1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. HDP seçim beyannamesini açıkladı: İnadına!
HDP seçim beyannamesini açıkladı: İnadına!

HDP seçim beyannamesini açıkladı: İnadına!

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşgenel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, dün düzenledikleri basın toplantısı ile hem 1 Kasım’daki milletvekili adaylarını tanıttı hem de partilerinin seçim beyannamesini açıkladı.

A+A-

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Türkiye'nin HDP'ye ihtiyacı var. Bir an HDP'siz bir Türkiye hayal edin. İşte öyle bir Türkiye tehlikeli sulara giden bir gemidir. Bu gemi bu kadar saldırıya rağmen alabora olmuyorsa HDP'nin sayesindedir HDP'yi bu gemiden atmaya çalışanlar şunun farkına varsınlar; HDP bu gemide olmazsa bu gemi batar" dedi. Ardından da HDP’nin merakla beklenen beyannamesi açıklandı.


'İnadına Barış İnadına HDP'


“İnadına barış, inadına HDP sloganı” ile açıklanan beyannamede, 7 Haziran seçimleri sonrasında yaşananlara dair gelişmeler değerlendirildi:


Kürt sorunu yok diyenler savaşı başlattı!


"7 Haziran sonrası, 'demokratik değişim' rüzgârının kendini de silip süpüreceğinden dehşete düşen Erdoğan, ikna edici ve inandırıcı hiçbir gerekçe olmaksızın ülkeyi savaş ve kaos ortamına sürükledi. Onlarca insanın yaşamını yitirmesine neden olan savaşın ve kaosun siyasi sorumlularını başka diyarlarda aramaya gerek yok. Sorumlular, 'Kürt sorunu yok, müzakere yok, masa yok' diyerek çözüm sürecini sona erdirenlerdir. '400 milletvekili olsaydı böyle olmazdı' diyerek ülkeyi yeniden şiddet ortamına sürükleyenlerdir. Halkların demokratik iradesine saygı göstermeyen ve 'Saray Darbesi'yle bu iradeyi ortadan kaldırmak isteyenlerdir. Seçimle işbaşına gelip seçimle gitmek istemeyen despotlardır.


Yaşananların sorumlusu başkanlık hayali kuranlardır


Bugün yaşanan savaşın sorumluları 'başkanlık sistemi' hayali kuranlardır. Halkları birbirine düşman kılarak, toplumsal kutuplaşmayı artırarak, kirli savaş yürüterek imha ve inkâr siyasetini yeniden canlandırma peşinde olanlar, bu savaşın ve savaşta yitirilen onlarca insanın kendilerine iktidarın kapısını açacağını sanıyorlar. Yanılıyorlar; halklar bu savaşın neden çıktığını çok iyi biliyor ve bunun hesabını 1 Kasım seçimlerinde 400 vekil hayali kuranlardan soracaktır."


Kadınlar için kadınlar kaleme aldı


HDP beyannamesinde kadınlar tarafından kaleme alınan kadınlarla ilgili bölümde, kadınların her türlü saldırı ve şiddete karşı "özsavunmasını alacağı" belirtilerek, Kadın Bakanlığı'nın kurulması ve 8 Mart'ın kadınlar için tatil ilan edilmesi gibi vaatlere yer verildi.


Çözüm süreci için Dolmabahçe Mutabakatı


HDP beyannamesinde çözüm sürecine ve barışın yeniden sağlanmasına ilişkin de önemli vurgular yapıldı. "Kalıcı barış ve demokratik çözümde ısrarlıyız" denildi. Çözüm sürecinin kalıcı barış yoluna girmesine ramak kaldığına vurgu yapılan beyannamede, 28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatına da vurgu yapılarak, "28 Şubat'ta kamuoyuna açıklanan 'Dolmabahçe Mutabakatı' ile kısa zaman diliminde Kürt sorununun müzakere yoluyla çözüme ulaşmasını sağlamak ve Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünü açmak mümkün olacaktı" denildi ve devamında şu görüşlere yer verildi:
"Ancak, 7 Haziran'da istediği 400 milletvekilini alamayan Erdoğan, 'Kürt sorunu yok,

Dolmabahçe yok, masa yok' diyerek çözüm sürecine son verdi. Savaşı gerektirecek inandırıcı hiçbir gerekçe olmadığı halde, çeşitli bahanelerle yeniden savaş başlattı. Onlarca genç yaşamını yitirdi, ailelerin ocağına ateş düştü. Şimdi de 400 milletvekilini elde etmek ve 'tek başına iktidar' olmak için savaştan ve kaostan medet umuyor. HDP olarak:


Derhal silahların iki taraflı susturulması, akan kanın durdurulması ve yeniden müzakere masasına dönülmesini istiyoruz.


Yoksul, emekçi çocuklarının kanı üzerinden 'siyasi ikbalini' garantiye almak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. 'Sonuna kadar savaş' diyenlere karşı, 'sonuna kadar barış' diyeceğiz.


Barışçıl yöntemlerle, müzakere yoluyla, özyönetim modeliyle hem Kürt sorununun çözüleceğine, hem de Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünün açılacağına inanıyoruz. Her koşulda silahsız çözüm ve demokratik siyaseti savunmaya devam edeceğiz.


Savaşın zararlarının saptanmasını, savaş yüzünden yerinden edilenlerin geri dönüşünü ve ekonomik açıdan desteklenmesini, tahrip edilen yaşam alanlarının ve mayınlanan tarım arazilerinin iyileştirilmesini, zararların telafisini ve tazminini sağlayacağız"


Bu kez özyönetim beyannameye girdi


"Özyönetim, özerk ve demokratik yerinden yönetim modelidir. Türkiye'nin 'üniter devlet yapısı' ve 'demokratik parlamenter sistem' içerisinde gerçekleşmesi mümkündür. Valilerin ve kaymakamların eliyle uygulanan Ankara sultasına karşı özyönetim, yerel demokrasidir" denilen beyannamede, "Özyönetim gönüllü birliğin güvencesidir. Farklı kimliklere, kültürlere, dillere ve inançlara hem eşit yurttaşlık hukuku içerisinde bir arada yaşama imkânı sunacak, hem de kendi kimlik, inanç veya özgünlüklerine uygun yaşam alanları açacaktır" denildi.


Özyönetimin, "bölünmüş" Türkiye'yi birleştirecek ve herkese farklılıklarıyla bir arada yaşama imkânı sağlayacağı belirtilerek, "Özyönetim demokratik çözümün adresidir" ve "HDP olarak dikta yönetimi değil, özyönetimi savunuyoruz" denildi.


Valiler seçilerek, kaynaklar yerel yönetimlere verilecek


Bunun için Vali dâhil yerel yöneticilerin seçimle işbaşına gelmesi için gerekli yasal, idari ve yapısal düzenlemeler yapılacağı belirtilerek, "Yerel kaynakların kullanımında yerel yönetimlerin yetkileri artırılacak. Yerellerdeki dil, kültür, inanç, hafıza ve ihtiyaç farklılıklarını gözeten çoğulcu politikalar geliştirilecek. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na konulan şerhler kaldırılacak ve ilgili ek maddeler imzalanacak" denildi.


Türkiye'nin tamamına yerel meclisler


Savunulan modele göre, Türkiye'nin tamamını kapsayacak şekilde sosyal, siyasal, kültürel, ekolojik, ekonomik ve coğrafi nitelikler göz önüne alınarak bölgeler belirleneceği ve bölge meclisleri oluşturulacağı ve bölge meclislerinin, Türkiye'nin geneli için özerk ve demokratik yerinden yönetim birimleri olacağı belirtildi.


HDP seçim beyannamesinde, güvenceli bir yaşam için şu hususlara yer verildi. Mevsimlik işçilerin haklarının korunacağı, göçmen işçilerin haklarının iyileştirileceği ve madenlerde ölümlerin durdurulacağı kaydedildi.
 
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Konseyi oluşturulacak
 
Güvence ekonomisi başlığı altında emek sömürüsünün önüne geçecek olan HDP, beyannamesinde "Çalışırken ölmeye, hastalanmaya son verilecek" diyerek, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin olmadığı ülkeler sıralamasında Türkiye'yi Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü yapan kölece çalışma koşullarına son verileceğini, sendikalar ve işçilerin işçi sağlığı ve iş güvenliğinin esas denetleyicisi olmasının mekanizmalarının kurulacağı kaydedildi. Yine, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Konseyi oluşturulacak.
 
İş cinayetlerine neden olan sorumluların cinayetten yargılanmaları sağlanacak olan HDP, kamu emekçiler güvenceli olacak, hak kayıplarını telafi etmek için de istihdam rejimini değiştirecek, sözleşmeli, taşeron ve benzeri farklı statülerdeki güvencesiz çalışmaya son verecek, kamu hizmetlerinin bütününde kadrolu ve güvenceli istihdam politikaları uygulayacak.
 
Çocuk işçiliği önlenecek
 
Çocuk işçiliğin önleyecek önlemlerin yer aldığı beyannamede, "Çocuk işçiliğine izin verilmeyecek, önlemek için gerekli tedbirler alınacak. Genç işsizlikle etkin mücadele edilecek. İşsiz gençlerin sosyal yaşamdan dışlanmalarının önüne geçilecek, Mahallelerde ve semtlerde dayanışma ağları geliştirilecek. Sosyal ve kültürel etkinliklere dâhil edilmeleri için alanlar açılacak" denildi.
 
2 bin TL asgari ücret
 
Asgari ücret ilk etapta 2 bin olacağını kaydeden HDP beyannamesinde, "Hükümet ve işverenlerin temsilci sayısı kadar işçi temsilcilerinden oluşan bir kurul tarafından ve toplu pazarlıkla belirlenecek" denildi.
 
İşsizlikle mücadele bağlamında da güvenceli iş olanağına sahip olamayan emekçiler, işsizlik baskısı altında işlerini koruyabilmek için düşük ücretlerle, kötü çalışma koşullarının değiştirileceği kaydedildi.
 
Kadın emeğine de büyük önem verilen beyannamede, kadın emeğinin açısından cinsiyetçi işbölümü yıkılacağı, toplumsal yaşam kadın, erkek birlikte ve eşit koşullarda yeniden kurulacağı kaydedildi.


Sendikal hak ve özgürlükler için de işçilerin kamu çalışanlarının ve çalışmayla ilişkili olan herkesin grevli ve toplu sözleşmeli sendikal örgütlenme hakları güvence altına alınacağı kaydedildi.


Sosyal haklara da geniş yer veren beyannamede, mevcut sosyal yardım politikası yerine sosyal hak getireceği kaydedildi. Bu kapsamda, bütün yurttaşlar için temel yaşam ihtiyaçlarının devlet tarafından garanti altına alınması bir hak olacak.


HDP beyannamesinde yer alan diğer başlıklar temel olarak şu şekilde:


Engelliler ve bakım ihtiyaç duyanlar desteklenecek


Emeklilerde en düşük ücret asgari ücretle eşitlenerek 2 bin TL olacak. Emekliler için gerçek anlamda intibak yasası çıkarılacak ve ücret eşitsizliği giderilecek.


Eğitim, kamu hizmeti olarak ücretsiz olarak sağlanacak. Okulun ve öğrencilerin temel ihtiyaçları okul bütçesinden karşılanacak, her ne ad altında olursa olsun velilerden asla para talep edilmeyecek.


Sağlık toplumsal bir haktır. HDP, sağlık hizmetinin birey ve toplum üzerinde bir iktidar aracı olarak kullanılmasına, toplum sağlığının kapitalizmin ve iktidarın insafına bırakılmasına karşı çıkar.


HDP, varlığını kültürün, sanatın ve sanatçının özgürlük mücadelesi içinde tanımlar. Devlet eliyle, resmi tarih ve resmi edebiyat üzerinden üretilen "sanata" ve "kültüre" karşı konumlanan muhalif kültüre özel bir değer verir.


Kültür ve sanat alanında Devlet Sanatçılığı Kurumu kaldırılacak. Kültür Bakanlığı bünyesinde Türkiye Sanat Meclisi oluşturulacak.


Ülkemizdeki yaşayan ve kaybolan dillerdeki sanat eserlerinin üretilmesine ve sergilenmesine destek verilecek.
Halkın kolaylıkla ulaşacağı spor merkezleri, sahaları, alanları yaratılacak. Sporu yöneten federasyonlar demokratikleştirilecek ve gerçek anlamda özerkleştirilecek.


Passolig uygulamasına son verilecek.


Zor koşullarda çalışan, okuyan, çalışma yaşamının dışına itilen, ötekileştirilen ama tüm bunlara rağmen yaşamın umudunu büyüten; Gezi'de, Kobâne'de direnen, Rojava'da devrimsel bir sürecin inşasında rol alan, dünyanın dört bir yanında egemenlerin dayattığı politikalara karşı koyan gençlerin mücadelesi ile 'Yeni Yaşam' çağrısı büyüyor. Gençlerin isyanı, yeni siyasi dili, demokratik siyasal kültürü, özgürlükçü tutumu 'Yeni Yaşam' siyasetimizi ülke siyasetinin gerçek alternatifi haline getirecek ve 'Yeni Yaşam'ı örgütleyecek potansiyeli taşıyor.


Tüm gençlerin vize ve pasaport işlemlerinin ücretsiz bir şekilde yapılması sağlanacak.


Evde, okulda ve ailede çocuğa yönelik şiddet yasalarca açıkça yasaklanacak. Çocuk bakım hizmetleri yaygınlaştırılacak.

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler