1. HABERLER

  2. BÖLGE

  3. “Hamile gelinim korkmasın diye komik fıkralar anlatıyordum”
“Hamile gelinim korkmasın diye komik fıkralar anlatıyordum”

“Hamile gelinim korkmasın diye komik fıkralar anlatıyordum”

Cizre’de evinin bahçesinde taranarak öldürülen ve cesedi naylona sarılarak bahçede iki gün bekletilen 54 yaşındaki zihinsel engelli Osman Terkin’in eşi Hiyal Terkin, “Hayat arkadaşım cansız yanımda yatıyordu ben hamile olan gelininin korkmasın diye teskin edip komik fıkralar anlatıyordum” diyerek yaşadıkları trajediyi anlattı.

A+A-

Cizre’de sokağa çıkma yasakları ile başlayan çatışmalar sürüyor.

 

Yasakların 25. gününde Cudi Mahallesi Yokuşlu Sokak’taki evinin bahçesinde vurulan 54 yaşındaki bedensel engelli Osman Terkin’in su içmek isterken vurulduğu öğrenildi. O anlara şehitlik eden Osman Terkin’in eşi ve oğlu, o anları ve yaşadıklarını anlattı.  
 
“Su içerken vuruldu”


Özgür Haber’e konuşan Osman Terkin’in oğlu 30 yaşındaki Hüseyin Terkin, çatışmaların Cudi mahallesinde yoğunlaştığını belirterek, “Öğlen saatlerinde yemek yedikten sonra evimiz bahçeli ve suyumuz da dışarıda su içmeye çıktı babam ve su içerken vuruldu. Hemen içeri geldi, sırtına, koluna iki tane ve her iki bacağından kurşun yemişti. Toplamda 5 kurşun yemişti. Ağır yaralıydı 155, 156 aradık ambulansı aradık ama nafile kimse bize yardım etmedi” dedi.
 
“Kediler, kuşlar, köpekler gelir cenazeyi rahatsız eder diye bekledik”


Babasının 5–10 dakikaya kadar gözlerinin önünde vefat ettiğini anlatan Hüseyin Terkin şunları söyledi:


 “Babamı kokmasın, şişmesin diye naylona sardık üzerine battaniye koyup soğuk olan dışarıya bıraktık. İki gün boyunca sabahlara kadar uyumadık, başında bekledik, kediler, kuşlar, köpekler gelir cenazeyi rahatsız eder diye bekledik.

 

Beklemekten başka yapacağımız bir şey yoktu. Ağlamaktan başka bir şey gelmiyordu elimden içim boşalana kadar ağladım. Dehşet içerisindeydik. O cenazeyle iki gün geçiriyorsun ve bu baban nasıl bir psikolojin olur ki yüzde 90 psikolojin bozulacak. Bütün bir hayatım gözümün önünde film şeridi gibi geçti herhalde dedik ki bizde öleceğiz. Allah iyi etsin, başka aileler ocaklar sönmesin. 
 
“Babamı taşımak için demirden sedye yaptım”


İki gün boyunca aradık ve ambulans gelmedi. İki günün sonunda babamı taşımak için demirden sedye yaptım ve sırtıma bağladım ailem ile Nusaybin caddesine kadar götürdüm. Orada ambulans geldi.

 

Sonra Cizre Devlet Hastanesi’ne ardından Şırnak’a götürdük. Şırnak’ta savcı bey muayene etti. Sonra morga koyduk. Savcı bey, cenazenin üç gün kalacağını söyledi. ‘Üç günün sonunda gelip almazsanız cenazeyi biz gömeriz’ dedi. Günümüz geçti Şırnak’tan Devlet Hastanesi morgundan alarak Şırnak Belediyesi’ne getirdik.
Durum budur.
 
“Akli dengesi yerinde olmasa da babamızdı”


Perişan haldeyiz, hala da perişanız. Ne hissettiğimi bile bilmiyorum. Babam gittikten sonra gerçekten kendimi çok büyük bir boşlukta, bir yalnızlık hissettim.

 

Biz zaten oldukça mağduruz, bir dayanağımız vardı akli dengesi yerinde olmasa da babamızdı. Perişan durumdayız. 5 çocuğum var. Bunlardan ikisi özürlü onlarında hamile eşimin de psikolojileri bozuldu. İdil’de bir köyde bir eve sığındık aylardır evimize tek kuruş girmiyor. Ne yapacağımı şaşırdım”
 
Eşi Hiyal olay gününü unutamıyor


Eşinin çok sağlıklı olduğunu ve bundan 24 yıl önce İdil yolunda yaptığı trafik kazası yüzünden yaralandığını, beyindeki bazı damarların tıkalı olmasından kaynaklı zihinsel engelli olduğunu kaydeden Hiyal Terkin ise, olay gününü unutamıyor.
 
 “O bana bende ona doğru koştum”


 “Biz evdeydik ve neşemiz az olsa da öğle yemeği yedik. Evde elektrik olmadığından suyumuz içeri gelmiyordu. Eşim su içmek için bahçeye gitti su içerken onu taradılar” diyen Hiyal Terkin, yaralı yaralı eşinin kendisine kendisinin de yaralı eşine doğru koştuğunu söylüyor:


 “Tarandığı andan itibaren o bana doğru bende ona doğru koştum. Kapının önünde onu yakaladım.

 

Oğlum ile birlikte onu içeri taşıdık. Aldık onu içeri, yaralarına baktım kan akan yerlere başörtüm ile tampon yaptım ama çok fazla geçmedi ki eşim kendinden geçti ve yaşamını yitirdi. İki gün bahçede kurt, köpek, kedi, kuş gelmesin diye cenazesinin başında bekledik. Gelinim de hamileydi bu korku onda etki yapmasın diye onu uzak tuttum. Saatlerce komik fıkralar anlattım.

 

Hayat arkadaşım cansız yanımda yatıyordu ben hamile olan gelininin korkmasın diye, çocuğunu düşürmesin diye teskin edip komik fıkralar anlatıyordum. Daha sonra çocuğum Hüseyin ile bir sedye yaptık. Demirden bir sedyeydi ve babasını Nusaybin caddesine kadar taşıdı. Burada gelen ambulans ile eşimi morga gönderdik.
 
 “Bu gariban, zararsız, engelli adamdan ne istediniz”


Eşim şimdiye kadar bize haram yedirmedi ve bizim kimseye zararımız yoktu. Allah’a şükürler olsun benim eşim hiç haram lokma yemedi ve bize haram lokma yedirmedi. Hatta haram olur diye bütün komşu ve akrabaların baskısına rağmen eşimin özürlü maaşını bile yaptırmadım. Bende o da Allah bize ne verdiyse şükür ederiz yeter başkasına muhtaç olmayalım düşüncesindeydik ve öyle de oldu.

 

Allah hain ve zalimlerin evini yıksın. Allah o ateş edenlerin evine ateş düşürsün. Bu gariban, zararsız, engelli adamdan ne istediniz. Bu içerken yılan bile sokmaz ama siz onu su içerken vurup öldürdünüz şimdi bunun hesabını nasıl vereceksiniz. İki tarafta da sizden davacıyım. Elim iki yakanızda olacak. Emin olun sizin için sonsuz cehennem olacaktır, bu Allah’ın vaadidir. Haksız yere kıydığınız bu canın hesabını vereceksiniz. Bu fitne ve fesadı yapanı Allah affetmesin”
 
“Bebek titizliğinde her gün bakımını yapardım”
35-40 yıla yakın evli olduklarını ve eşinin kendisini kendisinin de eşinin çok sevdiğini belirten Hiyal Terkin, “Ben ondan razıydım, o benden razıydı.

 

Engelli olabilirdi ama evimizin direğiydi. Birbirimizi çok seviyorduk ve kaza geçirip sakatlanmasının ardından bile onu bir tek gün yalnız bırakmadım. Bebek titizliğinde her gün bakımını yapardım. Benim Hasan’dan 7 çocuğum var. 6 erkek bir kız çocuğum var. Kızım babasını çok severdi ve onunda haberi yok babasının öldüğünden duyarsa dünyaları yıkılacak. Bütün herkes eşim için ağladı.

 

Eşim engelli olabilir ama çok seviliyordu çünkü çok zararsızdı. Ben bir bebek itinasıyla ona bakıyordum. Saçlarını tarar, el ve ayak tırnaklarını keserdim. Temizlik bakımını yapardım. Eşimi 24-25 yıldır ben taşıyorum. Ben ölene kadar bunu unutmayacağım. Ben ölene kadar davacıyım. Eşimin savunucusu olacağım” dedi.
 
“Rezil durumdayız, Allah aşkına artık durun”


Fakirlik ve rezillik içinde yıllar geçirdiklerini kaydeden Hiyal Terkin, “Zar zor başımızı sokacak bir ev satın aldık. Oğlum yevmiye ile çalışıyor ve ara sıra getirdiği birkaç kuruş ile geçimimizi sağlıyorduk.

 

Yine de mutluyduk bu olaylar olduğundan beri evimize tek kuruş girmedi açlık perişanlık bir yana, bu ölümler bir yana ne yapacağımızı şaşırdık. Şimdi bir yakınımızın yanına bu kadar nüfus sığındık ve rezil durumdayız, Allah aşkına artık durun, birbirinizi ve bizi öldürmekten vazgeçin” diye konuştu.

Bu haber toplam 2342 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler