1. HABERLER

  2. BÖLGE

  3. HDP ve DBP heyeti yaralılar için Cizre’ye hareket etti
HDP ve DBP heyeti yaralılar için Cizre’ye hareket etti

HDP ve DBP heyeti yaralılar için Cizre’ye hareket etti

Cizre'de binaların bodrum katlarında mahsur kalan yaralıların kurtarılması için HDP ve DBP'lilerden oluşan heyet, Mardin'deki basın açıklamasının ardından Cizre'ye hareket etti.

A+A-

Heyet, yaralıların binalardan çıkabilmesi için güven sorununun aşılması gerektiğini vurguladı. Yola çıkan heyet Mardin-Şırnak girişinde asker ve polis tarafından engellendi.
 
Şırnak'ın Cizre ilçesinde iki ayrı binanın bodrumunda yaşanan insanlık trajedisine karşı harekete geçen DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, HDP milletvekilleri Celal Doğan, Dengir Mir Mehmet Fırat, İdris Baluken, Dirayet Dilan Taşdemir ve Mithat Sancar ile gönüllü sağlıkçılardan oluşan heyet, Cizre'ye hareket etmeden önce Mardin Büyükşehir Belediyesi'nde basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında konuşan Kamuran Yüksek, Cizre'de yaşanan insanlık dramı nedeniyle DBP ve HDP'yi adeta Mardin'e taşıdıklarını belirtti.
 
Kamuran Yüksek'in heyetin yürüteceği faaliyete ilişkin açıklaması şu şekilde:
 
“Orada günlerdir yaralı insanlar var. Bu yaralı insanların hastaneye sevk edilmesi için bizler çok yoğun bir çaba içerisindeyiz. Hükümet de başta orada yaralı insanların olmadığına yönelik açıklamalar yaptı. Daha sonra yaralıların olduğunu kabul ettiler, ancak gönderdikleri ambulansların oraya ulaşamadığını, bunu da çeşitli sebeplerle izah etmeye çalıştılar. Ama sonuçta oradaki insanlık dramı devam ediyor. Bir kent abluka altında, bu ablukanın kalkması yönündeki talebimizi yineliyoruz, ancak daha acil olan oradaki yaralıların tedavi görmesini temin etmek. Burada var oluş nedenimiz de bu. Hükümetin geliştirdiği politikalar, bunlara yönelik eleştirilerimizi her fırsatta ifade ediyoruz. Bu politikanın değişmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyoruz. Ama şu an daha acil yapmaya çalıştığımız can kurtarmak, insan kurtarmak.
 
'Ortada insanların hayatı var'
 
Dün de ifade etmiştik, hükümet bir kanaat ortaya koyuyor, biz de oradan aldığımız bilgileri kamuoyuna aktarıyoruz, bunlar birbirleriyle çelişik bilgiler gibi duruyor. Dün şu çağrıyı yaptık, o halde bu durumu netleştirelim. Orada yaralılar olduğu, bunların sivil ve silahsız olduğunu biz ifade ediyoruz. Oradaki insanlar, bize ve basına ulaşarak bu bilgileri paylaşıyorlar. Hükümet böyle olmadığını iddia ediyor. O halde biz bir sivil heyet oluşturup Cizre'ye gitmek istediğimizi bir kez daha ortaya koyuyoruz. Buyurun buna müsaade edin, bizler gidelim, orada gerekli çalışmaları yapıp durumu netleştirelim. Ortada olan insanların hayatıdır. Şu an kimin doğru kimin yanlış söylediğinden daha öte bir durum var, insan hayatı ve bu hayatları kurtarmak.
 
'Yaşam koridoru açacağız'
 
Sivil heyetimizle birlikte karşınızdayız. Bizler vekillerle birlikte Cizre'ye gitmek istiyoruz ve Cizre'de şu an birkaç evde mahsur kalan yaralı insanlarımızı hastanelere taşınmasını sağlamak istiyoruz. Hükümet 10 kez o binalara ambulans gönderdiğini, çatışma çıktığı, ateş açıldığı için bunu gerçekleştiremediğini kamuoyuna paylaştı. Biz aynı çerçevede bilgiler almadık. Ama şunu söylüyoruz, eğer gerçekten bir engel varsa onu da ortadan kaldırmak, bir yerlerden asker ve polis dışında ateş açılıyorsa bunu da ortadan kaldırmak istiyoruz. Ya da iddia ettikleri gibi ambulans gönderiyoruz ama geliş olmuyor, çıkmak istemiyorlar şeklindeki durumu da netleştirmek istiyoruz. Eğer bu insanlar ambulansa gelmek istemiyorlarsa onları ikna da etmek istiyoruz. Bundan daha açık ve samimi bir talep olamaz. Keza öyle olmadığı yönünde bir çok bilgi var. Tedavi görmek isteyen bir çocuğun kapıda vurulduğunu paylaştık. Bu insanlar can güvenliklerinin olmadığını ifade ediyorlar. Böyle bir tablo var. Biz gidip çalışma yapmak, koridorun açılmasıyla onları ikna etmek istiyoruz. 'Eğer sizler gelirseniz bir heyet gelirse bu heyet nezaretinde ambulanslara geçeriz. Onun dışında çıkamayız, çıkınca vuruluyoruz, infaz ediliyoruz' diyorlar. Onun için güvenmiyorlar. Bizler risk alarak yaşam koridorunun açılması için Cizre'ye gideceğiz."
 
Baluken: AKP döneminin Kerbela ve Madımak'ı yaşanıyor
 
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de günlerdir yerine getirilmeyen son derece insani bir taleple ilgili tüm Türkiye'nin yaşadığı bir sıkıntıyı gidermek için Mardin'de olduklarını belirtti. Baluken konuşmasında özellikle hükümete dair şu vurguları yaptı:
 
“Cizre'de insanlığa karşı işlenen bu suçun kaldırılmasıyla ilgili bir gündem var. Ülkenin her tarafında kendisine insanım diyen herkes bu trajedinin bitirilmesi için hareket geçiyor. Çağrılar yapıyor, ama maalesef Ankara ve Cizre'deki hükümet ve devlet aygıtının anlaşılmaz tavrı yüzünden maalesef bugüne kadar herhangi bir sonuç alınamadı. Biz bu durumu ortadan kaldırmak için buradayız. Önümüzde büyük bir risk var. Cizre içinde 21'inci yüzyılın Kerbela'sı ve Madımak'ı yaşanıyor. İnsanları bir damla suya muhtaç hale getirerek, ölüme terk etmek, atılan havan toplarıyla binalarda yangınlar çıkarıp orada mahsur kalan yaralıları hastaneye nakletmemek AKP döneminde yaşanan bir Kerbela ve Madımak olarak tarihe geçmek üzeredir. Can kayıplarının artması durumunda AKP hükümeti tarih önünde hesap veremez bir konuma getirir. Bugün yaptığımız girişim hükümet ve devlet yetkilileri açısından da bizzat parçası oldukları bu utancın ortadan kaldırılması için bir fırsattır.
 
'Hükümet ölümleri kanıksatmaya çalışıyor'
 
Şu an Cizre'deki bodrumlarda katledilenlerin sayısı Roboskî'de katledilenlerin iki katıdır. İki Roboskî katliamı ile karşı karşıyayız. Daha bir tane Roboskî'nin daha hesabını verememiş bir hükümetin nasıl bir durumla karşı karşıya kalacağını bilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Vahşet bodrumundaki bu trajedi 16'ncı gününde. Biz oradaki temas kurduğumuz, sağ olduklarını bildiğimiz 31 insanın nakledilmesi için uğraşıyoruz. 6 insan orada kan kaybından yaşamını yitirdi, daha sonra bir kişinin daha yaşamını yitirdiği bize iletildi. Aynı şekilde 4 gündür havan topuyla yangın çıkan, insanlarımızın mahsur kaldığı binada da aynı trajedi yaşanıyor. Orada da 37 canın olduğu ve bir an önce müdahale edilmesi gerektiği bildirildi. Hükümete aktarmamıza rağmen müdahale edilmediği için 9 insan ertesi sabah trajik bir şekilde yaşamını yitirdi. Şu an hepsinin can güvenliği açısından çok derin bir endişe taşıyoruz. 16 gündür bu konuda bizzat kendisinin hareket geçmesi gereken hükümet bırakın bir çaba göstermeyi, tam tersine tamamen Türkiye kamuoyunda ölümleri ve trajediyi kanıksayacak bir algı yönetimi içine giriyor.
 
'Cevap bile alamıyoruz'
 
3 kez başbakanın talimatı olduğu bize söylendi. 3 kez İçişleri Bakanı kendisi bizzat talimat verdiğini bize söyledi. Ama buna rağmen halen Cizre'nin ortasında yeni bir Kerbela ve Madımak katliamı ile karşı karşıyaysak burada Türkiye kamuoyuna samimi bir çabanın neden gösterilmediğini bu hükümet açıklamak zorundadır. Cizre'ye gideceğimizi kendilerine iletiyoruz, ancak buna bir cevap bile alamıyoruz. Biz bugün kararlıyız. Heyet olarak Cizre'ye gidip halkımız adına bu insani trajedinin bir an önce kaldırılması için harekete geçeceğiz. O yaralıları ve cenazeleri hastaneye kaldırmaya çaba göstereceğiz.
 
Fırat: İnsanlık adına bir suç işleniyor
 
HDP Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat ise seçmenin kendilerine verdiği görevin gereğini yerine getirdiklerini söyleyerek, yaşanan atmosferin tehlikesine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Hemen komşumuz olan Suriye'de yaşanan facianın bu ülkede vatandaşlarımıza yaşatılmaması için burada bulunuyoruz. Tabi ki öncelikli amacımız Cizre'de bulunan yaralı ve ölülere ulaşmak. Ama temel amacımız bunun da ötesinde meydana gelen bu çatışmanın güvenlik güçleri ile olsun sivil halkla olsun hepsini temsil eden insanlar olarak ve temel görevimizi de yerine getirmek amacıyla bu çatışmanın bir an önce durdurulmasını sağlamaktır. Mühim olan insanlarımızın ölmemesi ve yaralanmamasıdır. Hükümet parlamentoya karşı sorumludur. Telefonlara cevap vermeme gibi bir aymazlığın içine girmelerini ben şahsen düşünemiyorum. Biz biraz sonra Cizre'ye hareket edeceğiz. Öncelikle bir insanlık koridoru açarak çatışmaları durdurarak, yaralıları almaya çaba göstereceğiz. Ümit ederiz engel gösterilmez. Olursa sorumlusu iktidar partisidir. Bu hem insanlık hem de evrensel hukuk için bir suçtur.
 
Celal Doğan: AKP'nin ciddi bir programı yok
 
Heyette yer alan HDP İstanbul Milletvekili Celal Doğan da şunları söyledi: "Bugün Mardin'de bulunmamızın nedeni sadece son günlerde tezahür eden olayların niteliğini tartışmak için değil. Buraya, yıllardır süren kirli savaşın vardığı bu noktadan sonra gelecekte de çok daha kanlı olayların, Türkiye'nin etrafında yanan ateş çemberinin bu ülkeye de sıçrayacak ortama taşıyan yanlış siyasetlerin olduğu bir ortamda geldik. Üzerinde durmamız gereken, hassasiyetle tartışmamız gereken bir noktadayız. Türkiye'de Kürt sorununun çözümü konusunda yıllardır ortaya konulan güvenlikçi politikaların iflasından sonra doğan barış umudunun da rafa kaldırılmasından sonra arka arkaya dökülen gençlerin kanı ile karşı karşıyayız. Bu da AKP'nin Kürt sorununun çözümü konusunda ciddi bir projesinin olmadığını ortaya koyuyor. Cuma günü Mardin'de Sayın Başbakan 10 maddelik bir açıklama yaptı. O maddeleri duyduğumda, gerçekten içinde siyasi çözüm olarak sıfır olan, hayali ve siyasi olarak hiçbir karşılığı olmayan bir programla karşı karşıya olduğumuz kanaatine vardım”
 
 
Cizre'ye giden HDP-DBP heyetine engelleme
 
Mardin'de yaptıkları basın toplantısının ardından Cizre'ye hareket eden DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, HDP milletvekilleri Celal Doğan, Dengir Mir Mehmet Fırat, İdris Baluken, Dirayet Dilan Taşdemir ve Mithat Sancar ile gönüllü sağlıkçılardan oluşan heyetin kente girişi engellendi. Nusaybin yolunu kullanarak Cizre'ye giden heyet, Şırnak Mardin il sınırında bulunan Oyalı Kavşağı'nda polis-asker tarafından durduruldu.
 
Engellenme üzerine heyetin açıklama yapması bekleniyor.

 

(Mahmut Oral)

HABERE YORUM KAT