1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. HDP'li Özçelik: Barzani başkan olmalı
HDP'li Özçelik: Barzani başkan olmalı

HDP'li Özçelik: Barzani başkan olmalı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyesi eski milletvekili Osman Özçelik, Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani'nin Kürt Ulusal Kongresi'ne başkanlık etmesine kimsenin karşı çıkmayacağını vurguladı.

A+A-
Özçelik, Orta Doğu'nun savaşlarla çırpındığı böylesi bir dönemde Kürtler'den silah bırakmalarının istemenin yanlış olduğunu dile getirdi.
 
Osman Özçelik, Peşmerge Güçleri ve PKK'nin destansı başarılar elde ettiğini ve devletlerin bile baş edemediği IŞİD'i püskürtmeyi başarabildiğini söyledi.
Siyasetçi Osman Özçelik, Rûdaw'ın sorularını yanıtldı.
 
PKK ile yürütülen barış süreci hangi aşamaya gelindi?
 
Bizim barış sürecinden anladığımız, Kürtler'in ulusal, demokratik, ekonomik taleplerinin eksiksiz karşılanması, Türkiye'nin eksiksiz bir demokrasiye ve ona uygun bir anayasaya kavuşmasıdır. Ama özellikle Tayyip Erdoğan'ın ve “şimdilik” onunla birlikte davranan AKP'nin barış sürecinden anladığı tek şey; PKK'nin teslim alınması, etkisiz kılınması ve silahsızlandırılmasıdır. Bu iki farklı anlayış netleştirilmeden barış konusunda ciddi bir adım atabilmek ilerleme sağlamak mümkün değil.
 
Bu nedenlerden dolayı, PKK asla silah bırakmayacaktır. Orta Doğu'da çok büyük bir kaos var. Bölgenin en kalabalık nüfuslu milletlerinden olan Kürtler, savunmasız durumda. IŞİD barbarlığına ve faşizmine karşı bütün dünya bakakalırken Kürt silahlı güçleri, gerek YPG, gerekse peşmergeler, bütün dünyaya örnek olabilecek efsanevi bir direniş gösterdi ve devletlerin baş edemediği IŞİD'i geri püskürttü.
 
Kürtler binlerce şehit verdi. Durup dururken AKP'nin silahlarınızı gömün demesi; Kürtleri IŞİD'in ve diktatör devletlerin insafına bırakması demektir ki asla kabul edilemez.
 
Öcalan mektubunda tam olarak ne söyledi? Silahlar bırakılsın mı, silahlı mücadeleye son verilsin mi?
 
Öcalan'ın mesajları çok açıktır ve şöyle demektedir: “Biz otuz - kırk yıl Kuzey Kürdistan'da devletin inkâr, imha ve reddetme politikalarına karşı sesimizi duyurmak, demokratik haklarımızı talep ve ifade etmek, bunu dünya kamuoyuna duyurmak bu haklı taleplerimizin karşılanabilmesi için verdiğimiz bir silahlı mücadele var. Başka bir yol kalmadığı için biz silahlı mücadeleye başvurmak zorunda kaldık.
 
Eğer demokratik yollardan, inkar edilen imha edilen yok sayılan yok edilmeye çalışılan Kürt halkının haklarını demokratik yollarla savunma olanağı bulunsaydı biz silah meraklısı değiliz. Kürtler zaten tarihleri boyunca hep Orta Doğu'nun en barışçıl halkı olmuştur. Tarihte Kürtlerin komşularına saldırdığı asla görülmemiştir. Sürekli Kürt toprakları saldırı ve işgale maruz kalmıştır.  PKK de bunu ifade ederek silahlı mücadeleyi başlattı.”
 
Ancak gelinen koşullarda silahla daha fazla yol alınamayacağına ve Türkiye'de demokratik yollardan çözüm ortamının yaratılmış olduğuna inandığını belirten Öcalan, yeni arayışları gidilmesi gerektiğini vurguluyor.
 
Silahlı mücadeleye nerede son verilmesi?
 
Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı.
 
Tam olarak bu şekilde açık mıydı?
 
Çok açıktı ama bunu da koşulsuz, kayıtsız söylemiyor. Mutabakata varılan on maddeyle ilgili müzakere sürecinin başlaması ve devletin adımlar atması, paralel gitmesi şartıyla.
 
PKK, Öcalan'ın çağrısına yanıt verip kongreyi toplayacak mı? Toplayacağı kongrede silahlı mücadeleye son verme kararı alacak mı?
 
PKK zaten belli periyotlarla kongre topluyor zaten ancak burada istenen olağanüstü bir kongre. Eğer devlet iyi niyet gösterirse bu kararı alabilir. Ancak devletin tutumundan ötürü ve gerekli şartların doğmaması sebebiyle almayabilir de.
 
Abdullah Öcalan; Leyla Zana, Sırrı Süreyya Önder, Hatip Dicle ve Mithat Sancar gibi bazı önemli isimlere HDP'den aday olmaları için çağrıda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için söylenen “AK Parti'deki milletvekili aday listesine müdahale ediyor” söylemi, Öcalan ve HDP için de ifada edilebilir mi?
 
Öcalan asla aday belirlemez. Milyonlarca Kürt'ün “Benim siyasi irademi temsil ediyor” dediği ve bu konuda somut imza verdiği bir halk önderidir. Herhangi bir insan değildir ama buna rağmen herhangi bir Kürt bireyi olarak kimi düşüncelerini söyleyebilir. “Ben falanca kişinin milletvekili olmasını istiyorum” diyebilir. Sayın Öcalan'da görüşünü ifade ediyor ve son kararı tamamen partiye bırakıyor. O kadar da hakkı var.
 
Seçimler öncesi bir ulusal kongrenin toplanmasını öngörüyor musunuz?
 
Bu, yaklaşık üç dört yıldır bizim gündemimizde olan bu hadise ama koşullar henüz bir ulusal kongre toplamam konusunda yeterinde olgunlaşmadı.
 
Abdullah Öcalan'ın, yine bir mektubunda Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani'nin, ulusal kongreye başkanlık yapması için destek vereceğini ifade ettiği öne sürülüyor. PKK ve HDP bu fikre sıcak bakar mı?
 
Gayet tabii kabul eder. Sayın Öcalan'ın bu konuda herhangi bir önerisi olmasa bile Sayın Barzani'nin başkanlık edeceği bir kongreye hiçbir Kürt siyasi hareketinin itiraz edeceğini düşünmüyorum. Biz de itiraz etmeyiz. Öcalan söylememiş olsa bile.
 
Seçim sürecine geçecek olursak, HDP barajı geçemezse AK Parti 400 milletvekilli çıkarabilir mi?
 
400 milletvekili zor ama 330'u bulabilirler. Bu da anayasanın referanduma götürülmesi hususunda gerekli olan sayıya ulaşabileceklerini gösteriyor.
 
Sizdeki anketlerde HDP'nin oy oranı nedir?
 
Bizim elimizdeki son anketler, halen yüzde 11-12 bandında olduğumuzu gösteriyor. Biz asla abartılı bakmayız somut durumumuzu görmek isteriz. Daha iki aylık bir süreç var ve bu süreçte oylarımızın artması olasılığını yüksek görüyoruz. Hedefimiz yüzde 15'i bulmaktır. Daha öte bir hedef şimdilik görülmüyor. Yüzde 10 barajını çok rahat geçtiğimizi söyleyebilirim.
 
Batı'da, İstanbul'dan sonra hangi illerde sıçrama kaydedeceğinizi düşünüyorsunuz?
 
Bizim Kürdistan illerindeki oy oranımız belli bir doyum nokrasına ulaştı. Mesela Hakkari'de üç milletvekili seçilecek biz üçünü de alıyoruz. Onun üstüne koyulacak başka bir şey yok zaten. Diyarbakır'da yüzde 70 civarında oy alıyoruz. 73-75 civarında olsa bile barajı aşmamıza yetecek bir oy potansiyeli yok çünkü alabileceğimizi maksimum düzeyde alıyoruz zaten. Bu durumda batı metropol kentlerinde oy almamız gerekiyor. Gizli ciddi bir oy potansiyeli var ve biz bu seçimlerde ağırlıklı olarak oraya yöneldik. Özellikle İstanbul, İzmir, Adana, Mersin gibi bu dört büyük kentte, ayrıca Ankara, Konya, Antalya, Manisa, Denizli, Muğla, Kocaeli, Tekirdağ, Samsun gibi kentlerde çok ciddi bir oy potansiyelimiz var.
 
PORTRE / Osman ÖZÇELİK
 
Osman Özçelik, 15 Haziran 1952'de Mardin'in Derik ilçesinde doğdu. Özçelik, İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Eczacılık Yüksek Okulu'nu bitirdi. Uzun süre serbest eczacı olarak çalışan Özçelik, daha sonra Halkın Emek Partisi'ne (HEP) geçti. Özçelik, HEP'in ardından sırasıyla Demokrasi Partisi (DEP), Demokratik Halk Partisi (DEHAP) ve Demokratik Toplum Partisi (DTP) Kurucu Üyesi oldu. Fransızca bilen Özçelik, evli ve 2 çocuk babasıdır. (Rûdaw)
 
 
(Özgür Haber)
Bu haber toplam 4141 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT