1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. HDP Kadın Konferansı gerçekleşti
HDP Kadın Konferansı gerçekleşti

HDP Kadın Konferansı gerçekleşti

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 2.Olağan Kongresi’ne giderken, HDP’li kadınlar da 68 ilde, yüzlerce ilçede ve mahallede binlerce kadınla yapılan ön hazırlık toplantıları ve konferanslarla “Artık Yeter, Faşizme Geçit Yok! Eşitlik ve Özgürlük İçin Direnen Kadınlar Kazanacak” başlıklı Kadın Konferansını gerçekleştirdi.

A+A-

HDP Kadın Koordinasyonu tarafından yapılan yazılı açıklamada, 15 Ocak’ta gerçekleşen konferansta; önümüzdeki dönemin mücadele çizgisi, kadın örgütlülüğümüzü büyütme ve eşit temsilimizi güçlendirme konusunda kararlar alındığı belirtildi.
 
HDP tüzüğü gereği, kadın konferansında alınan kararların, oylama yapılmadan karar haline dönüştüğü kaydedilen açıklamada, bu doğrultuda alınan tüm kararların, parti politikası olarak hayata geçirileceği vurgulandı.

 

Açıklamada “Konferansımızda alınan “meclisler biçiminde örgütlenme” kararı önümüzdeki dönem daha yaygın ve güçlü örgütlenebilmemizin yolunu açacak. Konferansımızın parti bütçesinin yüzde 20’sinin kadın meclislerine verilmesi kararı, eşbaşkanlık ve yönetim organlarında eşit temsiliyetten sonra, kadınlar için yeni ve büyük bir kazanımdır. Erkeklere de toplumsal cinsiyet eğitiminin verilmesi konusunda aldığımız karar, cinsiyetçiliğe karşı büyük bir gedik açacaktır.

 

Konferansımız, kadın emeğinin örgütlenmesi, kadına dönük şiddete karşı mücadele, savaşa karşı direnen tüm kadın örgütleriyle ortak bir meclis oluşturma, anayasa çalışmalarının toplumsallaşması ve kadın anayasa komisyonunun kurulması konularında kararlar almıştır” denildi.
 
Konferansta ayrıca Kürt sorununun çözümü ve barışın toplumsallaşması, kalıcı barışın tesis edilmesi için Abdullah Öcalan’ın üzerindeki ağırlaştırılmış tecride bir an önce son verilmesi, barış ve müzakere sürecine geri dönülerek sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması ve müzakerelerin eşit koşullarda sürdürülmesi için mücadele kararı aldığı da belirtilen açıklamada “Konferansımız geçmiş dönemde kadın çalışmalarımızdaki eksikliklerimiz nedeniyle gerekli değerlendirme ve öz eleştirinin ardından, bu değerlendirmelerin ışığında gelecek dönemi güçlü bir şekilde öreceğimizin kararlılığıyla sonuçlanmıştır” denildi.
 
HDP Kadın Konferansı’nın sonuç bildirgesi ise şu şekilde açıklandı:


“HDP’nin ve HDK’nin yeniden yapılanma konferansları dizisine eş yaşam bilincimiz gereği 15 Ocak’ta gerçekleşen Kadın Konferansı ile başladık.

 

^Evde çalışan, dışarıda çalışan, iş bulamayan, çeşitli mesleklerden, değişik yaşlardan, farklı inançlardan, farklı kimliklerden, evli, bekar, çocuklu, çocuksuz, 68 ilden 400 konferans delegesiyle toplanan “Artık Yeter! Faşizme Geçit Yok! Eşitlik ve Özgürlük İçin Direnen Kadınlar Kazanacak” başlıklı konferansımızı; değiştirici, dönüştürücü ve yaratıcı gücümüze güvenerek, faşizme geçit vermeyeceğimizin ve adaletin, eşitliğin, barışın, doğanın, özgürlüğün yaşamını, yani yeni bir yaşamı kuracağımızın sözünü vererek gerçekleştirdik.

 

Konferansımızı; Faşist rejimin giderek pervasızlaşmasına karşın, geleceğimizin ve yeni bir yaşamın kadınların öncülüğünde kurulacağını, Savaş ve şiddetin bütün yok ediciliğine karşın, yaşamın ve barışın kadınlarla inşa edileceğini, Diktatörlük rejimini yerle bir edecek özyönetim modellerinin kadınların öncülüğünde inşa edileceğini,  Doğanın talanına karşılık, doğanın yaşatılmasının kadınların eseri olacağını bilerek, Erkek egemenliğini, devlet - erkek şiddetini, erkek zihniyetini yok edeceğimizin sözünü kendimize ve birbirimize vererek sonuçlandırdık.

 

Konferansımızı, Seve’nin, Fatma’nın, Pakize’nin ve Tayibet ananın, Dilek’in, Yeliz’in, Şirin’in şahsında öz yönetim direnişinde ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitiren kadınlarla birlikte, son bir yılda erkek şiddetine maruz kalarak katledilen 4 bin 500 kadına adıyoruz. Ağır ve zor günlerden geçiyoruz.

 

Cumhuriyet tarihinde en fazla sayıda kadının yer aldığı ve kadın örgütlenmesinin içinden gelen HDP’li kadınların Kadın Meclis Grubu’nu kurduğu 7 Haziran parlamentosunu yok sayıp ülkeyi seçime zorlayan Saray darbesi, sadece bugünümüzü değil, geleceğimizi de tehdit ediyor.

 

13 yıldır iktidarda olan AKP, biz kadınları evin içine hapsetmeye çalışan politikalarıyla, gülmemizden giyinmemize, kaç çocuk doğuracağımızdan nasıl doğuracağımıza, nasıl güleceğimizden nasıl siyaset yapacağımıza kadar tüm yaşamımızı belirlemeye çalışıyor. Neoliberal politikalarıyla yoksulların en yoksulu kadınları daha da yoksullaştırıyor, kadınları güvencesiz işlere ve işsizliğe ediyor.

 

Kadınlar sokak ortalarında erkekler tarafından katlediliyor, katillerin cezalarında indirim yapılıyor. Buna karşılık toplumu kamplaştırarak kadınların da bölünmeye, ortak ezilmişliğimize karşı ortak mücadelemizin önüne setler çekilmeye çalışılıyor.

 

Öte yandan “çocuklar öldürülmesin” sözünün suç sayıldığı, “sarayın suçuna ortak olmayacağız” diyenlerin gözaltına alındığı, çocukların dahi keskin nişancılar tarafından öldürüldüğü, bebeklerin anne karnında katledildiği günleri yaşıyoruz. Sarayın başlattığı savaşta, 63 çocuk, 81 kadın katledildi. Hazırlıkları çok önceden başladığı kanıtlanan ve 7 Haziran’dan sonra yürürlüğe konan savaş, kuşkusuz Ortadoğu’daki savaştan bağımsız değil.

 

Ortadoğu’da yaşanmakta olan 3. dünya savaşı diye nitelenen büyük alt üst oluş, kendi özgürlükçü dinamiklerini de yaratıyor. İnsanlık Ortadoğu’da bütün egemen devletlerin ve bölgesel güçlerin güç mücadelesine de, IŞİD ve benzeri kadın düşmanı, halk düşmanı çetelerin vahşetine de ama aynı zamanda Rojava’da eşitlik ve özgürlük temelinde çoğulcu, demokratik bir geleceğin inşasına ve kadın devrimine de tanıklık ediyor.

 

Ortadoğu için de ortak ve eşit yaşamanın çözüm modeli olan özyönetim, tek adamlığa, tekçiliğe evriltilmek istenen yönetim biçiminin panzehiridir. Tek adamlığın tam tersine söz ve karar hakkını bölgelere, kentlere, mahallelere, sokaklara ve dolayısıyla bireylere kadar taşıyan yönetim biçiminin adıdır.

 

Merkezi siyasetten dışlanan, erkek egemen siyaset içinde yer almak için bin bir engel aşmak zorunda kalan kadınlar için, söz, yetki ve karar süreçlerine katılabilecekleri, kendi özgün meclislerini kurarak iradelerine sahip çıkacakları bir modeldir.

 

Yerel meclisler, sağlık-emek-ekoloji ve eşit özgür yaşam ilkesine göre örgütleneceğinden, özyönetim kadınların ölümüne sahip çıktıkları ve çıkacakları bugünleri ve gelecekleridir.

 

Gelecek tahayyülümüz bugünkü iktidarın tahayyülünden çok farklı. Boyun eğen, biat eden, mezhepçi, tekçi ve kindar bir gelecek isteyen iktidara karşı, eşitlikçi, özgürlükçü, çoğulcu bir toplum tahayyülü uzlaşmaz iki çizgidir.

 

İktidarın, Dolmabahçe mutabakatını ve üç yıl süren demokratik çözüm sürecini yok sayması da bu yüzdendir. Çünkü Sayın Öcalan’ın başlattığı süreç yalnızca silahların susmasını sağlamakla yetinmeyen, radikal demokrasinin yol göstericiliğiyle demokratik bir Cumhuriyeti örme süreciydi.

 

İmralı Heyeti’ne kadınlar adına kadın temsilcinin katılması ve kadın özgürlüğünün müzakere başlıklarından birisi olması bu nedenleydi.

 


Ancak, iktidar çözüm yerine savaşa yöneldi. İktidarın yolu, kıyım ve ölüm yoludur. Bu yola izin vermeyeceğiz.

 

Sayın Öcalan’a uygulanan tecridin kaldırılması, demokratik çözüm masasının yeniden kurulması için mücadele edeceğiz. Çünkü savaş sadece ölümlere, kamplaşmaya, bir arada yaşama iradesinin zayıflamasına yol açmıyor. Aynı zamanda kadına dönük şiddeti, kadın emeğinin sömürülmesini tetikliyor, görünür olmasını engelliyor.

 

Kadınların kendi ezilmişliklerine karşı birlikte mücadele etmelerinin önüne engeller koyuyor. Kadınların öz savunmayı tartıştıkları, öz savunma dinamiklerini yaratmaya çalıştığı ve erkek şiddetine karşı dayanışma ve öz savunma dışında başka bir yol olmadığı gerçekliğiyle yüzleştikleri bir dönemde, erkek şiddetinin görünürlüğü de, ortak mücadele de hayati önem taşıyor.

 

Bütün ağır koşullara rağmen, kendi öz gücümüzün, değiştirici ve dönüştürücü gücümüzün farkındayız. 12 Eylül topyekün bir direniş gösteremediğimiz için 30 yılımızı çaldı. Bu defa izin vermeyeceğiz. AKP faşizmine topyekün direnerek yeni bir yaşam kuracağız.


Bugüne kadar kendi öz gücümüzle kazandığımız her bir kazanımımızı korumak ve daha fazlasını sağlamaya gücümüz var. Konferansımızdan aldığımız güçle ve ortaklaştığımız kararlar doğrultusunda;.

 

Toplumsal yaşamın eşit inşası için katılımcı, çoğulcu, yatay, demokratik yapılarımızı oluşturarak, Ekolojik, demokratik, özgürlükçü ve çoğulcu yeni bir yaşamın önünü açacak yeni bir anayasa için mücadele ederek,
Ekosistemi; havayı, suyu dereleri, denizleri, gölleri, toprağı, ormanları, meraları, tarım alanlarını koruyarak, Ekosistemi korumak için mücadele eden tüm kadınlarla yanyana gelerek,
. Özyönetim direnişlerini sahiplenerek, özyönetim modelinin kadınlar için en uygun model olduğunu bütün kadın gruplarıyla paylaşarak, her alanda özyönetimleri realize etmek için çalışarak, Devlet-erkek şiddeti karşısında öz savunmamızı örgütleyip geliştirerek, Kadına yönelik şiddetle mücadele ederek ve mücadele eden tüm kadınlarla yanyana gelerek, Bedenimiz, emeğimiz, kimliğimiz bizimdir diyen bütün kadınlarla gücümüzü birleştirerek, “Çocuklar ölmesin” diyen akademisyenlerle, doktorlarla, öğretmenlerle, sinemacılarla, tiyatrocularla, edebiyatçılarla, avukatlarla, öğrencilerle, bu amaçla açlık grevi yapan Alevilerle, tüm toplumsal kesimler ve halklarla birleşerek,  Savaşa ve faşizme topyekün direnerek yeni bir yaşam kuracağız”

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler