1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. “Halkta gelecek kaygısı oluştu!”
“Halkta gelecek kaygısı oluştu!”

“Halkta gelecek kaygısı oluştu!”

Psikologlar ve Araştırmacılar, yaşanan şiddet sarmalını değerlendirdi;

A+A-

Suruç’taki katliamın ardından bölgede başlayan operasyonlar ve saldırılar toplumda 90’lı yıllara yeniden dönme kaygısına yol açarken, psikolog ve araştırmacılar, toplumun içerisinde bulunduğu durumu değerlendirdi.

 

Psikolog Şiyar Güldiken ve Araştırmacı-Yazar Özkan Yaman, bölgede yaşanan çatışmaların halkta kaygı ve gelecekle ilgili güvensizlik meydana getirdiğine dikkat çektiler
 
 
“Toplumda tedirginlik ve kaygı düzeyi yüksek”


Psikolog Şiyar Güldiken, toplumda sürekli tedirginlik halinin ve kaygı düzeyinin çok yüksek bir durumda olduğunu ifade ederek, “İnsanlar, hayatın normalleşme belirtilerinin en önemlisi olan gelecek planlaması yapamamaktalar. Bir diğer durum ise yapılan savaş çığırtkanlığı sonucunda, insanlarda nefret duygusu oluşmaya başladı. Ve bunun bir birini düşman görme boyutuna evirilmeye doğru gittiğini görüyoruz. Bu nefret duygusu insani değerlerden uzaklaşmayı beraberinde getirmektedir. Empati duygusunun kaybolmaya doğru gittiğini belirtmek gerekiyor” dedi.
 
 “Çatışmalar toplumda olumsuz etki bırakıyor”


Araştırmacı-Yazar Özkan Yaman ise, Çatışmaların bölge insanı üzerinde bir takım olumsuz etkiler doğurduğunu belirterek, “Çatışmalar sadece bölge insanında değil, doğu ve batıdaki tüm toplumlar üzerinde birçok olumsuz etkiler bırakmaktadır. Belki henüz tam travma halinden söz etmiyoruz. Ancak müthiş bir kaygı, gelecekle ilgili güvensizlik, sürekli her an tehlike ile yüz yüze gelme hali içerisindeki bir hayat, zor bir hayattır.

Bölgede bir sorun var ve bu sorun çözülmek isteniyorsa olayın mutlaka psikolojik olarak ta irdelenmesi gerekmektedir” diye konuştu


 
Son haftalarda aralıksız bir şekilde devam eden çatışmalar, iki ateş arasında kalan bölge halkını mağdur etmeye devam ederken, psikolojik ve maddi açıdan da çeşitli travmalar meydana getiriyor. Psikologlar ve araştırmacılar, çatışma sarmalında halkın ruh halini Yenigün Gazetesi’ne değerlendirirken, yaşanan çatışmaların halkta kaygı ve gelecekle ilgili güvensizlik meydana getirdiğine dikkat çektiler.


“Toplumda tedirginlik ve kaygı düzeyi yüksek”


Psikolog Şiyar Güldiken, Toplumda sürekli tedirginlik halinin ve kaygı düzeyinin çok yüksek bir durumda olduğunu ifade ederek, “İnsanlar, hayatın normalleşme belirtilerinin en önemlisi olan gelecek planlaması yapamamaktalar. Bir diğer durum ise yapılan savaş çığırtkanlığı sonucunda, insanlarda nefret duygusu oluşmaya başladı. Ve bunun bir birini düşman görme boyutuna evirilmeye doğru gittiğini görüyoruz. Bu nefret duygusu insani değerlerden uzaklaşmayı beraberinde getirmektedir. Empati duygusunun kaybolmaya doğru gittiğini belirtmek gerekiyor” dedi.


“İnsanlarda belirsizlik ve gelecek kaygısı oluştu”
 
Son dönemlerde yeniden girilen çatışma süreci ile birlikte vatandaşta ne olacağı yönünde bir endişe ve kaygı oluştu… Bunu açar mısınız?


“Suruç katliamı ve akabinde Ceylanpınar’da iki polisin katledilmesiyle birlikte iki buçuk yıldır süren çatışmasızlık durumunun bitmesi ve karşılıklı çatışmaların tekrar başlaması ne yazık ki ülkemizin üzerine adeta bir karabasan gibi çöktü. Bu durum, insanlarda yeniden “90’lı yıllara geri mi dönüyoruz” duygusunun oluşmasına neden oldu. Yaklaşık iki buçuk yıl süren çatışmasızlık durumu, temel güven duygusunun yeniden gelişmesine vesile olmuştu. Ancak çatışma, köy boşaltmalar, gözaltı ve sınır ötesi operasyonlar, orman yakmalar ve ölüm haberlerinin yeniden başlaması, oluşan olumlu havanın ve en önemlisi temel güven duygusunun zedelenmesine neden oldu. İnsanlarda bir belirsizlik ve gelecek kaygısı oluştu”


 “Ruhsal travma yaşıyorlar”
 
Bu anlamda toplumun ruh sağlığını analiz edersek ortaya nasıl bir resim çıkıyor?


“Toplumda sürekli tedirginlik halinin ve kaygı düzeyinin çok yüksek bir durumda olduğunu söylemek gerekiyor. İnsanlar, hayatın normalleşme belirtilerinin en önemlisi olan gelecek planlaması yapamamaktalar.

 

Bir diğer durum ise yapılan savaş çığırtkanlığı sonucunda, insanlarda nefret duygusu oluşmaya başladı. Ve bunun bir birini düşman görme boyutuna evirilmeye doğru gittiğini görüyoruz. Bu nefret duygusu insani değerlerden uzaklaşmayı beraberinde getirmektedir. Empati duygusunun kaybolmaya doğru gittiğini belirtmek gerekiyor. Bu duygu kendisi dışındakileri anlamaya ve tahammül etmeye yarayan bir duygudur.

 

Ancak bu duygunun kaybolması, yitirilmesiyle birlikte bir birine tahammülsüzlüğün geliştiğini ve bu durumun kişinin ailesine, çocuklarına, eşine kadar yansıdığını görüyoruz. Toplum içindeki farklılık ve renkleri ifade eden halkların bir arada yaşama duygusu ve davranışının zedelenmeye başladığını söyleyebiliriz. Yaşanan çatışmalı ortamın insanların duygu ve davranışlarını olumsuzluğa doğru sürüklemesi kaçınılmaz bir durum maalesef.

 

 Çatışmalı ortamın yaratığı zihinsel iğfale uğrayan bireyler, eylemden çok niyet okumaya dayanan anlamlandırmayı önemseme yolunu seçerler. Bu durum onlarda, karşıt olarak tanımlananı anlamak yerine ötekileştirmeyi daha doğru bir eylem olarak benimsemeye yönlendirir.

 

Böylece ideolojik argümanlarına kısa yoldan taraftar bulma imkânı elde edeceklerini düşünürler. Sadece şiddete maruz kalanlar değil şiddet görüntülerini izleyen, bu tür haberleri duyanlar da olumsuz etkilenmektedir. İnsanlar kendilerine ait hissettikleri, sahip oldukları her şeye yönelik beklenmedik, ani, şiddetli, korkutan etkenlerin ortaya çıkmasıyla birlikte ruhsal travma yaşamaktadırlar. Savaş da bu etkenlerinden biridir. Zira kişinin sahip oldukları açık bir şekilde tehdit altındadır. Bu etkilenme boyutu bütün toplumu etkilemektedir”


 “Halk çatışmalı ortamdan ektilendi”
 
Çatışmalı süreçten etkilenip size ya da psikiyatriye giden vatandaş var mı ve kaç kişi ve nedenleri?


“Bize, psikiyatriye başvurular oluyor tabi ki. Başvuru yapanların uykuya dalmada güçlük, güvensizlik, sürekli tetikte olma, tedirgin olma halleri gibi şikâyetleri ve ifadeleri, bu çatışmalı ortamdan etkilendiklerini açıkça gösteriyor”
Yaman: Halk kaygılı ve geleceğe güvenle bakamıyor
 
Sayın Yaman, bildiğiniz gibi yaklaşık bir aydır Devlet ve PKK arasında aralıksız bir şekilde devam eden çatışmalar var. Bu çatışmalı ortamda en çok halk etkileniyor. Bunu değerlendirebilir misiniz?


“Çatışmalar sadece bölge insanında değil, doğu ve batıdaki tüm toplumlar üzerinde birçok olumsuz etkiler bırakmaktadır. Belki henüz tam travma halinden söz etmiyoruz. Ancak müthiş bir kaygı, gelecekle ilgili güvensizlik, sürekli her an tehlike ile yüz yüze gelme hali içerisindeki bir hayat, zor bir hayattır.

 

Bölgede bir sorun var ve bu sorun çözülmek isteniyorsa olayın mutlaka psikolojik olarak ta irdelenmesi gerekmektedir. Yani bir yerde sorunu çözmeye kalkarken o bölge halkının psikolojisini bozuyorsanız, bu yöntem çokta isabetli değildir. Mevcut çatışmalar olumsuz olarak bölge insanın psikolojini etkilemektedir.”


 “Her yaş gurubuna etkisi farklı”
 
Çatışmalarla birlikte Bölge insanının da nasıl bir durum var?
“Halkta ‘Acaba bundan önceki hayatımız bundan sonra daha zor mu olacak,  bu çatışmalar hiç bitmeyecek mi, insan kayıpları ya da maddi kayıplar hep artarak devam mı edecek’ gibi kaygılar mevcut. Bir takım umutsuzluklar ve karamsarlıklar artarak devam edecek. Bu umutsuzluk ve karamsarlıkların her yaş gurubuna etkisi farklı olacaktır.

 

Çocuklar için ve daha zayıf olan kadınlar için bu durum çok büyük bir facia demektir. Toplumda özellikle dar gelirli guruplarda, yaşanan olaylardan dolayı gerçekten müthiş bir ümitsizlik ve karamsarlık kaygısı oluştuğunu söyleyebiliriz”
 
Çatışmalarla birlikte bilgi kirliliği ortaya çıktı? Bu haberler nasıl bir etki yaratır?


“Yalan haberler o yalanı yayan kişiler için kötü sonuçlar getirecektir. Yarın o yalan haberleri yayan kimselerin yalanları ortaya çıktığında, toplum artık onların doğrularına da inanmaz hale gelecektir.

 

Yalan, sadece İslam’ın yasakladığı olumsuz bir davranış değil, aynı zamanda tüm toplumların da reddettiği ahlaki bir bozukluktur. Yalan haberin yayılması bir süre sonra o haberi yayan kişiyi vuracaktır. Çünkü artık onların doğruları da yalan zannedilecek. Bu anlamda yalan haberleri yayanlar kendilerine kötülük yapmaktadırlar.”


 “90’lı yıllara dönme ihtimali”
 
Çatışmalarla birlikte bölgede halkta 90’lı yıllara geri mi dönülüyor kanaati uyandırıldı? Bunu değerlendirir misiniz?
“Tabi ki bu ihtimal var.  

 

Düşünün ki sürekli birbirlerini tahrik eden, devletin kaybı ya da karşı tarafın her kaybında daha fazla tahrik olan, daha fazla intikam hisleriyle hareket eden, kitleleri daha fazla manipüle eden ve yönlendiren taraflar mutlaka kitleler üzerinde ümitsizlikle beraber ‘O geçmişteki yıkıcı zamana, ortama geri mi dönüyoruz’ algısını güçlendirecektir.

 

Zaten şu anda toplumda bu algı gelişmiştir. Yani bu çatışmalar devam ederse jitemli dönemlere tekrar geri dönüleceği kanaati oluşacaktır. Fakat dileriz ki öyle olmaz. Dileriz ki tekrar o kanunsuz, hukuksuz, acı ve gerçekten dehşet verici olan o yıllar tekrar yaşanmaz”

HABERE YORUM KAT