrar çıkışı şeklinde belirtiler ortaya çıkar. Hastalara ve yakınlarına  nakil öncesi bu belirtiler anlatılıp nakil esnasında ortaya çıktığında haber vermeleri istenir.
 
 
Kan ve kan ürünleri hangi sıcaklıklarda saklanır?
 
 
Tam kan ve eritrosit süspansiyonu gibi ürünler 2 – 6 dereceler arasında, trombosit süspansiyonları ise oda sıcaklığında muhafaza edilir. Kan ve kan ürünleri bir yerden bir yere nakledilirken  uygun soğutucu mevcut değilse soğutulmuş bir ortamda nakledilebilir. Ancak bu taşıma işlemi esnasında kan torbalarının buza veya buz akülerine temas etmemesi gerekir.
 
 
Kan bağışının yararları nelerdir?
 
 
Kan bağışlamanın tıbben kanıtlanmış bir yararı yoktur. Ancak insanlara faydalı olma duygusu ile hayat kurtarmanın verdiği haz ve mutluluk kan bağışçısı açısından son derece önemlidir.
 
 
Türkiye'de kan grubu dağılımı nasıldır? En sık ve en nadir karşılaşılan gruplar hangileridir?
ABO kan grubu sistemi açısından düşünüldüğünde yaklaşık olarak A grubu % 44, O grubu % 32, B grubu % 16, AB grubu ise % 8 oranındadır. Rh dağılımı açısından bakıldığından ise Rh pozitifliği yaklaşık % 85, Rh negatifliği ise yaklaşık %15 civarındadır. İki grubu birleştirerek ifade ettiğimizde en yaygın olan ve en kolay bulunabilecek kan grubu A Rh pozitif, en az bulunan, en sıkıntılı kan grubu ise AB Rhnegatif'tir.
 
 
Nadir  bulunan AB Rh negatif kan grubuna sahip insanların acil durumlarda kendilerine kan verebilecek AB Rh negatif kan grubuna sahip insanlarla telefon numaraları edinilerek iletişimde olmaları yararlı olacaktır. Kan merkezlerinin de sıkıntılı olan kan gruplarından düzenli bağış yapacak bir gönüllü grup oluşturmaları gerekir. Ayrıca AB Rh negatif veya B Rh negatif gibi nadir bulunan kan gruplarına sahip şahısların gelişigüzel değil de ihtiyaç anında kan bağışlamaları daha uygun olacaktır.
 
 
Kan bağışı ile kilo alma veya kilo verme söz konusu mudur?
 
 
Kan bağışının tıbbi olarak kanıtlanmış kilo aldırıcı veya verdirici özelliği yoktur.
 
 
Kan bağışı esnasında hastalık bulaşır mı?
 
 
Kan bağışı esnasında kullanılan malzemeler tek kullanımlık ve sterildir. Dolayısıyla kan bağışı esnasında kullanılan malzemeler ile herhangi bir hastalığın bulaşması söz konusu değildir.
Bu haber toplam 7025 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT