1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Göç mağdurları köylerine dönmek istiyor
Göç mağdurları köylerine dönmek istiyor

Göç mağdurları köylerine dönmek istiyor

DİYARBAKIR- Diyarbakır Ziraat Odaları İl Koordinasyonun yaptığı anket sonuçlarına göre 1990 yıllarında yaşanan olaylardan ötürü göç etmek zorunda kalan aileler köylerine dönmek istiyor.

A+A-

Diyarbakır Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkan Vekili Kenan Akdeniz, 1990'lı yıllarda göç eden aileler için hazırlamış oldukları ankette köylülerin, üretim alanlarımıza geri dönmek istedikleri sonucuna vardıklarını söyledi. Ailelerin köylerine dönecek imkanlarının olmadığını aktaran Akdeniz, "90'lı yıllarda hakikaten bölgemizde çok büyük sorunlar meydana geldi, bu yaşanan sorunlarla ilgili de özellikle bizim bölgemizde ciddi anlamda bir köy boşaltmaları durumuyla karşılaştık. Ben kendim de bir göç mağduruyum. Benim köyümde o süreçte yakıldı ve bu göç mağduriyetini çok iyi bilenlerdenim. Bizim yaptığımız çalışma tamamıyla bir saha çalışması yani o süreçte bir anket gibi çalışma yaptık. Bizim çiftçilerimize sorduğumuz soru şuydu, siz köylerinize üretim alanlarınıza geri dönmek istiyor musunuz? köylülerin hemen hemen hepsinin cevabı evet dönmek istiyoruz oldu. Çok yoğun bir tahribat var ortada, çok yoğun tahribatın olduğunu görmekteyiz" dedi.


 5233 sayılı yasa çerçevesinde yapılan ödemelerin müspet anlamda kullanılmadığını kaydeden Akdeniz, "Verilen destekler çok küçük destekler. İnsanların şehir hayatlarında yıllara dağılımını incelediğimizde kiralarını bile karşılayamadığını görebildik. İnsanlarımızın ben üretime dönmek istiyorum bu konuda bana ayrı yardım yapabilsin bu ayrı yardım neydi, tabi hibe olarak ta verilmesini istemiyor. İnsanlarımız kredi şeklinde bana limitler açılsın ve üretime geçtikten sonra belli taksitler halinde rahat bir şekilde ödemelerimi yaparım diyor. Bizim de bu konuda temel isteğimizde şu oldu, insanlarımız kendi köylerine dönmek istiyor, tarım ve hayvancılık bu bölgede tarihsel bir zenginlik alanıdır. İnsanlar köylerinde açlık ve yokluk nedir bilmiyorlar,bir insanın köyünde fakirlik nedir diye bir kaygısı yoktur.Çünkü üretim vardır, üretimin olduğu yerde zenginlik vardır, üretimin olduğu yerde para olur sermaye olur" diye konuştu. 


Metropollerde yaşanan sıkıntıların, köy hayatından kopamayan insanların şehir hayatına adapte olamayışı olduğunu savunan Akdeniz, "Bugün sosyal riski artırıcı metropollerde yöntemlerin başında köy boşaltmaları geldi. Bugün şehirlerde varoş hayatına mahkum kalan yani arka mahallelerde olmadık şeyler yaşanıyor. Bunun büyük etkeni köy hayatından kopamayan, şehir hayatına adapte olamayan kesimlerin varlığıdır. Şehirde sosyal riski artıran temel unsurların başında da köy boşaltmalarının, yerleşim yerlerinin boşaltmaları gelmektedir diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.


Ülke olarak tarihi bir süreçten geçtiklerini anlatan Akdeniz, "Biz bu tarihi süreçte ülkemizin geleceğini, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğinin şekillendiği bir süreçten geçiyoruz, bu barış sürecinde elimizi değil vücudumuzu, bedenimizin tamamını taşın altına koymamız gerekiyor.

Çok büyük acılar çekildi, çok büyük sıkıntılar oldu. İnsanlar hayatlarını kaybettiler. İnsanlar doğup büyüdükleri topraklarından uzaklaşmak zorunda kaldılar. Bu ülkenin kalkınmasının, bu ülkenin kaynaklarının müspet kullanılmasının, bu ülkenin geleceğinin inşa edildiği bir tarihi süreçten geçiyoruz, bundan dolayı vicdanı olan herkesin bu sürece destek vermesi gerekir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu. Türkiye'deki esas sorunun bir algı sorunu olduğunu savunan Akdeniz, "Bir taraf sorunu yaşamış ve bu sorunun çözülmesi gerektiğini söylerken, bir taraf da sanki hiçbir şey yapılmamış yanlış bir yöntem uygulanıyor gibi bir hava var. Bundan dolayı yapılması gereken temas grupların mutlak suretle kurulmasıydı. Bunun için geçen sene bize Ankara Ziraat Odaları geldi. Biz bu bölgede yaşanan sıkıntıları ve bundan sonra ülkemizin kalkınma hamlesine tarımcılık ve hayvancılık ailesi olarak nasıl katkı sunabiliriz sorusuna çok iyi bir şekilde gezerek öğrendik" şeklinde konuştu.

"ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYAN DA KOYMAYAN DA TARAF DEFTERİNE YAZILACAKTIR"


MHP ve CHP'nin tavırlarını da değerlendiren Akdeniz, "Bu tarihi süreçte elini taşın altına koyan da, koymayanları da ileriki süreçlerde taraf defterine bunlar yazılacaktır. Bu günkü CHP'nin ve MHP'nin uyguladığı bu yöntemler hakikaten ileriki süreçlerde çok iyi bir şekilde tarihi yorumlayan, okuyan insanlar tarafında sorgulanacaktır. Tabi bu çözüm sürecinde benim bir önerim olmuştu, ben Diyarbakır Ziraat Odaları İl Koordinasyonu olarak, benim Türkiye Ziraat Odalar Birliği'ne önerim şu olmuştu, Bursa'da olanlar Diyarbakır'a gelsin misafirimiz olsunlar, biz bu süreci anlatalım onlara, bunlar yaşandı, bunlar oldu, bu sıkıntıları gördük. Ama bundan sonra yapacağımız temiz bir sayfa açmaktır. Ben MHP'nin şu andaki tavrını, yaptıkları mitingleri ülkeyi ayrıştırmayı, ülkeyi kan gölüne çevirmeyi süreci olarak değerlendiriyorum. CHP'nin şu anki durumuna gelecek olursak CHP'de yani bakıldığı zaman ulusalcı yönünü Silivri'ye döndürdüğünü görüyoruz.

Silivri üzerinden politikalar yaptığını görüyoruz. Şunu da değerlendirmek gerekiyor, bu insanlar Silivri'de niye yatıyorlar, neden yatıyorlar bunu değerlendirmek gerekiyor. Tabi ki suç işlenmeyen birinin cezaevinde yatmasına kesinlikle karşıyım, ama birde suç işlemişse kusura bakma suçlu cezasını çekmelidir. Hukuk devletinde olması gereken budur. Hukuk dediğimiz mevzu herkesin ününde eşit olduğu bir durum, ondan dolayı da ben hakikaten Silivri'de o görüntülere de ,Türkiye'nin demokrasi karnesine, Silivri'nin şu anki mevcut durumunu artılar döşendiğini düşünüyorum. Çünkü bariz bir şekilde yapılan planlara, yapılan eylemlere, yapılan mitinglere bakıldığı zaman halkın seçtiği hükümeti devirme planları yapılmış. Biz şu anda iki baharı yaşıyoruz bir gerçek bahar bir diğeri ise barış ve huzurun baharı umarım iyi bir şekilde geçer ve ülkemize huzur ve barış gelir" dedi.

HABERE YORUM KAT