1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen: ‘Faciayı örtmeye yetmez’
HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen: ‘Faciayı örtmeye yetmez’

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen: ‘Faciayı örtmeye yetmez’

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen gündemdeki konularla ilgili Özgür Haber’in sorularını yanıtladı. AKP’nin bölge illerine milletvekili atayacağı açıklamalarını değerlendirdi.

A+A-

Özgür Haber Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, gündemdeki konuları değerlendirdi. Yasağın olduğu yerlerde cenazelerin defnedilememesini değerlendiren Bilgen, “Neredeyse devlet ‘eğer cenaze defnedilecekse onu da biz yaparız’ demeye getirmeye alışıyor.

Bu, cinnetin tavan yaptığı, kaldırılamaz, taşınamaz noktaya geldiği haldir” dedi. Bilgen, AKP’nin bölge illerine vekil ataması ile ilgili de “İster halkın iradesini kıracak arayışlarla yani dokunulmazlıkları kaldırma tartışmalarıyla, ister böyle uzaktan kumandalı operasyonlarla, ister güya halkın sorunlarını ilgilenecek isimler görevlendirsinler ama bu gerçeği bu büyük faciayı örtmeye yetmez” şeklinde değerlendirdi.


Çözüm sürecinin sona ermesiyle birlikte özellikle 7 Haziran genel seçimleri sonrası yaşanan ve her geçen gün daha da büyüyen çatışmalı süreç bölgede büyük acıların yaşanmasına neden oluyor. İlk olarak 16 Ağustos’ta Varto’da uygulamaya konan sokağa çıkma yasakları şu an Cizre, Silopi ve Sur olmak üzere 3 ilçede devam ediyor. HDP’nin Aralık ayı sonunda açıkladığı bilançoya göre 7 ilin 20 ilçesinde onlarca mahalleyi kapsayacak şekilde 56 kez ilan edilen sokağa çıkma yasakları, toplamda 253 günü bulduğu ve toplamda 61 çocuk ve 36 kadının yaşamını yitirdiği belirtildi. Son günlerde sokağa çıkma yasakları nedeniyle çok sayıda cenaze halen defnedilemezken, bazı cenazeler ise günlerce çatışmanın olduğu yerlerde bekletiliyor.

Cenazelerini alamayan bazı aileler ise Diyarbakır’da açlık grevinde. HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, yaşanan çatışmalar, cenazelerin defnedilememesi, Van’da 12 kişinin infaz edildiği yönündeki iddialar gibi gündemdeki konularla ilgili Özgür Haber Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.


Yaşanan çatışmalar her geçen gün şiddetleniyor. Son günlerde ise gündemde olan konu da cenazeler. Sur’da, Cizre ve Silopi’de bekletilen, halen defnedilemeyen cenazeler var. Cenazelerin defnedilememesini nasıl görüyorsunuz?
 
‘Cenazelerin defnedilmemesi, cinnetin tavan yaptığı bir haldir’


Son düzenleme ne hukuka ne İslam ahlakı, kültürü ve toplumun kültürü ile izah edilebilir bir durum değil. Çok açık çok net bir şeyden bahsediyoruz, eğer aile cenaze üzerindeki hakkı görevi ifa edemiyorsa bu ciddi bir sorundur.

Neredeyse devlet ‘eğer cenaze defnedilecekse onu da biz yaparız’ demeye getirmeye alışıyor. Böyle bir anlayış olamaz. Bunu ne toplum kabul eder ne de uluslar arası hukuk tarafından onaylanabilecek bir durumdur. Biz açıkça şunu düşünüyoruz, bu hal cinnetin tavan yaptığı kaldırılamaz, taşınamaz noktaya geldiği haldir. Umut edelim ki bu ayıp, bu ateş bu utanç daha fazla yayılmadan, daha fazla büyümeden bir akıl, bir sağduyu ortaya çıksın. Bunun yolu da toplumun duyarlılık göstermesinden ve sürece dahil olmasından geçiyor.


Yasağın olduğu ilçelerde duvarlardaki “Esadullah” imzası ile yapılan yazılamalar dikkat çekti. Bununla ilgili tartışmalar sürerken, son olarak Esadullah’ın Suriye’de İŞİD tarafından kurulduğu özel bir tim olduğu iddia edildi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
‘İnsanlık suçudur’


Türkiye’nin bölgedeki politikası ile içeride uyguladığı ve kendine göre ‘pkk ile mücadele’ dediği uygulama aslında tam birbirini tamamlıyor. Yani nasıl içeride hakları özgürlükleri tanımadan bölgede barışa kuramazsanız bölgede savaşı tetikleyen kirli karanlık ilişkilerle hesaplaşmadıkça Türkiye içinde çözüm sürecini barışı halkın beklentilerine denk adımları atamazsınız. Bunlar birbirinin parçaları ve ne yazık ki Ortadoğu’da kullandıkları kirlettikleri ilişkileri burada bir süre daha devam ettirmek, bunun  belki de misliyle verdikleri desteğin karşılığını onlar eliyle yeniden elde etmeye çalışıyorlar. Ama bu insanlık suçudur. Eninde sonunda eğer inanıyorlarsa öbür tarafta da bunun hesabı sorulacak ama bu dünyada da bu halk bunun hesabını soracak.


Van'da 10 Ocak günü özel harekat timlerince düzenlenen baskında 12 kişinin öldürülmesi olayı ile ilgili HDP’li milletvekilleri tarafından infaz olduğu yönünde açıklamalar oldu. Gerçekten infaz mı yoksa çatışma mı?
 
‘Türkiye’de adil yargılama süreçlerinin bir anlamı kalmadı’


Şaibeli olduğu çok açık ve basit bir değerlendirmeyle bile görülebilecek net bir durumla karşı karşıyayız. 12 kişiyle çatışmanın dakikalarla ifade edilebilecek bir sürede bitmiş olması yada işte ortada silah yok çatışma dediğiniz şeyin muhatabının olması gerekiyor. Artık Türkiye’de adil yargılama soruşturma süreçlerinin bir anlamı ve değeri kalmadı. Bir süredir bunu gözdağı verme, yıldırma, korkutma gibi uyguluyorlar. Galiba Van’da da halkın Sur’da, Cizre’de, Nusaybin’de yaşananlara daha güçlü cevap vereceği ve ciddi tepki vereceği kaygılarına galiba böyle cevap verdiler. Yani bir mesaj vererek, insanları korkutarak tam da bir devlet terörü estirerek, insanların sokağa çıkmasını tepki vermesini engellemeye dönük bir yaklaşım sergilediler. Ama nasıl bir süre önce bu halkı köyler boşaltılırken, kırsalda göç yaptırılırken işlenen vahşetler bugün Türkiye’nin yüzleşmesi ile karşı karşıyaysa bugün bu ayıplarla da eninde yüzleşecek Türkiye.


Cenazelerin otopsi işlemleri ile ilgili tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
 ‘Otopsinin kuralları var’


Bu biz yaptık odluyla izah edilecek bir durum değil. Otopsinin kuralları var. İstedikleri kadar cenaze kaçırmaya, otopsi yerlerini değiştirmeye çalışsınlar ne olursa olsun bu her halükarda halkın görmezden geleceği ve uluslar arası kamuoyunun yok sayacağı bir durum değil.


Başbakan Ahmet Davutoğlu, AKP’nin milletvekili çıkaramadığı Dersim, Şırnak ve Hakkari’ye diğer illerin milletvekillerinden görevlendirdikleri isimleri göndereceklerini açıkladı. Sizce yeterli olur mu?
 
 ‘Faciayı örtmeye yetmez’


Her şeyi atanmışlarla yapmaya çalışma alışkanlığı galiba bir kez daha halkın iradesi karşısında bir kez daha nüksetti yansıdı. Elbette ki burada bütün baskılarına rağmen, 7 Haziran sonrasında estirdikleri pkk'ya rağmen halkın iradesini kıramamış olmaları bunu da parti içinde başka görevlendirmelerle aşacağını sanma eğilimi var. Mesele burada vekillerin olup olmaması değil ki. Mesele vekili olan şehirlerde vekiller ne diyor Ankara’da ne diyorlar, halkın gerçeğini ne kadar dile getiriyor? Bu olmadığı sürece kendini kandırmaktır. Bunu ister halkın iradesini kıracak arayışlarla yani dokunulmazlıkları kaldırma tartışmalarıyla, ister böyle uzaktan kumandalı operasyonlarla, ister güya halkın sorunlarını ilgilenecek isimler görevlendirsinler ama bu gerçeği bu büyük faciayı örtmeye yetmez.

 

Bu haber toplam 658 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler