1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. 'Halepçe'yi unutmayacağız ,unutturmayacağız'
'Halepçe'yi unutmayacağız ,unutturmayacağız'

'Halepçe'yi unutmayacağız ,unutturmayacağız'

27 yıl önce bu gün, 16 Mart 1988 tarihinde Kürtlere karşı tarihin tanık olduğu en ağır ve en utanç verici suçlarından bir işlendi.

A+A-
Irkçı Baas Rejimi güçlerince Güney Kürdistan'ın Halep'çe şehrinde kimyasal silahlarla soykırım suçu işlendi. 
 
Tarih 2014-15'i gösterdiğinde İnsanlık Düşmanı İŞİD yine Güney Kürdistan ve Rojava'da  Kürt Halkına yönelik kadın ,çocuk , yaşlı , genç demeden Soykırım Suçu işlemiş ve hala işlemeye devam etmektedir.  
 
Kürtlere karşı insanlık suçu işlenirken , Kürtler 21. Yüzyılda Daiş adlı insanlık değeri düşmanlarına karşı kadını genci, yaşlısı demeden destansı bir direnişle İnsanlık onurunu korumuş ve korumaya devam etmektedir.
 
Daha önce “Enfal Harekâtı” adıyla başlatılan;  Kürtlere karşı işkence, idam, köylerin yıkılarak boşaltılması ile devam eden harekât 1988 yılında iğrenç bir musibetle, soykırımla zirveye ulaştı. Umudun ve özgürlüğün habercisi olan Newroz'a günler kala Halepçe semalarında ölüm bulutları çökmüştü. Güneşli bir bahar sabahı kimyasal silahlarla çoğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan tümüyle sivil, beş binden fazla insan katledildi, yedi binden fazla insan kalıcı şekilde sakat kaldı. Enfal Harekâtı süresince, 1986-1989 yılları arasında 150.000.den fazla Kürt'ün katledildiği bilinmektedir. 
 
Halepçe'de Kürtlere karşı kimyasal silahlarla gerçekleştirilen ,yine Daiş'in ezidi Kürtlerin yaşadığı Şengal ve Kobane başta olmak üzere bir bütün Kürt  halkına yönelik gerçekleştirilen eylemler   soykırım suçunun tüm unsurlarını oluşturmaktadır. 1948 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşmenin 2. Maddesine göre; “..ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla gruba mensup olanların öldürülmesi, grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi, grubun bütünüyle  veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasten değiştirilmesi…”  gibi eylemler soykırım suçunu oluşturmaktadır.
 
Bu sözleşme hükümleri aynı zamanda soykırım suçunun faillerinin bir uluslararası ceza mahkemesinde yargılanmasını da öngörmüştür. 
 
Kimyasal silahların kullanılması daha 1925 yılında, Cenevre Antlaşmasıyla yasaklanmış, daha sonra bir dizi başka sözleşme ile kimyasal silahların kullanılması savaş suçu olarak düzenlenmiştir. Öte yandan İnsani hukukun çerçevesini oluşturan Dört Cenevre Sözleşmesinin ortak 3. Maddesi de; niteliği ne olursa olsun her türlü savaş ve çatışmada sivillerin ve sivil yerleşim birimlerinin askeri hedef olamayacağını düzenlemiştir. Kürt toplumu uluslararası hukukun en ağır suçlar olarak düzenlediği savaş suçu, soykırım suçu ve insanlığa karşı suçların tümüne maruz kalmıştır. 
 
Uluslararası toplum, Kürt halkına karşı Halepçe'de , işlenen soykırım suçuna karşı sessiz kalmış, kendi temel belgelerinden ve hukukundan kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirmemiştir. Hatta Saddam Rejimi, kimyasal silahları batılı ülkelerden Almanya'dan sağlanmış, BM Güvenlik Konseyi üyesi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yapımı Mig-23 uçaklarından, kimyasal gazlarla ölüm yağdırılmıştı.  
 
 Birleşmiş Milletler Ruanda'da, eski Yugoslavya'da ve başka Dünyanın başka bazı ülkelerinde işlenen soykırım suçunu soruşturmak amacıyla Geçici Uluslar Arası Ceza Mahkemeleri kurmuş, soykırım suçunun bazı failleri yargılanarak cezalandırılmış, ancak Kürtlere karşı işlenen aynı suçla ilgili bir soruşturma yapılmamıştır. 
 
Halepçe aynı zaman uluslararası toplum için de bir utanç sayfasıdır. Ne yazık ki, Halepçe Soykırımından sorumlu Devrik Irak Diktatörü Saddam Hüseyin ve “Kimyasal Ali” lakaplı Hasan Ali El Mecid El Tıkriti de, Halepçe Jenosidinden yargılanamamış ve cezalandırılmamıştır.
 
Bütün insanlık tarafından lanetlenmesi gereken Halepçe , Şengal ve Kobane  Soykırımını unutmayacağız, Unutturmayacağız.
 
Bu gün geç de olsa dünyada bazı ülkelerin parlamentoları (İsveç, Norveç ve İngiltere ) Halep'çe Soykırımını “Jenosit” olarak tanıma kararı almıştır. Diyarbakır Barosu, Halep'çe Jenosidinin tanınması için, Dünyadaki diğer Parlamentolara ve özellikle de Türkiye'deki siyasi partilere, Hükümete ve Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) çağrıda bulunmaktadır.
 
 
(Diyarinsesi.org MY)
 

HABERE YORUM KAT