1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Güle güle, sadece şut atmayı öğretmeyen adam
Güle güle, sadece şut atmayı öğretmeyen adam

Güle güle, sadece şut atmayı öğretmeyen adam

“Diyarbakır uzak niye gittin, biraz karışık deniyordu ama burada İstanbul’dan farklı bir yaşam görmedim. İstanbul’da nasıl yaşıyorsam burada da aynı şekilde yaşıyorum.

A+A-

“Diyarbakır uzak niye gittin, biraz karışık deniyordu ama burada İstanbul’dan farklı bir yaşam görmedim. İstanbul’da nasıl yaşıyorsam burada da aynı şekilde yaşıyorum. Hatta bazı yerleri daha da avantajlı. Diyarbakır’da olumsuz olarak gözüken ne varsa bu Türkiye’nin her yerinde, İstanbul’da da var. Ayrıca artı yönleri Diyarbakır’ın çok fazla. Geldiğim günden bu yana söylüyorum bu kadar kaliteli, kültür seviyesi yüksek, kitaptan, sinemadan bahseden bu kadar çok yöneticiyle hiç çalışmadım. Fenerbahçe’de futbolcu olarak başladım, sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ilk hocası benim, kurucusu sayılırım. Samsun, Güngören, Amatör genç takımlar dahil buralarda da çalıştım burası kadar kültür seviyesi yüksek takım görmedim.”

Böyle cevaplıyordu Turhan Özyazanlar ‘Diyarbakır’a gelme kararınıza çevrenizdeki insanlar karşı mı çıkıyordu’ sorumu. Bugün Amedspor olarak bildiğimiz, o zaman ki adıyla Diyarbakır Büyükşehir Belediyesporun teknik direktörüydü. Futbolu takip etmemin yanı sıra Gazetemiz Spor Yazarı Mehmet Özyazanlar’ın ağabeyi olması Turhan hocanın Diyarbakır’a gelişini daha yakından takip etmemin önemli bir sebebiydi. Röportaj planları yapsam da 2012’nin savaş koşulları, cezaevlerinde devam eden açlık grevleri nedeniyle Diyarbakır’da ciddi anlamda kaos yaşanıyordu ve röportaj kentin doğal koşullarından kaynaklı ertelenmek durumunda kalmıştı. 2012’nin eylül ayında siyasi tutuklular tarafından cezaevlerinde başlatılan açlık grevleri kasım ayı ortalarında bitirilmişti. Kentteki ortamın biraz yumuşamasıyla beraber Turhan hocaya telefondan ulaştım ve tesislere davet edildim. İsmini bildiğim ancak ilk defa tanışacağım bir isimdi ama gazetemiz Evrensel ile olan teması yabancılık hissettirmedi. Röportaj için ses kaydını açmadan önce uzunca kentteki siyasi ortama ilişkin sohbet etmiş, fikir alışverişinde bulunmuştuk. Ardından ses kaydı ve röportaj...

‘SADECE ŞUTU GELİŞTİRMİYORUZ...’
Turhan Özyazanlar birçok açıdan Türkiye’deki teknik direktör profilinden farklı bir isim. Yaptığımız röportajda da ifade ettiği üzere ‘Kendimi Metin Kurt’un devamı olarak görüyorum’ diyordu. Futboldaki sendikalaşma mücadelesinin önemine hiç bıkmadan vurgu yapan Özyazanlar’ı birçok teknik direktörden ya da futbol insanından ayıran nokta; futbolcuların kişisel, kültürel gelişimiyle ilgilenmesiydi. Türkiye gibi futbolcu adaylarının ‘eğitim mi, futbol mu’ tercihiyle karşı karşıya kaldığı sistemsiz, alt yapısız bir ülke için önemli bir detay bu. Turhan hoca için bu detayın altı sıkı sıkıya doluydu. “Futbolcu gazete, kitap okumazsa bilinçlenemiyor” demiş ve eklemişti: “Tesislere Evrensel, Özgür Gündem dahil günlük 5 gazete aldırıyoruz.” Röportajda gençlerin popüler kültürün etkisinde kaldığından da şikayet edip, gelecek nesil ile uğraşılması durumunda genç futbolcuların istedikleri kıvama gelebileceklerini de anlatmıştı. Diyarbakır üzerine de uzunca sohbet ettiğimiz Özyazanlar, Diyarbakır’ı çok sevdiğini ve geldiği için çok memnun olduğunu içtenlikle anlatmıştı. Röportajın ardından kentte birkaç defa karşılaşma, sohbet etme şansımız olmuştu. Evrensel gazetesinden önemli gördüğü köşe ve haberlerin kupürlerini tesislerdeki panolara astıran Turhan hocanın yaşamını yitirmesi kuşkusuz ani ve üzücü oldu. Radikal’den Ali Kayalar’ın da söylediği gibi bir ‘futbol aydını’nı kaybettik. Metin Kurt’un ölümü sonrası “popüler” şekilde haber olması Turhan hocayı rahatsız etmiş, birçok gazete ya da ajansın Metin Kurt için kendisini aramasını da ‘Yaşıyorken kendisine sormadıklarını bana soruyorlar’ sözleriyle, şaşkınlıkla karşıladığını anlatmıştı. Turhan hocanın rahatsız olduğu diğer nokta medyanın Metin Kurt’un sendikal mücadelesine nostalji muamelesi yapmasıydı. O mücadelenin bitmediğini, sürdüğünü söylemişti. Futbola dair birçok konuda benzeştiğimiz, kesiştiğimiz Metin Kurt, Turhan Özyazanlar gibi değerlerin isimlerini yaşatmak 1 Mayıs mitinglerinde taraftar kortejlerini kitleselleştirmekten, bıraktıkları mücadele birikimini sürdürmekten geçiyor. Futbol dünyası önemli bir emekçisini kaybetti. Üzgünüz, güle güle sadece şut atmayı öğretmeyen adam... (Evrensel / Faruk Ayyıldız)

Etiketler :

HABERE YORUM KAT