1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Görmez Diyarbakır'da konuştu
Görmez Diyarbakır'da konuştu

Görmez Diyarbakır'da konuştu

DİYARBAKIR- Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine katılmak üzere Diyarbakır'da bulunan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Dicle Üniversitesi'nde düzenlenen Kutlu Doğum Konferansı'nda konuştu. Görmez, “Farklılıklar bizim zenginliğimizdir, büyüklüğümüzdür ondan hiçbir zaman çekinmeyelim” dedi.

A+A-

Kutlu Doğum Haftası Diyarbakır'da düzenlenen çeşitli etkinliklerle devam ediyor. Kutlu Doğum Haftası kutlamalarına katılmak için Diyarbakır'a gelen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, dün akşam yapılan kutlamalarının ardında bugün Dicle Üniversitesi Kongre Merkezi'nde düzenlenen Kutlu Doğum Haftası Konferansı'nda konuştu. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bu yıl kutlanan Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinin teması olan insan onuru konusunda konuşan Mehmet Görmez, insan onurunun önemine dikkat çekti. Giydiği kıyafet ile öğrenciler arasında bir engelin olmamasını isteyen Görmez, “İnşallah giydiğim kıyafet aramızda engel olmaz.

Gönülleri birbirinde açarsak, inanıyorum ki hiçbir engel olmaz. Ben bugün sizlerle, Kutlu Doğum Haftası için seçtiğimiz temayla ilgili bazı hususların altını çizmek istiyorum. Biz bu yıl, insan onurunu ele aldık. Neden insan onuru? Çünkü bilhassa son 200 yılda insanlık, bilimsel ve teknolojik alanda çok mesafe katletti. Çok büyük keşiflerde bulundu. Ancak insanın onurunu korumada, yüceltmede yeteri başarıyı gösteremedik. İnsan kendisinden çok uzaklardaki dünyaları keşfetti. Uzayları keşfetti. Ancak kalbini ve ruhunu ihmal etti. İnsan, insanı ihmal etti. Başka dünyaları keşfe koyuldu. Bu sebeple yeniden insan onurunu gündeme getirmeyi gerekli gördük. Bilhassa insanı onursuzlaştırma, değersizleştirme, insanı her türlü değerden arındırma politikaları küresel ölçekte etkili olmaya başladı. Bu sebeple insan onuru üzerinde durmak gerekiyor. Siz üniversite gençleri, hangi alan okursanız okuyun, ister sosyal bilimci olsun, ister fen bilimi olsun, insan onurunu yeniden keşfetmenin yolu bilimsel olarak dört ana konu üzerinde çalışma yapmaktan geçiyor. Dört anlayışımızı, dört konuya bakışımızı birlikte gözden geçirmemiz gerekiyor. Varlık, bilgi, insan ve alem. Varlık bilgisi, bilgi anlayışımız, insan anlayışımız ve alem tasavvurumuzu gözden geçirmedikçe, biz yeniden insanı keşfedemeyiz, insanın onurunu yeniden yüceltemeyiz. Zedelenen, horlanan, kırılan, ayaklar altına alınan inansın onurunu yeniden yüceltemeyiz.

Zira varlık anlayışı maddeden ibaret kabul eden, varlığın metafizik, varlığın aşkın boyutunu görmeyen bir anlayışın, insanın değerini yüceltmesi, insanı onurlandırması mümkün değildir. Bilgi anlayışı, her türlü vahiyi, metafizik bilgiyi reddeden, sadece gördüğüne inanan, aklının ürettiklerini kabul eden hem de duygularının eseri, kötü düşüncelerin eseri olan aklın düşüncesini sadece bilim olarak kabul eden, bilginin ötesinde sadece pozitivist bir anlayışla bilgiye bakan anlayışın, insanı yüceltmesi ve onurlandırması mümkün değildir. Eğer sizin varlık anlayışınız, her türlü metafiziği reddediyorsa, varlığın bütün boyutunu reddediyorsa o takdirde bilgi anlayışınız, sadece insanlar üzerine hegemonya kuran bir güç haline gelir. Yıllarca bilgiyi bu şekilde bir güç halinde kullanıldı. Oysa bilgi sadece güç değildir. Bilgi aynı zamanda hakikate ulaşmanın yoludur. Bilgi aynı zamanda varlığın yaratıcısıyla buluşmanın yoludur ve insanı onurlandırmanın yoludur. İnsanda var olan onur, izzeti, değeri, keşfetmenin yoludur. Bilgi sadece güç değil, bilgi ahlaktır.

Aynı zamanda bilgi sorumluluktur. Sonra insan anlayışımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. İnsan sadece gördüğümüz o maddi varlıktan mı ibaret, sadece etten ve kemikten mi ibaret? O insanın engin ruh boyutu ne olacak? İnsanın kalbi. İnsanın metafizik ve aşkın boyutu var. Şeyh Galip, "Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen / Merdüm-i dîde-i ekvan olan ademsin sen" yani "Kendine iyi bak ki, alemin özü sensin. Sen varlığın göz bebeği olan ademsin" diyor. İnsan gaye varlıktır. İnsan araç varlık değildir. Çünkü yaratıcı bütün kainatı insan için yarattı. Dinde, hukukta, devlette insan içindir. Hiçbir ideoloji insanlık onuru kadar yüce değildir. Her şey insan için gönderilmiştir. Onun için insanı yeniden anlamaya gerek. İnsan meçhul değildir, insan maluldür. Çünkü insanı yaratan Yaratıcı, insanın fıtratına meçhulü değil, malulü yerleştirmiştir” dedi.

“SERVET VE GÜÇ TUTKUSU İNSAN ONURUNU ZEDELEDİ”

Servet ve güç tutkusunun insan onurunu zedelettiğini söyleyen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, o üstünde kudret tanımayan gücün tutkunluğunun insanın başına nasıl bela olduğunun delillerini gördüklerini söyledi. Görmez, "İki tane büyük dünya savaşı diyoruz ama kaç dünya savaşı yaşadık. Son 10 -20 yılda Ortadoğu'da, Bosna'da Irak'ta, Afrika'da nice katliamlar yaşandı. Neydi sebebi? Kudret üstünde bir kudret tanımayan güç duygusudur. Başka bir sebep var mı Allah aşkına? Hani güç bende diye çizgi filmleri yapılmıştı. Sinema teknolojilerine bakın, insana atfedilen o güçlere bakın. Bunlar, ben üstümde kudret tanımıyor. Bireyler, toplumlar, devletler böyle dediği zaman zarar ederler. İnsanlığın onurunu yok edip, çiğnerler.

Güç tutkusu, servet tutkusuyla birleşince insanın onuru bir kez daha zedeleniyor. Bugün yeryüzündeki bütün savaşların temelinde, Irak'ta savaş başladığında günde yüz kez, bir petrol denizinde kanatlarıyla kurtulmak için çırpışan bir karabatak kuşunu izliyorduk. Halbuki bütün dünya biliyordu ki, o karabatak kuşunu da ve bütün insanların da içinde boğulmaya çalıştığı, o birkaç litre petrole göz dikilmişti. O servet tutkusuydu, başka bir şey değildi. Demokrasi, özgürlük hepsi hikaye olarak anlatıldı. Zaman ilerledikçe hepsi ortaya çıktı. Ve o güç tutkunu helak etti insanı. O güç tutkusu bütün insanlığı esir aldı. O servet tutkusu, güç tutkusuyla birleşince, bütün insanlık onuru ayaklar altına alındı. Ve sonra, insanın içine girdiği o kelep dediği o büyük onursuzluk ve sıkıntının üçüncü sebebini de Yüce Yaratıcı şöyle ifade ediyor, 'İnsan kendisini, hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?' İnsanın içine girdiği onursuzluğun sebeplerin saydık” diye konuştu.

“KUR'AN İNSANIN ONURUNU YÜKSELTEN KİTAPTIR”

Görmez, Kur'an-ı Kerim'in insan onurunu yücelttiğini ifade ederek, Hz. Muhammed'in de onur elçisi olduğunu vurguladı. Görmez, "Biz Kur'an-ı Kerim diyoruz. Sadece Kur'an demiyoruz. Kerim kitap, onurlu kitaptır. İnsanın onurunu yükselten kitap demektir. Bundan dolayı o kitapta insan en güzel suretle yaratılmıştır. Orada ifade edilen suret, sadece suret değildir. Fiziki yapı değildir. O kerim kitaba göre, insan eşrefi mahlukattır. Her insanın yaratılışında Allah'ın ruhu vardır. Bundan dolayı insan çok değerlidir. Doğumunu kutladığımız İslam Peygamberi onur elçisidir.

Onun çağrısına davetine bakın. O ilk Müslüman gruba bakın. O ilk Müslümanlar, saatlerce ayetler okuyup Müslüman olmadılar. Selman Farisi, Suhemi Rumi, Cebati Kürdi, bunlar bilinmez ama aralarında vardır. Bu sahabeler meşhurdur. Farklılıklar bizim zenginliğimizdir, büyüklüğümüzdür ondan hiçbir zaman çekinmeyelim. O ihtilafı asla bir kavgaya dönüştürmemeliyiz. İhtilafı zenginlik olarak değerlendirdiğimiz de o 'Müsademe-i efkardan barikai hakikat doğar'. Fikirler çatışınca hakikat kıvılcımları ortala çıkar. O kıvılcımların ışığında hakikat çok daha berrak bir şekilde ortaya çıkaracaktır” şeklinde konuştu.

Bu haber toplam 8644 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT