1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. 'Haksızlığa karşı hakkı düstur edelim'
'Haksızlığa karşı hakkı düstur edelim'

'Haksızlığa karşı hakkı düstur edelim'

Bölgede yaşanan çatışmalara dikkat çeken Alevi Dedesi Ali Soysüren, İslam adına mücadele eden âlimlerin ve toplumsal kuruluşların haksızlığın karşısında hakkı düstur edinmeleri gerektiğine işaret ederek, "Hakikatin yeniden hakim olması için Yezit anlayışın değil, Hüseyni anlayışının hakim olması gerekir" dedi.

A+A-

Sur'daki ablukadan dolayı aylardır kiliselerine gidemediklerini dile getiren Diyarbakır Protestan Kilisesi Ruhani Önderi Ahmet Güvener ise, "Müslümanım" diyenlerin, ötekileştirilenlerin yanında olması gerektiğini vurgu yaptı.
 
Öcalan tarafından Rojava halklarına dönük çetecilerin artan saldırılarına karşı gerçek İslamiyet'in özünün açığa çıkartılması amacıyla önerilen ve ilki 10 Mayıs 2014'te Diyarbakır'da gerçekleştirilen Demokratik İslam Kongresi'nin (DİK) 2. Genel Kurulu, İstanbul'da 2'nci gününde devam ederken, kurulan katılan Alevi Dedesi Ali Soysüren, Dünya Ehli-Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun ve Diyarbakır Protestan Kilisesi Ruhani Önderi Ahmet Güvener ve Ortadoğu'da İslam'ın nasıl kullanıldığına dikkat çekti.
 
'Yeniden bir uyanış olmalı' 


İslam adına insan ve insanlığı yok eden devlete karşı inançlı bir duruş sergilenmesi gerektiğine vurgu yapan Ali Soysüren, İslam dininin savaşla bağdaştırılarak içinin boşaltılmaya çalışıldığını söyledi. Soysüren, "Zira İslam kelime olarak sevgiyi, saygıyı ve mutluluğu getiren din olarak bilinir. Lakin bugün İslamiyet'in pratiğini döktüklerini söyleyenlerin, yaptıklarıysa tamimiyle eziyet tamimiyle zulümdür. Dolayısıyla burada yeniden bir uyanışın söz konusu olması gerekiyor" dedi.
 
'İslam kisvesi altına insanlık yok ediliyor' 


İslam adına mücadele eden âlimlerin ve toplumsal kuruluşların haksızlığın karşısında hakkı düstur edinmeleri gerektiğini ifade eden Soysüren, bölgede yaşanan katliamlara da dikkat çekerek, "İslam adına mücadele edenler katliamları yapanların İslamiyet'le bir bağı olmadığını söyleyecek mekanizmaları kurmasına ihtiyacımız var. Hakikatin yeniden hakim olması için Yezit anlayışın değil, Hüseyni anlayışının hakim olması gerekir. Biz Aleviler için bunun önemi şudur. Biz Aleviler hakikate ve gerçeğe inanıyoruz. Gerçeklik üzerinde ya Hak ya Muhammed ya Ali diyenlerle, ya Hızır diyenlerle ortaklaşa hareket etmeye, onların mücadelesine omuz vermeye kendi mücadelemizde de onlardan destek görmeye ihtiyaç sahibiyiz" ifadesinde bulundu.
 
'İslam adı altında vahşet'


Dünya Ehli-Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun, İslam Kongresi'nin tüm inanç temsilcilerini buluşturduğuna dikkat çekti. 21'inci yüzyılda İslam adı altında vahşet saçıldığını dile getiren Altun, "İnsanın mensubu olduğu bir dinin pkk ile anılması, kadın düşmanı, ilim düşmanı, hak hukuk düşmanı, evrensel insan hakları düşmanı öte yandan adalet düşmanı, diktatörlerin, zalimlerin hegemonyasında olan bir din durumunda olması bizi çok üzmektedir" dedi.
 
'Mevlana'nın kardeşliğini yaşamalıyız'


Altun, İslam dünyasının ve inançların ortak değerlerde buluşması gerektiğine vurgu yaparak, "Aynı çatı altında aynı değerleri konuşmak, kucaklaşmak insanlığın kurtuluşu için ihtiyaçtır. Kültürlerinden, dillerinden, kimliklerinden dolayı katledilen tüm mazlumların kurtuluşa ihtiyacı vardır. Bu nedenle adalete, peygambere inanan herkese görev düşmektedir" diye konuştu. Kürdistan'da süren devlet terörüne de değinen Altun, "Bölgede yaşananlar yüreğimizi dağlıyor. Bin yıl önce Mevlana'nın yaydığı kardeşliği yaşamalıyız. İnsanlar nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşamalıdır" diye belirtti.
 
'Aylardır kilisemize giremiyoruz'


Diyarbakır Protestan Kilisesi Ruhani Önderi Ahmet Güvener ise, Diyarbakır Sur'da yaşanan saldırıları hatırlatarak, devletin saldırılarına bir an önce son vermesini istedi. Güvener, "Diyarbakır'da, yaşananlara vicdanı olan hiç kimse normal bakmamalı. Biz aylardır kilisemize giremiyoruz. Barış süreci kaldığı yerden sürdürülmeli. Bu yüzden Demokratik İslam Kongresi'nin çok büyük bir önemi vardır. Artık Müslümanlar, öteki kılınan şahısların yanında olsun" dedi.
 
'Kongre sessiz kalmamak için çok büyük bir adımdır' 


Faklı inanç toplumlarının birlikte yaşamasının önemine dikkat çeken Güvener, "Êzidîler 50 yıl önce bu coğrafyayı terk etmemiş olsaydı, Ermeni soykırımı bundan 100 yıl önce olmasaydı, Süryaniler gitmemiş olsaydı, bu savaşları görme ihtimalimiz olmazdı. Êzidîler katliama maruz kaldı, biz sessiz kaldık. Demokratik İslam Kongresi katliamlara sessiz kalmamak için çok büyük bir adımdır, umarım bunun devamı gelir" diye konuştu.
 
“Gazze'ye nasıl üzülüyorsak, Sur'a da aynı şekilde üzülebilmeliyiz”


Akademisyen Fatmanur Bostan Ünal, İslam dünyasının uzun süre farklı inanç ve etnik kimliğe sahip insanlardan oluşan kozmopolit bir kimliği sürdürdüğünü söyleyerek, din temelinde eşitlikten bahsetti. Ancak daha soran modernleşmenin etkisinde kalan İslam'ın büyük katliamlara imza attığını söyleyen Ünal, "Bugün Gazze'ye nasıl üzülüyorsak, Sur'a da aynı şekilde üzülebilmeliyiz. İşte bu dinler arasında bütün coğrafyayı kuşatan birliğimizin resmi olacaktır" dedi.
 
'Asıl sorun tahakkümcü hastalıkların İslamcılık olarak adlandırılması'


Akademisyen İbrahim Yenigün ise, Kur'an'ın ahlaki mesajının doğru anlaşıldığı takdirde Müslümanların barışın elçileri olma durumunun tezahür edeceğini ve İslam'ın adaletin ve özgürlüğün temeli haline geleceğini söyledi. Temel sorunun İslam ya da İslamcılık olmadığını söyleyen Yenigün, "Asıl sorun tahakkümcü hastalıkların İslamcılık olarak adlandırılmasındadır" dedi. İslam'ın neoliberal bir modelle dünya ekonomi politiğine yedeklendiğine dikkat çeken Yenigün, özüne dönüldüğü takdirde özgür, barışçıl ve adil bir yöne doğru yol alınabileceğini kaydetti.
 
'Kürtlere sahip çıkma sırası sizde' 


Son olarak söz alan HDP Siirt Milletvekili Prof. Dr. Kadri Yıldırım, salonda bulunan melelere ve inanç temsilcilerine, "Yıllarca Kürtler size sahip çıktı, yemedi yedirdi, içmedi içirdi, giymedi giydirdi. 'Ey Kürtler şimdi de biz size sahip çıkacağız' deme sırası sizde" diye seslenerek, Kürdistan direnişine ses vermelerini istedi. "Seyitlerimizin, Seydalarımızın Şeyh Saitlerin, Seyit Rızaların izinde olması gerekiyor" diyen Yıldırım, Kürt İslam düşünürü Saidî Kurdî'nin, "Birbirinizi inkar etmek için yaratılmadınız" şeklindeki sözlerini hatırlatarak, İslamiyet'in çok dilliğin ve çok renkliliğin dini olduğunu söyledi.
 
Hz. Muhammed de saldırılara hendeklerle cevap verdi


Medine Sözleşmesi'nden bölümler aktaran Yıldırım, Hendek Savaşı'nı hatırlatarak, "Hendekler bugünün savunma yöntemleri değildir" dedi. Hz. Muhammed'in Medine'ye yönelik tüm saldırılara savunma ile cevap verdiğini söyleyen Yıldırım, "Medine'ye kim saldırırsa saldırsın bunun savunmasını esas alıyordu. Hz. Muhammed kabilelerin Medine'ye saldıracağını öğrendiğinde Selman Farisi'nin 'hendekler kazalım' görüşünü kabul etti. Kazılma amacı savunma amaçlıydı, saldırı amaçlı değil. Yani Medine Sözleşmesi'nden günümüze de hitap eden bir yöntem" dedi.
 
DİK: Medine Sözleşmesi'ni hayata geçirmeli


Anadilde kendini savunma hakkına da değinen Yıldırım, anadilde savunma hakkının da ilk kez Hz. Muhammed'in peygamberliği döneminde Yahudi Zeyd Bin Sabid'in tercümanlığı aracılığıyla yapıldığını da söyledi. Yıldırım, sözlerini sonlandırırken, kongrenin ilk hedeflerinden birinin Medine Sözleşmesi'ni hayata geçirmek olması gerektiğini söyledi. 
DİK 2. Genel Kurul Toplantısı, tartışmaların ardından sona erdi. Toplantının yarın devam edecek üçüncü ve son bölümü basına kapalı olarak gerçekleştirilecek.

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler